8. Ceza Dairesi 2021/18807 E. , 2024/2074 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2019/277 E., 2021/98 K.
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Kanun'un 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 11.02.2016 tarihli iddianamesiyle sanık hakkında başka suçla birlikte kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.
2.İzmir 22. Asliye Ceza Mahkemesinin 24.10.2017 tarihli kararı ile sanık hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan 2 yıl 2 ay 20 gün hapis cezası ile mahkumiyet kararı verilmiştir.
3.İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin 26.01.2021 tarihli kararı ile kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik istinaf itirazları yerinde görülerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ile sanık hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraat kararı verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Katılan kurum vekilinin temyiz isteği; sanığın kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu işlediğinin sabit olduğuna, mahkemece eksik araştırmayla hüküm kurulduğuna, re'sen dikkate alınacak nedenlerle beraat kararının bozulması gerektiğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Dava konusu olay, mağdur ...'ın babasından alacaklı olan sanığın, bu alacağını tahsil edememesi üzerine kimliği tespit edilemeyen şahıslarla birlikte müşteki ...'nün evine geldiği ve müştekinin kızı olan mağdur ...'ı tabanca ve bıçak tehdidi altında kolundan tutarak evden dışarı çıkarmaya çalıştıkları, yapılan direnme ve bağırma üzerine olay yerinden kaçarak uzaklaştıkları, sanığın mağdura yönelik kişiyi hürriyetinden yoksun kılmaya teşebbüste bulunduğu iddiasına ilişkindir.
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince; "...sanık ... yanındaki şahısların mağduru kollarından ve ayaklarından tutarak kaçırmaya çalıştıkları, mağdurun direnmesi ve bağırması üzerine sanık ... yanındaki kişilerin evden kaçarak uzaklaştıkları,..." şeklindeki kabulle sanığın kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan mahkumiyetine karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Bölge Adliye Mahkemesince; "...sanık ile mağdurun ailesi arasında olay sıralarında borç alacak ilişkisinin bulunduğu, borcun ödenmemesi nedeniyle husumetli oldukları, her ne kadar mağdur ... Sürücü sanığın eve gelerek kendisini kolundan tutup dışarı çıkartmaya çalışmak suretiyle kaçırmaya çalıştığını beyan etmiş, tanıklar ... ve Büşra Sağır'da onu doğrulamışlar ise de, mağdur ile tanıkların yakın akraba oldukları, tanıkların bu nedenle tarafsız tanık durumunda olmadıkları, bu nedenle beyanları hükme esas alınamayacağı, sanığın da aşamalardaki tutarlı savunmalarında olay günü olay yeri olan mağdurun evine alacağını istemek için gittiğini ancak borçlusu olan mağdurun babasının olay yerinde olmadığını anlayınca olay yerinden çıkıp gittiğini, mağduru kaçırmaya çalışmadığını beyan ettiği savunmasının aksine mahkumiyetine yeter her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediği, bu nedenle sanığın üzerine atılı Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma suçunun sabit olmadığı..." şeklindeki gerekçeyle sanık hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan kurulan mahkumiyet hükmü kaldırılarak beraat kararı verilmiştir.
IV. GEREKÇE
Dava dosyası içeriği, sanığın savunmaları, mağdur ... müşteki beyanları, tanık anlatımları, olayın kolluğa intikal şekli, kolluk görevlileri tarafından hazırlanan tutanaklar ve dava dosyasındaki tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde Bölge Adliyesi Mahkemesi kararında hukuka aykırılık görülmemiştir.
Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre, katılan kurum vekilinin, sanığın kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu işlediğinin sabit olduğuna, mahkemece eksik araştırmayla hüküm kurulduğuna, re'sen dikkate alınacak nedenlerle beraat kararının bozulması gerektiğine yönelik yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin 26.01.2021 tarihli kararında katılan kurum vekilince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğnameye uygun olarak, oy çokluğuyla TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca İzmir 22. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 05.03.2024 tarihinde karar verildi.
KARŞI OY
Türk Ceza Kanununun 109. maddesinde kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu "Bir kimseyi hukuka aykırı olarak bir yere gitmek veya bir yerde kalmak hürriyetinden yoksun bırakan kişiye, bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası verilir." şeklinde tanımlanmıştır.
Kanunun bu maddesi ile kişinin hareket etme özgürlüğünün yanı sıra; hareket etmeme hürriyeti de korunmuştur. Bu husus madde gerekçesinde de; ‘’Bu suç ile korunan hukuki değer, kişilerin kendi arzusu ve iradesi çerçevesinde hareket edebilme hürriyetidir. Kişiler, bir yerde kalma ve bir yere gitme konusunda tercihte bulunma serbestisine sahiptirler... Örneğin kişinin ... bir yere gitmekten men olunması fiilleri, bu tanıma göre cezai yaptırımı gerektirmektedir...’’ şeklinde belirtilmiştir.
Yukarıda değinildiği üzere; söz konusu suç, bir kimsenin hukuka aykırı olarak bir yere gitmek veya bir yerde kalmak hürriyetinden yoksun bırakılmasıyla oluşmaktadır. Kişinin bir yere kapatılması, bir yerde tutulması veya bir yere götürülmesi veya bir yere gitmekten men olunması fiilleri, ceza yaptırımını gerektirmektedir. Suçun hareket unsuru, bir kimsenin, bir başkasının hareket özgürlüğünü hukuka aykırı surette sınırlamasıdır.
Kişinin fiziki zeminde hukuka aykırı olarak hareketinin engellenmesi, kişi hürriyetinin ihlalidir. Kişinin bir yere gitmesini veya bir yerde kalmasını hukuki bir nedene dayanmaksızın engelleyen her hareket söz konusu suçu oluşturur. Kanun maddesinde yazılı eylemleri gerçekleştirmeye uygun herhangi bir araçla bu suç işlenebilir.
Kişiyi
hürriyetinden yoksun kılma suçu ile mağdurun hareket serbestisi, mağdurun bir yere kapatılması veya bir yere bağlanması suretiyle mutlak şekilde kaldırılabileceği gibi kısmen dahi olsa mağdurun hareket etme özgürlüğünden
yoksun bırakılması bu suçun oluşumu için yeterlidir. Mağdurun herhangi bir şekilde hareket özgürlüğünün kısıtlanmış olması, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun gerçekleşmesi bakımından yeterli olup
özgürlüğün sınırlandırılmasının mutlak surette gerçekleşmiş olmasına gerek yoktur.
Bu açıklamalar ışığında uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde; sanığın, müşteki Mustafa' nın uzaktan akrabası olduğu, mağdur ...'ın da müştekinin kızı olduğu, sanık ile müşteki arasında alacak borç ilişkisi bulunduğu, olay tarihinden bir gün önce sanığın, müşteki ile bu borç konusunda görüştüğü, olay günü de akşam saatlerinde sanığın yanında iki kişiyle birlikte müştekinin evine gelerek evin kapısına tekme atarak içeri girdikleri, mağdurun kızkardeşi ve kuzenini etkisiz hale getirdikten sonra mağdurun kolundan tutarak dışarı çıkarmaya çalıştıkları, mağdurun direnmesi, bağırması ve tanıkların yardım çağrıları üzerine sanık ... yanındaki kişilerin evden uzaklaştıkları anlaşılan olayda, mağdurun aşamalardaki tutarlı ve samimi anlatımları, bu anlatımları doğrulayan tanık B.S. ve F.S. beyanları, olayın kolluğa intikal biçimi, kolluk görevlileri tarafından hazırlanan tutanak birlikte değerlendirildiğinde sanığın üzerine atılı kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu sübuta erdiğinden sanığın cezalandırılması gerektiği kanaatiyle Sayın çoğunluğun beraat kararının onanması şeklindeki görüşüne katılmıyorum. 05.03.2024
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!