8. Ceza Dairesi 2021/16296 E. , 2024/3712 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2018/544 E., 2019/2290 K.
SUÇ : 6136 Sayılı Kanun'a aykırılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının 06.02.2017 tarihli iddianamesi ile sanık hakkında silah ticareti yapmak suçundan 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun'un (6136 sayılı Kanun) 12 nci maddesinin birinci ve ikinci fıkraları, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 53 üncü, 54 üncü ve 63 ncü maddeleri gereğince cezalandırılması istemiyle dava açılmıştır.
2. Bakırköy 16. Ağır Ceza Mahkemesinin, 19.12.2017 tarihli kararı ile sanığın silah ticareti yapmak suçundan 6136 sayılı Kanun'un 12 nci maddesinin ikinci fıkrası, 5237 sayılı Kanun'un 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları, 63 üncü, 54 üncü maddesinin birinci ve dördüncü fıkraları gereğince 6 yıl 8 ay hapis ve 16.660,00 TL adli para cezasıyla cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve müsadereye karar verilmiştir.
3. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesinin 18.07.2019 tarihli kararıyla sanığın eyleminin vahim sayıda ateşli silah bulundurma suçunu oluşturduğu gerekçesiyle; hükmün 1,2,3,4. paragraflarının kaldırılarak sanığın 6136 Sayılı Kanun'un 13 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 5237 sayılı Kanun'un 62 nci, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası gereğince 5 yıl hapis ve 10.000 TL adli para cezasıyla cezalandırılması suretiyle istinaf başvurularının düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyizi; suçun sübutuna, sanığın suça konu silahları bulundurmadığına, mahkumiyet gerekçesinin eksik ve yanlış bulunduğuna, hakkında yeterli kesin ve inandırıcı delil bulunmadığına ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
25.11.2016 günü ateşli silahla yaralanan... isimli şahsın kaldırıldığı hastanede ölümü nedeniyle başlatılan soruşturmada, sanığın, ölen... isimli kişinin silah tamiratı yaptığı esnada kazaen kendini vurduğu ve sanık ...'in söz konusu atölyeyi kiralayan ve sanığa yardımcı olan kişi olduğunu beyan ettiği, atölyede yapılan aramada 2 adet torna makinası, 1 adet zımpara ve 2 adet matkap, 5 adet namlusu değiştirilerek 6136 sayılı Kanuna göre yasak niteliğine haiz hale getirilmiş atışa salih tabanca, 2 adet ses ve gaz fişeği istimal eden kuru sıkı tabanca, 64 adet 9 mm çaplı fişek, 13 adet 7,65 mm çaplı fişek, 77 adet namlu ve çok sayıda başka tabanca parçası ele geçirildiği, sanığın 3,5-4 aydır bu atölye de maktûl... isimli şahsın yanında işçi olarak çalıştığı, kuru sıkı tabancaların namlularını açarak normal tabanca haline getirdiklerini ikrar ettiği iddiasına ilişkindir.
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü;
Sanık savunmaları, tanık beyanı, uzmanlık raporları, olay tutanakları, ölü muayene tutanağı, otopsi raporu ve tüm dosya kapsamının birlikte değerlendirilmesiyle yapılan yargılama sonucunda olay günü... isimli şahsın ateşli silahla yaralanma sonucu kaldırıldığı hastanede ölmesi üzerine başlatılan soruşturmada, sanığın olayla ilgili olarak...'ın kurduğu atölyede namlusunu değiştirdiği kuru sıkı tabancayı tamir ederken silahın ateş alması sonucu yaralandığı, kaldırıldığı hastanede öldüğü şeklindeki beyanı üzerine söz konusu adreste yapılan aramada tabanca, şarjör, silah üretim ve tamirinde kullanılan çeşitli suç eşyalarının ele geçirildiği, ölen...'ın ellerinde atış artıklarının bulunduğu, sanığın elinde atış artıklarının bulunmadığı, bu şekilde ölenin kendi ölümüne sebep olduğunun anlaşıldığı, sanığın da emniyet ve savcılıkta alınan ifadelerinde...'ın yanında çalıştığını, birlikte tabanca ürettiklerini, olay günü de elindeki silahı tamir etmeye uğraşırken kendisini yaraladığı, sanık her ne kadar duruşmada alınan beyanında üzerine atılı suçu kabul etmemiş, ...'ın yanında çalıştığını, çorap alım satımı yaptıklarını, bu kişinin silah tamiratı veya üretimi yapıp yapmadığını bilmediğini, ele geçen suç unsurlarını daha önce iş yerinde hiç görmediğini savunmuş ise de; emniyette müdafi huzurunda alınan beyanı, savcılık beyanı ile sorgu beyanında olayı ayrıntılarıyla anlatmış olduğu dikkate alındığında çelişkili ve kaçamak ifadeler kullandığı değerlendirilerek savunmasına itibar edilmemiş, sanığın... isimli şahsın yanında işçi olarak çalıştığı, birlikte tabanca ürettikleri, kuru sıkı tabancaların namlularını açarak normal tabanca haline getirdikleri
yönündeki beyanları dikkate alındığında, uzmanlık raporu ile arama sonucu ele geçen 6136 sayılı Kanun'a göre yasak niteliği haiz olduğu tespit edilen suç unsurlarını sanığın ölen şahıs ile birlikte ürettikleri kanaatine varılmış ve sanığın silah ticareti suçundan cezalandırılmasına karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
25.11.2016 günü saat 19.00 sıralarında Bağcılar Medicane Hastanesinde silahla yaralama sonucu bir şahsın eks olduğunun bilgisi üzerine hastane yetkilileri ile yapılan görüşme sonucunda ölen şahsın... olduğu ve kendisini hastaneye getiren şahsın sanık ... olduğunun anlaşıldığı, sanığın...'ın iş yerinin bodrum katında yapmış olduğu ruhsatsız silahları denediği sırada silahın ateş alması sonucu yaralandığını, fenalaşması üzerine hastaneye getirdiğini beyan etmesi ve yapılan aramada 1 tanesi gerçek 5 tanesi ses ve gaz tabancasından çevirme, 2 tanesi dönüştürülmemiş ses ve gaz tabancası olmak üzere 8 adet tabanca ile 6 adet tabanca çerçevesi, 10 adet şarjör, 77 adet fişek, 12 adet tabanca şarjörü, 3 adet şarjör tüpü, 5 adet tabanca sürgüsü, 77 adet namlu, namlu yanında yivli setli namlu, fişek yatağı, icra mili, sabitleme mandalı, emniyet mandalı üretmeye, tabancaları söküp tadilat yapmaya, ses ve gaz fişeği tabancalarının gaz tahdit parçasını çıkartarak ateşli silah haline çevirmeye elverişli nitelikte malzemeler ve makinalar bulunması, sanık tarafından soruşturma aşamasında silah imal ettikleri yönündeki ikrarından kovuşturma aşamasında dönerek silah malzemelerin bulunduğu iş yerinde silahları görmediği, ...' ın silah imalatı yapıp yapmadığı konusunda bilgisinin olmadığını savunması şeklinde gelişen somut olayda her ne kadar mahkemece yapılan kovuşturma sonucunda sübut bulduğundan bahisle sanık hakkında 6136 sayılı Kanun'un 12 nci maddesinin ikinci fıkrası, 5237 sayılı Kanun'un 62 nci, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası uygulamaları sonucunda 6 yıl 8 ay hapis ve 8.320,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş ise de;
Dairemizce iş yerinde bulunan araç ve gereçler kullanılarak kurusıkı tabancaların gerçek tabancaya dönüştürülüp dönüştürülemeyeceği ya da silah imalatı yapılıp yapılamayacağının kesin olarak belirlenmesi yönünden emanetteki malzemeler üzerinde inceleme yapıp rapor düzenlemesi için dosya bilirkişiye tevdi edilmiş ve 23.05.2019 tarihli raporda özetle "............maktül...' ın olay yeri adresinde kurulu atölyesinde, piyasada kolaylıkla temin edilebilen yerli üretim ses ve gaz fişeği tabancalarının teknik özelliklerinin değiştirildiği, iş yerinde bulunan makine ve aletler kullanılarak ağırlıklı olarak yivli-setli namlu üretmek suretiyle 6136 Sayılı Kanunla belirtilen yasak niteliğine haiz ateşli silah haline getirildiği, burada yapılan işlemin sıfırdan ateşli silah üretimi olmayıp, ateşli silah parçası üretimi olduğu, ses ve gaz tabancalarının teknik özelliklerinin değiştirilerek parça (namlu, fişek yatağı vb.) takılması şeklinde gerçekleştirilen tadilat eylemi olduğu" nun belirtildiği ve bilirkişi raporunun dosya kapsamına uygun denetime olanak sağlayan ve hükme esas almaya yeterli olduğu anlaşılmakla, sanığın suçtan kurtulmaya yönelik aşamalarda çelişen savunmasına itibar edilmemiş, sanığın eyleminin 6136 sayılı Kanun'un 12 nci maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen suçu değil, 6136 sayılı Kanun'un 13 üncü maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen suçu oluşturduğu gerekçesiyle hükmün düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 31.05.2023 tarihli ve 2022/7-315 Esas, 2023/322 Karar sayılı kararında açıklandığı üzere;
İstinaf kanun yolunda ilk derece mahkemesinin hükmü, hem delillerin tespiti, değerlendirilmesi ve sübut
konusundaki hatalar yönünden hem de sabit kabul edilen olaylara hukuk normları uygulanırken hata yapılıp yapılmadığı yönünden incelenir.
Bölge adliye mahkemeleri ceza dairelerinin dosyayı ve dosyayla birlikte sunulmuş olan delilleri inceledikten sonra verebileceği kararları düzenleyen 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 280 inci ve atıf yapılan Yargıtayca davanın esasına hükmedilecek hâllerin yer aldığı 303 üncü maddeleri incelendiğinde;
5271 sayılı Kanun'un 280 inci maddesinde;
"(1) Bölge adliye mahkemesi, dosyayı ve dosyayla birlikte sunulmuş olan delilleri inceledikten sonra;
a) İlk derece mahkemesinin kararında usule veya esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığını, delillerde veya işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığını, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğunu saptadığında istinaf başvurusunun esastan reddine, 303 üncü maddenin birinci fıkrasının (a), (c), (d), (e), (f), (g) ve (h) bentlerinde yer alan ihlallerin varlığı hâlinde hukuka aykırılığın düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine,
b) Cumhuriyet savcısının istinaf yoluna başvurma nedenine uygun olarak mahkumiyete konu suç için kanunda yazılı cezanın en alt derecesinin uygulanmasını uygun görmesi hâlinde, hukuka aykırılığın düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine,
c) Başka bir araştırmaya ihtiyaç duyulmadan cezayı kaldıran veya cezada indirim yapılmasını gerektiren şahsî sebeplere ya da şahsî cezasızlık sebeplerine bağlı olarak daha az ceza verilmesini veya ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesini gerektiren hâllerde, hukuka aykırılığın düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine,
d) Olayın daha fazla araştırılmasına ihtiyaç duyulmadan davanın reddine karar verilmesi veya güvenlik tedbirlerine ilişkin hatalı kararın düzeltilmesi gereken hâllerde hukuka aykırılığın düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine,
e) İlk derece mahkemesinin kararında 289 uncu maddenin birinci fıkrasının (g) ve (h) bentleri hariç diğer bentlerinde belirtilen bir hukuka aykırılık nedeninin bulunması hâlinde hükmün bozulmasına ve dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere hükmü bozulan ilk derece mahkemesine veya kendi yargı çevresinde uygun göreceği diğer bir ilk derece mahkemesine gönderilmesine,
f) Soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmediğinin veya önödeme ve uzlaştırma usulünün uygulanmadığının anlaşılması ya da davanın ilk derece mahkemesinde görülmekte olan bir dava ile birlikte yürütülmesinin zorunlu olması hâlinde hükmün bozulmasına ve dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere hükmü bozulan ilk derece mahkemesine veya kendi yargı çevresinde uygun göreceği diğer bir ilk derece mahkemesine gönderilmesine,
g) Diğer hâllerde, gerekli tedbirleri aldıktan sonra davanın yeniden görülmesine ve duruşma hazırlığı işlemlerine başlanmasına,
Karar verir.
(2) Duruşma sonunda bölge adliye mahkemesi istinaf başvurusunu esastan reddeder veya ilk derece mahkemesi hükmünü kaldırarak yeniden hüküm kurar.
(3) Birinci ve ikinci fıkra uyarınca verilen kararların sanık lehine olması hâlinde, bu hususların istinaf isteminde bulunmamış olan diğer sanıklara da uygulanma olanağı varsa bu sanıklar da istinaf isteminde bulunmuşçasına verilen kararlardan yararlanırlar." şeklindedir.
5271 sayılı Kanun'un 280 inci maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında, bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin dosyayı ve dosyayla birlikte sunulmuş olan delilleri inceledikten sonra verebileceği kararlar "istinaf başvurusunun esastan reddine", "düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine", "hükmün bozulmasına" ve "davanın yeniden görülmesine" olarak sayılmış, davanın yeniden görülmesi kararını veren bölge adliye mahkemesi ceza dairesinin duruşma sonunda ya istinaf başvurusunu esastan reddedeceği ya da ilk derece mahkemesi hükmünü kaldırarak yeniden hüküm kuracağı belirtilmiştir.
5271 sayılı Kanun'un "Yargıtayca davanın esasına hükmedilecek hâller, hukuka aykırılığın düzeltilmesi" başlıklı 303 üncü maddesi;
"Hükme esas olarak saptanan olaylara uygulanmasında hukuka aykırılıktan dolayı hüküm bozulmuş ise, aşağıdaki hâllerde Yargıtay davanın esasına hükmedebileceği gibi hükümdeki hukuka aykırılığı da düzeltebilir:
a) Olayın daha ziyade aydınlanması gerekmeden beraate veya davanın düşmesine ya da alt ve üst sınırı olmayan sabit bir cezaya hükmolunması gerekirse.
b) Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının iddiasına uygun olarak sanığa kanunda yazılı cezanın en alt derecesini uygulamayı uygun görürse.
c) Mahkemece sabit görülen suçun unsurları, niteliği ve cezası hükümde doğru gösterilmiş olduğu hâlde sadece kanunun madde numarası yanlış yazılmış ise.
d) Hükümden sonra yürürlüğe giren kanun, suçun cezasını azaltmış ve mahkemece sanığa verilecek cezanın belirlenmesinde artırma sebebi kabul edilmemiş veya yeni bir kanun ile fiil suç olmaktan çıkarılmış ise birinci hâlde daha az bir cezanın hükmolunması ve ikinci hâlde hiç ceza hükmolunmaması gerekirse.
e) Sanığın açıkça saptanmış olan doğum ve suç tarihlerine göre verilecek cezanın belirlenmesinde gerekli indirim yapılmamış veya yanlış indirim yapılmış ise.
f) Artırma veya indirim sonucunda verilecek ceza süresi veya miktarının belirlenmesinde maddî hata yapılmış ise.
g) Türk Ceza Kanununun 61 inci maddesindeki sıralamanın gözetilmemesi yüzünden eksik veya fazla ceza verilmiş ise.
h) Harçlar Kanunu ile yargılama giderlerine ilişkin hükümlere ve Avukatlık Kanununa göre düzenlenen ücret tarifesine aykırılık mevcutsa." şeklinde düzenlenmiştir.
Madde gerekçesinde de belirtildiği üzere Yargıtayın düzeltilerek onama yetkisini kullanması ve önüne gelen uyuşmazlığı yerel mahkemeye göndermeye gerek olmadan sonlandırabilmesi için; maddi sorunun daha fazla aydınlatılması için bir araştırmanın gerekmemesi ve maddi sorun açısından mahkemeye bırakılmış bir serbest değerlendirme yetkisinin söz konusu olmaması koşullarının bir arada bulunması gerekmektedir.
Sübut da denilen maddi sorun, geçmişte yaşanmış bir olayın nasıl meydana geldiğinin, ilk derece ve bölge adliye mahkemeleri tarafından sözlülük, yüz yüzelik ve doğrudan doğruyalık ilkeleri çerçevesinde değerlendirmeye tabi tutularak ortaya konulmasıdır. Hukuki mesele ise olayın hukuk karşısındaki durumunu tespit etmek anlamına gelir.
Bu açıklamalar kapsamında ilk derece mahkemelerince kabul edilen maddi mesele değiştirilmeden ve yeni bir delil araştırmasına girilmeden bölge adliye mahkemesince duruşma açılmaksızın hukuka aykırılığın düzeltilerek istinaf isteminin esastan reddine karar verilebileceği kabul edilmiştir. Görüldüğü üzere Yargıtay Ceza Genel Kurulunca Bölge Adliye Mahkemesinin düzelterek onama yetkisi yeni bir delil araştırmasına girilmemesi ve ilk derece mahkemesince kabul edilen maddi meselenin değiştirilmemesi ile sınırlandırılmıştır. Bu sınırlar aşılmak suretiyle Bölge Adliye Mahkemesinde duruşma açılmaksızın yeni bir delil araştırılarak sonucuna göre ilk derece mahkemesince kabul edilen maddi olay değiştirilmek suretiyle hüküm kurulması sözlülük, yüz yüzelik ve doğrudan doğruyalık ilkelerinin ihlali anlamına gelecektir.
Bu açıklamalar kapsamında yapılan değerlendirmede; sanık ...'in silah ticareti yapmak suçundan cezalandırılmasına ilişkin ilk derece mahkemesi kararına karşı yapılan başvuru üzerine raportör üyenin uygun görüşüyle 09.04.2019 tarihinde duruşma açılmasına karar verilerek tensip zaptı düzenlendiği, duruşma günü olarak 25.09.2019 tarihinin belirlendiği ve olayda ele geçen aletlerle silah üretimi yapılıp yapılamayacağının belirlenmesi için dosyanın 18.04.2019 tarihinde bilirkişiye tevdi edildiği, mevcut aletlerle ateşli silah üretiminin mümkün bulunmadığı görüşünü içeren bilirkişi raporu dava dosyasına alındıktan sonra ise duruşma yapılmadan bu rapor hükme dayanak alınmak ve ilk derece mahkemesince kabul edilen maddi olay değiştirilmek suretiyle sanığın silah ticareti yapmak yerine vahim sayıda ateşli silah bulundurma suçundan mahkumiyetine karar verilerek hükmün düzeltilerek onanmasına karar verilmesi 5271 sayılı Kanun'un 280 inci ve 303 üncü maddelerine aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesinin, 18.07.2019 tarihli ve 2018/544 Esas, 2019/2290 Karar sayılı kararı usul ve kanuna aykırı bulunmakla, hükmün diğer yönleri incelenmeksizin 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası ve 307 nci maddesinin 5 nci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin 2 nci fıkrası uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 02.05.2024 tarihinde karar verildi
...
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!