8. Ceza Dairesi 2022/541 E. , 2024/426 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2012/138 E., 2013/62 K.
SUÇ : Başkalarına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması
İNCELEME KONUSU
KARAR : Mahkûmiyet
KANUN YARARINA
BOZMA YOLUNA
BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması
İstanbul Anadolu 25. Asliye Ceza Mahkemesinin, 13.02.2013 tarihli ve 2012/138 Esas, 2013/62 Karar sayılı kararı ile hükümlü hakkında başkalarına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçundan 1.200,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin hükmün, temyiz edilmeksizin 18.03.2013 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 09.12.2021 tarihli evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 11.01.2022 tarihli ve KYB-2021/155158 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 11.01.2022 tarihli ve KYB-2021/155158 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
“ .... kolluk görevlilerince olay tarihinde şüphelenilerek durdurulması üzerine sanığın kendisini Murat Pusa olarak tanıttıktan sonra kollukta polislerce yapılan incelemede gerçek kimliğinin belirlendiği, Murat Pusa ismiyle düzenlenen bir tutanak bulunmadığı, sanığın kollukta gerçek ismiyle ifade verdiği, sanığın kolluk görevlilerinin görevi nedeniyle resmi belge düzenlediği sırada yalan beyanda bulunulmadığı, eylemin bu haliyle 5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun 40/1. maddesine uyduğu ve başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçunun unsurları itibarıyla oluşmadığı gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II.GEREKÇE
1. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 267 nci maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen başkalarına ait kimlik veya kimlik bilgilerini kullanma suçunun oluşabilmesi için işlediği suç nedeniyle kendisi hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engellemek amacıyla, başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılarak soruşturma ve kovuşturma işlemlerinin kimlik bilgileri verilen mağdur hakkında yapılmasına neden olunması gerekir. Bir adli soruşturma ya da kovuşturma işlemi olmaksızın kimlik bilgilerinin gizlenmesi amacıyla başkalarına ait kimlik bilgilerinin kullanılması halinde ise 5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun (5326 sayılı Kanun) 40 ıncı maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen kimliği bildirmeme kabahati oluşmaktadır.
2. Somut olayda, hükümlünün sokak üzerinde şüphe üzerine durdurularak kolluk görevlilerince yapılan kimlik kontrolü sırasında mağdura ait kimlik bilgilerini kullanması şeklinde gerçekleşen eyleminde; mağdur adına hiç bir belge düzenlenmediği gibi herhangi bir suç soruşturması veya kovuşturmasından bahsedilemeyeceğinin anlaşılması karşısında, eylemin 5326 sayılı Kanun'un 40 ıncı maddesine uyduğu ve idari yaptırımı gerektirdiği ancak anılan Kanun'un 20 nci maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendi uyarınca soruşturma zamanaşımı süresinin 3 yıl olduğu, kabahat tarihinden hüküm tarihine kadar bu sürenin gerçekleştiği anlaşılmıştır.
3. Hükümlü hakkında idari para cezası verilmesine yer olmadığı kararı verilmesi gerekirken, mahkûmiyet hükmü kurulması Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmekle, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (d) bendi uyarınca bahse konu hukuka aykırılık Yargıtay tarafından giderilmiştir.
III. KARAR
1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,
2. İstanbul Anadolu 25. Asliye Ceza Mahkemesinin, 13.02.2013 tarihli kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,
3 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (d) bendi uyarınca; hükümlünün kabahat eylemi tarihinin 19.12.2012 olduğu nazara alındığında, idari para cezasının miktarına göre hüküm tarihi itibariyle 5326 sayılı Kanun'un 20 inci maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendinde yazılı soruşturma zamanaşımının dolmuş olması karşısında, anılan maddenin birinci fıkrası gereğince İDARİ PARA CEZASI VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 17.01.2024 tarihinde karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!