7. Hukuk Dairesi 2024/287 E. , 2024/1123 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2023/301 E., 2023/618 K.
KARAR : Davanın kabulüne
Taraflar arasındaki ecrimisil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairemizin 23.01.2023 tarih, 2022/5762 Esas, 2023/412 Karar sayılı ilamı ile bozulmasına karar verilmiştir.
Bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen karar, davalı vekili ve davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili, davalının, müvekkiline ait olan ve Fethiye ilçesi, ... Köyü, 1 parselde kayıtlı bulanan taşınmazı, 13.09.2005 tarihinde müvekkilinin ekonomik durumunun sıkışık olmasından istifadeyle 50.000,00 TL'ye tapudan devraldığını, bu durumun gabin teşkil ettiğini, gabin nedeniyle Fethiye 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2006/451 Esas, 2008/269 Karar sayılı kararıyla tapunun iptal edilip müvekkili adına tescil kararı verildiğini, bu kararın 17.12.2012 tarihinde karar düzeltme talebi reddedilerek kesinleştiğini, gabinin iradeyi sakatlayan fiilerden olması nedeniyle manevi hakları ihlal ettiği gibi maddi zararlardan sorumluluğu da gerektirdiğini, müvekkilinin Hisarönü gibi turistik bir yerdeki taşınmazını her yaz kiraya vermesi engellenmiş olup, 2006 yazı ve 2012 yazı dahil olmak üzere 7 yaz sezonu müvekkilinin taşınmazını kullanamamasına kiraya verememesine ve gelir kaybetmesine neden olduğunu belirterek maddi ve manevi tazminat ödenmesine karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili, müvekkilinin gabin davası nedeniyle ödenen masraflarla taşınmazın değerinin iki katı masraf yaptığını, taşınmazın, boş arsa niteliğinde olup üzerinde harabe şeklinde kaçak yapı olduğunu, taşınmazın bu niteliğinden dolayı davalının da mülkiyetinde olduğu süreçte kullanamadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 13.10.2015 tarihli 2013/226 Esas, 2015/330 Karar sayılı kararı ile; ecrimisil yönünden davanın kabulü ile; 13.09.2005 ila 17.12.2012 tarihleri arası için belirlenen ecrimisilin tahakkuk tarihinden (ait oldukları yılın son gününden) itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Birinci Bozma Kararı
1. Mahkemesinin 13.10.2015 tarihli kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay 8. Hukuk Dairesi'nin 23.12.2019 tarihli, 2018/3924 Esas, 2019/11661 Karar sayılı ilamı ile;
“...1. Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller Mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, davalı vasisinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar verilmesi gerekmiştir.
...2. Dosya kapsamı ve toplanan delillerden, davalı tarafın cevap dilekçesinde tanık deliline dayandığı, öninceleme duruşmasında tanık isim ve adreslerini bildirmesi için verilen sürenin gereklerini yerine getirdiği ancak davalı tarafça bildirilen tanık dinlenmeden karar verildiği sabittir. O halde Mahkemece, davalı tanığı dinlenerek, toplanmış ve toplanacak deliller hep birlikte değerlendirilmek suretiyle oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi ve ecrimisil bedelinin ise az yukarıda belirtilen ilke ve usuller çerçevesinde talep dikkate alınarak belirlenmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
Kabule göre de; dava dilekçesindeki talep aşılarak, 13.09.2005-17.12.2012 tarihleri arası için ecrimisile hükmedilmesi isabetli değildir...” gerekçesi doğrultusunda bozulmasına karar vermiştir.
B. Mahkemece Birinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemece, 10.05.2022 tarihli 2020/413 Esas 2022/283 Karar sayılı kararı ile; bozma sonrası davalı vekili tarafından zaman aşımı definde bulunulduğundan ve 25.05.1938 tarih ve 29/10 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ve Yargıtay'ın aynı yöndeki yerleşmiş içtihatları uyarınca ecrimisil davaları beş yıllık zamanaşımına tabi olup bu beş yıllık süre dava tarihinden geriye doğru işlemeye başlayacağından, davacının ıslah tarihi de 16/02/2015 tarihi olduğundan davanın ecrimisil yönünden kısmen kabulüne, manevi tazminat yönünden manevi tazminat taleplerinin kanunda sınırlı olarak sayıldığından ve talebinde kanunda sayılmadığından manevi tazminat yönünden esastan reddine karar vermek gerekmiştir gerekçesiyle, davanın ecrimisil yönünden kısmen kabulü ile, 52.101,00 TL ecrimisil bedelinden,
01.01.2006 - 31.12.2006 tarihleri arası için 9.600,00 TL,
01.01.2010 - 31.12.2010 tarihleri arası için 13.184,00 TL,
01.01.2011 - 31.12.2011 tarihleri arası için 14.190,00 TL,
01.01.2012-17.12.2012 tarihleri arası için 15.127,00 TL, ecrimisilin tahakkuk tarihinden (ait oldukları yılın son gününden) itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin taleplerin reddine, karar verilmiştir.
C. İkinci Bozma Kararı
1. Mahkemenin 10.05.2022 tarihli kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizin 23.01.2023 tarihli, 2022/5762 Esas, 2023/283 Karar sayılı ilamı ile; hüküm ile gerekçe arasında çelişki oluştuğundan infaza elverişli olmayan hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
D. Mahkemece İkinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava, manevi tazminat ve ecrimisil istemlerine yönelik olup önceki gerekçeler ile dava konusu 333 ada 1 parsel sayılı taşınmazın, davalıya satışına ilişkin 13.09.2005 tarihli yapılan satışta gabin unsurları oluştuğundan tapunun iptali ile davacı adına tesciline karar verilmiş olduğu anlaşılmıştır. Bu itibarla tescilin dayandığı satış sözleşmesinin, gabin nedeniyle hükümsüzlüğü tespit edilmiş olup sözleşme ve tescil yapıldığı tarihten itibaren hükümsüz hale gelmiş, taşınmaz tekrar davacı üzerine tapuda tescil edilmiştir. Sözleşme ve tapu kaydı mahkeme kararı ile gabin nedeni ile hükümsüz sayıldığından ve iptal edildiğine göre davalının iyi niyetli zilyet olduğu kabul edilemez. Çünkü olayda davalının satıcının müzayaka halini hiffet ve tecrübesizliğini bilerek bu durumu istismar ettiği sabit görülmüş ve bu husus kesinleşmiştir. Sözleşmeyi yaparken satıcının müzayaka halinden, hiffet ve tecrübesizliğinden istifade eden davalının taşınmaza iyi niyetli zilyet bulunduğu söylenemez. Bu nedenle davacının, dava edilen satışın yapıldığı tarihten gabin davasında verilen tapu iptal tescil kararının kesinleştiği tarihe kadar ecrimisil talep etme hakkı bulunduğundan dosya içinde bulunan ve hüküm kurmaya elverişli Emlakçı Bilirkişi ... tarafından düzenlenen 24.08.2021 tarihli ek raporun denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğu kanaatiyle hükme esas alınmış ve davalı tarafından cevap dilekçesinde zamanaşımı definde bulunulmadığından ve müteakip süreçte ıslah dilekçesine karşı zamanaşımı definde bulunulduğundan ıslah dilekçesinde talep edilen miktarları yönünden zamanaşımı hususu değerlendirilerek dava dilekçesinde talep edilen ve 13.10.2023 tarihli beyan dilekçesi ile açıklanan ecrimisil miktarlarına ek olarak zamanaşımına uğramayan ıslah dilekçesinde talep edilen ecrimisil talepleri yönünden davanın kısmen kabulüne 01.01.2006 ila 17.12.2012 tarihleri arasında 63.758,00 TL ecrimisilin tahakkuk tarihinden (ait oldukları yılın son gününden) itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin taleplerin reddine, manevi tazminat talebi yönünden davanın reddine, karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili ve davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1. Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davanın tümden reddi gerektiğini, faiz başlangıç tarihlerinin hükümde gösterilmediğini, infaza elverişli hüküm kurulmadığını, hakimin taleple bağlı olması gerektiğini, davacının 2006 yaz döneminden itibaren ecrimisil talep ettiğini, bilirkişi raporunda emsal bedellerinin dikkate alınmadığını, davalının ecrimisil istemi için aranan kötüniyet şartını sağlanmadığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
2. Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; ıslahın kabul edilmemesi gerektiğinden bahisle kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, ecrimisil istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 04.06.1958 gün ve 15/6 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ile ecrimisil, haksız işgal tazminatı olarak nitelendirilmiştir. Bu kararın gerekçesinin V. bendinde “işgal tazminatı davalarının hususi bir şekli olan ecrimisil davalarının beş yılda zamanaşımına uğrayacağı esasını benimsemiş bulunan 25.05.1938 tarih ve 29/10 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararının halen geçerli” olduğu açıklanmış ve ecrimisil davalarının 743 sayılı Türk Kanunu Medenisinin 908 inci (4721 sayılı Kanununun 995 inci) maddesine dayanan bir tazminat davası olduğu belirtilmiştir.
2. 08.03.1950 gün ve 22/4 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da kabul edildiği gibi, başkasına ait şeyi haksız olarak kullanmış olan ve bu kullanımı iyi niyete dayanmayan kimse o şeyi elinde tutmuş olmasından doğan zararları tazmin ile yükümlüdür.
3. Değerlendirme
1. 6100 sayılı Kanunu'nun 26 ıncı maddesi hükmüne göre; mahkeme tarafların iddia, savunma ve talepleri ile bağlıdır. Kural olarak mahkemenin talepten fazlasına veya başka bir şeye hükmetmesi olanak dışıdır. Öğreti ve uygulamada taleple bağlılık olarak adlandırılan bu kural, sadece sonuç istem yönünden değil, sonuç istemi oluşturulan her bir alacak kalemi yönünden de uygulanır.
2. Somut uyuşmazlıkta; davacı 2006 yılı yaz sezonundan 2012 yılı yaz sezonuna kadar olan dönem için devam eden müdahele nedeniyle ecrimisil talep etmiştir. Mahkemece, 01.01.2006 ila 17.12.2012 tarihleri arasındaki dönem için yapılan hesaplamanın kabulü ile ecrimisile hükmetmek suretiyle taleple bağlılık ilkesinin ihlalini doğuracak şekilde hüküm kurulmuş olması doğru görülmemiştir.
3. Bununla birlikte; mahkemenin bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usuli müktesep hak doğar. Yargısal ve bilimsel içtihatlarda “usuli kazanılmış hak” ya da “Usuli müktesep hak” olarak adlandırılan bu ilke Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.02.1988 tarih ve 1987/2-520 Esas, 1988/89 Karar sayılı ilâmında; “Mahkemenin bozma kararına uymasıyla meydana gelen bozma gereğince işlem yapma ve hüküm verme durumu, taraflardan birisinin lehine ve diğeri aleyhine hüküm verme neticesini doğuracak bir durumdur ve buna usuli kazanılmış hak denilmektedir." O halde; mahkemenin bozmaya uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak doğar. Mahkeme yönünden ise uyulan bozma kararında gösterilen şekilde araştırma yapmak ve karar vermek yükümlülüğü oluşur.
4. O hâlde; mahkemenin 10.05.2022 tarihli 2020/413 Esas, 2022/283 Karar sayılı kararında davanın kısmen kabulü ile toplamda 52.101,00 TL ecrimisile hükmedildiği, bu karara karşı davalı tarafça temyiz isteminde bulunulması üzerine bozma kararı verildiğine göre mahkemece bozmaya uyulduktan sonra davalı taraf yararına oluşan kazanılmış hak gözetilmeksizin toplamda 63.758,00 TL ecrimisile hükmedilmesi isabetli değildir.
5. Öte yandan, 6100 sayılı HMK’nın 109 uncu maddesinde; kısmi dava, alacağın yalnızca bir bölümü için açılan dava olarak tanımlanmaktadır. Bir davanın kısmi dava olarak nitelendirilebilmesi için, alacağın tümünün aynı hukuki ilişkiden doğmuş olması ve alacağın şimdilik belirli bir kesiminin dava edilmesi gerekir. Diğer bir söyleyişle, bir alacak hakkında daha fazla bir miktar için tam dava açma imkânı bulunmasına rağmen alacağın bir kesimi için açılan davaya kısmi dava denir. Bir kimsenin kısmi bir dava açıp açmadığı ancak dava dilekçesinden, davacının talep sonucundan anlaşılır. Davacının davasını açıkça kısmi dava olarak nitelendirmesine gerek yoktur, alacağın yalnız bir kesiminin dava edildiğinin anlaşılması yeterlidir. Özellikle davacının “fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak” veya “şimdilik alacağın belirli bir miktarını dava ettiğini” belirterek açtığı davalar kısmi dava niteliğindedir. Kısmi dava açılması halinde davaya konu edilmeyen kısmın ayrı bir davayla talep edilmesi veya aynı davada ıslah yoluyla dava konusuna dahil edilmesi mümkündür. (Nitekim aynı ilkeler Hukuk Genel Kurulunun 02.04.2003 tarihli ve 2003/4-260 Esas, 2003/271 Karar sayılı kararı; 16.05.2019 tarihli ve 2016/22-1166 Esas, 2019/576 Karar sayılı kararı; 2019/22-223 Esas, 2019/491 Karar sayılı kararı)
6. Yine belirtmek gerekir ki; ıslah, iddia ve savunmanın değiştirilmesi ve genişletilmesi yasağı sebebiyle tarafların yapamadıkları ya da düzeltemedikleri usul işlemlerini, tek taraflı bir irade beyanı ile tamamen veya kısmen düzeltmeleridir.
7. 6100 sayılı HMK’nın yazılı yargılama usulünün uygulandığı davalarda dava dilekçesine karşı cevap süresi iki hafta olup, dava konusunun ıslah yoluyla arttırılması durumunda, HMK'nın 127 nci ve 141 inci maddeler uyarınca ıslah dilekçesinin davalı tarafa tebliği üzerine iki haftalık süre içinde ıslaha konu kısımlar için zamanaşımı def'inde bulunulabileceği kabul edilmelidir.
8. Uygulamada, fazlaya ilişkin hakların saklı tutulması, dava açma tekniği bakımından, tümü ihlal ya da inkâr olunan hakkın ancak bir bölümünün dava edilmesi, diğer bölümüne ait dava ve talep hakkının bazı nedenlerle geleceğe bırakılması anlamına gelir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca benimsenmiş ilkeye göre, kısmi davada fazlaya ilişkin hakların saklı tutulmuş olması, saklı tutulan kesim için zamanaşımını kesmez, zamanaşımı, alacağın yalnız kısmi dava konusu yapılan miktar için kesilir.
9. 25.05.1938 tarih ve 29/10 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ve Yargıtay'ın aynı yoldaki yerleşmiş içtihatları uyarınca ecrimisil davaları beş yıllık zamanaşımına tabi olup bu beş yıllık süre dava tarihinden geriye doğru hesaplanır.
10. Bu açıklamalara göre; incelemeye konu davanın 6100 sayılı Kanun'un yürülük tarihinden sonra 04.06.2013 tarihinde açıldığı, dava konusu taşınmazın davalı tarafından işgal edilmesi nedeniyle fazlaya dair haklar saklı tutularak, şimdilik 10.000,00 TL’nin davalıdan tahsilinin istendiği, davanın açıkça belirsiz alacak davası olduğunun belirtilmediği, yargılama devamında ise alınan bilirkişi raporu üzerine, dava değerinin 89.108,00 TL olarak ıslah edildiği anlaşılmaktadır. Davanın bu hali ile yukarıdaki açıklamalarla birlikte değerlendirildiğinde kısmi dava olduğu tartışmasızdır. Davacı vekili 17.02.2015 tarihli dilekçesi ile bilirkişi raporu doğrultusunda davasını 89.108,00 TL üzerinden ıslah etmiştir. Davalı vekili tarafından 17.03.2015 tarihli dilekçe ile ıslaha karşı süresinde zamanaşımı def’inde bulunulmuştur. Dolayısı ile dava dilekçesi ile talep edilen 10.000,00 TL dışında kalan alacak bakımından zamanaşımının kesildiğinden söz edilemeyeceğinden ıslah tarihinden geriye doğru 5 yıl için ıslah ile artırırım yapılabileceği, fazlası için zamanaşımı defi nedeniyle artırım yapılamayacağı dikkate alınmaksızın kurulan hüküm doğru görülmemiştir.
11. Kabule göre de; Mahkemece ecrimisilin tahakkuk tarihinden (ait oldukları yılın son gününden) itibaren denilerek hüküm kurulması doğru olmayıp her dönemin ayrı ayrı gösterilerek ve faizin başlangıç tarihi de belirtilmek suretiyle hüküm kurulması gerekmektedir. Görüldüğü üzere hüküm bu haliyle de infaza elverişli değildir. O halde; Mahkemece, hangi dönem için kaç lira ecrimisil tahsili gerektiğinin ve buna göre faizin başlama tarihinin, diğer bir deyişle dönem sonlarının hükümde açıkça belirtilmesi gerekmektedir.
VI. KARAR
Açıklanan sebepler;
Temyiz olunan Mahkeme kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
26.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!