8. Ceza Dairesi 2022/3811 E. , 2024/2067 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2021/849 E., 2021/1047 K.
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından sanık hakkında verilen kararın; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan usûl hükümlerine göre temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz isteklerinin süresinde olduğu ve reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Karşıyaka Cumhuriyet Başsavcılığının, 18.07.2018 ve 24.10.2019 tarihli iddianameleriyle sanık hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan cezalandırılması istemiyle dava açılmıştır.
2. Karşıyaka 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 26.02.2019 tarihli kararı ile sanık hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan mahkumiyet kararı verilmiştir.
3. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesinin, 20.05.2019 tarihli kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik Cumhuriyet savcısı, sanık müdafii, katılan mağdur vekili ve katılan Bakanlık vekili tarafından yapılan istinaf başvurularının kabulüyle, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 225 inci ve 289 uncu maddelerine aykırı hüküm kurulması, sanığın eylemini hile ile gerçekleştirdiği kabul edildiği halde 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 109 uncu maddesinin ikinci fıkrası yerine aynı maddenin birinci fıkrası
uyarınca mahkûmiyet hükmü kurulması suretiyle eksik ceza tayini ve sanık tarafından gerçekleştirilen ilk iki eylemin yer temini niteliğinde olup olmadığı tartışılmadan zincirleme suç hükümlerinin uygulanması nedenleriyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
4. Bölge Adliye Mahkemesi bozma ilamı üzerine yapılan yargılamada, Karşıyaka 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 25.02.2021 tarihli kararı ile sanık hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan mahkûmiyet kararı verilmiştir.
5. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesinin, 23.06.2021 tarihli kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik Cumhuriyet savcısı, sanık müdafii ve katılan Bakanlık vekili tarafından yapılan istinaf başvurularının hükmün düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1. Sanığın temyiz isteği, atılı eylemi gerçekleştirmediğine, mağduru alıkoymadığına, ilişkindir.
2. Katılan Bakanlık vekilinin temyiz isteği, alt sınırdan uzaklaşılmadığına, takdiri indirim nedenlerinin uygulanmaması gerektiğine, zincirleme suç hükümlerinin uygulama koşullarının gerçekleştiğine, kurum lehine vekalet ücretine karar verilmediğine ve somut bir nedene dayanmayan diğer temyiz itirazlarına ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
Dava konusu olay; mağdurun, sanık tarafından işletilmekte olan lokantada bir süre çırak olarak çalıştığı, sanığın mağdurun yanında çalıştığı dönemde ve iş yerinden ayrıldıktan sonra mağdura yönelik cinsel istismar eyleminde bulunduğu süre zarfında alıkoyduğu iddiasına ilişkindir.
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonunda, sanığın üzerine atılı suçu işlediği kabul edilerek mahkumiyetine karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından Cumhuriyet savcısı, sanık müdafii ve katılan Bakanlık vekilinin istinaf başvuruları üzerine yapılan incelemede, sanık hakkında kurulan hükümden zincirleme suç hükümlerinin uygulanmasına ilişkin kısmın çıkartılması ve yargılama giderlerine ilişkin kısımda yer alan ''...67,10 TL...'' ibaresinin yerine ''...84,30 TL...'' ibaresinin yazılması suretiyle hükmün düzeltilerek istinaf başvurularının esastan reddine karar verildiği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
1. Sanık tarafından 2018 yılı Mart ayının başında ve on gün sonrasında mağdura yönelik olarak gerçekleştirilen çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçunun işlenmesi sırasında, eylemle sınırlı süreyle mağdurun iradesiyle hareket edebilme imkanının ortadan kaldırılmasının kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu oluşturmayacağı, kişinin vücudunun suçun konusu olduğu, mağdurun hareket edebilme özgürlüğü ortadan kaldırılmadan bu suçun işlenemeyeceği nazara alınarak, katılan Bakanlık vekilinin zincirleme suç hükümlerinin uygulanması yöndeki temyiz itirazı yerinde görülmemiştir.
2. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 41 inci maddesinde, ailenin huzur ve refahı ile özellikle anne ve çocukların korunmasına yönelik olarak her türlü istismar ve şiddete karşı çocukları koruyucu tedbirleri alma görevinin Devlete ait olduğu, aile ve çocukların korunması hakkının Anayasa ile güvence altına alındığı, 6284 sayılı Kanun'un 20 nci maddesinin ikinci fıkrası gereğince Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı'nın kadın, çocuk ve aile bireylerine yönelik olarak uygulanan şiddet veya şiddet tehlikesi nedeniyle açılan davalara katılabileceği, ancak Bakanlığın davaya katılmasının doğrudan Anayasa ve Kanun'dan kaynaklanan koruma görevine ilişkin olup Bakanlığa yüklenen bir kamu görevi olduğu, 5271 sayılı Kanun’un 237 nci ve devamı maddelerindeki katılma hakkına ilişkin suçtan doğrudan zarar görme şartının katılan Bakanlık için söz konusu olmadığı gözetilerek, katılan Bakanlık vekilinin, kurum lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğine ilişkin temyiz gerekçesi yerinde görülmemiştir.
3. Tüm dava dosyası kapsamındaki deliller birlikte değerlendirildiğinde; yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği, Bölge Adliye Mahkemesinin sanığın atılı suçu işlediğine dair kararında isabetsizlik bulunmadığı anlaşıldığından, sanık ve katılan Bakanlık vekilinin yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiş ve kararda hukuka aykırılık bulunmamıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesinin, 23.06.2021 tarihli, 2021/849 E. sayılı kararında sanık ve katılan Bakanlık vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Karşıyaka 2. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 05.03.2024 tarihinde karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!