8. Ceza Dairesi 2021/18772 E. , 2023/4030 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇ : İftira
HÜKÜM : Beraat
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı; yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Denizli Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 30.10.2017 tarihli iddianamesi ile sanık hakkında iftira suçundan cezalandırılması istemi ile dava açılmıştır.
2. Denizli 11. Asliye Ceza Mahkemesinin 10.12.2019 tarihli kararı ile sanık hakkında iftira suçundan 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına; cezanın ertelenmesine karar verilmiştir.
3. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin 26.11.2020 tarihli kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince verilen mahkumiyet hükmünün kaldırılmasına ve sanık hakkında beraat kararı verilmek suretiyle istinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Katılan vekilinin temyiz isteği, kararın hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğuna, iftira suçunun unsurlarının oluştuğuna, sanığın husumet duygusu ile hareket ettiğine, iddialarını somut deliller ile ispat edemediğine, dinlenen tanıkların sanığın savunmasını doğrulamadığına, sanığın yargılama sırasında da katılan hakkında benzer isnatlarda bulunarak suç işleme kastı ile hareket ettiğini gösterdiğine, sanığın mahkumiyetine karar verilmesi gerektiği hususlarına ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
1. Dava konusu olay, sanığın BİMER aracılığı ile ihbarda bulunarak katılanın FETÖ terör örgütü ile bağlantılı olduğunu ileri sürdüğü, katılanın adli ve idari yönden soruşturma geçirdiği ve hakkında işlem tayinine yer olmadığı kararları verildiği ve sanığın iftira suçunu işlediği iddiasına ilişkindir.
2. İlk Derece Mahkemesince sanığın yüklenen suçu işlediği kanaati ile mahkumiyetine karar verildiği anlaşılmıştır.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İhbar metninde sanığın katılan ile ilgili ileri sürdüğü ve araştırılmasını istedİği hususlar arasında kızının 2011-2015 yılları arasında Özel ... okullarında okuduğu iddiasının yer aldığı ve bu okulun FETÖ ile bağlantılı olduğu gerekçesi ile kapatıldığının belirlendiği, ayrıca iddialar yönünden de gerekli araştırmalar yapılarak kovuşturmaya yer olmadığı kararı verildiği, sanığın, katılanın FETÖ Terör örgütü ile irtibatlı ve iltisaklı olmadığını bildiği halde şikayette bulunduğuna dair tam bir vicdani kanaat oluşmadığından, mahkumiyet kararı kaldırılarak sanığın beraatine karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
1. Tebliğname Yönünden
Ceza Genel Kurulu’nun 17.05.2022 gün ve 2020/248 Esas, 2022/359 Karar sayılı ilamı ve 5271 sayılı Kanunun 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde ''İlk derece mahkemesinin kararında usule veya esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığını, delillerde veya işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığını, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğunu saptadığında istinaf başvurusunun esastan reddine, 303 üncü maddenin birinci fıkrasının (a), (c), (d), (e), (f), (g) ve (h) bentlerinde yer alan ihlallerin varlığı hâlinde "hukuka aykırılığın düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine'' duruşma açılmasına gerek olmadan karar verilebileceğinin düzenlenmiş olması ve aynı kanunun 303 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde ''Olayın daha ziyade aydınlanması gerekmeden beraate veya davanın düşmesine ya da alt ve üst sınırı olmayan sabit bir cezaya hükmolunması gerekirse'' şeklinde yer alan düzenleme birlikte değerlendirildiğinde istinaf mahkemesince yeni delil toplamadan dava dosyası içerisindeki deliller değerlendirilmek suretiyle dosya üzerinden verilen beraat kararında usul ve yasaya aykırılık olmadığından Tebliğnamenin bu yöndeki bozma görüşüne iştirak olunmamıştır.
2. Katılan Vekilinin Temyiz İtirazları Yönünden,
İftira suçunun oluşabilmesi için, yetkili makamlara ihbar veya şikâyette bulunarak işlemediğini bildiği hâlde, hakkında soruşturma ve kovuşturma başlatılmasını ya da idarî bir yaptırım uygulanmasını sağlamak için bir kimseye hukuka aykırı bir fiil isnat edilmesi gerekmektedir.
Sanık tarafından BİMER aracılığı ile sunulan dilekçede özetle, katılanın FETÖ bağlantısı olduğunu, kripto paralelci olduğunu kızını örgüt okuluna gönderdiğini, örgütün yurt dışı gezilerine götürülecek il müdürleri arasında olduğunu, işbaşı eğitim programı altında FETÖ kurumlarına destek sağladığını, FETÖ'cü olduğu bilinen Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı ile görüşüp girişimcilik kursları planlanıp açıldığını, kurum çalışanları M.G. ve müdür yardımcısı A.S. isimli şahısların twitter isimli platformda ... isimli kullanıcı tarafından sandık hırsızları listesine girmesini sağladığının söylendiğini, kendisine kumpas kurulduğunu, vatandaş şikayetlerinin kurum çalışanı M.Y. tarafından genel müdüre iletilmeyip paralelci memurlar tarafından örtbas edildiğini, 15 Temmuz Darbe girişimi sonrasında göreve geç gelen memurların savunmalarını almaya kalktığını beyanla bu konuların soruşturulmasını istemiştir.
Katılan hakkında İş Teftiş Kurulu Başkanlığı tarafından düzenlenen 27.03.2017 tarihli idari inceleme raporunda, iddialara dair somut delil tespit edilemediği, yapılacak bir işlem bulunmadığı kanaatine varılmıştır.
Katılan hakkında 15.06.2017 tarihinde, kızını 2011-2015 yılları arasında KHK ile kapatılan okula göndermesi dışında, somut bir delil elde edilemediğinden ve delil yetersizliğinden terör örgütü üyeliği suçundan kovuşturmaya yer olmadığı kararı verildiği anlaşılmıştır.
Sanık savunmasında, 15 Temmuz darbe girişiminden sonra Cumhurbaşkanının çağrısı üzerine FETÖ üyesi olmasından şüphelendiği katılan hakkında ihbarda bulunduğunu, gerekli araştırmanın yapılmasını istediğini, husumet duygusu ile hareket etmediğini beyan etmiştir.
Katılan şikayetinde; sanık ile suç tarihinden önce birlikte çalıştıklarını, sanığın işyerinde bayan bir memuru odasında alıkoyarak mobing uygulamasından dolayı hakkında işlem yapıldığını, görevinin değiştirildiğini ve kınama cezası verildiğini, katılanın disiplin amiri olmasından dolayı sanığın bu işlemden dolayı katılanı sorumlu tuttuğu ve husumet beslediğini, 15 Temmuz Darbe girişiminden sonra ise bu durumu fırsat bilip iftira kastı ile suç duyurusunda bulunduğunu ifade etmiştir.
Tüm dava dosyası içeriği, BİMER'e yazılan ihbar metni, katılan hakkında adli ve idari soruşturmalar sonucunda verilen kararlar, sanık savunması ve katılanın aşamalardaki beyanları değerlendirildiğinde, Sanığın 15 Temmuz Darbe girişiminden kısa bir zaman sonra BİMER' e yazdığı ihbar metninde, katılanın FETÖ bağlantısı olabileceği hususunda bir takım görgü ve bilgiye, maddi vakıalara dayalı isnatlarda bulunduğu, yapılan araştırma neticesinde iddialara dair yeterli delil olmadığından kovuşturmaya yer olmadığı kararı ve idari yönden ise işlem yapılmasına yer olmadığı kararı verildiği, idari tahkikat raporu incelendiğinde ise, katılanın kızını FETÖ ile bağlantılı okula gönderdiği, 15 Temmuz Darbe girişiminden bir gün sonra mesaiye geç gelen memurlar hakkında inceleme talimatı verdiği gibi somut vakıalara dayalı tespitlerde bulunulduğu, her ne kadar yapılan idari tahkikat sonrasında isnatlara konu bir kısım eylemlerin FETÖ bağlantısı neticesinde yapılmadığına dair tespitler yer alsa da, sanığın katılanın FETÖ terör örgütü üyesi olmadığını bildiği halde, sırf soruşturma geçirmesi amacıyla gerçeğe aykırı isnatta bulunduğuna dair mahkumiyete yeterli, her türlü şüpheden uzak delil olmadığı ve sanığın anayasal şikayet hakkını kullandığı anlaşıldığından, bölge adliye mahkemesi kararında katılan vekili tarafından öne sürülen temyiz nedenleri yönünden hukuka aykırılık görülmemiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 26.11.2020 tarihli kararında katılan vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğnameye aykırı olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Denizli 11. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 01.06.2023 tarihinde karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!