7. Hukuk Dairesi 2024/249 E. , 2024/855 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2017/221 E., 2023/351 K.
DAVALILAR : ... vd. vekili Avukat ..., ... vd.
KARAR : Davanın konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına
Taraflar arasında görülen paydaşlar arasında el atmanın önlenmesi davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay 1. Hukuk Dairesince Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına, karar verilmiştir.
Karar davacı vekili ve bir kısım davalılar vekilinin temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçelerinin kabulüne, bir kısım davalılar vekilinin duruşma talebinin miktardan reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı; halen miras bırakan ... adına kayıtlı 3 parsel sayılı taşınmazda mirasçılar arasında rızai taksim yapıldığını, davalı ...'in dava konusu taşınmaza el attığını ileri sürerek, davalının el atmasının önlenmesine karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı; mirasçılar arasında rızai taksim yapıldığını, rızai taksime göre kendi payına düşen kısmı kullandığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 09.07.2014 tarihli ve 2012/104 Esas, 2014/139 Karar sayılı kararıyla; mirasçılar arasında geçerli bir harici taksimin veya fiili kullanımın olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Mahkemenin 09.07.2014 tarihli kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 12.06.2017 tarih ve 2014/22159 Esas, 2017/3400Karar sayılı ilamında; tanık ... ifadesinde "... kendisine gösterilen yerde ...'lerin fiilen taksimat yaptıklarını bildiğini.." beyan etmiş, diğer tanık ...'te ifadesinde ".. kendisinin dedesinden kalan bu parselde hisse sahibi olduğunu, intikal yapmadıklarını ama aralarında fiili bir taksimat yaptıklarını, ... bu fiili taksimatın babaları zamanında yapıldığını, kendisine gösterilen yerde ...'lerin fiilen taksimat yaptıklarını bildiğini.." beyan etmiştir. Hal böyle olunca, kök tapu kayıt maliki ...'in tüm mirasçılarını gösterir mirasçılık belgesi dosyaya alındıktan sonra yukarıda belirtilen ilkeler doğrultusunda; dava konusu parselde tüm paydaşları bağlayan fili kullanma biçiminin oluşup oluşmadığı, oluşmuş ise kimin ya da kimlerin kullanımına terk edildiğinin tereddüte mahal bırakmayacak şekilde mahallinde keşif yapılarak ve keşif mahallinde tanıklar dinlenilerek saptanması ve keşif sonucu denetime elverişli rapor alınarak krokide tüm mirasçıların kullanımına bırakılan yerler belirlendikten sonra varılacak sonuç çerçevesinde işin esasına girilerek karar verildiği gerekçesiyle hüküm bozulmuştur.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin, yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında, dava konusu taşınmazın tüm paydaşları bağlayan fiili kullanma biçiminin oluştuğu, raporda anılı şekilde tüm mirasçılara bırakılan yerlerin tespit edildiği, davalının vermiş olduğu Araban Kaymakamlığı İlçe İdare Kurulunun 3091 sayılı Kanun çerçevesinde aldığı 12.01.2012 tarihli imzalı ifadesinde dava konusu taşınmazda herhangi bir hakkının bulunmadığı beyanı karşısında, dava konusu taşınmazda, davacıya taksim edilen kısmı da davacının rızası hilafına müdahalede bulunduğu, davalının yargılama sırasında vefat ettiği, bu nedenle davalının müdahalesinin sonlandığı, mirasçılarının müdahalesinin bulunup bulunmadığı yönünde dosyada bir iddia da bulunmadığı gerekçesiyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve bir kısım davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuşlardır.
B. Temyiz Sebepleri
1. Davacı vekili; müvekkilinin dava açmakta haklı olduğu kabul edilmesine rağmen lehlerine vekalet ücreti ve yargılama giderine hükmedilmediğini ileri sürmüştür.
2. Bir kısım davalılar vekili; dava konusu taşınmazda krokide gösterilen alanı davacının kullandığını, tüm varislerin katıldığı bir taksimin yapılmadığını, gerekçenin kanuna aykırı olduğunu, taşınmazda kullanılmayan boş yerler bulunduğunu, hissedarlar arası zorunlu dava arkadaşlığı olduğunu ileri sürmüştür.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, paydaşlar arasında el atmanın önlenmesi istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası.
3. Değerlendirme
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir .
2. Yargılama sırasında ölen davalı ...'nın dosyaya sunulan veraset belgesine göre mirasçı olmadığı, böylelikle kayıttan kaynaklı mülkiyet hakkı olmaksızın taşınmaza el atma olgusunun sabit olduğu anlaşılmıştır. Ancak Cuma'nın ölümünden sonra mirasçıların el atma olgusunun tespit edilmediği gözetilerek yazılı şekilde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik yoktur. Ancak, 6100 sayılı Kanun'un 331 inci maddesinin birinci fıkrasında düzenlendiği üzere davanın esası hakkında bir karar verilmediği hallerde davanın açıldığı tarihteki haklılık durumuna göre yargılama giderine hükmedilmesi gerekir.
3. Somut olayda davalı ...'nın el atma olgusu sabit bulunduğundan maktu karar ve ilam harcının davalı mirasçılarından alınması ve davacı lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken karar ve ilam harcının davacıdan alınması, ayrıca davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesi hatalıdır.
4. Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 438 inci maddesinin yedinci fıkrası hükmü uyarınca Mahkeme kararının düzeltilerek onanması gerekir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Taraf vekillerinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE,
2. Davacı tarafın Mahkeme kararına yönelik temyiz itirazının kabulü ile Mahkeme kararının, hüküm fıkrasının 2 ve 3 numaralı bentleri çıkartılarak; yerine 2 nci bent olarak "Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 31,40 TL eksik harcın davalılardan alınarak Hazineye irat kaydına", 3 üncü bent olarak "Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihindeki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre 9.200,00 TL vekalet ücretinin davalılardan tahsili ile davacıya verilmesine" cümlelerinin yazılması suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
1086 sayılı Kanun'un 440 ıncı maddesinin 3 üncü fıkrasının 1, 2, 3 ve 4 üncü bentleri gereğince karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere,
15.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!