WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 13 Haziran 2026

YARGITAY 7. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

7. Hukuk Dairesi         2024/2372 E.  ,  2024/3466 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2024/138 E., 2024/249 K.
DAVA TARİHİ : 03.08.2012
KARAR : Davanın kabulüne
TEMYİZ EDENLER : Davalı kayyım vekili, davalı Hazine vekili, davalılar .... vd. vekili
Taraflar arasındaki Türk Medeni Kanunu'nun 713/2 nci maddesi "ölüm" nedenine dayalı tapu iptali ve tescil davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairemizce Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.
Mahkemenin kararı davalı kayyım vekili, davalı Hazine vekili, davalılar ... vd. vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; dava konusu 819 ada 39 parsel sayılı taşınmazın miras bırakanları Hayri’den intikal ettiğini, taşınmazda pay malikleri olan ..., ... ve ...’nin ölmüş olduklarını, 1944 yılından beri intikal yapılmadığını ve o tarihten beri zilyetliklerinde bulunduğunu ileri sürerek, taşınmazların tapu kayıtlarının iptaliyle müvekkilleri adına tapuya tescilini talep etmiştir.

II. CEVAP
1. Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; on yıllık hak düşürücü sürenin geçmiş olduğunu, davada Hazinenin husumetinin bulunmadığını, davanın kayıt maliklerine yöneltilmesi gerektiğini, şayet yapılan inceleme ve araştırma sonucunda kazandırıcı zamanaşımı ile mülk edinme koşullarının oluşmadığını ileri sürerek davanın reddini savunmuş ve TMK'nın 501 inci maddesi gereğince taşınmazın Hazine adına tescilini istemiştir.

2. Kayıt maliklerine atanan Kayyım vekili cevap dilekçesinde, TMK'nın 713/2 nci maddesinde belirtilen ölüm sebebinin iptal edildiğini, davacılar yararına kazanma koşullarının oluşmadığını açıklayarak davanın reddini savunmuştur.

III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 09.05.2023 tarihli ve 2014/696 E., 2023/439 K. sayılı kararı ile dava konusu taşınmazda malik olan dahili davalılar... (...) ve ...'nin mirasçılarının olmaması sebebi ile hisseleri Maliye Hazinesine ait olduğundan bu paylar yönünden davanın reddine, diğer davacılar yönünden TMK'nın 713/5 inci maddesi uyarınca şartların gerçekleşmiş olduğu göz önünde bulundurularak bu davacılar yönünden davanın kabulüne tapu kaydının davacılar adına Yalova Sulh Hukuk Mahkemesinin 2004/1146 Esas, 2004/1014 Karar sayılı veraset ilamına göre payları oranında kayıt ve tesciline karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Mahkemenin 09.05.2023 tarihli ve 2014/696 E., 2023/439 K. sayılı kararına karşı süresi içinde davacılar vekili, davalılardan ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... vekili, davalılardan ..., ... , ... kızı , ... vekili, davalı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizin 04.12.2023 tarihli ve 2023/5126 E., 2023/5907 K. sayılı ilâmında; davacılar vekilinin tüm, davalılar vekillerinin sair temyiz itirazları reddedilerek, kayıt maliklerinden ... oğlu ... mirasçılarının belirlenmesi için açılan hasımlı veraset davasının Sulh Hukuk Mahkemesince ...'ın 1925 yılında ölmüş olduğu, eşi ... nüfus kaydına ulaşılamadığı ve mirasçıları tespit edilemediği gerekçesiyle reddedildiği, kayıt maliki mirasçılarından ... ve ...'ın ise mirasçı bırakmaksızın öldüğünün tespit edildiği anlaşıldığından kayıt maliki ... ve kayıt maliki mirasçıları ... ve ... payları yönünden TMK'nın 501 inci maddesi gereğince Hazine'nin son mirasçı olmasına, davalı Hazine'nin de tescil talebi bulunmasına göre bu payların Hazine adına tesciline karar verilmesi gerektiğinden kararın bozulmasına karar verilmiştir.

B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin, yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında bozma ilamı doğrultusunda işlem yapılarak dinlenen tanık beyanlarından ve tüm dosya kapsamından dava konusu taşınmazın 58 yıla yakın bir süredir davacıların babası ...'ın zilyetliğinde olduğu ve onun tarafından aralıksız olarak kullanıldığı, davalılardan ... oğlu ... (...) ve ...'nin mirasçıları olmadan ölmüş olmaları sebebi ile sahip oldukları hisseler yönünden Maliye Hazinesinin mirasçı olduğu anlaşıldığından dava konusu taşınmazda davalılar ... oğlu ... (...) ve ...'ye ait tapu kayıtlarının iptali ile Hazine adına kayıt ve tesciline, dahili davalıların hisseleri açısından davacılar yönünden TMK'nın 713/5 inci maddesinde yer alan şartların gerçekleşmiş olduğu göz önünde bulundurularak davanın kabulüne karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı kayyım, davalı ... ve davalılar ... vd. vekilleri temyiz isteminde bulunmuşlardır.

B. Temyiz Sebepleri
1. Davalı Kayyım vekili temyiz dilekçesinde; davada zamanaşımı ve hak düşürücü sürelerin geçtiğini, maddede yer alan “...ölmüş...” sözcüğünün Anayasa Mahkemesinin 17.03.2011 tarihli ve 2009/58 Esas, 2011/52 sayılı Kararı ile Anayasa'ya aykırı olduğu gerekçesiyle iptaline karar verildiğini, uzun süreden beri zilyet olarak kullanımın miras hakkını ortadan kaldırmadığını, imar planı içerisinde bulunan taşınmaz hakkında Kadastro Kanunu'nun 17/2 nci maddesi gereğince de bu tür bir dava açılamayacağını, kayyımın yasadan kaynaklanan yasal temsilci olması nedeniyle aleyhine vekalet ücreti ve yargılama giderine hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

2. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; TMK’nın 713/2 nci maddesindeki şartlar oluşmadığından davanın esastan reddi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

3. Davalılar ... vd. vekili temyiz dilekçesinde; davanın Anayasa Mahkemesinin iptal kararından sonra ikame edildiğini, tanıkların 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na aykırı olarak dinlendiğini, hükme esas alınan 24.10.2022 tarihli bilirkişi raporundaki müvekkili aleyhine olan inceleme, değerlendirme ve tespitleri kabul etmediğini, aleyhlerine yargılama giderleri ile vekalet ücretine hükmedilmesinin hukuka uygun olmadığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 713/2 nci fıkrasına dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 2 nci maddesinde öngörülen Hukuk Devletinin bir unsuru olarak hukuki güvenlik ilkesi, Devletin bireyin haklı beklentilerine uygun davranmasını, hukuka ve devlete olan güveni zedeleyici hususlardan kaçınılmasını gerektirir.

2. Mahkemeye etkili erişim hakkı, mahkemeye başvuru konusunda tutarlı bir sistemin var olmasını gerektirmektedir. (AİHM, .../..., B. No: 51307/99, 23/1/2003, § 34).

3.Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 09.05.1960 tarihli ve 1960/21 Esas, 1960/9 Karar sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:

"Usul Kanunumuzda bu şekildeki usule ait müktesep hakka ilişkin açık bir hüküm konulmuş değilse de Temyizin bozma kararının hakka ve usule uygun karar verilmesini sağlamaktan ibaret olan gayesi ve muhakeme usulünün hakka varma ve hakkı bulma maksadıyla kabul edilmiş olması yanında hukuki alanda istikrar gayesine dahi ermek üzere kabul edilmiş bulunması bakımından usule ait müktesep hak müessesesi; usul kanununun dayandığı ana esaslardandır ve amme intizamıyla da ilgilidir."

4. Yargıtay içtihatları ile kabul edilen “usuli kazanılmış hak” olgusunun, birçok hukuk kuralında olduğu gibi yine Yargıtay içtihatları ile geliştirilmiş istisnaları bulunmaktadır. Mahkemenin bozmaya uymasından sonra yeni bir İçtihadı Birleştirme Kararı (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı YİBK) ya da geçmişe etkili bir yeni kanun çıkması karşısında, Yargıtay bozma ilamına uyulmuş olmakla oluşan usuli kazanılmış hak hukukça değer taşımayacaktır. Benzer şekilde, uygulanması gereken bir kanun hükmünün, hüküm kesinleşmeden önce Anayasa Mahkemesince iptaline karar verilirse, usuli kazanılmış hakka göre değil, Anayasa Mahkemesinin iptal kararından sonra oluşan yeni duruma göre karar verilebilecektir (HGK'nın 21.01.2004 gün ve 2004/10-44 E., 19 K.; 03.02.2010 gün ve 2010/4-40 Esas, 2010/54 Karar sayılı kararları).

5. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 713/1 ve 2 nci fıkralarındaki düzenlemelere göre;
" Tapu kütüğünde kayıtlı olmayan bir taşınmazı davasız ve aralıksız olarak yirmi yıl süreyle ve malik sıfatıyla zilyetliğinde bulunduran kişi, o taşınmazın tamamı, bir parçası veya bir payı üzerindeki mülkiyet hakkının tapu kütüğüne tesciline karar verilmesini isteyebilir.
Aynı koşullar altında, maliki tapu kütüğünden anlaşılamayan veya yirmi yıl önce (…) hakkında gaiplik kararı verilmiş bir kimse adına kayıtlı bulunan taşınmazın tamamının veya bölünmesinde sakınca olmayan bir parçasının zilyedi de, o taşınmazın tamamı, bir parçası veya bir payı üzerindeki mülkiyet hakkının tapu kütüğüne tesciline karar verilmesini isteyebilir."

3. Değerlendirme
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere, kararın bozmaya uygun olmasına göre bir kısım davalılar vekillerinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2. Davalıların vekalet ücreti ve yargılama giderlerine ilişkin temyiz itirazlarına gelince; davanın niteliği gereği davalılar aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücreti hükmedilmemesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bu hususlar kararın bozulmasını gerektirmiş ise de, yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 1086 sayılı HUMK'nın 438 inci maddesinin yedinci fıkrası uyarınca Mahkeme kararının düzeltilerek onanması gerekir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Bir kısım davalılar vekillerinin 2 numaralı bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının REDDİNE,
2. İlk Derece Mahkemesi kararına karşı davalılar vekillerinin yargılama giderleri ve vekalet ücretine yönelik temyiz itirazlarının kabulüyle, hüküm sonucunun 4. bendinin çıkarılarak yerine "Davanın niteliği gereği yargılama giderlerinin davacılar üzerinde bırakılmasına" yazılması ve vekalet ücretine ilişkin 6 ncı bendinin çıkarılarak yerine "Davanın niteliği gereği davacılar yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına" ibaresinin yazılması suretiyle düzeltilmesine, hükmün DÜZELTİLMİŞ ve DEĞİŞTİRİLMİŞ bu şekli ile ONANMASINA,

Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde temyiz edenlere iadesine,

HUMK'nın 440/III- 2 nci bendi gereğince ilama karşı kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolunun açık bulunduğuna,

Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
13.06.2024 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
(Karşı Oy)
KARŞI OY
Davacı vekili 3.8.2012 tarihli dava dilekçesiyle; dava konusu taşınmazın davalılar ..., ... ve ... adına tapuda kayıtlı bulunduğunu ancak, taşınmazı murisleri Hayri’nin uzun yıllardır malik sıfatıyla kullandığını, 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 713 ve devamı maddeleri uyarınca taşınmazın tapu kaydının iptaliyle davacı müvekkilleri adına tescilini talep etmiştir.
Dava konusu tapu kaydına göre; taşınmazın 151,22 m² miktarlı, kerpiç ev ve bahçe niteliğinde bulunduğu, tapuya tesis kadastrosuna dayanılarak 26.12.1941 tarihinde tescil edildiği görülmüştür.

Dava konusu taşınmaz kadastrosu yapılmış, sınırları ve maliki belirlenerek çapa bağlanarak, davalıların murisleri adına tapuya tescil edilmiştir.

3402 sayılı Kadastro Kanununun 12. maddesi uyarınca, hak düşürücü süre geçtiğinden davacı tarafın kadastrodan önceki sebeplere dayanarak tapu iptal ve tescil davası açma hakkı bulunmamaktadır.

Kadastrosu yapılmış ve çapa bağlanmış tapulu bir taşınmazın veya tapuda kayıtlı bir payın kazandırıcı zamanaşımı ve zilyetlikle edinilmesi de mümkün değildir.

Kural bu olmakla birlikte, 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 713/2. maddesi, mülkiyet hakkını ihlal edecek şekilde yanlış yorumlanarak, tapulu taşınmazların bazı hallerde zilyetlikle kazanılabileceği yönünde mahkemelerce kararlar verilmesi üzerine, ilgili hüküm Anayasa Mahkemesinin 17.03.2011 tarihli 2009/58 Esas, 2011/52 Karar sayılı kararıyla iptal edilmiş ve kararın Resmi Gazete'de yayımlanacağı güne kadar yürürlüğünün durdurulmasına karar verilmiştir.

Dairemizin bu tür davalarla ilgili verdiği 30.03.2022 tarihli ve Esas 2021/6908, Karar 2022/2465 sayılı kararında yer alan çoğunluk görüşündeki gerekçeler nazara alınarak, davanın esastan reddedilmesi için Eskişehir 3. Asliye Hukuk Mahkemesi kararının bozulması görüşünü savunduğumdan, sayın çoğunluğun hükmün düzeltilerek onanması kararına katılamıyorum.