8. Ceza Dairesi 2021/8997 E. , 2023/7210 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2015/83 E., 2015/990 K.
SUÇ : Hakkı olmayan yere tecavüz etme
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Aliağa Cumhuriyet Başsavcılığının 19.01.2015 tarihli iddianamesiyle sanık hakkında hakkı olmayan yere suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 154 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddeleri uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır
2.Aliağa 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 19.11.2015 tarihli kararı ile sanık hakkında hakkı olmayan yere tecavüz suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 154 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası, 51. maddesi uyarınca 5 ay hapis cezası ve 80 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, cezanın ertelenmesine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz istemi kararın usul ve yasaya aykırı olup, hukuki garabet olduğuna, mahkemenin sanık lehine olan resmi, tutanak ve belgeleri gerekçeli kararında tartışmadığına, yok saydığına, sanığın taşınmazı 1992'de kullanmaya başladığına o tarihte yürürlükte olmayan 5237 sayılı Kanun'a göre cezalandırmanın hukuka aykırı olduğuna, zilyetlik şerhinin yok hükmünde olduğuna, yok hükmünde olmasa dahi zilyet olarak adına şerh verilen kişinin 1966 yılında vefat ettiğine katılan ve diğer kişilerin bu taşınmazda hiçbir şekilde zilyet olmadıklarına, taşınmazı kullanmadıklarına, 24-25 yıldır fiilen sanığın kullanımında olduğuna, taşınmazın 31.12.1963 de hazine adına tarla vasfıyla kayıt gördüğüne ancak taşınmazın orman tahdit sınırında kalıp orman niteliğinde olduğuna,bu hususun orman işletme kayıtlarında belirtildiğine, 1947 yılında orman kadastrosu yapılan taşınmazın ikinci kez 1963 yılında arazi kadastrosu gördüğüne arazi kadastrosu sonucu oluşan ikinci tescilin yolsuz tescil olduğuna ve bu şekilde oluşan tapu üzerindeki şerhinde yolsuz olduğuna, 1986 yılında taşınmazın orman kadastro komisyonunca 2/B arazisi haline getirildiğine, taşınmazın ilk kullanım tarihinden itibaren zamanaşımı süresinin dolduğuna, dinlenen tanık beyanları kolluk araştırması ve orman işletme müdürlüğünce verilen cevaptan sanığın taşınmazın zilyeti olduğunun anlaşıldığına, mahkemece katılanın tanıklarının beyanlarına neden itibar edilip sanığın tanıklarının beyanlarına neden itibar edilmediğinin açıklanmadığına, 6292 sayılı Kanuna göre söz konusu şerhin terkini gereken şerhlerden olduğuna, katılanın bu kanun kapsamında söz konusu şerhe ilişkin başvuruda bulunmadığına, kendilerinin açmış olduğu dava sonrası taşınmazdan haberi olduğuna, Aliağa Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/9 Esas sayılı dosyasının kesinleşmediğine kaldı ki kararın usule ilişkin olduğuna taraflar arasındaki ihtilafın hukuki ihtilaf olduğuna beraat kararı verilmesi gerektiğine vesaireye ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Dava konusu olay sanığın katılan ...'in babası olan ve mirasçısı bulunduğu ...'in zilyetliğinde olduğuna dair tapu kaydında şerh bulunan Maliye Hazinesi adına kayıtlı Aliağa ilçesi, ... mevkii, 3197 parsel sayılı taşınmazı asıl zilyedin kendisi olduğundan bahisle tamamen işgal ederek sürmek suretiyle kullanarak, işgal ettiği iddiasına ilişkindir.
IV. GEREKÇE
Sanığın aşamalarda tapusu Hazineye ait suça konu taşınmazı 20-25 yıldır kullanmak suretiyle zilyet olduğunu savunması, dosya kapsamında dinlenen tanıkların bir kısmının suça konu taşınmazı katılan ve kardeşlerinin fiilen kullandığını, bir kısmının ise sanığın fiilen kullandığını beyan etmesi, taşınmaz üzerinde adına zilyetlik şerhi bulunan katılanın babasının 1966 yılında ölmesi, kolluk araştırma tutanağında sanığın taşınmazı 20-25 yıldır kullandığının tespit edilmesi,dosya içerisinde bulunan ve sanık tarafından sunulan Orman Bakanlığı'nın 24.07.2013 tarihli yazı içeriğinde suça konu taşınmazda sanığın Orman Kanunu'nun 2B maddesi kapsamında 20 yıla yakın süredir işgalci olduğunun bildirilmesi hususları hep birlikte gözetildiğinde, 5237 sayılı Kanun'un 154/1. maddesindeki suçun unsurunun ''bir hakka dayanmaksızın başkasına ait taşınmaz mal veya eklentilerini malikmiş gibi tamamen veya kısmen işgal eden veya sınırlarını değiştiren veya bozan veya hak sahibinin bunlardan kısmende olsa yararlanmasına engel olmak'' şeklinde yer aldığı nazara alındığında Orman Kanunu ve Medeni Kanun kapsamında korunan hakkın kime ait ve ne tür bir hak olduğuna ve fiilin ne suretle atılı suçu oluşturduğuna ilişkin gerekçelendirme yapılmadan verilen mahkumiyet kararı hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Aliağa 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 19.11.2015 tarihli kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğnameye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 09.10.2023 tarihinde karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!