WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 05 Temmuz 2026

YARGITAY 7. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

7. Hukuk Dairesi         2024/863 E.  ,  2024/2721 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2021/721 E., 2023/425 K.
DAVA TARİHİ : 16.11.2006
KARAR : Davanın reddine

Taraflar arasında görülen mirasçılık belgesinin iptali davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesince Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkeme kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin miras bırakan ...'nin mirasçısı olduğunun Uzunköprü Asliye Hukuk Mahkemesinin 1973/406 Esas ve 1973/390 Karar sayılı mirasçılık belgesi ile sabit olmasına karşın Babaeski Sulh Hukuk Mahkemesinin 1997/505 Esas ve 1998/415 Karar sayılı mirasçılık belgesinde müvekkiline miras payı verilmediğini belirterek, hatalı olan Babaeski Sulh Hukuk Mahkemesinin 1997/505 Esas ve 1998/415 Karar sayılı mirasçılık belgesinin iptali ile gerçeğe uygun mirasçılık belgesi verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı ... vekili, davanın reddini savunmuştur.

III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 27.02.2014 tarihli ve 2010/927 Esas, 2014/158 Karar sayılı kararıyla; davanın kabulüne karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Mahkemenin 27.02.2014 tarihli ve 2010/927 Esas, 2014/158 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesinin 20.05.2021 tarihli ve 2021/927 Esas, 2021/3344 Karar sayılı ilamında; iptali istenen mirasçılık belgesine ilişkin Babaeski Sulh Hukuk Mahkemesinin 1997/505 Esas ve 1998/415 Karar sayılı dosyasında mevcut taşınmazların 1956 tarihli kadastro tutanaklarında miras bırakan ...‘nin 57 yıl önce vefat ettiği belirtilmiş; kararda da 1900 yılının başında öldüğü kabul edilmiştir. Ancak miras bırakan ...'nin çocukları olduğu iddia olunan ve nüfus kaydı olmayan ... ve ... ölüm tarihleri tespit edilmeden karar verilmiş olmasının doğru görülmediği,

3. Muris ve nüfusa kaydı olmayan mirasçıları adına tapulu olduğu bildirilen taşınmazlara ait tapu kayıtları ile tespitlerine esas alınan kayıt ve belgelerin getirilmediği, taşınmazlarda keşif yapılmadığı, kullanım durumlarının ve intikal bilgilerinin araştırılmadığı, buna göre murisin, mirasçılarının ve ölüm tarihlerinin kuşkuya yer bırakmayacak şekilde tek tek tespit edilmesi ve bunun için gereken her türlü delil ve araştırmaya başvurulması, gerekmesi halinde Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 206/2 nci maddesi uyarınca ilgilisinden evrak aslının teminiyle, davacıdan tanık dahil, göstereceği diğer delilleri sorulup incelendikten sonra miras bırakanın öldüğü tarih dikkate alınarak feraiz hukukuna ehil bilirkişiden denetime elverişli rapor alınarak bir karar verilmesi gerektiği,

4. Kabule göre de; bir kısım mirasçıların mirasçılığının eksik ve hatalı tespit edildiği gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.

B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında; davacı ile miras bırakan ... arasında mirasçılık sıfatı olduğuna ilişkin bir kayıt bulunmadığı, dinlenen tanık beyanlarının da davacının mirasçılığını ispatlar nitelikte olmadığı, tanık ya da mahalli bilirkişilere taşınmaz gösterilmesi halinde dahi davacı miras bırakan ... ile ... arasında mirasçılık ilişkisi olduğuna yönelik herhangi bir bilgiye ulaşılamayacağı, dolayısıyla keşif yapılmasına usul ekonomisi gereği lüzum bulunmadığı, davacı tarafın verilen sürelere rağmen iddiasını kanıtlayacak delil sunamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; bozma ilamının gereğinin yerine getirilmediğini, dinlenen tanık beyanlarının da davacıların mirasçılığını ispatladığını, Babaeski Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/5 Esas sayılı dosyasında dinlenen tanıkların da davayı ispatlar nitelikte beyanda bulunduklarını, Mahkemece bilirkişi raporu alınmadan eksik inceleme ile karar verildiğini ileri sürerek Mahkeme kararının davacılar lehine bozulması istemi ile temyiz yasa yoluna başvurmuştur.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, mirasçılık belgesinin iptali istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası.

2. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 598 inci maddesinde başvurusu üzerine yasal mirasçı oldukları belirlenenlere, Sulh Mahkemesince mirasçılık sıfatlarını gösteren bir belge verileceği açıklanmıştır. Mirasçılık belgesi, aksi ispat edilinceye kadar, adına düzenlenmiş bulunan kişi ve kişilerin mirasçılığı lehine bir karine oluşturur. Bu belge; miras bırakan ile mirasçıları arasındaki irs (soy) ilişkisini göstermesi yanında mirasın (terekenin) mirasçılara intikalini de sağlayıcı bir işleve sahiptir. 4721 sayılı Kanun'un 17 nci maddesi uyarınca, miras hükümleri, mirasçılık ve mirasın geçişi miras bırakanın ölüm tarihinde yürürlükte bulunan hükümlere göre belirlenir.

3. Bu tür davaların kural olarak hasımsız açılması ve çekişmesiz yargı yolu ile görülüp sonuçlandırılması gerekir. Bu olgunun sonucu olarak bu tür davalar sonucunda verilen hükümler kesin hüküm oluşturmadığı gibi, hatalı oldukları öne sürülerek her zaman için iptalleri de istenebilir. Re'sen araştırma prensibi egemen olan bu tür davalarda davacı taraf sadece miras bırakanın öldüğünü, kendisinin soybağı, evlilik veya evlat edinme nedeniyle miras bırakanın mirasçısı olduğunu ve dava dilekçesindeki diğer iddialarını kanıtlamak zorundadır. Nüfus aile kayıtlarını getirterek miras bırakanın diğer mirasçılarını tespit etmek ve tüm mirasçıların miras paylarını belirlemek ise hakimin görevidir. Mirasçıların ve paylarının belirlenebilmesi için gider yapılması gerektiğinde bu giderlerin davacı tarafça karşılanması gerektiği kuşkusuzdur.

4. Mirasçılık belgesinin iptali davalarında ise, mirasçılar arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunmaktadır. Dava sonucunda verilecek hükümle hukuksal durumları etkilenebileceğinden bu tür davalarda iptali istenilen mirasçılık belgesinde mirasçı olarak gösterilen kişiler ile ölmüşlerse bunların mirasçılarının davada taraf olmaları zorunludur. Taraf koşulu kamu düzenine ilişkin olup taraflarca öne sürülmese dahi mahkemelerce kendiliğinden incelenmesi gerekir. Mirasçılık belgesinin iptali davalarında da davacı taraf miras bırakanın mirasçısı olduğunu, iptali istenilen mirasçılık belgesinde mirasçı olarak gösterilmediğini ve pay verilmediğini veya mirasçı gösterilmesine rağmen mirastan kendisine olması gerekenden daha az pay verildiğini, bu nedenle önceki günlü mirasçılık belgesinin hatalı olduğunu kanıtlamak zorundadır. Bu tür davalarda da miras bırakanın diğer mirasçılarını tespit etmek ve mirasçıların miras paylarını belirlemek hakimin görevidir ve re'sen araştırma ilkesi uyarınca, davanın ispatı için gerekli bütün delillere başvurabilir.
3. Değerlendirme
1. Somut olayda, Mahkemece bozma ilamına uyulsa da gereği yerine getirilmeksizin karar verilmiştir. Bozma ilamında miras bırakanın adına tespit gören taşınmazların başında keşif yapılması ve ilk tesisinden itibaren fiili kullanım durumları dikkate alınmak suretiyle kim veya kimler tarafından ne zamandan beri kullanıldığı, kullananların açık kimliği ve miras bırakan arasında ırsi bağları olup olmadığı tespit edilmesi gerektiği belirtilmesine rağmen, Mahkemece mahalli bilirkişi, tanık beyanları ve kolluk araştırma tutanağı nazara alınarak keşif yapılmasına usul ekonomisi gereği lüzum görülmeden, ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir. Oysa ki iptali istenen Babaeski Sulh Hukuk Mahkemesinin 1997/505 Esas sayılı dosyasında verilen mirasçılık belgesi 62, 298, 380, 610, 677 ve 681 parsellerin maliki ölü ...'nin mirasçıları için verilmekle, bahsi geçen taşınmazların ilk tesisinden itibaren fiili kullanım durumunun belirlenmesi gerekmektedir. Nitekim iptali istenen mirasçılık belgesini talep eden ...'nün de talep dilekçesinde diğer mirasçıları bilmediğini belirterek 62, 298, 380, 610, 677 ve 681 parsellerin malikinin mirasçılık belgesini istediği görülmektedir.

2. Diğer yandan, Babaeski Sulh Hukuk Mahkemesinin 2002/257 Esas sayılı dosyasında tanık olarak dinlenen 1340 doğumlu ...'ın, ...'nin torunları olarak..., ... ve ... bildiğini beyan ettiği, yine aynı dosyada tanık olarak dinlenen 1337 doğumlu...'ın ise ...'nin akrabalarının ..., torunlarından ... ve ... bildiğini beyan ettiği görülmektedir. Ayrıca, miras bırakan adına tespit gören taşınmazlar hakkında yolsuz tescile dayalı tapu iptali ve tescil talebi ile açılan Babaeski Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/5 Esas sayılı dosyasında tanık olarak dinlenen ... ve ...'in dava konusu edilen taşınmazların bir kısmının davacının dedesi olan ... mirasçıları tarafından kullanıldığını beyan ettikleri, dinlenen diğer tanık olan ...'ın ise aynı zamanda Babaeski Sulh Hukuk Mahkemesinin 2002/257 Esas sayılı dosyasında dinlenen tanık...'ın oğlu olduğu, beyanında dava konusu taşınmazların 66-74 yılları arasında ...'den icar yoluyla babası... tarafından ekilip biçildiğini, ...'in ölümü üzerine taşınmazları ... mirasçılarından vekaletname alarak ...'in ekip biçtiğini belirttiği, tanık ...'ın eldeki davada da mahalli bilirkişi olarak duruşmada dinlendiği ve ...'yi tanımadığını beyan ettiği anlaşılmaktadır. Miras bırakan ...'nin ölüm tarihi ile dinlenen tanıkların yaşı itibariyle miras bırakanı tanımaları da mümkün değildir. Bu bakımdan Mahkemece, celse sırasında dinlenen tanıklara sadece miras bırakanı tanıyıp tanımadığının sorulması davanın aydınlatılması bakımından yeterli değildir.

4. Ayrıca, Mahkemece dinlenen tanık ...'nın, ...'den davacıya kalan taşınmazı ...'ın icar yoluyla kullandığını, taşınmazın kimden kaldığını bilmediğini beyan ettiği, tanığın bahsettiği taşınmazın hangi taşınmaz olduğu, miras bırakan ... adına tespit gören taşınmazlardan olup olmadığı belirlenmeden, taşınmazı icar yoluyla kullanan ...'ın da bilgisine başvurulmadan karar verildiği anlaşılmaktadır. Mahkemece, miras bırakan adına tespit gören taşınmazların başında keşif yapılarak, tanıkların açıklanan suretle dinlenmeleri, taşınmazların ilk tesisinden itibaren fiili kullanım durumları dikkate alınmak suretiyle kim veya kimler tarafından ne zamandan beri kullanıldığı, kullananların açık kimliği ve miras bırakan arasında ırsi bağları olup olmadığının tanıklara sorulması ve sonucuna göre gerekirken eksik araştırma ile yetinilerek karar verilmesi hatalıdır.

2. Öte yandan, miras bırakan ve nüfusa kaydı olmayan mirasçıları adına tapulu olduğu bildirilen taşınmazlara ait tapu kayıtları ile tespitlerine esas alınan kayıt ve belgelerde miras bırakanın "..." olarak geçtiği, davacının miras bırakanın kızları olduğunu iddia ettiği ve davacının delil olarak dayandığı Uzunköprü Asliye Hukuk Mahkemesinin 1973/406 Esas sayılı dosyasında mirasçı olarak belirlenen ... ve ... nüfus kayıtlarında "..." doğumlu oldukları, iptali talep edilen Babaeski Sulh Hukuk Mahkemesinin 1997/505 Esas sayılı dosyasında dinlenen tanık ...'ın ise ...'nün babası ...'un da Bulgaristan göçmeni olduğunu beyan ettiği nazara alındığında; bahsi geçen kişiler arasında bu suretle irs ilişkisi olup olmadığının araştırılmadan karar verildiği anlaşılmaktadır. Mahkemece, açıklanan hususlar ışığında yapılacak araştırmalar sonucunda bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yetinilerek, yazılı şekilde karar verilmesi de doğru görülmemiş, hükmün bozulması gerekmiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Mahkeme kararının BOZULMASINA,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,

Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,

Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,

20.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.