7. Hukuk Dairesi 2024/736 E. , 2024/2223 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
EK KARAR TARİHİ : 31.05.2016
SAYISI : 2021/585 E., 2023/1369 K.
DAVA TARİHİ : 15.12.2005
KARAR : Davanın reddine
Taraflar arasında ortaklığın giderilmesine ilişkin kesinleşen hükme yönelik yargılamanın yenilenmesi davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkeme kararı davacı vekili ve davalı ... Vakfı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı ... vekili yargılamanın yenilenmesi talepli dava dilekçesinde; müvekkilinin 2168 ada 1 parsel sayılı taşınmazdaki 49/1212 payı 13.02.1989 tarihinde satın aldığını, ... tarafından 15.02.1996 tarihinde açılan ortaklığın giderilmesi davasında Gaziosmanpaşa Sulh Hukuk Mahkemesinin 30.09.1997 tarihli 1996/250 Esas, 1997/1654 sayılı kararı ile davanın kabulüne karar verildiğini, anılan dosyada dava dilekçesinin, davalı olan müvekkiline 27.06.1996 tarihinde bizzat tebliğ edilmiş olduğunun tebligat tutanağına şerh edildiğini, ancak müvekkilinin dava dilekçesini tebliğ almayıp davadan haberdar da olmadığını, tebligat tutanağı üzerindeki imzanın müvekkiline ait olmadığını ileri sürerek yargılamanın iadesi taleplerinin kabulü ile Gaziosmanpaşa 3. Sulh Hukuk Mahkemesinin 1996/250 Esas, 1997/1654 sayılı Kararının ortadan kaldırılmasını ve esas hakkında yeniden karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalılar ... ve ... kendilerine yapılmış tebligatların da usulsüz olduğunu ileri sürerek davanın kabulüne karar verilmesini istemişlerdir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 27.10.2009 tarihli ve 2005/2121 Esas, 2009/1621 Karar sayılı kararıyla; HUMK'nun 445/7 nci maddesinde belirtilen tebligat hilesi yapıldığı sabit olduğundan davanın kabulü ile 2168 ada 1 parsel sayılı taşınmazdaki ortaklığın satış suretiyle giderilmesine karar verilmiş; hükmün kesinleştiğine ilişkin 19.02.2013 tarihli kesinleştirme şerhi oluşturulmuştur.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesinin 30.06.2020 tarih ve 2016/15748 Esas, 2020/4204 Karar sayılı kararı ile; yargılamanın iadesine ilişkin davanın çözüme kavuşturulabilmesi için öncelikle taraf teşkilinin sağlanması gerektiği, dava dilekçesinin davalı ...’ya usulune uygun tebliğ edilmediği, ayrıca 2013/10 sayılı satış dosyası içerisinde bulunan nüfus kayıt örneğinden davalı ...’nun dava açılmadan 30.06.1999 tarihinde vefat ettiği, mirasçılarının davada yer almadığı anlaşıldığından eldeki dava bakımından taraf teşkilinin sağlanmadığı gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunan taraf usulsüz tebligatten bahsederek işbu davayı açmışsa da HMK'nın 375 inci maddesinde yer alan şartlar içerisinde usulsüz tabligatın sayılmadığı, hileli davranışlarla usulsüz tebligat yapılmasının sağlandığı iddiasının ise talep eden tarafça ispatlanamadığı gerekçesiyle yargılamanın yenilenmesi talebinin esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ile davalı ... mirasçısı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1. Yargılamanın yenilenmesini talep eden davacı vekili temyiz dilekçesinde; dosyanın safahatini özetleyerek, davacının usulsüz tebligat nedeniyle haberdar olmadığı, 1996/250 Esas sayılı ortaklığın giderilmesi dosyasında verilen karar üzerine 1998/8 sayılı satış dosyasında taşınmazın davalı ...’e satıldığını, bu satıştan davacının pay almadığını, yargılamanın yenilenmesi talepli 2005/2121 Esas, 2009/1621 Karar sayılı ve 27.10.2009 tarihli kabul kararı üzerine taşınmazın tekrar satışa çıkarıldığını, yine davalı ...’in satın aldığını, bu ikinci satıştan davacının payına düşen ödemeyi aldığını, ancak ...’in temyizi üzerine hükmün Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesince 30.06.2020 tarihli 2016/15748 Esas, 2020/4204 Karar sayılı karar ile bozulduğunu ve ikinci kez verilen kararda iş bu temyize konu ret kararına hükmedildiğini, ret kararının eksik inceleme ile verildiğini, Yargıtay bozmasının esasa ilişkin olmayıp usule dair olduğunu, ancak mahkemece yetkisi aşılarak tekrar esasa ilişkin ret kararı verilmesinin usul ve kanuna aykırı olduğunu, ortaklığın giderilmesi ve yargılamanın yenilenmesi davalarında açılış tarihleri itibariyle yürürlükte olan 1086 sayılı HUMK'nun hükümlerinin uygulanması gerektiği hâlde mahkemece HMK'nın hükümlerine atıf yapılarak karar verildiğini, mahkemece davacı ...'a izale-i şuyu davasında tebligat hilesi yapılıp yapılmadığının incelendiğini ve Adli Tıp raporu ile tebligat hilesi yapıldığının sabit olduğunu, ancak bu raporun göz ardı edildiğini, eksik inceleme ile deliller değerlendirilmeden ve yetki aşılarak hukuka aykırı karar verildiğini, iki dava arasındaki bağlantı kurulamadığını, Adli Tıp Raporu ile sabit, davacı ...'a yapılan hileli tebligatın yargılamanın yenilenmesi davasındaki davalı ...'ya yapılan usulsüz tebligat ile karıştırılarak hukuka aykırı hüküm tesis edildiğini, dava masraflarının hükmü temyiz eden davalı tarafa yükletilmesi gerektiğini ileri sürerek hükmün bozulmasını istemiştir.
2. Davalı ... mirasçısı ... vekili harcını tamamladığı temyize cevap dilekçesinde; savunma hakkının korunabilmesi ve hukuki dinlenme hakkına halel getirilmemesi için yargılamadaki tebligat işlemlerinin titizlikle yürütülmesi gerektiğini, ancak huzurdaki yargılamanın yenilenmesi davasına konu edilen Gaziosmanpaşa Sulh Hukuk Mahkemesinin 1996/250 Esas, 1997/654 Karar sayılı ortaklığın giderilmesi davası incelendiğinde, yargılamanın yenilenmesini talep eden ...'a yapılan tebligatların usulsüz ve hileli olduğu gibi, diğer davalı ve müvekkilleri Vakfın külli halefi olduğu ...'ya yapılan tebligatların da hileli olduğunu, tebligat hilesi olduğunun adli tıp raporu ve diğer somut ve hukuki dayanaklarla ispat edilmiş olmasına rağmen yerel mahkeme tarafından işbu hususun ispatlanmadığının belirtilmesinin açıkça hakkaniyete, mevzuata, maddi ve somut delillere aykırılık teşkil ettiğini, bu nedenle hükmün bozulması gerektiğini, kaldırılması talep edilen Gaziosmanpaşa Sulh Hukuk Mahkemesinin 1996/250 Esas, 1997/1654 Karar sayılı dosyasında müvekkili Vakfın külli halefi olduğu mirasçı... ...’ya yapılan tüm tebligatların da hileli olduğunu, ilgili yönünden usulüne uygun adres araştırması ve ölüm araştırması yapılmaksızın doğrudan ilanen tebligat yapılma cihetine gidildiğini, usulüne uygun olarak yapılmış bir adres araştırması bulunmadığını, ilk kesinleşen karar ile oluşan durumun eski hale getirilmesi gerektiğini belirterek hükmün bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, ortaklığın giderilmesine ilişkin kesinleştirme işlemi yapılan hükme yönelik yargılamanın iadesi istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. Tebligat, bir hukuki işlemin veya durumun ilgilisine bildirilmesi amacıyla yetkili kurum tarafından yazı ve ilan yoluyla yapılan bildirimin belgelenmesi işlemidir. Ancak, yasaya uygun ve geçerli bir tebliğden söz edilebilmesi için, yapılan tebligat işleminin, yürürlükte bulunan mevzuat hükümlerine uygun olması gerekmektedir. Bu şekilde çıkartılan tebligatın teslim alınmasıyla birlikte tebligata konu olan hukuki duruma ilişkin süreler başlar. Nitekim 1086 sayılı HUMK’nun 432 nci maddesinin birinci fıkrası ve yine 6100 sayılı HMK’nın 361 inci maddesinin birinci fıkrasında temyiz kanun yoluna başvuru süresinin kararın tebliği ile başlayacağı hüküm altına alınmıştır.
2. Taraf teşkili kamu düzenine ilişkin olup re’sen yargılamanın her aşamasında göz önünde bulundurulması gerekir. Savunma hakkı, Anayasanın 36 ncı maddesi ile güvence altına alınmış olup, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 27 nci maddesinde de “hukuki dinlenilme hakkı” başlığı altında ayrıca düzenlenmiştir. Hakim, tarafları dinlemeden veya iddia ve savunmalarını bildirmeleri için kanuna uygun biçimde davet etmeden hükmünü veremez. Buna göre hakim iddia ve savunma haklarını kullanabilmeleri için tarafları duruşmaya davetle zorunludur.
3. Değerlendirme
Davacı temyizi yönünden somut olayda; Gaziosmanpaşa Sulh Hukuk Mahkemesinin 1996/250 Esas, 1997/1654 Karar sayılı kararı ile 30.09.1997 tarihinde 2168 ada 1 parsel sayılı taşınmazdaki ortaklığın satış suretiyle giderilmesine karar verilmiş; ilgili kararın 16.03.1998 tarihinde kesinleştiğine dair kesinleştirme şerhi düzenlenmiştir. Dava konusu taşınmaz bu işlemlerin ardından 1998/8 sayılı satış dosyasında davalı ...’e satılmıştır. Davacı taraf, 15.12.2005 tarihinde ikame ettiği dava ile kesinleşen bu hükme karşı hileli ve usulsüz tebligat nedeniyle yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunmuştur. Mahkemece davanın kabulüne dair verilen ilk hükmün temyizi üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesinin 30.06.2020 tarih ve 2016/15748 Esas, 2020/4204 Karar sayılı kararı ile taraf teşkili sağlanmadığından hükmün bozulmasına karar verilmiş, mahkemece bozma kararına uyularak HMK 375 inci maddesinde yer alan şartlar içerisinde usulsüz tabligatın sayılmadığı, hileli tebligat iddiasının da ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Somut olayda davacı taraf, yargılamanın yenilenmesini istediği dosyada dava dilekçesinin müvekkiline 27.06.1996 tarihinde bizzat tebliğ edilmiş olduğunun tebligat tutanağına şerh edildiğini, ancak müvekkilinin dava dilekçesini tebliğ almayıp davadan haberdar da olmadığını, tebligat tutanağı üzerindeki imzanın müvekkiline ait olmadığını ileri sürmüş; mahkemece davacının imza örnekleri alınarak Adli Tıp Kurumundan rapor düzenlemesi istenmiştir. 29.04.2009 tarihli Adli Tıp Raporunda, 27.06.1996 tarihli tebliğ mazbatasındaki imza ile karşılaştırma imzaları arasında uygunluk ve benzerlik saptanmadığından söz konusu imzaların ...’ın eli ürünü olmadığı sonucuna varıldığı bildirilmiştir. Bu durumda davacı ...’a yapılan tebligatlar usulsüzdür.
Ne var ki; Mustafa tarafından Gaziosmanpaşa 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2021/585 Esas sayılı dosyası ile yargılamanın yenilenmesi talep edilmiş ise de Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 375. maddesinde belirtilen yargılamanın yenilenmesi sebebi mevcut bulunmayıp bu yönüyle 2021/585 Esas sayılı dosya üzerinden davanın reddine karar verilmesinde uyarsızlık bulunmamaktadır.
Buna karşın, ...’a usulüne uygun tebligat yapılmadığından Gaziosmanpaşa Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 1996/250 Esas, 1997/1654 Karar sayılı ilamının Mustafa yönünden kesinleştiği kabul edilemez. Bu nedenle bahsi geçen karara karşı hukuki haklarının zarar gördüğünü düşünen kişiler için temyiz yolu açık olduğundan, davalı ...’nın "yargılamanın yenilenmesi" talebi olarak adlandırdığı talebinin Gaziosmanpaşa Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 1996/250 Esas, 1997/1654 Karar sayılı ilamına karşı temyiz istemi olarak kabul edilerek dosyadaki 16.03.1998 tarihli kesinleşme şerhinin kaldırılmasına karar verilmiştir.
O hâlde mahkemece, ...’a 7201 sayılı Tebligat Kanunu ve Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmelik hükümlerine uygun olarak dava dilekçesi ve duruşma günü tebliğ edilip, savunma ve delilleri toplandıktan sonra işin esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken usulüne uygun taraf teşkili sağlanmadan adı geçenin savunma ve hukuki dinlenilme hakkı ihlal edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bu nedenle hükmün bozulması gerekmiştir.
Davalı ... vekilinin temyiz itirazlarına gelince; ortaklığın giderilmesine ilişkin 1996/250 Esas sayılı dava dosyasında atanmış mirasçısı olduğu ...’ya usulüne uygun adres araştırması sonucunda ilanen tebligat yapıldığı anlaşıldığından temyiz itirazının reddine karar verilmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan nedenlerle;
Davacı ... vekilinin temyiz isteminin kabulü ile, Gaziosmanpaşa Sulh Hukuk Mahkemesinin 1996/250 Esas, 1997/1654 Karar sayılı dosyasının 16.03.1998 tarihli "kesinleşme şerhinin" KALDIRILMASINA,
Davacı ... vekilinin temyiz isteminin kabulü ile, Gaziosmanpaşa Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 1996/250 Esas, 1997/1654 Karar sayılı hükmünün BOZULMASINA,
Davalı ... vekilinin temyiz isteminin REDDİNE,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
25.04.2024 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
(Karşı Oy)
KARŞI OY
Yapılan yargılamaya, toplanan delillere, tüm dosya içeriğine, temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçelere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre; yerinde olmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun Mahkeme kararının onanması görüşünde olduğumdan sayın çoğunluğun bozma kararına katılamıyorum.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!