8. Ceza Dairesi 2021/10076 E. , 2023/9815 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2012/349 E., 2013/499 K.
SUÇ : Başkasına ait banka veya kredi kartının izinsiz kullanılması suretiyle yarar sağlama
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz isteminin reddi
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, sanığın, yokluğunda verilen hükümlerin, 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 10 uncu maddesi gereğince savunmasının alındığı sırada son bildirdiği adrese gönderildiği ancak; sanığın adresten tanınmadığından bahisle tebligatın iade döndüğü, ardından sanığın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi bilinen en son adresi olarak kabul edilip bu adrese tebligat yapılması gerektiği gözetilmeksizin, daha önce usulüne uygun olarak tebliğ yapılmayan adresine 7201 sayılı Kanun'un 35 inci maddesine göre yapılan tebliğin usulsüz olduğu sanığın öğrenme üzerine 26.05.2016 tarihinde yaptığı temyiz talebinin süresinde olduğu, 5271 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 20.04.2012 tarihli iddianamesi ile sanık hakkında başkasına ait banka veya kredi kartının izinsiz kullanılması suretiyle yarar sağlama suçundan cezalandırılması için kamu davası açılmıştır.
2. İstanbul 42. Asliye Ceza Mahkemesinin, 17.09.2013 tarihli kararı ile sanık hakkında başkasına ait banka veya kredi kartının izinsiz kullanılması suretiyle yarar sağlama suçundan 2 yıl 6 ay hapis ve 500,00 TL adli para cezası ile mahkumiyetine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz sebebi; katılanın zararını hükümden önce 05.07.2013 tarihinde giderdiğine, tekerrür hükümlerinin uygulanmaması gerektiğine ve saire ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. Dava konusu olay; sanığın, ticari taksi şoförü olan katılanın taksisine müşteri olarak bindiği, katılana kendisini turizmci olarak tanıttığı, yolda giderken kendisinin Bursa'ya gidip geleceğini katılana söylediği ve 260,00 TL'ye anlaştıkları, Taksim'e geldiklerinde kendisine para geleceğini, ancak banka kartının yanında olmadığını belirtip katılandan kredi kartını ve şifresini istediği, katılanın da güvenerek sanığa kredi kartını ve şifresini verdiği ve aracında beklemeye başladığı, sanığın, katılanın bilgisi ve rızası dışında kredi kartından ATM'den 500,00 TL nakit çekim yaparak sağladığı iddiasına ilişkindir.
2. Katılan beyanında, ''Benim ticari taksim var. Olay günü Atatürk Hava Limanı'nda bir yolcuyu indirdim. O sırada sanık telefonla konuşuyordu. Bana taksi boş mu dedi. Taksim, Havaş'a gideceğini söyledi. Yolda sohbet ettik. Turizm şirketleri varmış. Hatta yola çıktığımızda Dünya Ticaret Merkezi'ne dönmemizi istedi. Oraya gidip oradan dönüş yaptık. Orada bekleyen park halindeki Mercedes Vito marka araçların başında bulunan şoföre seslenerek 'siz burada ne bekliyorsunuz, yolcu gelmiş bekliyor, gidin' diye seslendi ve oradan biz tekrar yolumuza devam ettik. Ben bu durumu görünce, sanığın ticaretle uğraştığını, söylediklerinin doğru olduğuna inandım. Sanık yolda yine bir telefon konuşması yaptı ve bana kredi kartlarının ve cüzdanının araçta kaldığını, kredi kartımı kullanmak istediğini, kredi kartıma para yatırılacağını ve parayı çekeceğini söyledi. Ben de kendisine güvenip kredi kartımı verdim. Taksime varmıştık. Havaş'ın orada bekledim. Araçtan indi. Gidip kredi kartına yatan parayı çekeceğini ve biletleri okeylettireceğini, sekiz müşteri olduğunu söyledi. Hatta sanığa ait laptop çantası da benim aracın içerisinde kalmıştı. Çantam kalsın ben geleceğim dedi ve gitti. Geri dönmeyince şüphelendim. Bir süre daha bekledim. Gelmeyince polisi çağırdım. Polise durumu anlattım. Araçta bıraktığı çantayı açık baktıklarında, içinde iki şişe şaşal su vardı. Hemen bankaya gidip sorduğumda bankadan 500-TL kadar para çekildiğini öğrendim. Hemen kartı iptal ettirdim. Beni dolandıran kişi şu anda huzurda bulunan sanıktır. Yüzde yüz eminim. Sanık paramı da kartımı da iade etmedi. Kendisinden şikayetçiyim. Davaya da katılmak istiyorum.'' şeklinde anlatımda bulunmuştur.
3. Katılan 17.09.2013 tarihli duruşmada, ''sanık bana herhangi bir ödeme yapmadı. Benim zararımı gidermedi. Beni hiç arayıp sormadı. Avukatınında beni arayıp zararımı gidermesi gibi bir durum söz konusu değildir.'' şeklinde beyanda bulunmuştur.
4. Sanık savunmasında, ''Müştekinin beyanına bir diyeceğim yoktur. Söyledikleri doğrudur. Ben müştekinin zararlarını gidereceğim. Pişmanım. Benim avukatım ilgileniyordu. Kendisi diğer müştekilerin zararlarını giderdi. '' şeklinde beyanda bulunmuştur.
IV. GEREKÇE
1. Katılanın beyanı, sanığın ikrarı ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; sanığın, mağdura ait kredi kartı ile mağdurun bilgisi ve rızası dışında nakit çekim işlemi yapmak suretiyle yarar sağladığı ve katılanın 17.09.2013 tarihli beyanında zararının giderilmediğini beyan ettiğinin anlaşılması karşısında; yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfının doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından 2 nci fıkrada belirtilen husus dışında sanığın, katılanın zararını hükümden önce 05.07.2013 tarihinde giderdiğine, tekerrür hükümlerinin uygulanmaması gerektiğine ilişkin ve yerinde görülmeyen sair temyiz sebeplerinin de reddine karar verilmiş ve hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
2. Sanık hakkında kurulan hükümde, Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülen "Temel hapis cezası alt sınırdan tayin edildiği halde, aynı gerekçelerle adli para cezasına esas birim gün sayısının alt sınırın üstünde belirlenmesi suretiyle hükümde çelişkiye neden olunması"nın dışında bir hukuka aykırılık görülmemiştir. Ancak bu hususun 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 322 nci maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün görülmüştür.
V. KARAR
Gerekçe bölümünün ikinci fıkrasında açıklanan nedenle İstanbul 42. Asliye Ceza Mahkemesinin 17.09.2013 tarihli kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun'un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun'un 322 nci maddesi gereği hükümde "sanık hakkında 5237 sayılı TCK.nın 245 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca hapis cezası yanında hükmolunan adli para cezasına esas alınan 30 günün 5 güne, 5237 sayılı Kanun'un 62 nci maddesi ile belirlenen 25 günün 4 güne, 5237 sayılı Kanun'un 52 nci maddesi uyarınca günlüğü 20,00 TL'den hükmolunan 500,00 TL adli para cezasının 80,00 TL'ye indirilmesi" suretiyle hükmün, Tebliğnameye aykırı olarak oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 12.12.2023 tarihinde karar verildi
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!