WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 16 Haziran 2026

YARGITAY 7. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

7. Hukuk Dairesi         2024/795 E.  ,  2024/1247 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/898 E., 2023/1305 K.
KARAR : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Kulu Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2022/799 E., 2023/105 K.

Taraflar arasındaki harici satın almaya dayalı tapu iptal ve tescil, ikinci kademede temliken tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine kesin olarak karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesince 07.09.2023 tarihli ek kararla; temyiz yoluna başvurulamayan kararlardan (kesin) olduğu gerekçesiyle temyiz dilekçesinin reddine karar verilmiştir.

Ek karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili; Konya ili, Kulu ilçesi, ... Mahallesi ... parselde kayıtlı 40.000 m2 mesahalı arsadan 2025 m2'lik kısmını dava dışı ... ve ...'a vekaleten (Konya 1. Noterliğinin 22.08.2000 tarih ve 15958 yevmiye numaralı işlemiyle verilen vekalete istinaden) ..., ..., ... , , ... ve ... tarafından 05.08.2002 tarihli harici arsa satış senediyle müvekkiline satıldığını, satın alınan yere müvekkilince bina inşa edilip avlu duvarı çektirilerek bahçe peyzaj düzenlemesi yaptırıldığını, satılan yerde yapılan parselasyon çalışması sonrasında dava konusu taşınmazın 195 ada 24 parsel olarak ayrıldığını, ancak tapu kayıt maliklerinin alacaklılarından mal kaçırmak kastıyla dava dışı yeğenleri ...'ya 2009 yılında tapuyu devrettiklerini, aynı yerin daha sonra müvekkiline haricen satışında vekil olarak hareket eden ...'in eşi davalı ...'e 21.09.2016 tarihinde satıldığını, ne paydaşlar ile ... arasında ne de ... ile davalı ... arasında yapılan devirlerde para ödenmediğini, paydaşların ...'ya mal satmaya ihtiyaçları olmadığı gibi ...'nın ve davalı ...'nin de alacak maddi durumlarının olmadığını, ...'in ...'in eşi olduğu doğma büyüme ... Mahallesinde olup dava konusu taşınmazın müvekkiline satıldığını bilen ya da yasa gereği bilmesi gereken kişi konumunda olduğunu, müvekkilinin yurtdışında olması ve belli zamanlarda gelmesi münasebetiyle babası aracılığıyla tapusunu vermeleri için başvurmuşsa da fazladan paralar talep ettiklerini, davalı adına oluşturulan tapunun yolsuz olduğunu ileri sürerek, tapu kayıtlarının iptali ile müvekkili adına tescilini, bunun mümkün olmaması halinde taşkın inşaat hükümleri kapsamında muhik bir tazminat karşılığında taşınmazın müvekkili adına tescilini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili; müvekkili Şerife ile davacı arasında yapılan bir sözleşme olmayıp müvekkili açısından davanın husumet yokluğundan reddi gerektiğini, dayanak gösterilen 05.08.2002 tarihli sözleşmede de müvekkilinin imzası bulunmadığını, tapulu taşınmazların satışına ilişkin sözleşmelerin resmi biçimde yapılmadıkça geçersiz olduğunu, sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre verdiğini isteyebilmesi için en geç 05.08.2012 tarihinde, on yıl içinde huzurdaki davayı açmaları gerektiğini, davacı tarafın diğer taleplerini de kabul etmediklerini belirterek, davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 23.02.2023 tarihli ve 2022/799 Esas, 2023/105 Karar sayılı ilamıyla;
"...Dava konusu taşınmazın satışına dair şekil şartlarına uyulmadığı gerekçesiyle davacının asıl talebi olan tapu iptal ve tescil istemi yönünden davanın reddine;
Terditli talep yönünden yapılan incelemede ise; tapu kütüğüne göre taşınmazın 2005 yılında mirasçılara geçtiği, inşaatın yapıldığı 2003-2004 yılında taşınmazın muris ... 'e ait olduğu, mirasçılar tarafından 2009 yılında taşınmazın ...'ya satıldığı, ...'nın da inşaatın yapımından uzun yıllar sonra 2016 yılında taşınmazı davalıya devrettiği, davalı ile arsa sahibinin arasındaki devrin davacıyı haktan yoksun bırakmak amacıyla yapılmış bir devir olmadığı gerekçesiyle; terditli temliken tescil talebinin reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
1. Davacı vekili; İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, yargılama aşamasında sundukları dilekçelerini ve sözlü beyanlarını tekrar ettiklerini, Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararında belirtilen hususların araştırılmaksızın ilk duruşmada tekraren davanın reddine karar verildiğini belirterek; kararın kaldırılmasını istemiştir.

2. Davalı vekili; 3402 sayılı Kanun'un 12 nci maddesinde belirtilen sürenin geçmiş olup söz konusu sürenin hak düşürücü nitelikte olduğunu, re’sen ve yargılamanın her aşamasında gözetilmesi gerektiğini, davanın bu sebeplerle dinlenmesinin mümkün olmadığını, İlk Derece Mahkemesince vekalet ücretinin eksik hesaplandığını, bilirkişi raporuyla tespit edilen 293.245,20 TL üzerinden vekalet ücretinin hesaplanması gerektiğini, kararının vekalet ücreti yönünden düzeltilmesinin usul ve yasaya uygun olacağını belirterek; kararın kaldırılmasını istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin başlıkta tarih ve sayısı belirtilen kararı ile;
"...Somut olayda; harici satış sözleşmesinin tapuda resmi şekilde yapılmaması nedeniyle geçersiz olduğu, harici satış sözleşmesinin yapıldığı 05.08.2002 tarihinde dava konusu kök 1507 parsel sayılı taşınmazda "... oğlu ... mirasçılarının" iştiraken paydaş oldukları, bahis konusu harici satış sözleşmesinin ise paydaşlardan bir kısmı ile yapıldığı, davacının harici satış sözleşmesine dayalı olarak TMK'nın 724 üncü maddesine göre iyiniyetli sayılması için paydaşların tümünün katılımıyla sözleşme yapılmasının gerekli olduğu, kaldı ki bu kişisel hakkın sonradan malik olan kişiye karşı da ancak, yapı sahibini bu haktan mahrum bırakmak amacıyla arsa sahibi ile el ve işbirliği içinde olduğu iddiasıyla ileri sürülebileceği, dava dilekçesindeki anlatımlarına göre paydaşların alacaklılardan mal kaçırmak amacıyla taşınmazı üçüncü kişiye devrettikleri, davacı-yapı sahibine zarar verme kastıyla sözleşme ve devir yapılmadığından davalıya karşı temliken tescil talebinde bulunamayacağı..." gerekçesiyle istinaf itirazlarının esastan reddine, miktar yönünden kesin olmak üzere karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuran
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri ve Sonraki Yargılama Süreci
1. Davacı vekili; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü aynı sebeplerle hükmü temyiz etmiş, ilave olarak davalı ... ile davadışı Erhan'ın karı-koca olup el ve işbirliği içinde olduklarını, ne yerel mahkemece ne de Bölge Adliye Mahkemesince terditli talep hakkında bir karar verilmediğini belirterek; kararın bozulmasını istemiştir.

2. Bölge Adliye Mahkemesi 07.09.2023 günlü ek karar ile;
"...İstinaf başvurularının esastan reddine yönelik kesin olarak verilen ilam davacı vekili tarafından temyiz edilmiş olmakla, HMK'nın 362 nci maddesi gereğince temyiz yoluna başvurulamayan kesin kararlardan olduğu..." gerekçesiyle; davacı vekilinin temyiz talebinin reddine karar vermiştir.

3. Bölge Adliye Mahkemesinin 07.09.2023 günlü ek kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

4. Davacı vekili; dava, cevaba cevap dilekçeleriyle istinaf dilekçelerini ve diğer beyanlarını aynen tekrar ettiklerini, anılan hususların temyiz sebebi sayılmasını istediklerini, 05.08.2002 tarihli adi yazılı senetle ... 'in tüm mirasçıları tarafından taşınmazın müvekkiline satıldığını, satış sözleşmesinde imzası olmayan mirasçı bulunmadığını, arsa üzerine kendi malzemesiyle ev, müştemilat ile avlu duvarı yapıldığını, satıcılardan ...'in davalı ...'nin eşi olup iyiniyet iddiasında bulunamayacağını, el ve işbirliği içerisinde olduklarını, davanın terditli olup taşkın inşaat hükümleri gereğince tapu iptali ve tescili talepleri de bulunduğunu, ne yerel mahkemede ne de istinaf mahkemesinde terditli talep hakkında bir karar verilmediğini, Bölge Adliye Mahkemesince kararın kesin olduğuna işaret edilmesinin HMK'ya aykırı olduğunu ileri sürerek; kararının bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık; harici satın almaya dayalı tapu iptal ve tescil, ikinci kademede temliken tescil istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1. Bilindiği üzere, elbirliği (iştirak) halinde mülkiyet, yasa veya yasada belirtilen sözleşmeler uyarınca aralarında ortaklık bağı bulunan kişilerin, bu ortaklık nedeniyle bir mala veya hakka birlikte malik olma durumudur. Türk Medeni Kanununun 701-703 maddelerinde düzenlenen bu tür mülkiyetin (ortaklığın) tüzel kişiliği olmadığı gibi eşya üzerinde ortaklardan her birinin doğrudan doğruya bir hakkı da yoktur. Mülkiyet bir bütün olarak ortaklardan tümüne aittir. Başka bir anlatımla ortaklık tasfiye oluncaya kadar ortaklardan birinin ayrı mal veya hak sahipliği bulunmayıp, hak sahibi ortaklıktır. Değinilen mülkiyet türünde malikler mülkiyet payları ayrılmadığından paydaş değil, ortaktır. Bu kural, TMK'nın 701 inci maddesinde (... Kanun ve kanunda öngörülen sözleşmeler uyarınca oluşan topluluk dolayısıyla mallara birlikte malik olanların mülkiyeti, elbirliği mülkiyetidir. Elbirliği mülkiyetinde ortakların belirlenmiş payları olmayıp her birinin hakkı, ortaklığa giren malların tamamına yaygındır.) biçiminde açıklanmıştır. Elbirliği (iştirak) halinde mülkiyetin bu özelliği itibariyle ortaklar arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunmaktadır. Şayet yasa veya elbirliği (iştirak) halinde mülkiyeti oluşturan anlaşmada ortaklık adına hareket etme yetkisinin kime ait olacağı belirtilmemişse, ortaklığın tasfiyesini isteme hakkı dışındaki tüm işlemlerde ortakların (iştirakçilerin) oybirliği ile karar almaları ve birlikte hareket etmeleri zorunluluğu vardır.

2. Yasal sınırlamalar saklı kalmak üzere Türk Medeni Kanunu'nun 684/1 ve 718/2 hükümlerine göre, arazinin mülkiyeti ve buna bağlı olan tasarruf hakkı o arazide kalıcı olmak koşuluyla yapılan şeyleride kapsar. Ancak, yasa koyucu bu tür davalara konu taşınmazların durumunu genel hükümlere bırakmamış, bu konumdaki taşınmazların maliki ile yapıyı yapan kişi arasındaki ilişkiyi TMK'nın 722 nci 723 üncü ve 724 üncü maddelerinde düzenlenmiştir. Bir kimsenin kendi malzemesi ile başkasının tapulu taşınmazına sürekli, esaslı ve mütemmim cüz'ü (tamamlayıcı parçası) niteliğinde yapı yapması halinde diğer koşullarda mevcutsa, malzeme sahibi yapının bulunduğu alan ile yapının kullanılması için zorunlu arazi parçasının temliken tescilini mülkiyet hakkı sahibinden isteyebilir. TMK'nın 724 üncü maddesinde yapı sahibine tanınan bu hak, kişisel hak niteliğinde olup, bina sahibi tarafından, inşaat yapılırken taşınmazın maliki kim ise ona ya da onun külli haleflerine karşı ileri sürülebilir. Taşınmaza sonradan malik olan kişiye karşı bu kişisel hak (temliken tescil istemi) ancak, yapı sahibini bu haktan mahrum bırakmak amacıyla arsa sahibi ile el ve iş birliği içinde olduğu iddiası ileri sürülebilir.

3. Değerlendirme
1. Somut uyuşmazlıkta; davacı vekilinin temyiz talebi hakkında Bölge Adliye Mahkemesi tarafından 07.09.2023 tarihli ek kararla, "temyiz yoluna başvurulamayan kesin kararlardan olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin temyiz talebinin reddine" karar verilmiş ise de, yargılama sırasında dava konusu taşınmazın keşfen belirlenen arazi ve bina değeri toplamı 293.000,00 TL olup bu değer üzerinden davacı vekilince eksik kalan harcın 20.01.2022 tarihinde "tamamlama harcı" olarak mahkemeler veznesine yatırıldığı, bu durumda mahkemece hükme esas alınması gereken dava değerinin harçlandırılmış 293.000,00 TL olduğu anlaşılmıştır. Bu sebeple "...temyiz talebinin miktar itibariyle kesin olması nedeniyle reddine..." dair 07.09.2023 tarihli verilen ek kararın kaldırılmasına karar verilerek işin esasının incelenmesine geçilmiştir.

2. İncelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu temyiz itirazlarının Bölge Adliye Mahkemesi kararında değerlendirilmiş olduğu anlaşılarak, davacı vekilinin temyiz itirazlarının yerinde olmadığı sonucuna varılmş, Bölge Adliye Mahkemesinin 10.07.2023 tarihli kararının onanması gerekmiştir.

VI. KARAR
Yukarıda (3.1.) bentte açıklanan nedenlerle; Bölge Adliye Mahkemesinin 07.09.2023 tarihli ek kararın KALDIRILMASINA,

(3.2.) bentte açıklanan nedenlerle; tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile temyiz olunan bölge adliye mahkemesi kararında belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

29.02.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.