WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 11 Haziran 2026

YARGITAY 7. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

7. Hukuk Dairesi         2024/2503 E.  ,  2024/3251 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2023/117 E., 2024/99 K.
DAVA TARİHİ : 08.12.2015
KARAR : Davanın kısmen kabulü

Taraflar arasında görülen ... aidiyetinin tespiti davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairemizin 21.11.2022 tarih ve 2022/3797 Esas, 2022/7077 Karar sayılı ilamı ile Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı davalılar ..., ... ve ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; tarafların ortak murisinden intikal eden taşınmaza yaklaşık 35 yıl önce müvekkilinin bir ev yaptığını, murisinin rızasıyla yapmış olduğu bu evde müvekkilinin 35 yıldan beri sürekli ve devamlı ikamet ettiğini belirterek yapılan bu evin müvekkili tarafından yapıldığının tespitiyle müvekkili adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Bir kısım davalılar vekili cevap dilekçesinde; davanın reddini istemiştir.

III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 28.04.2021 tarih ve 2020/340 Esas, 2021/141
Karar sayılı kararıyla davanın kısmen kabulü ile; Çanakkale ili, Lapseki ilçesi, ... Köyü, 119 ada 13 parsel sayılı taşınmaz üzerindeki kadastro bilirkişisinin 16.03.2016 tarihli krokisinde “mülkiyet tespiti istenilen bina” ibaresi ile sınırları gösterilen 110,00 m²'lik tek katlı yığma kagir bina şeklindeki muhdesatın davacıya ait olduğunun tespitine; 16.03.2016 tarihli krokinin karara eklenmesine, tescil isteminin reddine karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Mahkemenin 28.04.2021 tarih ve 2020/340 Esas, 2021/141 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde bir kısım davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizin 21.11.2022 tarih ve 2022/3797 Esas, 2022/7077 Karar sayılı ilâmında; ortaklığın giderilmesi davasının açılmamış sayılması kararının kesinleşmesi halinde, davacı tarafın tespit davası açmakta başlangıçta var olan hukuksal yararının ortadan kalkacağı ve bu durumda davanın hukuki yarar yokluğundan reddine karar verileceği gözetildiğinde Mahkemece, taraflar arasında görülen ortaklığın giderilmesi davası sonunda verilen "davanın açılmamış sayılmasına" ilişkin kararın kesinleşip kesinleşmediği araştırılarak, dava şartının varlığının duraksamasız şekilde belirlenmesi gerektiğinden kararın bozulmasına karar verilmiştir.

B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında; somut olayda taraflar arasında Lapseki Sulh Hukuk Mahkemesinin 2016/243 Esas sayılı ortaklığın giderilmesi davasının olduğu, Lapseki Sulh Hukuk Mahkemesinin 2016/243 Esas ve 2021/252 Karar sayılı ilamıyla davanın açılmamış sayılmasına karar verildiği, akabinde aynı taşınmaza ilişkin Lapseki Sulh Hukuk Mahkemesinin 2023/316 Esas sayılı dava dosyasının ikame edildiği ve yargılamasının devam ettiği anlaşıldığından, davacının davada hukuki yararı bulunduğu, mahalli bilirkişilerden ...tarafından dava konusu evin bulunduğu yerde başka bir yapının olduğu, sonrasında yıktırılarak davacı tarafından 1975-1976 senelerinde dava konusu taşınmazın yaptırıldığı beyan edildiğinden ve fen bilirkişisi ... tarafından 01.11.2023 tarihli ek raporunda bu husus tespit edildiğinden; dava konusu taşınmazın kadastronun kesinleştiği 03.02.1959 tarihinden sonra yapıldığı anlaşılmakla 3402 sayılı Kanun’un 19/II nci maddesinin ve 12/3 üncü maddesinde yazılı 10 yıllık hak düşürücü sürenin dikkate alınmasını gerektirecek bir husus olmadığı kanaatine varılarak taşınmaz üzerindeki 01.11.2023 tarihli fen bilirkişi rapor ve krokisinde A harfi ile gösterilen evin davacı tarafından meydana getirildiğinin tespitine ve mülkiyet tespiti isteminin ise reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A.Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar ..., ... ve ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Bir kısım davalılar vekili temyiz dilekçesinde; davanın reddi yerine kısmen kabulüne kararı verilmesinin yürürlükteki hukuka aykırı olduğunu, bilirkişi raporunda A harfi ile gösterilen evin muris tarafından inşa edildiğini, miras yolu ile varislerine intikal ettiğini, binanın yaşı ile davacının yaşı kıyaslandığında kısmen kabul kararı verilen binanın davacı tarafından meydana getirilmiş olamayacağını, davacının sadece ufak tefek tadilatlar yaptığını, kabule göre davanın ret edilen kısmı için yargılama ve vekalet ücretine hükmedilmemesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu
belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, ... aidiyetinin tespiti ve tescili istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1. Bir şeye malik olan kimse, o şeyin bütünleyici parçalarına da malik olur (4721 s.lı TMK. mad. 684/1). Arazi üzerindeki mülkiyet, kullanılmasında yarar olduğu ölçüde, üstündeki hava ve altındaki arz katmanlarını kapsar. Bu mülkiyet kapsamına, yasal sınırlamalar saklı kalmak üzere kalıcı yapılar, bitkiler ve kaynaklar da girer (TMK mad. 718). 22.12.1995 tarih ve 1/3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da vurgulandığı gibi Eşya Hukukunda, muhdesattan, bir arazi üzerinde kalıcı yapı ve tesisler ile bağ ve bahçe şeklinde dikilen ağaçları anlamak gerekir. ..., şahsi bir hak olup (TMK 722, 724, 729 m.ler), sahibine arazi mülkiyetinden ayrı bağımsız bir mülkiyet veya sınırlı bir ayni hak bahşetmez. Taşınmaz üzerindeki kalıcı yapı, ağaç gibi bütünleyici parça niteliğindeki muhdesatların taşınmazın arzından ayrı bir mülkiyetinin varlığından söz edilemez. Açıklanan bu ilke ve esaslara göre, kural olarak muhdesatın arz malikinden başkasına aidiyetinin tespiti istenemez.

2. Tespit davası, kendine özgü davalardan olup dava sonucunda istihsal edilecek ilamın icra ve infaz kabiliyeti bulunmamaktadır. Bunun doğal sonucu olarak da bu davaların uygulama alanı sınırlıdır. Bilindiği üzere, tespit davalarının görülebilmesi için güncel hukuki yararın bulunması (6100 s.lı HMK mad.106/2) ve dava sonuçlanıncaya kadar da güncelliğini kaybetmemesi gerekir. Tespit davaları eda davalarının öncüsüdür, bu nedenle eda davası açılmasının mümkün olduğu hallerde, tespit davası açılmasında hukuki yararın bulunmadığı kabul edilmektedir. Hukuki yararın bulunması dava şartı olup, yargılamanın her aşamasında taraflarca ileri sürülebileceği gibi, hakim tarafından da re'sen gözetilir. Hukuki yararın bulunmadığının tespiti halinde davanın, dava şartı yokluğu gerekçesiyle usulden reddine karar verilmelidir (HMK mad.114/1-h, 115).

3. Öğretide ve Yargıtayın devamlılık gösteren uygulamalarında, taşınmaz hakkında derdest ortaklığın giderilmesi davasının, kentsel dönüşüm uygulamasının ya da kamulaştırma işleminin bulunması gibi istisnai durumlarda muhdesatın tespiti davasının açılmasında güncel hukuki yararın bulunduğu kabul edilmektedir.

4. Yargısal ve bilimsel içtihatlarda usulî kazanılmış hak ya da usulî müktesep hak olarak adlandırılan bu ilke Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 10.02.1998 tarih ve 1987/2-520 Esas, 1988/89 Karar sayılı ilamında “Mahkemenin bozma kararına uymasıyla meydana gelen bozma gereğince işlem yapma ve hüküm verme durumu, taraflardan birisinin lehine ve diğeri aleyhine hüküm verme neticesini doğuracak bir durumdur ve buna usuli kazanılmış hak denilmektedir...” şeklinde tanımlanmaktadır.
3. Değerlendirme
1. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen davada Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Mahkemece, Dairemizin bozma ilamı doğrultusunda araştırma ve inceleme yapılarak verilmiş olan karar usul ve yasaya uygun bulunduğundan yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,

HUMK'un 440/III- 1 inci bendi gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere,

06.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.