7. Hukuk Dairesi 2024/967 E. , 2024/2429 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2021/140 E., 2021/347 K.
ASIL VE BİRLEŞTİRİLEN
DAVA TARİHİ : 20.05.2014
KARAR : Davalı Hazine lehine birleştirilen davada 50.000,00 TL üzerinden hesaplanan 7.300,00 TL nispi vekalet ücreti takdirine, asıl dava yönünden davalı Hazine'ye vekalet ücreti ödendiğinden vekalet ücreti konusunda karar verilmesine yer olmadığına
Taraflar arasındaki asıl davada el atmanın önlenmesi ve yıkım, birleştirilen davada el atmanın önlenmesi, yıkım, yıkım talebinin kabul edilmemesi halinde tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay 8. Hukuk Dairesince Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davalı Hazine lehine birleştirilen davada 50.000,00 TL üzerinden hesaplanan 7.300,00 TL nispi vekalet ücreti takdirine, asıl dava yönünden davalı Hazine'ye vekalet ücreti ödendiğinden vekalet ücreti konusunda karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Mahkeme kararı davalı-birleştirilen davada davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1.Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Kocaeli ili, Dilovası ilçesi, ... Bölgesi sınırları içerisinde ve kıyı kenar çizgisinin kara tarafında yaklaşık 120.000 m²’lik bir alanda sanayi faaliyetlerini sürdürdüğünü, davalı şirketin de aynı faaliyette bulunduğunu; ancak denizin bazı bölümlerini doldurmak suretiyle liman tıkanıklığına sebebiyet verdiğini, gemilerin ve deniz araçlarının limana yanaşma ve demirleme faaliyetlerini sekteye uğrattığını, arzın tabi maliki olduğundan Hazineye de husumet yöneltildiğini belirterek davalı şirketin denize dolgu eyleminden dolayı dava konusu yere el atmasının önlenmesine ve dolgu yerlerinin yıkımına karar verilmesini talep etmiştir.
2. Birleştirilen davada davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı şirketin dolgu eylemi sebebiyle el atmasının önlenmesine, dolgu yerlerinin yıkımına, yıkım talebi kabul edilmediği taktirde 50.000,00 TL’nin davalı şirketten tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1. Asıl davada davalı ...vekili; davanın reddini savunmuştur.
2. Birleştirilen davada davalı ...vekili; davanın reddini savunmuştur.
3. Asıl ve birleştirilen davada davalı Hazine vekili; davanın reddini savunmuştur.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 17.04.2015 tarihli ve 2014/325 Esas, 2015/217 Karar sayılı kararıyla; davacı-birleştirilen davada davalı şirket vekili ve davalı-birleştirilen davada davacı şirket vekili davalarından feragat ettiklerinden davanın reddine karar karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Birinci Bozma Kararı
1. Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleştirilen davada davalı Hazine vekili vekalet ücreti ile sınırlı olarak temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 22.11.2018 tarihli ve 2018/6089 Esas, 2018/19069 Karar sayılı ilamıyla; davalı Hazine kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden davalı Hazine yararına nispi vekalet ücreti tayini gerekirken bu husus gözetilmeksizin yazılı olduğu şekilde maktu vekalet ücretine hükmedilmesinin doğru olmadığına işaret edilerek hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
B. Mahkemesince Birinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin 11.12.2019 tarihli ve 2019/41 Esas, 2019/293 Karar sayılı kararı ile 11.12.2019 tarihli kısa kararda “...bozma ilamına uyulmasına, ...Hazine lehine hem ana davada hem birleşen davada nispi ücreti vekalet takdirine...”; gerekçeli kararın hüküm fıkrasında ise “...ana davada...2.725,00 TL maktu ücreti vekaletin davacıdan tahsili ile davalı Hazine’ye verilmesine, ...birleşen davada... 2.725,00 TL maktu ücreti vekaletin davacıdan tahsili ile davalı Hazineye verilmesine...” şeklinde karar verilmiştir.
C. İkinci Bozma Kararı
1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı-birleştirilen davada davacı şirket vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 15.09.2020 tarihli ve 2020/2237 Esas, 2020/5143 Karar sayılı ilamıyla; “... kısa kararda Hazine lehine asıl ve birleşen davada nispi vekalet ücreti takdirine karar verilmiş, gerekçeli kararda ise asıl ve birleşen davada Hazine lehine 2.725,00’er TL maktu vekalet ücretine hükmedilmiş olup, kısa kararla gerekçeli karar arasında aykırılık oluşturulmuştur. Her ne kadar 12.03.2020 tarihli tashih şerhi ile Hazine lehine asıl davada 33.950,00 TL, birleşen davada 5.850,00 TL nispi vekalet ücretine hükmedildiği düzeltmesi yapılmış ise de, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK’nin) 304. maddesi uyarınca hükümdeki yazı ve hesap hataları ile diğer benzeri açık hataların mahkemece re’sen düzeltilebilmesi mümkün olup, tashih ile yazılı şekilde hüküm fıkrası değiştirilemez...” gerekçesiyle hükmün bozulmasına, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
D. Mahkemesince İkinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozmaya uyulmak suretiyle, davalı Hazine lehine birleştirilen davada 50.000,00 TL üzerinden hesaplanan 7.300,00 TL nispi vekalet ücreti takdirine, esas dava yönünden vekalet ücreti konusunda karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı-birleştirilen davada davacı şirket vekili vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı-birleştirilen davada davacı şirket vekili temyiz dilekçesinde özetle; asıl ve birleştirilen davada iki davalı olmasına rağmen Hazine lehine tam (nispi) vekalet ücretine karar verilmesinin hatalı olduğunu ileri sürülerek temyiz yoluna başvurmuştur.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, asıl dava el atmanın önlenmesi ve yıkım, birleştirilen dava ise el atmanın önlenmesi ve yıkım, yıkım talebinin kabul edilmemesi halinde tazminat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 683 üncü ve 737 üncü maddeleri maddeleri.
3. Değerlendirme
1. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı-birleştirilen davada davacı şirket vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
HUMK'nın 440/III-1, 2, 3 ve 4 üncü bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna,
07.05.2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!