WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 05 Haziran 2026

YARGITAY 7. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

7. Hukuk Dairesi         2024/981 E.  ,  2024/3005 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2021/24 E., 2021/572 K.
ASIL VE BİRLEŞTİRİLEN
BİRLEŞTİRİLEN DAVALARDA
DAVA TARİHİ : 01.07.2008
KARAR : Asıl ve birleştirilen davaların reddi
TEMYİZ EDENLER : Asıl ve birleştirilen davalarda davacı vekili, birleştirilen davada davalı ... vekili

Taraflar arasında görülen kadastral parselin ihyası davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesince Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.

Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; asıl ve birleştirilen davaların reddine karar verilmiştir.

Mahkeme kararı asıl ve birleştirilen davalarda davacı vekili, birleştirilen davada davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili asıl ve birleştirilen dava dilekçesinde, 1252 sayılı parselin içinde bulunduğu alanda davalı belediyeler tarafından yapılan imar düzenlemelerinin idari yargı yerinde iptal edildiğini ileri sürerek kadastral parselin ihyası ile Hazine adına tescilini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalılar cevap dilekçesinde; davanın reddini istemiştir.

III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 16.12.2014 tarihli ve 2008/1097 Esas, 2014/1372 sayılı Kararıyla; asıl ve birleştirilen davanın reddine karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Hüküm Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesinin 07.09.2020 tarihli ve 2020/1839 Esas, 2020/4587 Karar sayılı ilamıyla, 20 Şubat 2020 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7221 sayılı Coğrafi Bilgi Sistemleri ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'un 7 nci maddesiyle 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 18 inci maddesine yeni bir fıkra eklenmiştir.

Eklenen bu hükme göre, 3194 sayılı Kanun'un 18 inci maddesi kapsamında yapılmış imar uygulamalarının kesinleşmiş mahkeme kararlarıyla iptal edilmesi nedeniyle; davaya konu parselin imar planı kararları ile umumi ve kamu hizmetlerine ayrılan alanlara denk gelmesi veya iptal edilen uygulama ile tahsis ve tescil edilmiş parsellerde hak sahiplerince yapı yapılmış olması ve benzeri hukuki veya fiili imkânsızlıklar nedeniyle geri dönüşüm işlemleri yapılarak uygulama öncesi kök parsellere dönülemeyeceğinin parselasyon planlarını onaylamaya yetkili idarelerin onay merciince tespiti halinde, öncelikle davaya konu parselin hak sahiplerinin muvafakati alınmak kaydıyla uygulama sahası içerisinde idarece uygun bir yer tahsis edileceği veya anlaşma olmaması halinde davacı hak sahibinin kök parseldeki yeri dikkate alınarak uygulamadaki düzenleme ortaklık payı kesintisi düşüldükten sonraki taşınmazın rayiç bedeli üzerinden değerinin ödeneceği belirtilmiştir.

Dava konusu uyuşmazlık, eklenen bu hüküm uyarınca idareye başvuru yoluyla çözülmesi gerektiğinden, imar parselinin kadastral parsele ihyasına yönelik dava konusu talebin, kanun değişikliği nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle bozulmuştur.

B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl ve birleştirilen davanın yasa değişikliği nedeniyle reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleştirilen davalarda davacı vekili, birleştirilen davada davalı ... Belediyesi vekili temyiz isteminde bulunmuşlardır.

B. Temyiz Sebepleri
1. Asıl ve birleştirilen davalarda davacı vekili temyiz dilekçesinde; 3194 sayılı Kanun'un 18 inci maddesinin eldeki davaya uygulanma olanağının bulunmadığını, hatalı değerlendirmeyle davanın reddine karar verildiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.

2. Birleştirilen davada davalı ... Belediyesi vekili temyiz dilekçesinde, dava konusu taşınmazın davalı adına tescil edilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, imar uygulamasının iptali nedeniyle kadastral mülkiyet durumunun ihyası istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1. Tapu iptali ve tescil davaları kural olarak kayıt maliklerine karşı açılır. Yine; kadastral duruma dönülme istemli uyuşmazlıklarda taraf teşkili bakımından husumetin, ihyası talep edilen kadastral parselin kapsamında kalan imar parsel ya da parsellerinin maliklerine yöneltilmesi gerekir ve bu davanın özelliği itibarıyla kayıt maliklerinin yanı sıra işlemi yapan belediyeye de husumetin yöneltilmesi mümkündür.

2. İmar işleminin iptali sebebiyle kadastral mülkiyet durumunun ihyası isteğine ilişkin bu davalarda, taraflar arasında mülkiyet ihtilafının bulunmadığı; davacının talebinin kamusal tasarruftan kaynaklanan sicil kaydının düzeltilmesine ilişkin olduğu gözetilerek, hüküm altına alınması gerekli karar ilam harcı ile vekalet ücretinin maktu olması ve ayrıca yargılama gideri ve bu giderlerden sayılan vekalet ücretinden iptal edilen idari işlemi yapan davalı Belediyenin sorumlu tutulması gerekir.

3. 20 Şubat 2020 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7221 sayılı Coğrafi Bilgi Sistemleri ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'un 7 nci maddesiyle 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 18 inci maddesine yeni bir fıkra eklenmiştir.

Eklenen bu hükme göre, 3194 sayılı Kanun'un 18 inci maddesi kapsamında yapılmış imar uygulamalarının kesinleşmiş mahkeme kararlarıyla iptal edilmesi nedeniyle; davaya konu parselin imar planı kararları ile umumi ve kamu hizmetlerine ayrılan alanlara denk gelmesi veya iptal edilen uygulama ile tahsis ve tescil edilmiş parsellerde hak sahiplerince yapı yapılmış olması ve benzeri hukuki veya fiili imkânsızlıklar nedeniyle geri dönüşüm işlemleri yapılarak uygulama öncesi kök parsellere dönülemeyeceğinin parselasyon planlarını onaylamaya yetkili idarelerin onay merciince tespiti halinde, öncelikle davaya konu parselin hak sahiplerinin muvafakati alınmak kaydıyla uygulama sahası içerisinde idarece uygun bir yer tahsis edileceği veya anlaşma olmaması halinde davacı hak sahibinin kök parseldeki yeri dikkate alınarak uygulamadaki düzenleme ortaklık payı kesintisi düşüldükten sonraki taşınmazın rayiç bedeli üzerinden değerinin ödeneceği kabul edilmiştir.

3. Değerlendirme
1. Temyizen incelenen mahkeme kararında ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukuken imkân bulunmadığı anlaşılmakla; asıl davada davalı ... Belediyesi vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2. Dava konusu taşınmaz davalı ... ve davalı ... Belediyesi tarafından imar uygulamalarına tabi tutulmuş, ancak davalı Belediyeler tarafından yapılan imar uygulamaları İdare Mahkemesi tarafından iptal edilmiştir. Böylece, davacının maliki olduğu kadastral parsel üzerinde imar uygulaması ile oluşan imar parsellerinin dayanağı idari işlemin iptal edilmesi nedeniyle sicil dayanaksız kalmış ve TMK'nın 1025 inci maddesi hükmü uyarınca imar parselleri yolsuz tescil durumuna düşmüşlerdir. Her ne kadar Mahkemece dava tarihinden sonra gerçekleşen yasa değişikliği nedeniyle davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamakta ise de; dava, davalı ... ile davalı ... Belediyesinin yapmış olduğu idari işlem nedeniyle açılmış olup, davanın açıldığı tarihte kadastral parselin ihyasını talep etmekte haklı olduğu anlaşılmaktadır. Bu nedenle, davacının davanın açılmasına sebebiyet verdiğinden söz edilemeyeceğinden ve davacının dava açma tarihinde haklı olduğu göz önüne alındığında, 6100 sayılı HMK'nın 331 inci maddesi gereği yapılan yargılama giderlerinden davanın açılmasına sebebiyet veren davalılar Adana Büyükşehir Belediyesi ile dava konusu taşınmazın belediye sınırlarında meydana gelen değişiklik ile sınırına dahil olan davalı ... Belediyesi sorumlu tutulması gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir. Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 438 inci maddesinin yedinci fıkrası hükmü uyarınca Mahkeme kararının düzeltilerek onanması gerekmiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
1. Asıl davada davalı ... Belediyesi vekilinin temyiz itirazlarının REDDİNE,

2. Asıl ve birleştirilen davalarda davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile; Mahkeme kararının, hüküm fıkrasının;
Üçüncü fıkrasının çıkarılarak yerine "Davacı tarafından yapılan 6.516,00 TL yargılama giderinin davalı ... Belediyesi ile davalı ... Belediyesinden müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine"

Dördüncü,.... fıkrasının çıkarılarak "Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesap edilen 1.740,00 TL vekalet ücretinin davalı ... Belediyesi ile davalı ... Belediyesinden müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine" ibaresinin eklenmesi suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

Peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine,

Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,

Karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere,

29.05.2024 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
K A R Ş I O Y
Dava, kadastral parselin ihyasına yönelik tapu iptali ve tescil, mümkün olmadığı taktirde tazminat isteğine ilişkindir.
Bilindiği üzere; tapu sicilinin tutulması prensiplerinden biri tescil, diğeri sicilin aleniliği (güvenirliği), bir diğeri Hazinenin kusursuz sorumluluğu, sonuncusu ise geçerli bir hukuki sebebinin bulunması, yani kaydın illetten mücerret olmamasıdır. Diğer taraftan, yargı merciilerince verilen kararlar yöntemine uygun şekilde kesin hüküm niteliğini kazandığında "Lazım-ül icra" (uygulanması gereken) duruma gelirler. Diğer taraftan, tapu sicilinin dayanağı idari işlem idari yargı yerinde iptal edilmediği sürece kadastral parselin ihyası davasının dinlenme olanağının bulunmadığı kuşkusuzdur.

Somut olayda; dava konusu ... Köyü 1252 parsel sayılı taşınmazın Seyhan Belediyesi tarafından 04.06.1998 tarih ve 2918 sayılı Encümen kararı yapılan 38 No.lu imar uygulamasına tabi tutularak 03.11.1998 tarihinde tescilsiz alandan ihdasen Hazine adına tescil edilerek şuyulandırıldığı, ne var ki, anılan 38 No.lu imar düzenlemesinin idari yargı yerinde iptal edilmediği, yargılama sırasında da çekişmeli taşınmazın ... Belediyesi sınırları içerisine alınması nedeniyle adı geçen Belediyeye husumetin yöneltildiği anlaşılmaktadır.

Hemen belirtilmelidir ki, bozma ilamına uyulması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına usulü kazanılmış hak meydana gelir ise de, usulü kazanılmış hakkın istisnalarının bulunması durumunda müktesep haktan söz edilemez. Usulü kazanılmış hakkın istisnaları arasında maddi hata ve kamu düzenine ilişkin hususlar sayılabilir. İmar düzenlemeleri kamu düzenine ilişkin olup, dava konusu taşınmazda yapılan 38 nolu imar düzenlemesinin maddi hata sonucu 37 No.lu şuyulandırma işlemi olarak değerlendirilmesi davacı yararına usulü kazanılmış hak meydana getirmeyecektir.

O halde, davacının ihyasını talep ettiği kadastral parselde yapılan imar uygulaması halen geçerliliğini koruduğuna göre eldeki davanını dinlenme olanağı bulunmadığından davanın bu gerekçeyle reddine karar verilmesi ve yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılması gerekirken, yazılı gerekçeyle davan reddi kararı verilmesi doğru olmadığı gibi, dosyada birleşen dava dosyası bulunmadığı halde ve kısa kararda da belirtilmemesine rağmen, gerekçeli kararda birleşen dava varmış gibi kısa kararla da çelişki oluşturacak biçimde hüküm kurulması isabetsizdir. Ayrıca, dava konusu taşınmazın davalı ... Belediyesi sınırları içerisinde kaldığı ve bu belediyenin Seyhan Belediyesinin halefi konumunda olduğu gözetilerek,.... Belediyesi yönünden karar verilmesine yer olmadığına hükmedilmesi ve bu belediye lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmiş olması da doğru değildir.

Hal böyle olunca, yukarıda açıklanan gerekçelerle yerel Mahkeme kararının bozulması görüşünde olduğumdan sayın çoğunluğun kararına katılamıyorum.