WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 28 Haziran 2026

YARGITAY 8. CEZA DAİRESİ

A- A A+

8. Ceza Dairesi         2021/16960 E.  ,  2024/1733 K.
"İçtihat Metni"

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2019/2469 E., 2020/1462 K.

Hükmolunan cezanın miktarı itibarıyla kabulünde yasal olanak bulunmayan sanık müdafinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği takdîren reddine karar verilerek yapılan incelemede;
Sanık hakkında 6136 sayılı Kanun'a aykırılık suçundan kurulan hüküm yönünden, suçtan zarar görmeyen katılanlar vekillerinin davaya katılma hakkı bulunmadığı ve mahkeme tarafından da katılma kararı verilmiş olmasının hükmü temyiz hakkı vermeyeceği tespit edilerek yapılan incelemede;
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Tekirdağ Cumhuriyet Başsavcılığının 06.09.2017 tarihli iddianamesi ile sanık hakkında cebir tehdit veya hile kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ve 6136 sayılı yasaya aykırılık suçundan ve ve 05.04.2019 tarihli iddianamesi ile kasten yaralama suçundan cezalandırılması istemi ile açılan davaların birleştirilmesine karar verilmiştir.
2.Tekirdağ 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 08.03.2018 tarihli kararı ile,
a. Sanığın cebir tehdit veya hile kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına,
b.Sanığın 6136 sayılı Kanun'a aykırılık suçundan beraatine,
c.Sanık hakkında kasten yaralama suçundan ceza verilmesine yer olmadığına,
Karar verilmiştir.
3.İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin, 26.10.2020 tarihli kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin, katılanlar vekillerinin ve Cumhuriyet savcısının istinaf başvurusu üzerine 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin ikinci fıkrasını uyarınca ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına,
a. Sanığın cebir tehdit veya hile kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan 4 yıl 12 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına,
b.Sanığın 6136 sayılı Kanun'a aykırılık suçundan 2 yıl hapis ve 1800 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar,
c.Sanık hakkında kasten yaralama suçundan ceza verilmesine yer olmadığına,
Karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1.a.Sanık müdafinin 6136 sayılı Kanun'a aykırılık suçundan kurulan hükme yönelik temyiz isteği, atılı suçun maddi ve mavnevi unsurlarının oluşmadığına, arama kararının hukuka aykırı olduğuna, bu hususta tutanağı düzenleyenler hakkında görevi kötüye kullanmadan dava açıldığına, silahların katılanın ofisinde bulunduğuna, sanığın mahkumiyetine yeterli delil olmadığına,
b.Sanık müdafinin kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan kurulan hükme yönelik temyiz isteği, atılı suçun maddi ve mavnevi unsurlarının oluşmadığına, sanığın suç işleme kastı olmadığına, usul ve kanuna aykırı karar verildiğine ve vesaire,
2. Katılan ... vekilinin temyiz isteği, hürriyet tahdit fiilinden ve 6136 sayılı Kanuna aykırılık suçundan hüküm kurulurken üst sınırdan ceza tayin edilmesi gerektiğine, kasten yaralamanın hürriyeti tahdidin unsuru olarak kabul edilmesinin usul ve kanuna aykırı olduğuna, hayatî tehlikeyi ortadan kaldırmak amacıyla veya kapalı yerlerden gelen yardım çağrıları üzerine, konut, iş yeri ve yerleşim yeri ile eklentilerine girmek şeklindeki davranışın usul ve kanuna uygun olduğuna,
3. Katılan kurum vekilinin temyiz isteği, sanığın kasten yaralama eylemi sebebiyle de cezalandırılması
gerekirken, anılan eylemin hürriyeti tahdit suçunun unsuru olmasından bahisle sanık hakkında beraat kararı verilmesi hukuken yerinde olmadığına, vekalet ücretine hükmedilmesine,
İlişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
1.Dava konusu olay, olay tarihinde mağdurun ikametten ayrılmak istediği, bu esnada yaşanan tartışma sonucu sanığın mağduru soruşturma aşamasında ele geçmeyen bıçak ve biblo ile kasten yaraladığı ve mağdurun evden ayrılmasını engellemek amacıyla kapıyı kilitleyerek gelen kolluk görevlilerine de bir süre kapıyı açmadığı, sanığın kapıyı açması üzerine yakalandığı, evde yapılan aramada
6136 sayılı Kanun kapsamında 5 adet silah ile toplam 208 adet fişek ele geçirildiği iddiasına ilişkindir.
2. Mahkemece oluşa ve dosya kapsamına göre, sanığın darp edip bıçakla yaraladığı mağduru polislerin gelmesine rağmen kapıyı kilitleyerek alıkoyduğu kabulü ile unsurları oluşan cebir kullanmak suretiyle kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan mahkumiyetine,
Sanığın evinde yapılan arama sonucu silahların ele geçtiği, evde yapılan aramanın 5271 sayılı Kanun'un 119 uncu maddesine uygun olarak ihtiyar heyeti veya komşulardan iki kişinin bulundurularak yapılmamış olması nedeni ile delillerin yasal olarak elde edilmediği ve sanığın suçu işlediğinin sabit olmaması gerekçesi ile sanığın atılı suçtan beraatine,
Kasten yaralamanın hürriyeti tahdit suçunun unsuru olması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına,
Karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Sanık hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan kurulan hükümde, sanığın evden ayrılmak isteyen mağduru darp ettiği, mağdurun babasının ihbarı üzerine polis memurlarının olay yerine gittikleri, sanığın bıçakla yaraladığı mağduru kapıyı kilitleyerek alıkoyduğu olayda ilk derece mahkemesince haksız tahrik hükümleri ve takdiri indirim uygulanması isabetsiz bulunmuştur.
Mağdurun ihbarı ile mağdura ait alanda 6136 sayılı Kanun kapsamında ele geçen silahlar ve mermilere ilişkin arama kararının hukuka aykırı olmadığı ve atılı suçu sanığın işlediği kabulü ile sanığın 6136 sayılı Kanun'a aykırılık suçundan mahkumiyetine karar verilmiştir.

IV. GEREKÇE
A.Katılanlar Vekillerinin 6136 Sayılı Kanun'a Aykırılık Suçundan Kurulan Hükme Yönelik Temyiz İstemlerinin İncelenmesinde
Yargılama konusu suç yönünden şikayetçi ... ve Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının suçtan zarar gören sıfatlarının bulunmadığı, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 237 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca davaya katılma haklarının ve aynı Kanun’un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği hükmü temyize hak ile yetkilerinin bulunmadığı anlaşılmıştır.
B.Sanık Müdafinin 6136 sayılı Kanun'a Aykırılık Suçundan Kurulan Hükme Yönelik Temyiz İstemlerinin İncelenmesinde
Sanık hakkında kurulan hükümde, polis memurlarının mağdurun babasının ihbarı üzerine olay yerine gittikleri, içeriden bir kadının sanık tarafından yaralandığını söyleyerek yardım istediği, sanığın ısrarla kapıyı açmadığı, mağdurun ısrarlı yardım çağrıları üzerine nöbetçi Cumhuriyet savcısının kapının kırılarak girilmesi talimatı üzerine olay yerine yeni ekipler çağırılarak kapıyı kırma hazırlıkları yapıldığı, bu esnada sanığın ablası tanık Z.K.'nın gelmesi ile sanığın kapıyı açtığı, polis memurlarının içeri girerek sanığı yakaladıkları anlaşılmıştır.
Yaralı mağdurun ambulans ile götürüldüğü esnada evde kendi ofisinde sanığın silah ve fişek sakladığını beyan etmesi üzerine durumun evdeki polislere bildirildiği ve polis memurları da Cumhuriyet savcısından arama kararı alarak mağdurun ofisinde yaptıkları aramada suça konu tabanca ve fişeklerin bulunduğu anlaşılmıştır. Mağdurun isteği ile mağdurun avukatlık bürosu olarak kullandığı mağdura ait yerde yapılan aramada 5271 sayılı Kanun'un 119 uncu maddesindeki prosedürün uygulanmasına gerek olmadığından arama kararının hukuka aykırı olduğu yönündeki temyiz isteği yerinde görülmemiştir.
Sanığın suçtan kurtulmaya yönelik savunmasına itibar edilmeyerek atılı suçtan mahkumiyetine karar verilmesinde hukuka aykırılık bulunmamıştır. Aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından sanık müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir.
C.Sanık Hakkında Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma ve Kasten Yaralama Suçlarından Kurulan Hükümlere Yönelik
Sanık hakkında kurulan hükümlerde, sanık ile mağdurun evli oldukları, olay tarihinde sanığın, müşterek konuttan ayrılmak için hazırlanan mağduru darp ettiği, mağdurun yardım için babasını aradığı, mağdurun babasının ihbarı üzerine polislerin olay yerine geldikleri, polislerin geldiğini gören sanığın evden aldığı bir bıçak ile mağdureyi bacağından yaraladığı, mağdurun yaralı olduğunu belirterek polis memurlarından yardım istediği, polislerin sanıktan kapıyı açmasını istemelerine rağmen yarım saat kadar kapıyı açmadığı gibi kilitleyerek yaralı olan mağduru zorla alıkoyduğu, sanığın ablası tanık Z.K.'nın gelmesi ile kapıyı açtığı, polis memurlarının içeri girerek sanığı yakaladıkları anlaşılmıştır.
Temel ceza belirlenirken, suçun nitelikli halinin birden fazla fıkrasının ihlal edilmesi, suçun işleniş biçimi ve özellikleri dikkate alınıp alt sınırdan ayrılınarak ceza tayini ve mağdurdaki yaralanmanın 5237 sayılı Kanun'un (5237 sayılı Kanun) 86 ncı maddesi ikinci fıkrası kapsamında kalması nedeni ile bu suçun kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun unsuru olarak kabul edilmesinde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
T.C. Anayasasının 41 inci maddesine göre ailenin huzur ve refahı ile özellikle anne ve çocukların korunmasına yönelik olarak her türlü istismar ve şiddete karşı çocukları koruyucu tedbirleri alma görevi Devlete aittir.
Aile ve çocukların korunması hakkının Anayasa ile güvence altına alındığı, 6284 sayılı Kanun'un 20 nci maddesinin ikinci fıkrası gereğince Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının kadın, çocuk ve aile bireylerine yönelik olarak uygulanan şiddet veya şiddet tehlikesi nedeniyle açılan davalara katılabileceği
anlaşılmış ise de, Bakanlığın davaya katılması doğrudan Anayasa ve kanundan kaynaklanan koruma görevine ilişkindir.
5271 sayılı Kanun'un 237 nci ve devamı maddelerindeki katılma hakkına ilişkin suçtan doğrudan zarar görme şartının katılan Bakanlık için söz konusu olmadığı gözetilerek yapılan değerlendirmede, katılan ... Hizmetler Bakanlığı vekilinin vekalet ücreti hükmedilmesi gerektiğine dair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından sanık müdafinin ve katılanlar vekillerinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir.

V. KARAR
A.Katılanlar Vekillerinin 6136 sayılı Kanun'a Aykırılık Suçundan Kurulan Hükme Yönelik Temyizi İstemlerinin İncelenmesinde
Gerekçe bölümünde (A) bendinde açıklanan nedenle, şikayetçi vekillerinin temyiz isteğinin 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi gereği, Tebliğnameye aykırı olarak, oy birliğiyle REDDİNE,
B.Sanık Müdafinin 6136 sayılı Kanun'a Aykırılık Suçundan Kurulan Hükme Yönelik temyiz İsteminin İncelenmesinde

Gerekçe bölümünde (B) bendinde açıklanan nedenlerle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin, 26.10.2020 tarihli kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
C. Kasten Yaralama ve Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçlarından Kurulan Hükümlere Yönelik Temyizi İstemlerinin İncelenmesinde
Gerekçe bölümünde (C) bendinde açıklanan nedenlerle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin, 26.10.2020 tarihli kararına yönelik sanık müdafii ve katılanlar vekilleri tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Tekirdağ 1. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 26.02.2024 tarihinde karar verildi.