8. Ceza Dairesi 2022/3743 E. , 2024/5394 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2021/166 Değişik İş
SUÇ : Hakkı olmayan yere tecavüz
İNCELEME KONUSU
KARAR : İtirazın kabulü
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması
Çankırı Cumhuriyet Başsavcılığının 22.02.2021 tarihli talepnamesi ile hükümlü hakkında hakkı olmayan yere tecavüz suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 154 üncü maddesinin birinci fırkası, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 250 nci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca cezalandırılmasına yönelik talebe istinaden, Çankırı 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 22.02.2021 tarihli kararı ile hükümlü hakkında hakkı olmayan yere tecavüz suçundan 5237 sayılı Kanun'un 154 üncü maddesinin birinci fırkası, 50 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi, 5271 sayılı Kanun'un 250 nci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca hapisten çevrili 1.800,00 TL ve 40,00 TL adli para cezaları ile cezalandırılmasına karar verilmiş; anılan hükmün, itiraz üzerine, Çankırı Ağır Ceza Mahkemesinin 22.09.2021 tarihli kararıyla kendisini vekil ile temsil ettiren müşteki kurum lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle kesin olarak kaldırılmasına karar verildiği belirlenmiştir.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 02.07.2022 tarihli ve 2021/24214 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 19.07.2022 tarihli ve KYB-2022/100198 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 19.07.2022 tarihli ve KYB-2022/100198 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
"1- 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 250/2. maddesindeki “Cumhuriyet savcısı veya kolluk görevlileri, şüpheliyi, seri muhakeme usulü hakkında bilgilendirir.”, aynı Kanun’un 250/3. maddesindeki “Cumhuriyet savcısı tarafından seri muhakeme usulünün uygulanması şüpheliye teklif edilir ve şüphelinin müdafii huzurunda teklifi kabul etmesi halinde bu usul uygulanır.”, anılan Kanun’un 250/9. maddesindeki “Mahkeme, şüpheliyi müdafii huzurunda dinledikten sonra üçüncü fıkradaki şartların gerçekleştiği ve eylemin seri muhakeme usulü kapsamında olduğu kanaatine varırsa talepte belirtilen yaptırım doğrultusunda hüküm kurar; aksi takdirde talebi reddeder ve soruşturmanın genel hükümlere göre sonuçlandırılması amacıyla dosyayı Cumhuriyet Başsavcılığına gönderir. Mazaretsiz olarak mahkemeye gelmeyen şüpheli, bu usulden vazgeçmiş sayılır.”, aynı Kanun’un 250/14. maddesindeki “ Dokuzuncu fıkra kapsamında Cumhuriyet savcısının talebi doğrultusunda mahkemece kurulan hükme itiraz edilebilir.”, Ceza Muhakemesinde Seri Muhakeme Yönetmeliğinin 14. maddesindeki "Mahkeme, eylemin seri muhakeme usulü kapsamında olduğu, bu usulün şüpheliye Kanunda öngörülen koşullar çerçevesinde teklif edildiği ve şüphelinin bu teklifi müdafii huzurunda özgür iradesiyle kabul ettiği kanaatine varırsa talepte belirlenen yaptırım doğrultusunda hüküm kurar." ve aynı Yönetmeliğin 13/4. maddesindeki "Mahkemece, isnat olunan suçun seri muhakeme usulü kapsamında olmadığı veya Kanunun 250 nci maddesinin üçüncü fıkrasında belirtilen şartların gerçekleşmediği kanaatine varılması hâllerinde talep reddedilir. Bu durumda, dosya Cumhuriyet başsavcılığına gönderilir ve soruşturma genel hükümlere göre sonuçlandırılır." şeklindeki düzenlemeler karşısında,
Somut olayda, Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından seri muhakeme usulü kapsamında şüpheliye tüm sonuçları ile belirtilen teklifin müdafii huzurunda kabul edildiği, Çankırı Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 22/02/2021 tarihli talepnamenin anılan Mahkemesince kabul edilmesi ile talepte belirtilen doğrultuda aynı gün karar verildiği anlaşılmakla, hızlı bir şekilde karar verilmesi amaçlanan bu usulde anılan Kanun ve Yönetmelik kapsamında şüphelinin müdafi huzurunda dinlenmesinin zorunlu olmasına karşın müşteki vekilinin seri muhakeme usulünün aşamalarında yer almadığı, kaldı ki Mahkemesince bile talepnamenin reddine yönelik incelemenin sınırı, isnat olunan suçun seri muhakeme usulü kapsamında olup olmadığı ve 5271 sayılı Kanun'un 250/3. maddesinde belirtilen şartların gerçekleşip gerçekleşmediği hususları ile sınırlı olduğu değerlendirildiğinde, bu nedenle talepnameyi inceleyen Asliye Ceza Mahkemesinin sınırının itirazı inceleyen mercii Ağır Ceza Mahkemesinin inceleme sınırını da kapsadığı cihetle, müşteki vekilinin vekalet ücreti yönünden yapılan itirazın reddi yerine yazılı şekilde kabulüne karar verilmesinde,
2- Kabule göre, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 271/2. maddesinde yer alan, "İtiraz yerinde görülürse merci, aynı zamanda itiraz konusu hakkında da karar verir." şeklindeki hükmü karşısında, itirazın kabulü ile itirazın konusu hakkında da bir karar verilmesi gerektiği gözetilmeksizin yazılı şekilde karar verilmesinde, isabet görülmemiştir."
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
1.5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun "Seri muhakeme usulü" başlıklı 250 nci maddesinin dördüncü fıkrası ve devamı;
"(4) Cumhuriyet savcısı, Türk Ceza Kanununun 61'inci maddesinin birinci fıkrasında belirtilen hususları göz önünde bulundurarak, suçun kanuni tanımında öngörülen cezanın alt ve üst sınırı arasında tespit edeceği temel cezadan yarı oranında indirim uygulamak suretiyle yaptırımı belirler.
(5) Dördüncü fıkra uyarınca sonuç olarak belirlenen hapis cezası Cumhuriyet savcısı tarafından, koşulları bulunması hâlinde Türk Ceza Kanununun 50'nci maddesine göre seçenek yaptırımlara çevrilebilir veya 51'inci maddesine göre ertelenebilir
(6) Bu maddeye göre belirlenen yaptırımlar hakkında, Cumhuriyet savcısı tarafından, koşulları hâlinde 231'inci madde kıyasen uygulanabilir.
(7) Bu madde kapsamında yaptırım uygulanması, güvenlik tedbirlerine ilişkin hükümlerin uygulanmasına engel teşkil etmez...
(9) Mahkeme, şüpheliyi müdafii huzurunda dinledikten sonra üçüncü fıkradaki şartların gerçekleştiği, eylemin seri muhakeme usulü kapsamında olduğu ve dosyadaki mevcut delillere göre mahkûmiyet kararı verilmesi gerektiği kanaatine varırsa talep yazısında belirtilen yaptırımdan daha ağır olmamak üzere dört ila yedinci fıkra hükümleri doğrultusunda hüküm kurar...
(14) Dokuzuncu fıkra kapsamında Cumhuriyet savcısının talebi doğrultusunda mahkemece kurulan hükme itiraz edilebilir." şeklinde düzenlenmiştir.
2. Belirtilen düzenlemeler gereği mahkeme, şüphelinin dinlenmesi sonunda üçüncü fıkradaki şartların gerçekleştiği, eylemin seri muhakeme usulü kapsamında olduğu ve dosyadaki delillere göre mahkûmiyet kararı verilmesi gerektiği kanaatine varırsa Cumhuriyet savcısı tarafından belirlenen yaptırım doğrultusunda hüküm kuracaktır. Mahkemenin belirlenen yaptırımı değiştirme ya da ağırlaştırabilme yetkisi bulunmamaktadır. Ancak anılan Kanun hükmünde “…düzenlenen talep yazısında belirtilen yaptırımdan daha ağır olmamak üzere dört ila yedinci fıkra hükümleri doğrultusunda hüküm kuracaktır” denildiğine göre mahkeme belirlenenden daha hafif bir yaptırım da belirleyebilecektir.
3. Bu kapsamda inceleme konusu dava dosyası değerlendirildiğinde; Çankırı 2. Asliye Ceza Mahkemesince hükümlü hakkında, düzenlenen talepname doğrultusunda 5237 sayılı Kanun'un 154 üncü maddesinin birinci fıkrası, 50 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi, 5271 sayılı Kanun'un 250 nci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca belirlenen hapisten çevrili 1.800,00 TL ve 40,00 TL adli para cezaları ile cezalandırılmasına ilişkin hüküm kurulduğu ve seri muhakeme usulüne ilişkin anılan Kanun düzenlemesinde, seri muhakeme usulü kapsamında gönderilen talepnameler doğrultusunda kurulan hükümlerde vekalet ücretine hükmolunmasına ilişkin bir düzenlemeye yer verilmediği anlaşılmakla, Çankırı 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 22.02.2021 tarihli kararına yapılan itirazın, müşteki lehine vekalet ücretine hükmolunması gerektiği sebebiyle kabulü Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi bu nedenle yerinde görülmüştür.
III. KARAR
1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin (1) numaralı istem yönünden KABULÜNE,
2. Çankırı Ağır Ceza Mahkemesinin, 22.09.2021 tarihli ve 2021/166 Değişik İş sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, kararın niteliğine göre (2) numaralı istem hakkında karar verilmesine yer olmadığına,
5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 26.06.2024 tarihinde karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!