8. Ceza Dairesi 2020/14321 E. , 2023/6580 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2015/318 E., 2016/182 K.
SUÇLAR : Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, Yaralama
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan usul hükümlerine göre temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz isteklerinin süresinde olduğu ve reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Tarsus Cumhuriyet Başsavcılığının 16.03.2015 tarihli iddianamesi ile sanıklar hakkında iştirak halinde kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan cezalandırılmaları istemi ile dava açılmıştır.
2. Tarsus 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 29.01.2016 tarihli kararı ile sanıklar hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan ayrı ayrı 4 yıl 12 ay hapis cezası, yaralama suçundan 3 yıl hapis cezası ile mahkumiyetlerine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1. Sanık ...'in temyizi, olayla ilgisinin olmadığına, mağdur ile aralarında husumet olması nedeniyle şikayetçi olduğu iddiasına yöneliktir.
2. Sanık ...'nin temyizi, mağdurun ifadesinden başka mahkumiyete yeterli delil olmadığına, suçu işlemediğine, mağdurun husumetlisi olması nedeniyle adını verdiğine, eksik inceleme ile hüküm kurulduğuna yöneliktir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. Dava konusu olay; mağdurun olay tarihinde cenaze evinde hırsızlık yapması üzerine, zorla araca bindirilip ıssız alanda darp edildikten sonra serbest bırakıldığına ilişkindir.
2. Mağdurun alınan doktor raporunda, sağ temporal önde, oblik seyirli, 3*0.3 cm lik üzerinde saç çıkmayan, belirli bir dikkat gözetmeden ilk bakışta göze batacak nitelikte yara nedbesinin olduğu ve bunun yüzde sabit iz niteliğinde olduğunun belirtildiği tespit edilmiştir.
IV. GEREKÇE
1. Mağdurun sanıklar tarafından zorla araca bindirilerek götürüldüğü ve darp edildiğinin iddia edildiği olayda, mağdurun alınan ifadesinde olayın bir kafede gerçekleştiğini ve yanında arkadaşı Y.A.'nın bulunduğunu beyan ettiği, kafe sahibinin alınan ifadesinde ise böyle bir olayın gerçekleşmediğini beyan etmesi ve sanıkların da alınan savunmalarında istikrarlı olarak suçlamaları kabul etmememeleri karşısında, olayın tek görgü tanığı durumunda bulunan Y.A.'nın ifadesine başvurulmaksızın eksik inceleme ile kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan kurulan mahkumiyet hükümleri hukuka aykırı bulunmuştur.
2. Sanıklar hakkında yaralama suçundan açılan bir dava bulunmaksızın ek savunma hakkı verilerek 5237 sayılı Kanun'un 86 ncı maddesinin birinci fıkrası, 87 nci maddenin birinci fıkrasının (c) ve son bendleri uyarınca mahkumiyet hükümlerinin kurulması hukuka aykırı bulunmuştur.
Kabule göre de,
3. Yerel mahkeme hakimi tarafından duruşmanın 5. celsesinde bir sonraki duruşma gününün 03.02.2016 tarihi olarak belirlendiği, fakat sanık ...'ın ek savunmasının alınması için 29.01.2016 tarihinde resen celse açıldığı, dava dosyası kapsamında yer alan diğer sanık ... ile mağdura bu duruşma günü haberdar edilmeksizin esas olan duruşma günü beklenilmeksizin resen açılan celsede hüküm kurulmak suretiyle savunma hakkının kısıtlanması hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Tarsus 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 29.01.2016 tarihli kararına yönelik sanık ... ve sanık ...'nin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükümlerin 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi uyarınca Tebliğnameye uygun olarak, oy çokluğuyla BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 25.09.2023 tarihinde karar verildi.
KARŞI OY GEREKÇESİ
Sayın Çoğunluk ile aramızdaki uyuşmazlık, kasten yaralama suçundan açılmış bir dava bulunup bulunmadığına ilişkindir.
Yargıtayın yerleşik içtihatlarında da sıklıkla ifade edildiği üzere, iddianame ile bir suçtan usulünce dava açılmış kabul edilebilmesi için dava açan belgede suç adına veya sevk maddelerine yer verilmiş olması dışında "sadece sanığa isnad olunan fiilin iddianamenin anlatım kısmında yer alması da yeterli kabul edilmektedir."
Ancak, ifade edilmelidir ki "iddianamede bir şey anlatılırken başka bir şeyden söz edilmiş olması" bu nitelikte yani davanın açılmış sayılması için yeterli bir anlatım olarak kabul edilmemektedir.
Bu ilkeler çerçevesinde somut davanın iddianamesi değerlendirildiğinde; Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen iddianamenin anlatım kısmında şüphelilere ithaf edilerek "...müştekiyi evlerinden hırsızlık yaptıklarından bahisle darp ettikleri..." ifadesine yer verilmiştir. Devamında ise, "...müştekinin alınan doktor raporu uyarınca basit tıbbi müdahale ile giderilemez hayati tehlike geçirecek şekilde yaralandığı..." anlatımı yapılmıştır. Kısacası, iddianamede ilk olarak (özetle) şüphelilerin müştekiyi yaraladıkları suçlamasına yer verilmiş: akabinde ise bu yaralanmanın niteliği açıklanmıştır.
Açıklanan iddianamede sanıklar hakkında kasten yaralama fiilinden açıkça bir isnada yer verilmiş ve bu yaralamanın niteliğinin dahi belirtilmiş ve ayrıntılı açıklanmış olması, sanıklar (şüpheliler) hakkında yaralama suçundan usulünce ceza davası açıldığının kabulünü gerektirmektedir.
Bu itibarla, Sayın Çoğunluğun atılı fiilden usulünce açılmış bir dava bulunmadığı yönündeki görüşüne katılamıyorum. 25.09.2023
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!