7. Hukuk Dairesi 2024/582 E. , 2024/1246 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2020/155 E., 2021/103 K.
KARAR : Kısmen kabul, kısmen ret
TEMYİZ EDENLER : Davacı vekili, davalı vekili
Taraflar arasındaki mülkiyet hakkına dayalı el atmanın önlenmesi, eski hale getirme ve ecrimisil davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay 1. Hukuk Dairesince Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiştir.
Mahkeme kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Davacı, maliki olduğu 1938 parsel sayılı taşınmazın bir kısmına, davalı şirket tarafından işletilmekte olan taş ve kum ocağında çalışan araçlar tarafından yol olarak kullanılmak suretiyle müdahale edildiğini, kullanım nedeniyle taşınmazının zarar gördüğünü, 25.07.2011 tarihli noter aracılığı ile gönderdiği ihtarnameden sonuç alamadığını ileri sürerek; el atmanın önlenmesine, eski hale getirilmesine ve ecrimisile karar verilmesini istemiştir.
2. 12.09.2014 tarihli ara karar ile ecrimisil istemi yönünden tefrik kararı verilmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili, müvekkili şirketin 2009 yılı Ağustos ayında ruhsata bağlı olarak işletilmeye başlandığını, üretilen malzemeyi, Gümerdiğin Belediyesi'nin kendilerine göstermiş olduğu yoldan naklettiklerini, Belediye tarafından açıldığı bildirilen ve iki yılı aşkın süre müvekkil şirketçe kullanılan yolun Belediye'nin talimatı üzerine kullanıldığını belirterek; davanın reddini savunmuştur.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 12.09.2014 tarihli ve 2011/93 E., 2014/145 K. sayılı kararıyla; müdahalenin men'ine, taşınmazın eski haline getirilmesine ve eski hale getirme bedelinin davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Mahkemenin 12.09.2014 tarihli ve 2011/93 E., 2014/145 K. sayılı kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 12.06.2019 tarih ve 2018/4227 E., 2019/3734 K. sayılı ilamında; "... Davalı CY. Madencilik Haf. İnş. Taah. Tic Ltd Şti.nin çekişme konusu taşınmazın bir kısmını kullandığı gözetilerek el atmanın önlenmesine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, davalı vekilinin bu yöne ilişkin temyiz itirazlarının yerinde görülmediğinden reddi gerektiği; davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; mahallinde yapılan keşif sonucunda fen bilirkişilerince ibraz edilen 21.12.2011 tarihli rapor ve eki krokide tecavüzlü 853,69 m²'lik alanın “A” harfiyle gösterildiği, ne var ki mahkemece infazda tereddüt oluşturacak biçimde rapora atıf yapılmadan hüküm kurulduğu; öte yandan, Gümerdiğin Belediye Başkanlığı’nın 28.01.2014 tarihli cevabi yazısı ile çok eskiden arazi yolu olarak kullanılan bu yolun, 24.05.2007 tarihinde dava dışı ... Mad. Ltd Şti’ye ilk ruhsatın verilmesinden sonra genişletildiğinin tahmin edildiği, işletmeyi ... Mad. Ltd. Şti’den devralan davalı şirkete çalışma ruhsatının verildiği 25.08.2009 tarih itibariyle de mevcut yolun şu anki durumda olduğunun bilindiğinin belirtildiği, 16.12.2011 tarihinde keşif mahallinde dinlenen davacı tanıklarının, maden araçlarının 5-6 yıldır bu yoldan geçerek yolu genişlettiklerine ilişkin beyanları birlikte değerlendirildiğinde söz konusu yolun davalının çalışma ruhsatı aldığı 25.08.2009 tarihinden önce genişletildiği, davalı şirketin bu yönden haksız eyleminin bulunmadığı, hâl böyle olunca, davacının el atmanın önlenmesi isteği bakımından 6100 sayılı HMK’nın 297/2 nci maddesi gözetilerek açıklanan ilkeler doğrultusunda hüküm oluşturulması gerekirken, infazda tereddüt oluşturacak biçimde yazılı şekilde karar verilmesinin doğru olmadığı gibi, davalı şirketin haksız eyleme sebebiyet vermemesi sebebiyle eski hale iade isteğinin de reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesinin de isabetsiz olduğu..." gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin başlıkta tarih ve sayısı belirtilen kararında; yukarıda belirtilen Yargıtay bozma ilamında yazılı aynı gerekçelerle; davanın kısmen kabulü ile davalının, davacıya ait Çankırı ili, ... ilçesi, ... Mahallesi, eski ... parsel (yeni 627 ada 1 parsel) sayılı tarla vasıflı taşınmazın 21.12.2011 tarihli fen bilirkişileri raporunda "A" harfi ile gösterilen 853,69 m² lik kısmına yapmış olduğu müdahalenin men'ine, 21.12.2011 tarihli fen bilirkişisi raporunun ve ekindeki krokinin kararın eki sayılmasına, eski hale getirme istemi yönünden açılan davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1. Davacılar vekili; kararın gerekçeli olmadığı gibi gerekçe ile hükmün de uyumlu olmadığını, gerekçenin Yargıtay bozma ilamından alıntıyla yazıldığını, müdahalenin men'i istemi yönünden kabul kararı verilip de eski hale iade istemi yönünden ret kararı verilmesinin dosya kapsamıyla örtüşmediğini, kullanılamaz hale gelen yolda Belediye'nin talebi üzerine kendi imkanlarıyla düzeltme çalışmaları yapıldığını, yolun tekrar kullanılabilir hale getirildiğinin davalı tarafından gönderilen 15.08.2011 tarihli cevabi ihtarnamede ikrar edildiğini, 2011/3 Değişik iş sayılı davalı tarafça açılan tespit dosyasında da moloz yığıldığı yönündeki bilirkişi tespitine ve diğer tespiti yapılan hususlara tespit isteyen şirket tarafından bir itirazda bulunulmadığını, dolayısıyla ikrar edilmiş vakıaların artık çekişmeli olmaktan çıkıp ispatı gerekmediğini, buna rağmen davalı şirketin haksız eylemi bulunmadığı tespitinin ve eski hale getirme bedelinden davalı şirketin sorumlu tutulmamasının çelişki oluşturduğunu, yolda düzeltmeler ve çalışmalar yapmak suretiyle tarih bazında davalının sorumluluğunu ortaya koyan somut deliller varken mahkemece ve Yargıtayca bu hususların değerlendirilmediğini, maddi hata bulunması nedeniyle bu durumda usuli kazanılmış haktan da söz edilemeyeceğini, üçüncü kişilerce öncesinde moloz vs. dökülmesinin davalı şirketi sorumluluktan kurtarmayıp olsa olsa sorumluluğunu azaltabileceğini, eylem illiyet bağını kesecek yoğunlukta değil ise bu durumda ortak kusurun söz konusu olacağını, davalı şirketin haksız eylemi bulunmadığı yönündeki mahkeme değerlendirmesinin hatalı olduğunu, 3091 sayılı Yasa kapsamında Kaymakamlığa yapılan başvurudan da olumlu sonuç alınamadığını, dava açıldığı tarihte haklı olan müvekkilinin vekalet ücreti ve yargılama giderlerinden sorumlu tutulmaması gerektiğini, müvekkili lehine vekalet ücreti takdir edilmemesinin de hatalı olduğunu belirterek; kararın bozulmasını istemiştir.
2. Davalı vekili; davada taraf sıfatı sona eren ... adına temyiz dilekçesi sunulmasının hatalı olup reddi gerektiğini, edim davasının ancak malik tarafından açılabileceğini, davacı tarafın temyiz itirazlarında belirttiği şekilde bir maddi hata bulunmayıp usulü kazanılmış hakkın söz konusu olduğunu, müvekkili şirketin 05.03.2009 tarihinde Ticaret Sicil Gazetesi'nde ilan edilmek üzere tescilli olarak faaliyetine başladığını, Enerji Bakanlığı'nca verilen ruhsat üzerine 2009 yılı itibariyle faaliyetlerini yürüttüğünü, 2005 yılında yolun mevcut haline getirildiğini ileri süren davacının bu tarihte henüz kurulmuş olmayan müvekkili şirketi muhatap gösteremeyeceğini belirterek; kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık; mülkiyet hakkına dayalı el atmanın önlenmesi, eski hale getirme istemlerine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası.
3. Değerlendirme
1. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
29.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!