WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 04 Haziran 2026

YARGITAY 7. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

7. Hukuk Dairesi         2024/2256 E.  ,  2024/3089 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2022/528 E., 2023/243 K.
DAVA TARİHİ : 10.10.2014
KARAR : Asıl davanın kabulüne, birleştirilen davanın reddine

Taraflar arasındaki asıl davada satış vaadine dayalı tapu iptali ve tescil, karşı davada satış vaadi sözleşmesinin iptali davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairemizce Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; asıl davanın kabulüne, karşı davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkeme kararı davalılar-karşı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı-karşı davalı vekili dava dilekçesinde; 122 ada 216 parsel sayılı taşınmazda 82/88 oranında hissedar olduğunu, kalan 6/88 hisseyi ... 1. Noterliğinin 01.08.1995 tarihli ve 36710 yevmiye numaralı düzenleme şeklindeki gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi ile davalılar ...ve ...'ya vekaleten ...'ten 2.400,00 TL bedelle satın aldığını, satış bedelini nakden ödediğini, dava konusu taşınmazı 01.08.1995 yılından bu yana ekip biçtiğini belirterek davalılara ait hisselerinin iptali ile adına tescilini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalılar vekili cevap-karşı dava dilekçesinde; davacının babası ile davalıların annesinin kardeş olduğunu, kendilerine vekaleten hareket eden dava dışı ...'in ise davacının amcası olduğunu, 10.09.1981 tarihli ve 38408 yevmiye numaralı düzenleme şeklindeki vekaletnamenin gayrimenkul satış vaadi yetkisi içermediğini, sadece tapuda satış yapma yetkisi verdiğini, ilgili vekaletnamenin kök muristen intikal eden miras paylarının taksimi amaçlı verildiğini, vekilin kötü niyetli olduğunu, 10 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğunu, her hangi bir bedel ödenmediğini, vekalet görevinin kötüye kullanılması suretiyle yapılan geçersiz sözleşmenin iptaline yönelik karşı davalarının kabulünü, asıl davanın ise reddini istemiştir.

III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 10.02.2016 tarihli ve 2014/927 Esas, 2016/116 Karar sayılı kararıyla; asıl davanın reddine, karşı davanın kabulü ile ... 1. Noterliğinin 01.08.1995 tarihli ve 36710 yevmiye numaralı düzenleme şeklinde taşınmaz mal satış vaadi sözleşmesinin iptaline karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Birinci Bozma Kararı
1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı-karşı davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesinin 05/02/2020 tarihli ve 2016/15124 Esas, 2020/1310 Karar sayılı kararı ile; dava konusu satış vaadi sözleşmesinin şekil bakımından geçerlilik şartlarını taşıdığı, davalıların 10.09.1981 tarihli vekaletname ile dava dışı ...’e satış yetkisi verdiği, sözleşme tarihinde vekilin azledilmediği ve vekaletin geçerliliğinin sürdüğü, ivazlar arası açık nisbetsizlik bulunmasının başlı başına sözleşmenin iptaline neden olmayacağı, tarafların delilleri toplanarak koşullarının oluşması halinde asıl davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçelerle hüküm kurulmasının doğru görülmediği gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir.

B. Mahkemece Birinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin 12.10.2021 tarihli ve 2021/208 Esas, 2021/392 Karar sayılı kararıyla; asıl davanın kabulüne, karşı davanın reddine karar verilmiştir.

C. İkinci Bozma Kararı
1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar-karşı davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Dairemizin 12.09.2022 tarihli 2022/2366 Esas 2022/5057 Karar sayılı ilamı ile; bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda asıl davanın kabulüne karar verilmekle yetinildiği, ayrıca asıl davanın konusunu oluşturan tapu iptali ve tescil istemi yönünden iptal edilen ve tescil edilen hissenin ne kadar ve hangi taşınmaza ilişkin olduğuna, kimin adına tescil edildiğine dair açıklamalara yer verilmediği, bu haliyle asıl davanın kabulüne dair verilen kararın infazı mümkün olmadığı gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

D. Mahkemece İkinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; ilk bozma kararındaki gerekçe uyarınca davanın kabulü ile 227 ada 8 ve 9 parsellerin (toplulaştırma öncesi 122 ada 216 No.lu parsel) malikler Nuriye oğlu Hurşit ve İsmet adına kayıtlı tapu kaydının iptaline davacı adına tapuya kayıt ve tesciline, 227 ada 10 parsel davacı adına kayıtlı olduğundan bu parsel hakkında karar verilmesine yer olmadığına, davalılar tarafından açılan taşınmaz satış vaadi sözleşmesinin iptali talepli karşı davanın reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar-karşı davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Miras kalan taşınmazların taksiminin kolaylaştırılması amacıyla 10.09.1981 tarihli vekaletnamenin verildiğini, vekil ...’in vekalet görevini kötüye kullandığını, vekaletnamenin tanziminden 14 yıl sonra 1995 yılında satış vaadi sözleşmesinin imzalandığını, davacının ilgili süreler nedeniyle tereddütle davranması gerektiği halde hem vekilin hem de davacının kötü niyetle hareket ettiğini, kız çocuğunun mirastan mahrum bırakılması amacıyla yapıldığını, edimler arasındaki fahiş farkın da vekilin iyi niyetle hareket etmediğini gösterdiğini, ayrıca sözleşmede belirtilen bedelin de taraflarına ödenmediğini, Yargıtay kararları uyarınca vekalet yetkisini kötüye kullanan vekilin yaptığı işlemlerin kendilerini bağlamayacağını, bu nedenle satış vaadi sözleşmesinin de geçersiz sayılması gerektiğini belirterek hükmün bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, asıl davada noterde düzenlenen satış vaadi sözleşmesi uyarınca tapu iptali ve tescil, karşı davada ise vekaletnamenin kötüye kullanılması suretiyle yapılan satış vaadi sözleşmesinin iptali istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1. Kaynağının 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 29 uncu maddesinden alan taşınmaz vaadi sözleşmeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 237 nci maddesi ile 4721 sayılı Türk Medeni Kanunun 706 ve 1512 sayılı Noterlik Kanununun 89 uncu maddesi hükümleri uyarınca Noter önünde re'sen düzenlenmesi gereken, bir başka anlatımla geçerliliği resmi şekil şartına bağlı kılınan, tam iki tarafa borç yükleyen ve kişisel hak sağlayan sözleşme türüdür. Vaat alacaklısı, taşınmaz satış vaadi sözleşmesiyle mülkiyet devir borcu yüklenen satıcıdan edim yerine getirilmediğinde 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 716 ncı maddesi uyarınca açacağı tapu iptali ve tescil davasında borcun hükmen yerine getirilmesini isteyebilir. Hiç kuşkusuz karşı taraftan borcun ifasını talep eden kişinin kendi edimlerini yerine getirmiş olması gerekir.

2. Somut olayda; taraflar arasındaki satış vaadi sözleşmesinin vekil aracılığı ile düzenlendiği görülmektedir. Borçlar Kanununun vekalete ilişkin hükümlerine göre, vekalet sözleşmesi büyük ölçüde tarafların karşılıklı güvenine dayanır. Vekilin vekil edene karşı olan borçlarının çoğu da bu güven unsurundan doğar. Mülga 818 sayılı Borçlar Kanununun 390/2 nci maddesindeki "Vekil, müvekkiline karşı vekaleti hüsnüniyetle ifa ile mükelleftir." şeklindeki hükmü ile 6098 sayılı Türk borçlar Kanununun 506. Maddesinin 2. fıkrasında yer alan “Vekil üstlendiği iş ve hizmetleri, vekâlet verenin haklı menfaatlerini gözeterek, sadakat ve özenle yürütmekle yükümlüdür.” hükmü de bunu doğrulamaktadır. Vekil, vekil edenin yararına ve iradesine uygun hareket etme onu zararlandıran davranışlardan kaçınma zorundadır. Vekil edenin yararı ile bağdaşmayan bir eylem veya işlem yapan vekil yukarıda sözü edilen yasanın birinci fıkrası uyarınca vekil edene karşı sorumludur. Şayet vekil ile sözleşme yapan kişi, Medeni Kanunun 3. maddesi anlamında iyiniyetli ise başka bir anlatımla vekilin vekalet görevini kötüye kullandığını bilmiyor veya kendisinden beklenin özeni göstermesine rağmen bilmesine olanak yoksa onun vekil ile yaptığı sözleşme geçerlidir ve vekil edeni de bağlar. 

3. Değerlendirme
1. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanunun geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanunun 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalılar-karşı davacılar vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Onama harcı peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,

Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
30.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.