7. Hukuk Dairesi 2024/272 E. , 2024/1807 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2018/28 E., 2020/220 K.
KARAR : Asıl ve birleştirilen davaların kısmen kabulüne
Taraflar arasındaki asıl ve birleştirilen muhdesat aidiyetinin tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin bozma ilamına uyularak mahkemece asıl ve birleştirilen davaların kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı davacı ..., davalı Hazine vekili, davalı ... vekili, davacı ... vekili, davacı ... vekili ve davacı ... tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Davacı ... dava dilekçesinde; dava konusu 315 parselin tam hisseyle Maliye Hazinesi adına kayıtlı olduğunu, fakat parselin yarısının kendi zilyetliğinde ve kullanımında olduğunu, taşınmaz üzerine zeytin ağaçları diktiğini, ... tarafından yol genişletme çalışmaları nedeniyle kamulaştırma çalışmaları yapılacağından taşınmazdaki zilyetliğinin tespiti ile taşınmaz üzerindeki ağaçların davacı tarafından yetiştirildiğinin tespitini talep ve dava etmiştir.
2. Birleştirilen dosya davacıları ..., ...; dava konusu 315 parselin tamamının Hazineye ait olduğunu ve fakat taşınmazın ¼ lük kısmının zilyedi ve kullanıcısı olduklarını, taşınmaz üzerindeki zeytin ağacı ve üzüm bağlarının kendilerine ait olduğunun tespitini talep ve dava etmişler; yargılama sırasında Süleyman, dava konusu taşınmazdaki muhdesatlarda ... ile birlikte hak sahibi olmadıklarını aslında tamamının kendisine ait olduğunu, bu nedenle ...'ın ...'a yaptığı devrin de geçerli olmayacağını dile getirmiştir.
3. Birleştirilen diğer dosyanın davacısı ...; dava konusu taşınmazın 1/4'lük kısmının zilyedi ve kullanıcısı olduğunu, taşınmaz üzerinde zeytin ağacı ve üzüm bağlarının bulunduğunu, arazinin bir bölümünün karayoluna paralel olduğunu, kullanımında olan kısımdaki ağaç ve üzüm bağlarının davacıya ait olduğunun tespitini talep etmiştir.
4. Davacı ...; birleştirilen dosyada davacı olan ...'ın haklarını devraldığını belirterek davaya devam etmek istediğini beyan etmiştir.
II. CEVAP
1. Dahili davalı ...; taşınmazdaki muhdesatların yarısının davacıya, yarısının da Mehmet Keş ile birlikte kendisine ait olduğunu dile getirmiştir.
2. Dahili davalı ...; dava konusu taşınmazın yarısının ...'nun diğer yarısının ise babası ... ile amcası ...'in kullanımında olduğunu, zeytin ağaçları ve bağların da bu kullanım dahilinde dikildiğini, babasının kullanımında olan kısmın daha sonra Süleyman ve ...'a satıldığını beyan etmiştir.
3. Davalı ... vekili duruşmadaki beyanında; Kadastro Mahkemesi kararında dava konusu taşınmazlar üzerindeki bağ ve zeytinlerin ... ve Mehmet Keş’e ait olduğunun belirtilmesi üzerine taşınmazın bir kısmının ... tarafından kullanıldığını tespit ettiklerini ve ecrimisil tahsil etmeye başladıklarını ifade etmiştir.
4. Davalı ... vekili; davada taraf olmalarının usul ve yasaya uygun olmadığını beyanla, davanın reddini savunmuştur.
III. MAHKEME KARARI
Mahkeme 08.01.2015 tarihli kararında, davanın kabulüne karar vermiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
Hükmün davalı Hazine vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 02.10.2017 tarihli ve 2015/9484 Esas, 2017/11921 Karar sayılı kararında "...Somut olaya gelince; dava konusu taşınmazın bulunduğu yere ilişkin kamulaştırma evrakları, harita ve ekleri ilgili yerlerden eksiksiz olarak getirtildikten sonra bilirkişiler aracılığıyla mahallinde uygulanarak güncel hukuki yararın var olup olmadığı kesin olarak belirlendikten sonra uyuşmazlık konusu hakkında bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik araştırma ve inceleme ile hüküm tesisi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir." gerekçesiyle hükmü bozmuştur.
B. Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkeme yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında, "...Karayolları Genel Müdürlüğünün kamulaştırma alanında kalan muhdesatlar yönünden davacıların hukuki yararı olduğu gerekçesiyle davanın ve birleştirilen davaların kısmen kabulüne; davacı ... yargılama sırasında ...'ın muhdesatlar yönünden herhangi bir hakkının ya da emeğinin bulunmadığını, dava konusu edilen alandaki muhdesatların davacı ...'a ait olduğunu, ...'ın ... tarafından kandırılarak zilyetliğini ...'a devrettiğini iddia etmiş ve bu hususta 2020/71 Esas sayılı dava dosyasının bekletici mesele yapılmasını talep etmiş ise de; davacılar ... ve ...'ın dosyanın çeşitli aşamalarında vermiş olduğu aksi yöndeki beyanlar ile dahili davacı ...'ın zilyetliğin devrine ilişkin sunmuş olduğu evraklar gözetilerek bu iddiaların reddine" karar vermiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ..., davalı Hazine vekili, davalı ... vekili, davacı ... vekili, davacı ... vekili ve davacı ... temyiz kanun yoluna başvurmuşlardır.
B. Temyiz Sebepleri
1. Davacı ... vekili; davacının ... tarafından kandırıldığını, ... lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi gerektiğini belirtmiştir.
2. Davacı ...; ... lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi gerektiğini ifade etmiştir.
3. Davacı ...; asıl hak sahibinin kendisi olduğunu, ... lehine vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu beyan etmiştir.
4. Davalı Hazine vekili; hukuki yararın varlığının davacı tarafından bildirilecek tanıklar ve res'en tespit edilecek mahalli bilirkişilerle ispatlanması gerektiğini dile getirmiştir.
5. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; res'en tespit edilecek nedenlerle kararın bozulmasını istemiştir.
6. Davacı ... vekili; ...'ın Milli Emlak Şefliği'ne yazdığı yazıda kendisine düşen kısmı hibe ettiğini açıkladığını, ... lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi gerektiğini dile getirmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Asıl ve birleştirilen dava, muhdesat aidiyetinin tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. Bir şeye malik olan kimse, o şeyin bütünleyici parçalarına da malik olur (4721 s.lı TMK. mad. 684/1). Arazi üzerindeki mülkiyet, kullanılmasında yarar olduğu ölçüde, üstündeki hava ve altındaki arz katmanlarını kapsar. Bu mülkiyet kapsamına, yasal sınırlamalar saklı kalmak üzere kalıcı yapılar, bitkiler ve kaynaklar da girer (TMK mad. 718). 22.12.1995 tarih ve 1/3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da vurgulandığı gibi Eşya Hukukunda, muhdesattan, bir arazi üzerinde kalıcı yapı ve tesisler ile bağ ve bahçe şeklinde dikilen ağaçları anlamak gerekir. Muhdesat, şahsi bir hak olup (TMK 722, 724, 729 m.ler), sahibine arazi mülkiyetinden ayrı bağımsız bir mülkiyet veya sınırlı bir ayni hak bahşetmez. Taşınmaz üzerindeki kalıcı yapı, ağaç gibi bütünleyici parça niteliğindeki muhdesatların taşınmazın arzından ayrı bir mülkiyetinin varlığından söz edilemez. Açıklanan bu ilke ve esaslara göre, kural olarak muhdesatın arz malikinden başkasına aidiyetinin tespiti istenemez.
2. Tespit davası, kendine özgü davalardan olup dava sonucunda istihsal edilecek ilamın icra ve infaz kabiliyeti bulunmamaktadır. Bunun doğal sonucu olarak da bu davaların uygulama alanı sınırlıdır. Bilindiği üzere, tespit davalarının görülebilmesi için güncel hukuki yararın bulunması (6100 s.lı HMK mad.106/2) ve dava sonuçlanıncaya kadar da güncelliğini kaybetmemesi gerekir. Tespit davaları eda davalarının öncüsüdür, bu nedenle eda davası açılmasının mümkün olduğu hallerde, tespit davası açılmasında hukuki yararın bulunmadığı kabul edilmektedir. Hukuki yararın bulunması dava şartı olup, yargılamanın her aşamasında taraflarca ileri sürülebileceği gibi, hakim tarafından da re'sen gözetilir. Hukuki yararın bulunmadığının tespiti halinde davanın, dava şartı yokluğu gerekçesiyle usulden reddine karar verilmelidir (HMK mad.114/1-h, 115).
3. Öğretide ve Yargıtayın devamlılık gösteren uygulamalarında, taşınmaz hakkında derdest ortaklığın giderilmesi davasının, kentsel dönüşüm uygulamasının ya da kamulaştırma işleminin bulunması gibi istisnai durumlarda muhdesatın tespiti davasının açılmasında güncel hukuki yararın bulunduğu kabul edilmektedir.
3. Değerlendirme
1. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usûl ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine,
Hazine ve ... harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,
27.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!