7. Hukuk Dairesi 2024/355 E. , 2024/1742 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/1284 E., 2022/185 K.
KARAR : Davanın reddi
İLK DERECE MAHKEMESİ : Gebze 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2018/255 E., 2021/83 K.
Taraflar arasındaki inançlı işleme dayalı tapu iptal ve tescil ikinci kademede tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 10.10.2023 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde davacı vekili Av. ... İle karşı taraftan davalı vekili Av. ... geldiler. Başka gelen olmadı. Açık duruşmaya başlandı. Gelenlerin sözlü açıklamaları dinlenildi. İşin incelenerek karara bağlanması Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili, müvekkili ...'nın 28/04/2004 tarihinden 30/03/2009 tarihine kadar Şekerpınar Belediye Başkanı olarak görev yaptığını, müvekkilinin görevinin hassasiyeti nedeni ile paralarını ihbar edilen ...'un hesabına yatırdığını, gerçekte parasının müvekkili tarafından ödenmesine rağmen davaya konu 488 ada 3 numaralı parseldeki 1490/2400 payın müvekkilinin tanıdığı ... adına satın alınarak tescil edildiğini, inançlı işleme ilişkin ... ile ... arasında 01/11/2004 tarihli protokolün imzalandığını, sonradan müvekkilinin ...'a vekaletname verdiğini, yine inançlı işleme ilişkin müvekkili ile ... ile ... arasında 04/07/2007 tarihli protokol düzenlediğini, davalı ...'un ihbar edilen ...'un kardeşi olduğunu, inançlı işlem gereği bu payın ... vekaleten ... tarafından 18/04/2008 tarihinde davalı ...'a tapuda satış sureti ile devredildiğini, bu devrin bedelsiz olduğunu ve inançlı işlem olduğunu, müvekkilinin belediye başkanlığı görevi bittikten sonra tapudaki payın kendisine devrini talep ettiği ancak davalı tarafından devrin yapılmadığını ve taşınmazın satlığa çıkarıldığını, davalının taşınmazda hiçbir hakkının bulunmadığını belirterek; davalı adına olan payın iptali ile müvekkili adına tesciline karar verilmesini, bu talepleri kabul görmez ise taşınmazdaki payın dava tarihinden itibaren değerinin davalıdan yasal faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; dava konusu taşınmazın müvekkili tarafından satın alındığını, davacının iddialarının doğru olmadığını beyan ederek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile inançlı işlemin ispatlandığı belirtilerek davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili; müvekkilinin davacı ile herhangi bir ilişkisinin bulunmadığını, müvekkilinin davacıdan herhangi bir taşınmaz almadığını, müvekkilinin davaya konu taşınmazdaki payı parasını ödeyerek satın aldığını, bu kadar zaman geçtikten sonra dava açılmasının haksız olduğunu, ihbar edilen olarak bildirilen ... ile müvekkilinin kardeş olup aralarında uzun zamandır husumet bulunduğunu, davacının müvekkilinin kardeşi ... ile birlikte hareket ederek kötüniyetli şekilde bu davayı açtığını, davacı tarafın sunduğu adi yazılı belgelerin müvekkili ile ilgisinin bulunmadığını, bu belgelerin her zaman düzenlenebilecek belgelerden olduğunu, bu belgelere itibar olunamayacağını beyan ederek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının iddiasına ilişkin davalının elinden sadır olmuş bir belgenin olmadığı, dosyada yazılı delil başlangıcı da bulunmadığı dolayısıyla her ne kadar davacı tanıkları davacının iddiası yönünde beyanda bulunmuş ise de yazılı delil başlangıcı bulunmadığından davacı tanıklarının dinlenmesi ve bu beyanlara itibar edilerek davacının iddialarının ispatlandığından bahisle davanın kabulüne karar verilmesinin usule ve hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle, davalı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; davalının ödeme iddiasını ispatlayamadığını, taşınmazın müvekkili tarafından alındığının kanıtlandığını, satışa aracılık eden ... ile davalının kardeş olduğunu HMK 203. maddesine göre ispat için yazılı delil aranmaması gerektiğini belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, inançlı işleme dayalı tapu iptali ve tescil, ikinci kademede tazminat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu 05.02.1947 tarihli ve 1945/20 Esas, 1947/6 Karar sayılı kararı.
3. Değerlendirme
1. 6100 sayılı Kanun'un birinci fıkrasında bir davada hüküm verilebilmesi, başka bir davaya, idari makamın tespitine yahut dava konusuyla ilgili bir hukuki ilişkinin mevcut olup olmadığına kısmen veya tamamen bağlıysa mahkemece o davanın sonuçlanmasına veya idari makamın kararına kadar yargılamanın bekletilebileceği düzenlenmiştir.
2. Bir davadaki asıl sorun hakkında karar verilebilmesi için daha önce çözülmesi gereken bir sorunun başka bir mahkeme tarafından başka bir davada karara bağlanması gereken hallerde bekletici mesele söz konusu olur.
3. Derdest olan bir davanın sonuçlanmasının başka bir davada bekletici sorun yapılabilmesi için bekletici mesele yapılacak davanın başka bir mahkemede görülmekte olması ve iki dava arasında bağlantı bulunması gerekir. Mevcut olup olmadığı diğer davada kesin olarak karara bağlanacak olan hukuki ilişkinin, kısmen veya tamamen bekletilerek davaya etkili olması başka bir ifadeyle diğer dava hakkında verilecek hükmün bekletilerek davada verilecek hükmü etkileyecek nitelikte olması gerekir.
4. Somut olayda; davacı tarafından Gebze 4. Asliye Hukuk Mahkemesince 2023/247 Esas sayılı dosyasında ..., ... ve ... Kabasakal davalı gösterilerek kötüniyetli olarak eldeki dava konusu 488 ada 3 numaralı parseldeki 1490/2400 payın devredildiği belirtilerek tapu iptal ve tescil, ikinci kademede tazminat istemiyle dava açıldığı anlaşılmıştır.
5. Gebze 4. Asliye Hukuk Mahkemesince 2023/247 Esas sayılı dosyasında davalıların muvazaalı işlem yaptığının ispatlanması eldeki davayı etkileyeceğinden, adı geçen davanın 6100 sayılı Kanun'un 165 inci maddesi uyarınca bekletici mesele yapılarak neticesine göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olmuştur.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına,
17.100,00 TL Yargıtay duruşma vekâlet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
25.03.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy çokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Dava, inançlı işlem hukuki sebebine dayalı tapu iptali-tescil, terditli olarak tazminat istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından iddianın ispatı için gerekli yazılı delil bulunmadığı, delil başlangıcı olmadığı için de tanık dinlenemeyeceği gerekçesiyle, mahkeme kararının kaldırılarak ispat edilemeyen davanın reddine karar verilmiş, hükmün davacı tarafından temyizi üzerine Dairenin sayın çoğunluğu tarafından; taraflar arasındaki başka bir mahkemede devam eden derdest davanın bekletici mesele yapılarak, sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle hüküm bozulmuştur.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; dava konusu 310 parsel sayılı taşınmazın 8/20 payın dava dışı inanılan ... Kabasakal tarafından taşınmaz paydaşlarından 09.11.2004 tarihinde satın alındığı,
310 sayılı parsel taşınmazın imar uygulaması ile 488 ada 3 parsel olduğu ve ... Kabasakal adına 586/2400 pay, imar ile paydaş olan Şekerpınar Belediyesi adına 1456/2400 pay ile tescil edildiği, Belediye Encümeninin 10.08.2006 tarihli ve 241 sayılı kararı ile Belediyenin 904/2400 payının 24.08.2006 tarihi ile resmi senet ile dava dışı ... Kabasakal'a satıldığı,
488 ada 3 parseldeki dava dışı ... 'ın toplam 1490/2400 payının 18.04.2008 tarihli satış işlemi ile vekil ... tarafından kendi kardeşi ...'a devredildiği anlaşılmaktadır.
Dava; ...'a devredilen tüm paylara yönelik açılmıştır. Bu durumda ... Kabasakal'ın değişik zamanlarda farklı kişilerden edindiği paylar yönünden ayrı ayrı inceleme yapılması gerekmektedir.
1- Belediye tarafından ... 'a devredilen 904/2400 pay yönünden;
2886 sayılı Devlet İhale Kanunu'nun "İhaleye katılamayacak olanlar" başlıklı 6. Maddesi şöyledir:
Madde 6 – Aşağıdaki şahıslar doğrudan veya dolaylı olarak ihalelere katılamazlar:
1. İhaleyi yapan idarenin;
a) İta amirleri,
b) İhale işlemlerini hazırlamak, yürütmek, sonuçlandırmak ve denetlemekle görevli olanlar,
c) (a) ve (b) bentlerinde belirtilen şahısların eşleri ve ikinci dereceye kadar (ikinci derece dahil) kan ve sıhri hısımları,
d) (Değişik: 2/3/1984 - 2990/2 md.) (a), (b) ve (c) bentlerinde belirtilen şahısların ortakları (bu şahısların yönetim kurullarında görevli olmadıkları anonim ortaklıklar hariç).
2. Bu Kanun ve diğer kanunlardaki hükümler gereğince geçici veya sürekli olarak kamu ihalelerine katılmaktan yasaklanmış olanlar.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun "Kesin hükümsüzlük" başlıklı 27. Maddesi ise şöyledir:
MADDE 27- Kanunun emredici hükümlerine, ahlaka, kamu düzenine, kişilik haklarına aykırı veya konusu imkânsız olan sözleşmeler kesin olarak hükümsüzdür.
Sözleşmenin içerdiği hükümlerden bir kısmının hükümsüz olması, diğerlerinin geçerliliğini etkilemez. Ancak, bu hükümler olmaksızın sözleşmenin yapılmayacağı açıkça anlaşılırsa, sözleşmenin tamamı kesin olarak hükümsüz olur.
İnançlı işlemin tarafı olduğu iddia edilen dava dışı ... , iptali istenen toplam paydan 904/2400 payını, davacının belediye başkanı olduğu dönemde, 24.08.2006 tarihinde Belediye'den ihale ile satın almıştır. Yukarıda belirtilen kanun hükmü gereğince ita amiri sıfatı taşıyan belediye başkanının ihale yoluyla taşınmaz satın alması mümkün değildir. Bu yönüyle, davacının belediye mallarının kendi adına satın alınması için inanılan ile yaptığını ileri sürdüğü inanç sözleşmesi, emredici kanun hükmüne aykırılık oluşturacağından TBK nın 27. Maddesi gereğince kesin hükümsüzlük nedeniyle geçersiz olacaktır. Böyle bir sözleşme ile hak elde edilemeyeceğinden, Belediyeden satın alınan 904/2400 pay yönünden davanın dinlenme imkanı bulunmamaktadır. Bölge Adliye Mahkemesinin davanın reddine yönelik kararının gerekçesi bu pay yönünden yerinde değil ise de, sonucu itibariyle doğru olduğundan düzeltilerek onanması gerekmektedir.
2-Belediye dışındaki kişilerden ... 'a satılan 8/20 (imar ile 586/2400) pay yönünden;
Bilindiği üzere, bir davanın birden fazla kişi tarafından veya birden fazla kişi aleyhine açılabilmesi için aynı tarafta yer alanlar arasında hukuki bir bağlantının bulunması gerekir. Hukukumuzda bu bağlantı karşılığını dava arkadaşlığı kurumunda bulmakta olup, mecburi ve ihtiyari dava arkadaşlığı olmak üzere iki ana başlık altında usul kanununda yer almıştır. Mecburi dava arkadaşlığı da yine kendi içinde maddi ve şekli olmak üzere ikili ayrıma tabi tutulmaktadır. Dava konusu olan hak, birden fazla kişi arasında ortak olup bu hukuki ilişki hakkında mahkemece bütün ilgililer için aynı şekilde ve tek bir karar verilmesi gereken hallerde dava arkadaşlığının maddi bakımdan mecburi olduğunun kabulü gerekir. Diğer bir ifadeyle, bir hakkın birden fazla kişi tarafından birlikte veya birden fazla kişiye karşı kullanılmasının zorunlu olduğu hallerde, bu hak dava konusu edildiği zaman o hakla ilgili birden fazla kişi zorunlu dava arkadaşı durumundadır. Dava arkadaşlığının hangi hallerde mecburi olduğu maddi hukuka göre belirlenir. Mecburi dava arkadaşlığında; dava arkadaşları arasındaki ilişki çok sıkı olduğundan, davada birlikte hareket etmek durumundadırlar. Mahkeme ise, dava sonunda mecburi dava arkadaşlarının hepsi hakkında aynı ve tek bir karar verecektir. Mecburi dava arkadaşlığında dava konusu olan hak tektir ve dava arkadaşı sayısı kadar müddeabih bulunmamaktadır. Bazı hallerde ise, birden fazla kişiye karşı birlikte dava açılmasında maddi bir zorunluluk olmadığı halde, kanun; gerçeğin daha iyi ortaya çıkmasını, taraflar arasındaki hukuki ilişkinin doğru sonuca bağlanmasını sağlamak için, birden fazla kişiye karşı dava açılmasını usulen zorunlu kılmıştır ki, bu durumda şekli bakımdan mecburi dava arkadaşlığı söz konusudur. Böyle bir davada, dava arkadaşları hakkında tek bir karar verilmesi veya dava arkadaşlarının hep birlikte ve aynı şekilde hareket etme zorunluluğunun varlığından söz edilemez (HGK 2016/21-908 Esas, 2020/387 Karar).
Öte yandan, iptal ve tescil davalarının taşınmazın kayıt maliki aleyhine açılması zorunludur. Nitekim, eldeki dava, kayıt maliki olan ... aleyhine açılmıştır. Ancak, davanın niteliği gereği taşınmazın son maliki bakımından iddianın incelenebilmesi için, ilk el durumundaki dava dışı ... Kabasakal arasındaki hukuki ilişkinin inançlı işleme dayalı olup olmadığının açıklığa kavuşturulması gerektiğinde kuşku yoktur. O halde, Belediye dışındaki kişilerden satın alınan 8/20 (imar uygulaması ile 586/2400) pay yönünden öncelikle inançlı işlemin tarafı olduğu iddia edilen ... Kabasakal'ın davada yer almasının sağlanması, davacı ile ... arasında inançlı işlem bulunuyor ise davalıya yapılan devrin muvazaalı olup olmadığı üzerinde durulması gerekmekte iken yazılı şekilde karar verilmesi hatalıdır.
Ancak, temyiz aşamasında geri çevirme kararı ile getirilen belgelere göre; davacı tarafından davalılar ..., vekil ... ve ... hakkında inançlı işlem ile devralınan taşınmaz payının devrinin muvazaalı olduğu iddiasıyla, görülmekte olan bu dava ile birleştirme istekli olarak 06.08.2023 tarihinde açılan davanın Gebze 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2023/247 Esas sırasında kayıtlı ve derdest olduğunun anlaşılması üzerine, Dairenin sayın çoğunluğu tarafından bu dava dosyasının bekletici mesele yapılması gerektiği belirtilerek hüküm bozulmuştur. Oysa, temyizen incelenen davada şekli zorunlu dava arkadaşı olarak yer alması gereken ... hakkında da açılmış bu davanın bekletici mesele yapılmasında değil, her iki davanın birleştirilmesi yönünde mutlak hukuki yarar olduğunda kuşku yoktur. Davacının temyiz itirazları, bu gerekçe ile sınırlı olmak üzere haklı bulunmaktadır.
Açıklanan gerekçelerle; Belediye dışı kişilerden satın alınan pay yönünden hükmün bozulması, Belediyeden satın alınan pay yönünden gerekçe düzeltilmek suretiyle hükmün onanması gerektiği kanaatinde olduğumuz için sayın çoğunluğun kararına katılmıyoruz.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!