7. Hukuk Dairesi 2024/2404 E. , 2024/3245 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2021/559 E., 2023/940 K.
DAVA TARİHİ : 06.11.2014
KARAR : Davanın kabulü
TEMYİZ EDENLER : Taraf vekilleri
Taraflar arasında görülen ortaklığın giderilmesi davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesince Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar; davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; Antalya ili, ... ilçesi, ... Kasabası, 793 ada 4 parsel sayılı taşınmazda, davalı ile müvekkilinin birlikte hissedar olduklarını, ancak taşınmazın kullanımında ve paylaşımında anlaşamadıklarını ileri sürerek, taşınmazdaki ortaklığın aynen taksim, olmadığı takdirde satış suretiyle giderilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; haksız ve dayanaksız davayı kabul etmediklerini, imar uygulaması nedeniyle davacıya taşınmazda hisse verildiğini, taşınmaz üzerindeki muhdesatların ise başından beri müvekkiline ait olduğunu belirterek; davanın reddini savunmuştur.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 04.05.2016 tarihli ve 2014/1015 Esas, 2016/394 Karar sayılı kararıyla; "...Davanın kabulüne, Antalya ili, ... ilçesi, ... Köyü, 793 ada, 4 parsel üzerindeki ortaklığın satış suretiyle giderilmesine..." karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesinin 28/04/2021 tarihli ve 2018/5660 Esas, 2021/3136 Karar sayılı kararıyla; "... Somut uyuşmazlıkta; davalı ... vekilinin, müvekkilinin 793 ada 4 parsel sayılı taşınmaz üzerindeki muhdesatlarda hak sahibi olduğunu iddia ettiği, diğer paydaşın buna itiraz etmediği, mahkemece hükme esas alınan 16/12/2015 tarihli ek bilirkişi raporunda arz-muhdesat oranının gösterildiği ancak bilirkişi tarafından davalıya ait muhdesat değerinin muhdesat ve arz bedeli toplamına oranlanması gerekirken muhdesat bedeli ile davalının tapudaki payına ait arz bedeli toplamının, toplam değere oranlanmasının doğru olmadığı, bilirkişi raporu hatalı olduğu gibi Hukuk Muhakemeleri Kanununun 297/2. maddesine aykırı olarak muhdesata ilişkin mahkemece hüküm de kurulmadığı, Dairemizin yukarıdaki ilkeleri doğrultusunda oran kurulması konusunda bilirkişiden ek rapor alınarak satış bedelinin dağıtılmasında muhdesata isabet eden kısmın muhdesat sahibi paydaşa, geri kalan bedelin ise payları oranında tüm paydaşlara (ortaklara) dağıtılması gerekirken yazılı şekilde hüküm tesis edilmesinin doğru görülmediği..." gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Temyize Konu Karar
Mahkemenin başlıkta tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "...Taşınmaz üzerindeki yapının projesiz ve ruhsatsız olmasının idareyi ilgilendiren bir durum olması, mevcut haliyle yapının ekonomik değer taşıması sebebiyle satış bedelinin paylaştırılması aşamasında dikkate alınmasının zorunlu olduğu..." gerekçesiyle; davanın kabulüne, Antalya ili, ... ilçesi, ... Mahallesi, 793 ada 4 parselde kayıtlı taşınmazdaki ortaklığın satış suretiyle giderilmesine, satışın genel açık artırma yoluyla yapılmasına, satıştan elde edilecek bedelden öncelikle, ...'a ait muhdesatların değerinin taşınmazın toplam değerine oranı olan % 50,30 oranında paranın muhdesat sahibi olan ...'a verilmesine, geri kalan paranın tapu kaydındaki payları dikkate alınmak suretiyle paydaşlara dağıtılmasına karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı vekili temyiz isteminde bulunmuşlardır.
B. Temyiz Sebepleri
1. Davacı vekili; ruhsatsız yapının davalıya ait olduğu hususu ihtilafsız ise de, yapının ruhsatlanması mümkün olmadığından ekonomik değere sahip olduğu kabul edilerek Mahkemece kurulan hükmün hatalı olduğunu, ana taşınmazın m² fiyatının düşük hesaplandığını, fahiş değer biçilen muhdesatın ruhsata bağlanıp bağlanamayacağı hususunun değerlendirilmediğini, zira imara aykırı yapının taşınmaza değer katamayacağını belirterek; hükmün bozulmasını istemiştir.
2. Davalı vekili; bozma sonrasında ek rapor alınarak karar verilmesi yerine yeniden keşif yapılmasının bozma ile oluşan usuli kazanılmış haklarını ihlal ettiğini, satış sonrası elde edilen bedelin tarafların payları oranında ve duraksamaya yer vermeyecek şekilde dağıtımı hususunun hükümde net olmadığını belirterek; hükmün bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık; ortaklığın satış suretiyle giderilmesi istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedinci fıkrası ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası.
3. Değerlendirme
1. Temyizen incelenen mahkeme kararında ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı ve bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davacı vekilinin ve davalı vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. İncelenen dosya kapsamına göre yukarıda açıklandığı üzere; ortaklığın giderilmesi istemli davalarda; paydaşlığın (ortaklığın) satış yoluyla giderilmesi halinde dava konusu taşınmaz üzerinde bina, ağaç vs. gibi bütünleyici parçalar (muhdesat) varsa bunların arzla birlikte satılması gerekir. Ancak muhdesatın bir kısım paydaşlara (ortaklara) ait olduğu konusunda tapuda şerh varsa veya bu hususta bütün paydaşlar ittifak ediyorlarsa ve muhdesat arzın değerinde bir artış meydana getiriyorsa bu artışın belirlenmesi için dava tarihi itibarıyla arzın ve muhdesatın değerleri ayrı ayrı tespit edilir. Belirlenen bu değerler toplanarak taşınmazın tüm değeri bulunur. Bulunan bu değerin ne kadarının arza ne kadarının muhdesata isabet ettiği yüzdelik (%...) oran kurulmak suretiyle belirlenir. Satış sonunda elde edilecek bedelin bölüştürülmesi de bu oranlar esas alınarak yapılır. Muhdesata isabet eden kısım muhdesat sahibi paydaşa, geri kalan bedel ise payları oranında muhdesat sahibi paydaş da dahil olmak üzere tüm paydaşlara (ortaklara) payları oranında dağıtılır.
3. Bütünleyici parçanın (muhdesat) arzın paydaşlarına (ortaklarına) değil de üçüncü şahsa ait olduğunun anlaşılması halinde bu kimseyi muhdesat sahibi olarak davaya dahil etmek ve ona satış bedelinden pay vermek mümkün değildir.
4. Somut olaya gelince; hükme esas alınan bilirkişi raporunda dava konusu taşınmaz üzerindeki söz konusu muhdesatın aidiyetinin adı geçen davalıda olduğu ve davacı paydaşın muhdesat üzerinde hak iddia etmediği anlaşılmıştır.
5. Mahkemece yapılan keşif sonrası alınan 06.02.2023 tarihli hükme esas bilirkişi raporunda ise muhdesat oranı usulüne uygun şekilde hesaplanarak, muhdesata isabet eden (muhdesat sahibi paydaşa ait) kısıma ilişkin olarak "%34,54" muhdesat oranı tespit edilmiştir. Ancak tespit edilen bu muhdesat oranına rağmen bilirkişi raporuna aykırı olacak şekilde Mahkemece "%50,30 oranında paranın muhdesat sahibi olan ...'a verilmesine" karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 438 inci maddesinin yedinci fıkrası hükmü uyarınca Mahkeme kararının düzeltilerek onanması gerekmiştir.
6. Öte yandan temyiz incelemesi sırasında; UYAP Takbis sistemi üzerinden dava konusu taşınmazın güncel tapu kaydı kontrol edilmiş, 23.02.2021 tarihi itibarıyla 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 22-a maddesi gereğince tapu kaydının yenileme görerek dava konusu 793 ada 4 parselin pasif hale geldiği, 1152 ada 3 parsel sayılı aktif kayıt olarak taşınmazın ada ve parsel numarasının yenilendiği anlaşılmıştır. Mahkemece pasif hale gelen tapu kayıtları üzerinden infaza uygun olmayacak şekilde hüküm kurulması doğru olmasa da bu husus mahallinde düzeltilebilecek bir maddi hata olarak görüldüğünden, Dairemizce hataya işaret edilmekle yetinilmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Davacı vekili ve davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının REDDİNE,
2. Yukarıda V-C-3-5 inci bentte açıklanan nedenlerle; davacı vekili ve davalı vekilinin Mahkeme kararına yönelik temyiz itirazının kabulü ile hüküm fıkrasının "4" numaralı bendindeki "%50,30" ibarelerinin hükümden çıkartılarak yerine bilirkişi raporunda belirtildiği gibi "%34,54" ibarelerinin yazılması suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
İstek hâlinde peşin alınan temyiz harcının ilgiliye iadesine,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
Karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere,
05.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!