8. Ceza Dairesi 2022/4344 E. , 2024/2046 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2020/1171 E., 2021/2107 K.
SUÇ : Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma
HÜKÜM : Mahkumiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz başvurusunun esastan reddi ile hükmün onanması
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının 23.05.2019 tarihli iddianamesi ile sanık hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, kasten yaralama ve tehdit suçlarından 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 109 uncu maddesinin birinci fıkrası ve 86 ncı maddesinin ikinci fıkrası ve 106 ncı maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi uyarınca cezalandırılması istemiyle dava açılmıştır.
2. İstanbul Anadolu 69. Asliye Ceza Mahkemesinin 17.06.2020 tarihli kararı ile sanık hakkında atılı suçlardan beraat kararı verilmiştir.
3. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin, o yer Cumhuriyet savcısının istinaf başvurusu üzerine duruşma açarak verdiği 25.10.2021 tarihli kararı ile sanık hakkında etkin pişmanlık hükümleri uygulanmak suretiyle, cebir ve tehdit kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan 2 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz istemi; suçun unsurlarının oluşmadığına, katılanın soyut beyanları dışında delil olmadığına, mahkumiyet hükmünün telafisi imkansız sonuçlara neden olacağına ve beraat kararı verilmesi gerektiğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. Dava konusu olay, mağdure ile sanığın nişanlı oldukları, olay tarihinde buluşarak sanığa ait araç ile cafeye gittikleri, dönüşte aracın yanına geldiklerinde aralarında bir tartışma yaşandığı ve mağdurenin ilişkilerini bitirmek istediğini söyleyerek araçtan eşyalarını aldığı sırada sanığın sinirlenerek mağdureyi araca bindirerek kapılarını kilitleyip hareket ettirdiği, mağdurenin inmek istediği ancak sanık aracı durdurmadığı için inemediği, trafik ışıklarına geldiklerinde durmak zorunda kalması sayesinde evine de yakın bir noktada olduğundan kapı kilidini açıp kendisini arabadan dışarıya attığı, arka sokaklardan koşarak evine gittiğinde sanığı evin önünde bekler vaziyette bulduğu ve kolundan yakalayarak eve girmesine engel olduğu, kurtulmayı başararak apartman kapısından içeriye girdiğinde ise apartman boşluğunda mağdureyi tekrar yakalayarak yüzüne tokat attıp bileklerinden tutarak "ya benim olursun ya canını alırım benden ayrılırsan seni öldüreceğim" diyerek tehdit ettiğine, mağdurun çığlık atması üzerine bıraktığına ilişkindir.
2. Adli tıp raporunda, mağdurun bileğinde beyanını doğrular izler ve çenede kızarıklık tespit edildiği bildirilmiştir.
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Sanığın üzerine atılı suçların katılanın tek yanlı soyut şikayet ve iddialarına dayandığı, görgü tanığı, kamera görüntü kaydı ya da başkaca somut bir delil bulunmadığı, olay tarihinde sanık ile katılanın nişanlı oldukları ve yargılama devam ederken evlendiklerinin anlaşıldığı, iddiayı destekleyen, şüpheyi ortadan kaldıran somut delillerin bulunmadığı, katılanın adli raporunda bahsi geçen kızarıklıkların darp dışında herhangi bir nedenle de oluşabilmesinin mümkün olduğu, soyut şikayetleri destekleyen somut bir delil elde edilemediğinden kuşku sanık lehine yorumlanarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun yasal unsurlarının oluşmadığı vicdani kanaatine varılarak sanığın atılı suçlardan ayrı ayrı beraatine karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Sanığın olay günü cafeye gittiklerini ve dönüşte aralarında tartışma çıktığını doğruladığı ve mağdurenin anlatımlarının adli raporla da desteklendiği anlaşılmakla, mağdureye karşı herhangi bir eylemde bulunmadığına ilişkin suçtan kurtulmaya yönelik savunmalarına itibar edilmemiş, tehdit ve kasten yaralama eyleminin kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun ağırlaştırıcı unsurları olması nedeniyle bir bütün halinde cebir ve tehdit kullanmak suretiyle kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu oluşturduğu kabul edilerek atılı suçtan cezalandırılmasına karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
1. Mağdurun araçtan, kırmızı ışıkta durması anında kilitli kapıları açıp kurtulduğunun, ikametinin önüne geldiğinde ise kendisini bekleyen sanık tarafından tehdit ve darp edildiğinin anlaşılması karşısında, 5237 sayılı Kanun'un 110 uncu maddesinde düzenlenen etkin pişmanlık hükmündeki "mağdurun şahsına zararı dokunmaksızın, onu kendiliğinden güvenli bir yerde serbest bırakma" şartı gerçekleşmediği halde, uygulanması suretiyle eksik ceza tayini aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
2.Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak verilere dayandırıldığı, eylemlere uyan suç vasıfları ile yaptırımların eleştirilen hususlar dışında doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin, 25.10.2021 tarihli ve 2020/1171 Esas, 2021/2107 Karar sayılı kararında sanık müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda eleştirilen hususlar dışında hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca İstanbul Anadolu 69. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 04.03.2024 tarihinde karar verildi.
.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!