8. Ceza Dairesi 2021/18719 E. , 2023/4063 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇ : İftira
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddine
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 12.10.2017 tarihli ve 24.07.2018 tarihli iddianameleriyle sanığın iftira suçundan cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.
2. İstanbul 21. Asliye Ceza Mahkemesinin 30.01.2019 tarihli kararıyla davaların birleştirilmesine karar verilmiştir. İstanbul 41. Asliye Ceza Mahkemesinin 29.01.2020 tarihli kararıyla sanığın iftira suçundan iki kere mahkumiyetine ve cezaların ertelenmesine karar verilmiş; kararın sanık müdafileri ve katılanlar
vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin 26.04.2021 tarihli kararıyla sanığın 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca BERAATİNE, hükmün düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Katılanlar ve vekillerinin temyiz istemleri sanığın mahkumiyetine karar verilmesi gerektiğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Dava konusu olay, sanığın katılanlar hakkında FETÖ/PDY üyesi olduklarından bahisle asılsız ihbarda bulunarak atılı suçu işlediği iddiasına ilişkindir.
IV. GEREKÇE
Ceza Genel Kurulunun 17.05.2022 tarihli, 2020/248 Esas, 2022/359 Karar sayılı ilamı ve 5271 sayılı Kanun'un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde ''İlk derece mahkemesinin kararında usule veya esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığını, delillerde veya işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığını, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğunu saptadığında istinaf başvurusunun esastan reddine, aynı Kanun'un 303 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a), (c), (d), (e), (f), (g) ve (h) bentlerinde yer alan ihlallerin varlığı hâlinde hukuka aykırılığın düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine'' duruşma açılmasına gerek olmadan karar verilebileceğinin düzenlenmiş olması ve aynı Kanun'un 303 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde ''Olayın daha ziyade aydınlanması gerekmeden beraate veya davanın düşmesine ya da alt ve üst sınırı olmayan sabit bir cezaya hükmolunması gerekirse'' şeklinde yer alan düzenleme birlikte değerlendirildiğinde tebliğnamede ileri sürülen görüşe iştirak edilmemiştir.
Oluş ve tüm dosya kapsamına göre; katılanların 2011-2012 yıllarında avukatlık yaptıkları dönemde sanığın şirketi ile aralarındaki bir kısım davalardan dolayı katılanlarla sanık ve vekili arasında zamanla husumet oluştuğu, sanığın 22.01.2017 tarihinde avukatı vasıtası ile İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına verdiği dilekçede taraflar arasında görülen çeşitli davalarda katılanların belirli zihniyetteki adli makamları organize ederek sahte delillerle aleyhlerinde kararlar aldıklarını, bu davalarda katılanlar lehine şaibeli kararlar veren 11 hakim - savcıdan 7'sinin fetö/pdy çetesi mensubu olduğu gerekçesiyle meslekten çıkarıldıkları, katılanlar hakkında silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 2017/64068 sayılı soruşturma yapıldığı, soruşturma sonucunda katılanların terör örgütü üyesi olduklarına dair belge bulunmadığı gerekçesiyle 29.06.2017 tarih ve 2017/47325 Karar sayılı karar ile kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği, taraflar arasındaki geçmişe dayalı bağlantı incelendiğinde karşılıklı olarak çok sayıda davalar bulunduğu, şikayetler olduğu anlaşılmakla sanığın katılanlarla aralarındaki geçmişe dayalı husumet ve davalar sebebiyle işlenmediğini bildiği halde katılanların çete mensubu oldukları yönünde suç isnadında bulunduğu bu şekilde üzerine atılı iftira suçunu işlediği sabit olduğundan atılı suçtan mahkumiyeti yerine beraat kararı verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle katılanlar ve vekillerinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin 26.04.2021 tarihli kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğnameden farklı gerekçeyle oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca takdîren İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 05.06.2023 tarihinde karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!