7. Hukuk Dairesi 2024/288 E. , 2024/1236 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2022/34 E., 2022/86 K.
KARAR : Asıl ve birleştirilen davaların reddine
Taraflar arasındaki asıl davada Türk Medeni Kanunu'nun 724 üncü maddesine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine; birleştirilen davada ise harici satın almaya dayalı tapu iptali ve tescil davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesince Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; asıl ve birleştirilen davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkeme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 131 ada 24 parsel sayılı taşınmaza 30 yılı aşkın zamandır zilyet olduğunu, davalıların kök murisi ... adına kayıtlı dava konusu taşınmazın, 19.08.1985 tarihinde ... 'den adi yazılı senetle davacı tarafından satın alındığını, sonrasında dava konusu taşınmaz üzerine davacının iyi niyetli olarak ev yaptığını, evin değerinin dava konusu taşınmazın zemin değerinden fazla olduğunu ileri sürerek belirlenecek bedeli karşılığında taşınmazın davacı adına tescilini talep etmiştir.
2. Birleştirilen davada davacı vekili dava dilekçesinde; asıl davadaki iddiaları ile bu defa harici satın alma nedeniyle dava konusu taşınmazın müvekkili adına tescilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Bir kısım davalılar cevap dilekçesinde; iddia edilen harici satıştan haberdar olmadıklarını belirterek davanın reddini istemişlerdir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 13.06.2014 tarih ve 2010/62 E., 2014/45 K. sayılı kararıyla; bilirkişi raporlarına göre inşa edilen binanın değerinin 207.714,00 TL olduğu, ziraat bilirkişi raporuna göre dava konusu parselin toplam değerinin 6.575,00 TL olduğu, inşa edilen binanın değerinin açıkça parselin çıplak zemin değerinden fazla olduğu ve davacının da satış sözleşmesine dayanarak iyi niyetle binayı inşa etmiş olduğu ve ayrıca keşif esnasında dinlenen bilirkişilerin de dava konusu araziyi annesinin ölümünden sonra sadece ... 'in kullanmış olması, çevre halkça söz konusu taşınmazın ... 'e ait olduğunun bilinmesi ve davacının da buna güvenerek tapulu taşınmazı ... 'den satın alması karşısında iyiniyetli olduğu anlaşılarak TMK'nın 724 üncü maddesi gereğince 2010/63 Esas ile birleştirilen davanın reddine, asıl davanın kabulüne; dava konusu taşınmazın davalı adına olan tescilinin iptali ile davacı ... adına tapuya kayıt ve tesciline, Mahkeme veznesine depo edilen paranın mirasçıların veraset ilamındaki payları oranında kendilerine ödenmesine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Mahkemenin 13.06.2014 tarih ve 2010/62 E., 2014/45 K. sayılı kararına karşı süresi içinde davalılar ... vd. vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2.Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesinin 30.04.2019 tarih ve 2018/3818 E., 2019/3835 K. sayılı ilâmında; harici satın almaya dayalı tapu iptali ve tescil istemli birleştirilen davanın reddine karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik bulunmamakla birlikte, asıl davada TMK'nın 724 üncü maddesine dayalı tapu iptali ve tescil isteminde bulunulduğu, dava konusu 131 ada 24 parsel sayılı taşınmazda kadastro tespitinin 01.11.1967 tarihinde kesinleştiği ve taşınmazın bu tarih itibariyle çapa bağlandığı, çaplı taşınmazda iyiniyet iddiası dinlenemeyeceği, o halde davacının iyiniyetli olduğundan bahsedilemeyeceğinden temliken tescil istemli asıl davanın da reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması hatalı olduğundan kararın bozulmasına karar verilmiştir.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında; bozma ilamına uyulduğu, birleştirilen dava yönünden bozma ilamı ile verilen karar kesinleştiğinden yeniden karar verilmesine yer olmadığına, temliken tescil istemli asıl dava yönünden ise dava konusu 131 ada 24 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitinin 01.11.1967 tarihinde kesinleştiği ve taşınmazın bu tarih itibariyle çapa bağlandığı, çaplı taşınmazda iyiniyet iddiası dinlenemeyeceği o halde davacının iyiniyetli olduğundan bahsedilemeyeceğinden davacının davasının reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A.Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Nedenleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; dosyada terditli talepler arasında yer alan iyiniyetli malikin taşkın inşaatla ilgili talep açısından bozma sonrası yeniden esas kaydı yapılan dosyada dava değerinin dahi belirlenebilmesi açısından dahi keşif zorunluluğu bulunmasına karşılık keşif yapılmadan karar verilmesinin hatalı olduğu, ifrazın mümkün olup olmadığının belirlenmesi gerektiği belirtilerek kararın bozulması talep edilmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, asıl davada Türk Medeni Kanunu'nun 724 üncü maddesine dayalı tapu iptali ve tescil; birleştirilen davada ise harici satın almaya dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası.
2. 4721 sayılı Yasa'nın 684 ve 718 inci maddeleri hükümleri gereğince yapı, üzerinde bulunduğu taşınmazın mütemmim cüzü (tamamlayıcı parçası) haline gelir ve o taşınmazın mülkiyetine tabi olur. Ancak, Yasa koyucu somut olaydaki taşınmazların durumunu genel hükümlere bırakmamış, bu konumdaki taşınmazların maliki ile yapıyı yapan kişi arasındaki ilişkiyi 4721 sayılı Yasa'nın 722, 723, ve 724 üncü maddelerinde özel olarak düzenlemiştir. Uyuşmazlığın bu kapsamda değerlendirilmesi gerekecektir.
4721 sayılı yasanın "Arazinin mülkiyetinin malzeme sahibine verilmesi" kenar başlıklı 724 üncü maddesine göre; "Yapının değeri açıkça arazinin değerinden fazlaysa, iyiniyetli taraf uygun bir bedel karşılığında yapının ve arazinin tamamının veya yeterli bir kısmının mülkiyetinin malzeme sahibine verilmesini isteyebilir."
Bir kimsenin kendi malzemesi ile başkasının tapulu taşınmazına sürekli, esaslı ve mütemmim cüzü (tamamlayıcı parçası) niteliğinde yapı yapması halinde malzeme sahibinin iyiniyetli olması yanında diğer bazı koşullar da mevcutsa malzeme sahibi yapının bulunduğu alan ile yapının kullanılması için zorunlu arazi parçasının tescilini mülkiyet hakkı sahibinden isteyebilir.
4721 sayılı Yasa'nın 724 üncü maddesinde yapı sahibine tanınan bu hak, kişisel hak niteliğinde olup bina sahibi ve onun külli halefleri tarafından, inşaat yapılırken taşınmazın maliki kim ise ona ya da onun külli haleflerine karşı ileri sürülebilir. Hemen belirtmek gerekir ki, taşınmaza sonradan malik olan kişiye karşı da bu kişisel hak ancak yapı sahibini bu haktan mahrum bırakmak amacıyla arsa sahibi ile el ve işbirliği içinde olduğu iddiasıyla ileri sürülebilir.
Malzeme sahibinin TMK’nın 724 üncü maddesine dayanarak tescil talebinde bulunabilmesi bazı koşulların varlığına bağlıdır;
a. Birinci koşul, malzeme sahibinin iyiniyetli olmasıdır.
4721 sayılı Yasa'nın 724 üncü maddesi hükmünden açıkça anlaşılacağı üzere, taşınmaz mülkiyetinin yapı sahibine verilebilmesi için öncelikli koşul iyiniyettir. Öngörülen iyiniyetin aynı Yasa'nın üçüncü maddesinde hükme bağlanan sübjektif iyiniyet olduğunda da kuşku yoktur. Bu kural, malzeme sahibinin, elattığı taşınmazın başkasının mülkü olduğunu bilmemesini veya beklenen tüm dikkat ve özeni göstermesine karşılık bilebilecek durumda olmamasını ya da yapıyı yapmakta haklı bir sebebinin bulunmasını ifade eder.
Malzeme sahibinin tescil istemi ile açtığı davada iyiniyetin varlığı iddia ve savunmaya bakılmaksızın mahkemece re’sen araştırılmalıdır. Ne var ki, 14.02.1951 tarihli ve 17/1 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında belirtildiği gibi olay ve karinelerden, durumun özelliklerine göre kendisinden beklenen dikkat ve özeni göstermemiş olduğu açık bulunan malzeme sahibinin temliken tescil talebinde bulunması mümkün değildir. Çünkü bu gibi durumlarda kötüniyet karşı tarafın ispatı gerekmeden belirlenmiş olur. Ayrıca iyiniyet inşaatın başladığı andan tamamlandığı ana kadar devam etmelidir. (Sübjektif koşul)
İyiniyet koşulunun gerçekleşmediği durumlarda diğer koşulların gerçekleşip gerçekleşmediğinin araştırılmasına gerek bulunmamaktadır.
b. İkinci koşul, yapı kıymetinin taşınmazın değerinden açıkça fazla olmasıdır. (Objektif koşul)
c. Üçüncü koşul ise yapıyı yapanın (malzeme sahibinin), taşınmaz malikine uygun bir bedel ödemesidir.
d. Yukarıda değinilen üç koşulun yanısıra, yapının bulunduğu arazi parçası davalıya ait taşınmazın bir kısmını kapsıyor ise tescile konu olacak yer, inşaat alanı ile zorunlu kullanım alanını kapsayacağından mahkemece iptal ve tescile karar verebilmek için bu kısmın ana taşınmazdan ifrazının da mümkün olması gereklidir.
3. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 706, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 237, 2644 sayılı Tapu Kanunu'nun 26 ve Noterlik Kanunu'nun 60 ve 89 uncu maddeleri, 10.07.1940 tarihli ve 1939/2 Esas, 1940/77 Karar sayılı Yargıtay İçtihatları Birleştirme Kararı.
3. Değerlendirme
1. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Mahkemece, Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesinin 30.04.2019 tarih ve 2018/3818 E., 2019/3835 K. sayılı bozma ilamı doğrultusunda araştırma ve inceleme yapılarak verilmiş olan karar usul ve yasaya uygun bulunduğundan yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
HUMK'nın 440/III- 1 inci bendi gereğince ilama karşı kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,
29.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!