WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 11 Haziran 2026

YARGITAY 8. CEZA DAİRESİ

A- A A+

8. Ceza Dairesi         2021/12026 E.  ,  2023/9982 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2012/23 E., 2013/718 K.
SUÇ : Başkasına ait banka veya kredi kartının izinsiz kullanılması suretiyle yarar sağlama
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu hükümleri gereği temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz süresinin geçmesinden doğan sonuçları ortadan kaldırmak üzere başvurulan eski hale getirme talebiyle ilgili olarak değerlendirme yapma ve karar verme yetkisinin 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 42 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca Yargıtay'a ait olduğu, sanığın yokluğunda verilen hükme ilişkin, belirttiği adrese tebligat çıkarılmadan, Tebligat Kanununun 21/2 nci maddesine göre MERNİS adresine yapılan tebligatın usulsüz olduğu, 05.04.2018 de karardan haberdar olarak kararın tebliğini istemesi üzerine de herhangi bir tebligat yapılmadığı, bu nedenle sanığın 08.10.2018 tarihli eski halde iade ve temyiz isteğinin, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği süresinde olduğu ve temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın, 06.01.2012 tarihli iddianamesi ile sanığın, zincirleme şekilde başkasına ait banka veya kredi kartının izinsiz kullanılması suretiyle yarar sağlama suçundan cezalandırılması talep olunmuştur.

2. İstanbul 49. Asliye Ceza Mahkemesinin, 03.10.2013 tarihli, 2012/23 E. 2013/718 Karar sayılı kararı ile sanığın, zincirleme şekilde başkasına ait banka veya kredi kartının izinsiz kullanılması suretiyle yarar sağlama suçundan 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz sebepleri
1. Tarafına vekil tayin edilmeksizin yargılama yapılarak ve karar yüzüne okunmaksızın hüküm verilerek savunma hakkının kısıtlandığına
2. Atılı suçu işlememesine rağmen hakkında mahkumiyet kararı verilmesinin hukuka aykırı olduğuna,
3. Aksi kanaat halinde ise, lehe olan hükümlerin uygulanması gerektiğine,
İlişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
1. Dava konusu olay, arkadaşının kendisine para yatıracağı bahanesi ile katılandan kredi kartını isteyen sanığın, bu kartı rıza dışı kullanarak farklı tarihlerde nakit avans çektiği iddiasına ilişkindir.
2. Katılana ait Yapı Kredi Bankası 4921 **** **** 9654 numaralı kredi kartından, 06.12.2010 tarihinde iki kez 200 TL, 08.12.2010 tarihinde 100 TL nakit avans çekimi yapıldığına dair hesap özeti dökümü ve yazı cevapları dosyada mevcuttur.
3. İstanbul İl Emniyet Müdürülüğünün 18.10.2011 tarihli fezlekesi ile, sanığın hakkında benzer eylemler nedeni ile bir çok şikayet bulunduğu, yakalandığında üzerinde, farklı kişiler adına düzenlenmiş kartvizitler, kalem kamera, bir çok SIM kart ve 100 adet boş senet bulunduğu belirlenmiştir

IV. GEREKÇE
A. Sanığın temyiz sebepleri yönünden;
1. Savunma hakkının kısıtlandığına ilişkin,
Hakkında çıkarılan yakalama kararı sonrası, 03.07.2013 tarihinde savunması alınan sanığa, 5271 sayılı Kanun'un 147 inci maddesi ve 191 inci maddesinin üçüncü fıkrasının (c) bendindeki yasal hakları okunarak bilgi verildiği ve sanığın savunma yapmak için süre ve avukat talep etmediğini beyan ettiği, yargılama dosyasında 5271 sayılı Kanun'un 150 nci maddesinin ikinci ve üçüncü fıkralarında belirtilen zorunlu müdafii atanmasını gerektiren yasal bir zorunluluk da bulunmadığı anlaşılmakla, sanığın avukatı olmaksızın yargılamaya devam edilmesinde ve savunması alındıktan sonra izleyen oturuma gelmeyen sanığın, 5271 saylı Kanun'un 194 üncü maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen "Sorgusu yapılmış olan sanığın izleyen oturuma gelmemesi durumunda, davanın yokluğunda bitirilebileceğinin " hükmü gereği yokluğunda karar verilmesinde herhangi bir usule aykırılık görülmemiştir.
2. Sübuta ilişkin;
Dosyadaki olgular itibari ile; kendisini Tuğser Ahmet Altan olarak tanıtarak katılan ile arkadaş olan sanığın, olay tarihinde arkadaşının para göndereceğini söyleyerek katılandan Yapı Kredi Bankası 4921 **** **** 9654 numaralı kredi kartını aldığı ve akabinde bu kartı, katılanın bilgisi dışında kullanarak 06.12.2010 tarihinde iki kez 200 TL, 08.12.2010 tarihinde ise 100 TL nakit avans çekimi yaptığı, sanık her ne kadar savunmasında "Kartı, katılanın bilgisi dahilinde kullandığını" beyan ederek suçlamayı kabul etmemiş ise de; sanığın benzer eylemleri nedeni ile kesinleşmiş ve derdest bir çok dosyasının bulunduğu, keza yakalandığında da üzerinde, farklı kişiler adına düzenlenmiş kartvizitler, kalem kamera, bir çok SIM kart ve 100 adet boş senet ele geçirildiği, sanığın bu şekilde katılana ait kredi kartını, katılanın bilgi ve rızası dışında, aynı suç işleme kararının icrası kapsamında, farklı tarihlerde nakit avans çekmede kullanarak, zincirleme şekilde atılı suçu işlediği sabit olmakla, mahkemenin, sübuta ilişkin kabulünde herhangi bir hukuka aykırılık görülmemiştir.
3. Lehe hükümlerin uygulanması gerektiğine ilişkin;
Katılanın, zararının giderilmediği yönündeki beyanı karşısında, yargılama sürecinde, zararı karşıladığına dair herhangi bir belge ya da dekont sunmayan sanık hakkında, etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmamasına ve hükmolunan ceza miktarları itibariyle yasal şartları oluşmadığından, sanığın hükmün açıklanmasının geri bırakılması, hapis cezasının ertelenmesi kurumlarından yararlandırılmamasına yönelik mahkemenin takdirinde bir isabetsizlik görülmemiştir,
B.Diğer yönlerden;
5237 sayılı Kanun'un 245 inci maddesinin birinci fıkrasında temel ceza olarak, hapis cezasının yanında adli para cezası da öngörülmesine rağmen, sanığın sadece hapis cezası ile mahkumiyetine karar verilerek eksik ceza tayin edilmesi aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfının ve yaptırımın eleştirilen neden dışında doğru biçimde belirlendiği ve hükümde hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen sair temyiz sebepleri reddedilmiştir.

IV. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle, İstanbul 49. Asliye Ceza Mahkemesinin, 03.10.2013 tarihli, 2012/23 E. 2013/718 Karar sayılı kararında sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden temyiz talebinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 13.12.2023 tarihinde karar verildi.