8. Ceza Dairesi 2021/4321 E. , 2024/455 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2015/761 E. 2016/361 K.
SUÇLAR : Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, tehdit, hakaret,yaralama
HÜKÜMLER : Mahkumiyet
TEMYİZ EDENLER : Cumhuriyet savcısı, sanıklar
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İncelenmeksizin iade, onama, bozma
Sanık ... hakkında yaralama ve hakaret suçlarından 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 231 inci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararların; 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin on ikinci fıkrası gereği itiraz yoluna tabi olduğu, temyizinin mümkün olmadığı, anlaşılmıştır.
Sanık ... hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ve tehdit, sanık ... hakkında ise kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, tehdit, yaralama ve hakaret suçlarından kurulan hükümlerin, temyiz edilebilir oldukları, temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Antalya Cumhuriyet Başsavcılığının 14.10.2015 tarihli iddianamesi ile sanıklar hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, tehdit, hakaret ve yaralama suçlarından cezalandırılmaları için kamu davası açılmıştır.
2. Antalya 23. Asliye Ceza Mahkemesinin, 02.05.2016 tarihli kararı ile sanıkların atılı tüm suçlardan mahkumiyetlerine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1. Cumhuriyet savcısının temyiz istemi, tehdit ve yaralamaya yönelik eylemlerin kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun unsuru olduğundan bahisle, her iki sanık hakkında tehdit suçundan ayrıca sanık ... hakkında yaralama suçundan mahkumiyet hükümleri kurulmasının hukuka aykırı olduğuna yöneliktir.
2. Sanıkların temyiz istemi, mahkumiyetlere yeter delil bulunmadığına, kovuşturma safhasında ayrıntılı savunmalarının alınmadığına, sanık bazında irdeleme ve kişiselleştirme yapılmadan eksik inceleme yapılarak mahkumiyet hükümleri kurulduğuna, mahkeme kararının gerekçesiz olduğuna, katılanlann aşamalardaki beyanlarının tutarlı olmadığına, şüpheden sanığın yararlanacağına ilişkin evrensel hukuk ilkesinin bertaraf edildiğine yöneliktir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. Dava konusu olay, sanıklardan Derya ile katılan ...'ın olay öncesinde sevgili olup ayrıldıkları, sonrasında katılan ...'ın katılan ... ile arkadaşlık yapmaya başladığı, olay tarihinde akşam saatlerinde katılanların araçlarıyla Altınkaya mevkinde tepelik bir alana gittikleri, aynı yere önce tek başına gelen sanık ...'nın katılanları gördüğü ve oradan ayrılarak bir müddet sonra yanında kardeşi sanık ... ve kimlikleri tespit edilemeyen Apo ve Zafer isimli şahıslarla geldikleri, burada Apo isimli kişinin katılan ...'ı darp ettiği, sanıkların ise katılan ...'i elleriyle darp ettikleri aynı zamanda or.pu şeklindeki ifade ile hakaret ettikleri akabinde bir saate yakın süre ile her iki katılanı kendi araçları içerisinde zorla alıkoydukları ve katılanlara hitaben "sıkıntı yok, görüşeceğiz, bu böyle bitmeyecek" şeklindeki ifadelerle tehdit ettikleri bu suretle her iki sanığın her iki katılana yönelik kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ve tehdit ayrıca katılan ...'e yönelik olarak da hakaret ve yaralama suçlarını işledikleri iddiasına ilişkindir.
2. Katılan ... hakkında 08.10.2014 tarihinde alınan doktor raporuna göre, oksipital sol tarafta hematom ve ek olarak sol uyluk dış yanda 5 cm ekimoz olduğu tespit edilmiştir.
3. Katılan ... hakkında 10.10.2014 tarihinde alınan doktor raporuna göre, sol göz çevresinde ödem ve ekimoz sclenada hemoroji ve sol kulak kepçede hiporemi olduğu tespit edilmiştir.
IV. GEREKÇE
A. Sanık ... hakkında yaralama ve hakaret suçlarından kurulan hükümlere yönelik yapılan temyiz incelemesinde;
Sanık hakkında 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararların; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 03.02.2009 tarihli ve 2008/11-250 Esas, 2009/13 Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin onikinci fıkrası gereği itiraz yoluna tabi olduğu, temyizinin mümkün olmadığı ve yapılan itiraz üzerine itiraz mercince bir değerlendirme yapılarak itirazın reddine karar verildiği anlaşılmıştır.
B. Sanık ... hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ve tehdit, sanık ... hakkında ise kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, tehdit, yaralama ve hakaret suçlarından kurulan hükümlere yönelik yapılan temyiz incelemesinde;
1. Aşağıda belirtilen (2) nolu bozma nedenine göre; sanık ...'in katılan ...'e yönelik eylemlerinin kül halinde cebir ve tehdit kullanılarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu oluşturacağı cihetle, sanığın, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun zor unsuru niteliğinde katılanı darp etmesi şeklindeki eylemi nedeniyle yaralama suçundan sanığa ayrıca ceza verilemeyeceği, ancak sanık hakkında yaralama suçundan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verildiği anlaşılmış ise de mükerrer cezalandırılmanın önlenmesi bakımından bu karara karşı kanun yararına bozma yoluna gidilmesi mümkün görülmüştür.
2. Olay nedeniyle katılan ...'in vücudunda "Olay ve Olgular" bölümünde belirtildiği şekilde darp ve cebir izleri bulunduğu belirtilmiş ise de sanık ...'nın gerçekleştirdiği yaralamanın yine sanıkların katılanlara yönelik "emniyetiniz gelsin, alayınız gelin, sıkıntı yok, görüşeceğiz, bu böyle bitmeyecek" şeklindeki tehdide yönelik eylemlerinin her iki katılana yönelik hürriyetten alıkoyma suçunun cebir ve tehdit unsurunu oluşturduğu gözetilerek sanıkların eylemlerinin kül halinde 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 109 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan cebir ve tehdit uygulamak suretiyle kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu oluşturduğu, sanık ... hakkında yaralama, her iki sanık hakkında ayrıca tehdit suçlarından mahkumiyet hükümleri kurulmuş ise de bu suçların ayrı bir suç olarak değerlendirilmeyeceği, 5237 sayılı Kanun'un 109 uncu maddesinin ikinci fıkrası gereğince hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden, eylemlerin bölünerek sanıklar hakkında ayrı ayrı hükümler kurulması 5271 sayılı Kanun'un 225 inci maddesinin birinci fıkrasına aykırı bulunmuştur.
3. Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun, katılanların ayrı ayrı araca bindirilerek araçta zorla tutulmaları şeklinde gerçekleşmesi nedeni ile sanıkların mağdur sayısınca cezalandırılması yerine, uygulama yeri olmadığı halde zincirleme suç hükümleri uygulanarak eksik cezalar tayin edilmesinde hukuka uygunluk görülmemiştir.
4. Sanık ... hakkında hakaret suçundan kurulan hüküm bakımından; 5237 sayılı Kanun'un 125 inci maddesinin dördüncü fıkrasında ağırlaştırıcı neden olarak öngörülen aleniyetin oluşabilmesi için olay yerinde başkalarının bulunması yeterli olmayıp, hakaretin belirlenemeyen sayıda kişi ve herkes tarafından görülme, duyulma ve algılanabilme olasılığının bulunması, herhangi bir sınırlama olmaksızın herkese açık olan yerlerde işlenmesinin gerekmesi ve olayın tepelik bir mevkide gerçekleştiğinin anlaşılması karşısında, aleniyet öğesinin ne şekilde oluştuğu tartışılıp açıklanmadan, eksik inceleme ve yetersiz gerekçeyle verilen cezanın anılan Kanun maddesi gereğince artırılmasında hukuka uygunluk görülmemiştir.
5. Sanık ... hakkında tekerrüre esas alınan mahkûmiyet hükmünün, “kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek veya bulundurmak ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanmak” suçuna ilişkin olduğu ve bu suçu düzenleyen 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinde 18.06.2014 tarih ve 6545 sayılı Kanunun 68 inci maddesiyle değişiklik yapıldığı göz önüne alındığında, sözü edilen suçtan kurulan mahkumiyet hükmü yönünden uyarlama yargılaması yapılıp yapılmadığı araştırılarak, sonucuna göre sanık ... hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesinde hukuka uygunluk görülmemiştir.
V. KARAR
A. Sanık ... hakkında yaralama ve hakaret suçlarından kurulan hükümler bakımından;
Sanık hakkında 5271 sayılı Kanunu’nun 231 inci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararların; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 03.02.2009 tarihli ve 2008/11-250 Esas, 2009/13 Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin onikinci fıkrası gereği itiraz yoluna tabi olduğu, temyizinin mümkün olmadığı ve yapılan itiraz üzerine itiraz
mercince bir değerlendirme yapılarak itirazın reddine karar verildiği anlaşılmakla, dava dosyasının, Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle İNCELENMEKSİZİN İADESİNE,
B. Sanık ... hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ve tehdit, sanık ... hakkında ise kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, tehdit, yaralama ve hakaret suçlarından kurulan hükümler bakımından;
Gerekçe bölümünde (B) bendinde açıklanan nedenlerle Antalya 23. Asliye Ceza Mahkemesinin, 02.05.2016 tarihli kararına yönelik Cumhuriyet savcısı ve sanıkların temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükümlerin 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 321 inci ve 326 ncı maddesinin son fıkrası uyarınca Tebliğnameye kısmen aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 17.01.2024 tarihinde karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!