8. Ceza Dairesi 2022/3555 E. , 2024/3428 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2012/919 E., 2012/928 K.
SUÇ : Başkalarına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması
İNCELEME KONUSU
KARAR : Mahkumiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması
İzmir 7. Asliye Ceza Mahkemesinin, 10.05.012 tarihli ve 2012/919 E., 2012/928 K. sayılı kararı ile hükümlü hakkında başkalarına ait kimlik veya kimlik bilgilerini kullanma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun ) 268 inci maddesinin birinci fıkrası delaletiyle 267 nci maddesinin birinci fıkrası, 269 uncu maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi, 50 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ve 52 nci maddesinin ikinci fıkrası gereğince 1.200,00 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin hükmün, temyiz edilmeksizin 08.06.2012 tarihinde kesinleştiğine dair kesinleştirme şerhi düzenlendiği belirlenmiştir.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca 01.06.2022 tarihli evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 23.06.2022 tarihli ve KYB-2022/82282 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 23.06.2022 tarihli ve KYB-2022/82282 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
"...sanığın parada sahtecilik suçundan yakalandığında kendisini ... olarak tanıtarak, adı geçen sahşa ait kimlik bilgilerini kolluk görevlilerine verdiği, ancak sanığın tedirgin hallerinden şüphelenilmesi üzerine yapılan araştırma sonucu gerçek kimlik bilgilerine ulaşılarak soruşturma işlemleri yapıldığı, ... isimli şahıs hakkında ise herhangi bir soruşturma işlemi yapılmadığı cihetle, sanığın eyleminin iftira suçunu oluşturmayacağı gözetilmeden, beraati yerine yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesinde isabet görülmemiştir."
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
1. İftira suçunun özel bir halini düzenleyen 5237 sayılı Kanun'un 268 inci maddesinde öngörülen, başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçunun oluşabilmesi için, kişinin işlediği suç nedeniyle kendisi hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engellemek amacıyla, başkasına ait kimliği veya kimlik bilgilerini kullanmasının gerektiği, bunun dışında resmi belgenin düzenlenmesinin gerektiği durumlarda resmi belgeyi düzenlemek yetkisine sahip olan kamu görevlisine karşı başkasının kimlik veya kimlik bilgilerini kullanma eyleminin ise aynı Kanun'un 206 ncı maddesine uyan suçu oluşturacağı, hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını gerektiren bir suç bulunmayan veya resmi bir belgenin düzenlenmesini de gerektirmeyen hallerde görevle bağlantılı olarak sorulması halinde kamu görevlisine kimliği veya adresiyle ilgili bilgi vermekten kaçının veya gerçeğe aykırı beyanda bulunan kişinin eyleminin ise Kabahatler Kanunu'nun 40 ıncı maddesine aykırılık olarak değerlendirileceği,
2. Bu kapsamda somut olay incelendiğinde; devriye gezen polislerce durumundan şüphe edilerek durdurulan hükümlünün cebinden cep telefonunu çıkardığı sırada üzerinde taşıdığı sahte paraların yere düşmesi üzerine, parada sahtecilik suçundan hakkında işlem yapıldığı sırada kendisini mağdur ... olarak tanıttığı, yakalama ve üst arama tutanağı'nın bu isimle düzenlendiği, ilgili emniyet birimine götürüldüğünde gerçek kimliğinin tespit edildiği olayda; hükümlünün parada sahtecilik suçu nedeniyle yakalandığında kimliği ile ilgili gerçeğe aykırı olarak beyan ettiği isme göre hazırlanmış bir tutanağın bulunması ve sanık hakkında bu olay nedeniyle parada sahtecilik suçundan kesinleşmiş mahkumiyet hükmünün bulunması nedeniyle işlediği suç nedeniyle kendisi hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engellemek amacıyla, başkasına ait kimliği veya kimlik bilgilerini kullanan hükümlüye atılı suçun unsurlarının oluştuğu ve hükümlü hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğine yönelik kanun yararına bozma isteminin yerinde olmadığı anlaşılmıştır.
3. Açıklanan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.
III. KARAR
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesindeki koşulları taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliğiyle REDDİNE,
Dava dosyasının, Mahkemesine sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 24.04.2024 tarihinde karar verildi.
...
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!