WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 21 Haziran 2026

YARGITAY 8. CEZA DAİRESİ

A- A A+

8. Ceza Dairesi         2021/17018 E.  ,  2024/2733 K.
"İçtihat Metni"

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2020/263 E., 2020/783 K.

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Kanun'un 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
Hükmolunan cezanın miktarı itibarıyla kabulünde yasal olanak bulunmayan sanık müdafinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Salihli Cumhuriyet Başsavcılığının 14.03.2016 tarihli iddianamesiyle sanık hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.
2.Salihli 3. Asliye Ceza Mahkemesi' nin 18.04.2017 tarihli kararıyla sanık hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan, 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraat kararı verilmiştir.
3.İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesinin 10.06.2019 tarihli kararı ile ilk derece mahkemesince kurulan hükmün; ''... Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına iddianame tebliğ edilip davadan haberdar edilmesi, sonucuna göre talebi halinde, aynı Yasanın 237 ve devamı maddelerine göre davaya katılması hususunda bir karar verilmesi gerektiği gözetilmeyerek Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına davaya katılma ve CMK’nın mağdur ve katılanlar için öngördüğü haklardan yararlanma olanağı sağlanmadan yargılamaya devam edilerek yazılı biçimde hüküm kurulmak suretiyle CMK'nın 289/1-e maddesine muhalefet edilmesi,...'' nedenleriyle bozulmasına karar verilmiştir.
4. Bölge adliye mahkemesi bozma kararı üzerine yapılan yargılamada, Salihli 3. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 07.11.2019 tarihli kararıyla sanık hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan, 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraat kararı verilmiştir.
5.İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesinin, 14.10.2020 tarihli kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik katılanlar vekili ve katılan Bakanlık vekilinin istinaf başvurusu üzerine ilk derece mahkemesinin kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan verilen beraat kararının kaldırılmasına, sanık ...' in, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan 3 yıl hapis cezası ile mahkumiyetine karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1.İzmir Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz sebepleri; sanık ...'in, anne ve babası olan ... ve ... ile birlikte mağdureyi zorla Manisa iline eylem ve irade birliği içinde götürdükleri, sanık ... hakkında 5237 sayılı Kanun'un 109 uncu maddesinin üçüncü fıkrasının (b) bendinin uygulanması gerektiğine, eksik ceza tayin edildiğine, usul ve esas yönünden kanuna aykırı kararın bozulması gerektiğine ilişkindir.
2.Katılanlar vekilinin temyiz sebepleri; sanıklar ... ve ...'nın atılı suça doğrudan fail sıfatıyla katıldıkları halde yardım eden olarak kabul edilerek sanık ... hakkında 5237 sayılı Kanun'un 109 uncu maddesinin üçüncü fıkrasının (b) bendinin uygulanmadığına, temel cezada alt sınırdan uzaklaşılarak ceza tayini gerektiğine, re'sen tespit edilecek nedenlerle kararın bozulması gerektiğine ilişkindir.
3.Katılan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı vekilinin temyiz sebepleri; eksik inceleme ve araştırma ile sanık lehine karar verildiğine, sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 109 uncu maddesinin üçüncü fıkrasının (b) bendi uygulanmayarak eksik ceza tayin edildiğine, üst sınırdan ceza verilmesi gerektiğine Bakanlık lehine vekalet ücretine hükmedilebileceğine, re'sen belirlenecek nedenlerle kararın bozulması gerektiğine ilişkindir.
4.Sanık müdafinin temyiz sebepleri; sanığın üzerine atılı suçu işlediğine dair mahkumiyetine yeterli her türlü şüpheden uzak delil bulunmadığına, soyut iddialarla hüküm kurulduğuna, eksik inceleme ve araştırma ile karar verildiğine, re'sen gözetilecek sebeplerle kararın bozulması gerektiğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Dava konusu olay, sanık ...'in, olay tarihinde nişanlısı olan mağdur ...'yi zorla kaçırarak alıkoymak suretiyle kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu işlediği iddiasına ilişkindir.
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
İlk derece mahkemesince; "...toplanan bütün deliller kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma suçunun sanıklar tarafından işlendiğine dair kesin, tam ve inandırıcı olarak vicdani bir kanı oluşturmadığından “şüpheden sanık yararlanır” ilkesi uyarınca, yüklenen suçun sanıklar tarafından işlendiğinin sabit olmadığı..." kanaatiyle sanık hakkında beraat kararı verildiği anlaşılmıştır.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Bölge Adliye Mahkemesince; "... olayı gören tanıklar K.E.A, M.C.A. ve E.M.'nin hem Cumhuriyet Savcısı hem de mahkemede ki beyanları, tanık Abdil oğlu M.K.'nin ise sanıkların yakın akrabası olması nedeniyle talimat mahkemesindeki sanıkları koruyan beyanı dışında diğer tanıklarla benzerlik gösteren Cumhuriyet savcısı huzurunda verdiği ifadesi, mesajlaşma tutanağı, mağdurun kullanımındaki telefon ile sanığın kullanımındaki telefon arasındaki görüşme kayıtları ve baz istasyonlarının incelendiği bilirkişi raporu (bu bilirkişi raporunda sanık ...'in iddia ettiği gibi iki gündür mağdurun evinde kalmadığı, 22/09/2015 tarihinde askerden geldiği, 23/09/2015 günü akşam saatlerinde mağdurun evine geldiğinin tespit edildiği) karşısında sanık ...'ın mağdur ...'nin rızası ile kendisi ile geldiğine, zorla kaçırmadığına ilişkin kendisini suçtan ve cezadan kurtarmaya yönelik savunmasına itibar edilmeyerek sanığın kendisinden ayrılmak isteyen mağduru cinsel amaçlı cebir kullanarak zorla hürriyetinden yoksun bıraktığı..." kanaatiyle ilk derece mahkemesince verilen beraat kararının kaldırılarak sanık ...'in kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan mahkumiyetine karar verildiği anlaşılmıştır.

IV. GEREKÇE
A.Sanık müdafinin temyiz istemi yönünden;
Dava dosyası içeriği, katılanların beyanları, olayın kolluğa intikal şekli, kolluk görevlileri tarafından hazırlanan tutanaklar, telefon kayıtları, tanık beyanları, sanık savunmaları ve tüm dosya kapsamındaki deliller birlikte değerlendirildiğinde Bölge Adliye Mahkemesinin sübuta yönelik kabulünde isabetsizlik olmadığından sanık müdafinin yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.
B.İzmir Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısı, katılanlar vekili ve katılan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı vekilinin temyiz istemleri yönünden;
1.T.C. Anayasasının 41 inci maddesinde, ailenin huzur ve refahı ile özellikle anne ve çocukların korunmasına yönelik olarak her türlü istismar ve şiddete karşı çocukları koruyucu tedbirleri alma görevinin Devlete ait olduğu, aile ve çocukların korunması hakkının Anayasa ile güvence altına alındığı, 6284 sayılı Kanun'un 20 inci maddesinin ikinci fıkrası gereğince Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı'nın kadın, çocuk ve aile bireylerine yönelik olarak uygulanan şiddet veya şiddet tehlikesi nedeniyle açılan davalara katılabileceği, ancak Bakanlığın davaya katılmasının doğrudan Anayasa ve Kanun'dan kaynaklanan koruma görevine ilişkin olup Bakanlığa yüklenen bir kamu görevi olduğu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 237 ve devamı maddelerindeki katılma hakkına ilişkin suçtan doğrudan zarar görme şartının katılan Bakanlık için söz konusu olmadığı gözetilerek, katılan Bakanlık vekilinin, kurum lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğine ilişkin temyiz gerekçesi yerinde görülmemiştir.
2.Oluşa ve dosya kapsamına göre sanık ...' in, mağdur ...'yi zorla kaçırarak önce temyiz dışı sanıklar olan anne ve babasının yanına Çomaklar köyüne götürdüğü, sonra ise sanık ...'in, diğer sanıklar ... ve ... ile birlikte mağdureyi araçla, Manisa iline götürerek alıkoydukları, mağdurenin kaçırıldığı ihbarını alan kolluk görevlilerinin sanıklara ulaşmasıyla mağduru teslim etmek üzere yola çıktıkları, dönüş yolunda kaza yaptıkları ve mağdurenin vefat ettiği olayda her ne kadar sanıklar ... ve ...'nın, sanık ...'in mağdureye yönelik kişiyi hürriyetinden yoksun kılma eylemine, yardım eden olarak iştirak ettikleri kabul edilerek, sanıklar ... ve ... hakkında 5237 sayılı Kanun' un 39 uncu maddesi uygulanmış ise de; katılanların beyanları, tanık ifadeleri, olayın kolluğa intikal şekli, sanık savunmaları ve tüm dosya kapsamına göre, sanık ... ve diğer sanıkların atılı eylemi 5237 sayılı Kanun'un 37 nci maddesinin birinci fıkrası anlamında iştirak iradesi içerisinde, birlikte gerçekleştirdikleri anlaşılmakla, sanık ... hakkında 5237 sayılı Kanun'un 109 uncu maddesinin üçüncü fıkrasının (b) bendi uyarınca artırım yapılması gerektiğinin gözetilmemesi hukuka aykırı bulunmuştur.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde (B-2) bendinde açıklanan nedenle İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesinin, 14.10.2020 tarihli kararına yönelik, katılan Bakanlık vekili, katılanlar vekili ve Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz istemleri yerinde görüldüğünden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğnameye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 26.03.2024 tarihinde karar verildi.