WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 06 Haziran 2026

YARGITAY 8. CEZA DAİRESİ

A- A A+

8. Ceza Dairesi         2021/7228 E.  ,  2023/4360 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan, kullanmak için uyuşturucu madde satın almak, kabul etmek veya bulundurmak, başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması
HÜKÜM : Mahkûmiyet

Kullanmak için uyuşturucu madde satın almak, kabul etmek veya bulundurmak suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 191 inci maddesinin ikinci fıkrası kapsamında verilen tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine ilişkin kararların, 6217 sayılı Yasanın 20 nci maddesi ile 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin ikinci fıkrasına eklenen ve 14.04.2011 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren "Bu karar, durma kararının hukuki sonuçlarını doğurur" cümlesi gereği itiraza tabi olup temyiz yeteneği bulunmadığı cihetle, sanığın temyiz isteminin 5320 sayılı Kanun'un 8 inci maddesinin birinci fıkrası gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı Kanun'un 317 nci maddesi uyarınca reddine, mercide yanılma nedeniyle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 264 üncü maddesi gözetilerek istemin itiraz olarak kabulüyle gereğinin mahallinde yerine getirilmesi için dosyanın bu suç yönünden mahalline iadesine karar vermek gerekmiştir.
Resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçundan hükmolunan netice cezanın türü ve miktarı gözetildiğinde 14.04.2011 tarihinde yürürlüğe giren 31.03.2011 tarihli ve 6217 sayılı Kanun’un 26 ncı maddesi ile 5320 sayılı Kanun’a eklenen geçici 2 nci maddesi uyarınca hükmün kesin nitelikte bulunduğu anlaşılmakla, sanığın temyiz isteğinin karar tarihi itibarıyla 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesinin

birinci fıkrası ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 317 nci maddesi gereği reddine karar vermek gerekmiştir.
Başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçundan kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 01.11.2012 tarihli iddianamesi ile sanık hakkında başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçundan dava açılmıştır.
2. İstanbul 12. Asliye Ceza Mahkemesinin 02.06.2016 tarihli kararı ile sanık hakkında başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçundan neticeten 6.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz isteği;
1. Suç kastının bulunmadığına,
2. Hapis cezasının ertelenmesine veya diğer lehe hükümlerin uygulanması talebine, ilişkindir.

III. GEREKÇE
1. 5237 sayılı Kanun'un 267 nci maddesi hükümlerine tabi olan başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçuna ilişkin, inceleme konusu ile ilgili olan sekizinci fıkrası;
"İftira suçundan dolayı dava zamanaşımı, mağdurun fiili işlemediğinin sabit olduğu tarihten başlar."
Şeklinde düzenlenmiştir.
2. Dava konusu olayda, sanığın uyuşturucu veya uyarıcı madde satmak veya bulundurmak suçundan hakkında işlem yapılacağı sırada mağdura ait kimlik bilgilerini kullandığı ve mağdur hakkında Beyoğlu 1. Sulh Ceza Mahkemesine anılan suç yönünden dava açıldığı, yargılama sırasında alınan 09.03.2011 tarihli rapor ile soruşturma dosyasında mevcut imzaların mağdurun el ürünü olmadığının belirlenmesi neticesinde mağdur hakkında atılı suçu işlediği sabit olmadığından beraatine karar verildiği anlaşılmakla, sanığa atılı suç ile ilgili dava zamanaşımının rapor tarihi itibariyle başlayacağı belirlenerek temyiz incelemesi yapılmıştır.
3. Sanığın yargılama konusu eylemi için, 5237 sayılı Kanun’un 267 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca belirlenecek cezanın türü ve üst haddine göre aynı Kanun’un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi ve 67 nci maddesinin dördüncü fıkrası gereği 12 yıllık olağanüstü zamanaşımı süresinin öngörüldüğü anlaşılmakla; 12 yıllık olağanüstü zamanaşımı süresinin 09.03.2011 olan suç tarihinden temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleşmiş olduğu belirlenmiştir.

IV. KARAR
A. Kullanmak için uyuşturucu madde satın almak, kabul etmek veya bulundurmak suçundan Kurulan Hükme Yönelik
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 191 inci maddesinin ikinci fıkrası kapsamında verilen tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine ilişkin kararların, 6217 sayılı Yasanın 20 nci maddesi ile 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin ikinci fıkrasına eklenen ve 14.04.2011 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren "Bu karar, durma kararının hukuki sonuçlarını doğurur" cümlesi gereği itiraza tabi olup temyiz yeteneği bulunmadığı cihetle, sanığın temyiz isteminin 5320 sayılı Kanun'un 8 inci maddesinin birinci fıkrası gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı Kanun'un 317 nci maddesi uyarınca reddine, mercide yanılma nedeniyle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 264 üncü maddesi gözetilerek istemin itiraz olarak kabulüyle gereğinin mahallinde yerine getirilmesi için dosyanın bu suç yönünden MAHALLİNE İADESİNE,
B. Resmi Belgenin Düzenlenmesinde Yalan Beyan
Resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçundan hükmolunan netice cezanın türü ve miktarı gözetildiğinde 14.04.2011 tarihinde yürürlüğe giren 31.03.2011 tarihli ve 6217 sayılı Kanun’un 26 ncı maddesi ile 5320 sayılı Kanun’a eklenen geçici 2 nci maddesi uyarınca hükmün kesin nitelikte bulunduğu anlaşılmakla, sanığın temyiz isteğinin karar tarihi itibarıyla 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesinin birinci fıkrası ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 317 nci maddesi gereği REDDİNE,
C. Başkasına Ait Kimlik veya Kimlik Bilgilerinin Kullanılması Suçundan Kurulan Hükme Yönelik
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle İstanbul 12. Asliye Ceza Mahkemesinin 02.06.2016 tarihli kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki kamu davasının 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereği gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, Tebliğnameye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 07.06.2023 tarihinde karar verildi.