7. Hukuk Dairesi 2024/2123 E. , 2024/3219 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2018/266 E., 2024/110 K.
DAVA TARİHİ : 05.10.2010
KARAR : Davanın kısmen kabul, kısmen reddine
TEMYİZ EDENLER : Bir kısım davacılar vekili, davalı Hazine ekili, davalı ... vekili ve davalı ... vekili
Taraflar arasındaki mecra hakkı tesisi davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesince Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulü ile, davacının 109 ada 3 parsel sayılı taşınmazın maliki olmadığı gözetilerek aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine, 107 ada 7 parsel sayılı taşınmaz lehine 109 ada 10 parsel sayılı taşınmazda ‘A’ ile gösterilen 25,00 m²’lik alanda üst hakkı kurulmasına; 107 ada 7 parsel sayılı taşınmaz lehine, 15.10.2023 tarihli bilirkişi raporu ve eki krokide gösterildiği haliyle, 109 ada 10 parsel sayılı taşınmazda ‘B’ ile gösterilen 47,54 m²’lik alanda; 109 ada 11 parsel sayılı taşınmazda ‘C’ ile gösterilen 64,86 m²’lik alanda; devletin hüküm ve tasarrufu altındaki tescil harici yerde ‘D’ ile gösterilen 1,45 m²’lik ve aynı yerde ‘E’ ile gösterilen 168,16 m²’lik alanlarda ayrı ayrı mecra hakkı kurulmasına karar verilmiştir.
Karar bir kısım davacılar vekili, davalı Hazine ekili, davalı ... ... vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı ...'ün 363 numaralı parselin maliki ve 364 numaralı parselin zilyedi olduğunu, müvekkilinin kendisine babasından intikal eden bu taşınmazlarda yıllardan beri seracılık ve mandalina yetiştiriciliği yaptığını, müvekkilinden önce de onun babasının yıllar önce halk arasında türkmen pınarı olarak bilinen genel su niteliğindeki su kaynağından aldığı suyu borularla kendi arazilerine taşıyarak suladığını, sonradan türkmen pınarının kadastro çalışmaları ile 355 parsel içinde kaldığını ve davalılardan ... ... tarafından satın alınınca parsel içindeki türkmen pınarının çıkış kaynağı ve müvekkilin arazilerine su taşıyan boruların ... ... tarafından parçalandığını, ...'inde aynı şekilde davranışlar sergilediğini ileri sürerek davalılardan ... ...'e ait 355 parsel üzerinde yer alan Türkmen pınarındaki suyun en az % 50 sinin davacıya ait parsellerde kullanılmak üzere bağımsız ve sürekli "üst hakkı niteliğinde kaynak hakkı olarak" müvekkil lehine tesisine, yine bu suyun davacının arazilerine götürülmesi için davalılara ait 355 parsel ile 357 parseller üzerinde eski boruların bulunduğu yerlerden davacı lehine geçit hakkı tesisine ve bu hakların taşınmazların tapu kayıtlarına şerh edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; davanın reddini savunmuştur.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 03.03.2015 tarihli ve 2010/250 Esas, 2015/8 Karar sayılı kararı ile; "bilirkişi raporu değerlendirildiğinde dava konusu taşınmaz lehine tescil harici yer ve ormandan geçmeden geçit irtifakı kurulması mümkün olmadığı, taşınmazın etrafında orman ve tescil harici yerlerin çoğunlukta olduğu görüldüğünden, taşınmazına su götürülmesi zorunlu olduğu ve vatandaşın taşınmazına suyu tescil harici olan yerden geçerek taşınmazına götürmesi söz konusu olduğundan ve başka bir alternatif bulunmadığından bu rapora itibar edilerek davanın kabulüne, 355 No.lu parsel aleyhine B harfi ile gösterilen 47.56 m²'lik yerden, 588 No.lu parsel aleyhine C harfi ile gösterilen 64.88 m²'lik yerden, devletin hüküm ve tasarrufu altındaki tescil harici yer aleyhine D harfi ile gösterilen 91.39 m2 lik yerden kamuya ait olan yol aleyhine E harfi ile gösterilen 77.36 m²'lik yerden boru geçirilmek suretiyle geçit irtifakı tesisine, 355 No.lu parsel içerisinde bulunan bilirkişi ... ve ...'ın ortaklaşa hazırladığı 04.03.2013 havale tarihli rapor ve krokisinde A harfi ile gösterilen kaynaktan davacının % 50 oranında , davalı ... ...'in de % 50 oranında yararlanmasına" karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Mahkemenin 03.03.2015 tarihli kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesinin 12.03.2018 tarihli ve 2015/9746 Esas, 2018/1818 Karar sayılı kararıyla, "...davalı köyün 6360 sayılı Kanunun yukarıda belirtilen hükümleri gereğince Tüzel Kişiliği kaldırılarak ... ilçesine mahalle olarak bağlandığı, ilçe belediyesine katılması nedeniyle görülmekte olan davada taraf sıfatı kalmadığından ve katıldığı ilçe belediyesi taraf olacağından 6360 sayılı Kanunun Geçici 1. maddesinin 13. fıkrası gereğince işlem yapılmak üzere..." hüküm bozulmuştur.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "davaya konu kaynağın ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 2006/132 Esas ve 2008/303 K ve 20.11.2008 tarihli kararı ile “genel su” olarak belirlendiği ve kararın 22.10.2009 tarihinde kesinleştiği, davacı taşınmazındaki 15.09.2023 tarihinde de yerinde yapılan keşifte kaynak suyunun yüzeyde biriktiği, yağışların en az olduğu mevsim itibariyle de yüzeyde su akışının olduğu ve taşınmazlar üzerindeki mevcut tarımsal faaliyetler de gözetildiğinde davalı ihtiyacını karşılamaya yeterli olup suyun debisi ölçülebilmesi için arazi yüzeyinde havuz yapılma sırasında ölçüm alınabileceği, davalı parselinde oluşturulacak havuz ile diğer parsellere toprak altından borularla aktarımın sağlanabileceği ve önceki bilirkişi raporlarıyla da geçit oluşturulabileceği" gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde bir kısım davacılar vekili, davalı Hazine vekili, davalı ... ... vekili ve davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuşlardır.
B. Temyiz Sebepleri
1. Davalı ... Başkanlığı vekili; karara konu geçit hakkı yönünden alternatif güzergahların mümkün olup olmadığı, devletin hüküm ve tasarrufu altındaki tescil harici olarak belirtilen alanın orman niteliğinde olup olmadığı ve tescil harici yol olarak belirtilen ve üzerinde mecra hakkı tesis edilen alanda kamu yararı hususlarında yeterli araştırma yapılmaksızın, eksik inceleme ile karar tesis edildiğini, bedelin hatalı belirlendiğini, yol olarak belirtilen alanın ... Belediyesi adına tesciline karar verilmesi gerekir iken sadece geçit hakkı bedelinin ödenmesine karar verilmesinin usul ve yasaya uygun olmadığını ileri sürerek hükmün bozulmasını talep etmiştir.
2. Davalı ... ... vekili; bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli olmadığını, geçit güzergahındaki muhdesat bedellerinin belirlenmediğini, komşu parsel maliklerinin davaya dahil edilmediğini, talepten fazlasına hükmedildiğini ve vekalet ücretinin hatalı hesaplandığını belirterek hükmün bozulmasını istemiştir.
3. Davacılar ..., ... ve ... vekili, davacının zilyet olduğu 109 ada 3 parsel sayılı taşınmazda tarımsal faaliyet yürütmesi sebebiyle aktif husumet ehliyeti olduğunu ve davanın aktif husumet ehliyeti yönünden reddinin hatalı olduğunu beyanla hükmün bozulması talebinde bulunmuştur.
4. Davalı Hazine vekili; davacıya ait taşınmazın birden çok yol seçeneği bulunduğunu, mahkemece belirlenen geçit hakkı bedelinin düşük olduğunu ve bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli olmadığını ileri sürerek hükmün bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, mecra hakkı istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. Türk Medeni Kanunu'nun "taşınmaz mülkiyetinin içeriği" başlığını taşıyan ve mülkiyetin kapsamını belirleyen 718 inci maddesinde; "arazi üzerindeki mülkiyet kullanılmasında yarar olduğu ölçüde, üstündeki hava ve altındaki arz katmanlarını kapsar. Bu mülkiyetin kapsamına yasal sınırlamalar saklı kalmak üzere yapılar, bitkiler ve kaynaklar da girer" hükmünü taşımaktadır. Arazideki yapılar kavramı ise Türk Medeni Kanunu'nun 722-728 inci maddelerinde düzenlenmiş olup Türk Medeni Kanunu'nun 727 nci maddesinde de mecralara yer verilmiştir. Kanunun 727 nci maddesinde; "Su, gaz, elektrik ve benzerlerinin mecraları, işletmenin bulunduğu taşınmazın dışında olsalar bile aksine bir düzenleme olmadıkça işletmenin eklentisi ve işletme malikinin malı sayılır.
2. Komşuluk hukukunun gerektiği haller dışında bir taşınmazın böyle bir mecra ile aynı hak olarak yüklenmesi, ancak bir irtifak hakkı kurulması suretiyle olabilir.
3. "İrtifak hakkı, mecra dışardan görülmüyorsa tapu kütüğüne tesciliyle, dışarından görülüyorsa noterce düzenlenecek sözleşmeye dayanılarak mecranın yapılmasıyla doğar" hükmüne yer verilmiştir.
4. Kanun'un 779 uncu maddesinde, taşınmaz lehine irtifak hakkı, bir taşınmaz üzerinde diğer taşınmaz lehine konulmuş bir yük olarak tanımlanmış; 780 inci maddesinde ise, "İrtifak hakkının kurulması için tapu kütüğüne tescil şarttır. İrtifak hakkının kazanılmasında ve tescilinde aksi öngörülmüş olmadıkça taşınmaz mülkiyetine uygun hükümler uygulanır.
5. İrtifak hakkının zamanaşımı yolu ile kazanılması ancak mülkiyeti bu yolla elde edilebilecek taşınmazlarda mümkündür" hükmü öngörülmüştür.
6. Mecraların açıkta tesis edilmiş olması halinde, mecra irtifakı sözleşmesi yapılmamış olmasına rağmen, irtifak hakkının doğup doğmayacağı ve dolayısıyla eylemli duruma hukuken geçerlik tanınıp tanınmayacağı hususu üzerinde de durulmalıdır.
7. Başkasının taşınmazından mecra geçirmek isteyen kişi, Türk Medeni Kanunu hükümleri gereğince bu isteğini iki yoldan sağlama imkanına sahiptir. Bunlardan birincisi, Türk Medeni Kanunu'nun 727 nci maddesi hükmünden yararlanmak suretiyle o taşınmaz maliki ile anlaşarak "rızai mecra irtifakı tesis edebilme" yoludur; diğeri ise, anlaşma sağlanamaması halinde, Türk Medeni Kanunu'nun 744 üncü maddesinde düzenlenen "zorunlu mecra irtifakı tesisi" için dava yoluna başvurabilmesi halidir. Görülüyor ki, bu tür irtifak hakkının kurulması sadece anlaşmayla olmayıp, bir mahkeme kararıyla da irtifak hakkı kurulabilmektedir.
8. Öte yandan, yukarıda sözü edilen özel hukuk kurallarından başka, kamu hukukuna ilişkin tasarruf ve kurallar da mecra geçirilmesine esas teşkil edebilir.
9. Bilindiği üzere, Türk Medeni Kanunu'nun 727 nci maddesi de, 726 ncı madde gibi, "yapıların, üzerinde bulunduğu taşınmazların mütemmim cüz'ü olduğu" yolundaki aynı Kanunun 684 ve 718 inci maddeleri ile konulmuş bulunan genel kuralın bir istisnasıdır ve mecraların geçtiği taşınmazlar üzerinde irtifak hakkı kurulma yoluyla bu mecraların, üzerinde bulunduğu taşınmazların mülkiyetine girmemesi sağlanmıştır.
10. Başkasının taşınmazından mecra geçirilmesine imkan veren bu maddeyle hak sahibine, o taşınmazdan yararlanma yetkisi sağlanmakta ve böylece malikin yararlanma yetkisi, mecra geçiren kişi lehine sınırlamaktadır. Yararlanma biçimi, hak sahibinin o taşınmazdan mecra geçirmesi ve bu nedenle bazı faaliyetlerde bulunabilmesine yönelik olduğundan, mecra geçirecek kişi ile taşınmaz arasında doğrudan doğruya bir ilişki kurulmasını zorunlu kılar. Başka bir anlatımla, mecra irtifakının tesisi, taşınmaz mülkiyetinin kazanılmasında olduğu gibi, tescile esas teşkil edecek bir "temliki işleme", yani "iktisap sebebine" ihtiyaç gösterir. İktisap sebebini teşkil eden hukuki işlem çoğunlukla bir irtifak sözleşmesi görünümünü taşır. Mecra irtifakı sözleşmesiyle, tarafların mecra hakkının tesisi hususundaki karşılıklı, birbirine uygun iradelerinin yer aldığı borçlandırıcı işlem kastolunmaktadır. Bu işlem, mecra hakkının belli bir muhteva ile kurulmasına ilişkin bulunmaktadır. (H.Cumhur ...-Türk Hukukunda Mecra İrtifakları - İstanbul 1978 - Sayfa 41).
11. Üzerinde irtifak hakkı kurulan taşınmazın sahibi, bu sözleşmeyle irtifak hakkı sahibine, "arazisi üzerinde ana yapı için gereken mecraları yapması veya evvelce meydana getirilmiş mecralar varsa onları yerinde alıkoyması ve bunları korumak amacıyla arazisine girmesi konularında izin vermektedir." (Suad Bertan - Aynı Haklar - Ankara 1976 - Sayfa 656 vd.).
12. Ancak, mecra irtifakının geçerli olarak doğabilmesi için (diğer unsurların varlığı yanında) mecra irtifakı sözleşmesinin yasada öngörülen şekilde yapılmış olması zorunludur (MK. 781). (2644 sayılı Kanun m. 26; Tapu Sicil ... m, 19 İçt. Bir. K., 10.06.1931 gün ve 2/40 sayılı). Bununla beraber, mecra irtifakı, Türk Medeni Kanunu'nun 780 inci maddesinin ilk cümlesindeki buyurucu hüküm uyarınca tapu siciline kaydedilmedikçe (tescil olunmadıkça), sadece sözleşme yapılmış olması olgusu, irtifak hükümlerinin yerine getirilmesi için bir talep hakkı vermeyecektir. Ne var ki, taşınmazlar üzerinde ayni bir hak iktisabının tapu kütüğüne yapılacak tescile bağlı olduğu yolundaki genel kuralın (TMK. 705), irtifak hakları için de söz konusu olacağını, Kanun'un 780 inci maddesi açıkça öngördüğüne göre, taşınmaz mülkiyetinin iktisabına paralel olarak mecra irtifakının sicil dışı tesis edilmesi de mümkündür. Bu haller Türk Medeni Kanunu'nun 705 inci maddesinde öngörülmüştür. Mecra irtifakının tescilden önce tesisine imkan veren haller, Kanun'un 780 inci maddesinde atıf yapılan, 705 inci maddeden ibaret değildir. Aynı Kanun'un 727 nci maddesinde de açıkça belirtildiği gibi irtifak sözleşmesine konu edilen mecra açıkta tesis olunmuş ise bu takdirde de sözleşmenin yapılması ve mecranın açıktan geçirilmesiyle irtifak hakkı doğmuş olacaktır. Bu hüküm, açıktan geçen mecralarda görülebilirliğin, tapu sicilinin aleniyet fonksiyonunun yerini tutabileceği görüşünden kaynaklanmaktadır (... - age., 89) (... Hukuk-İstanbul 1982 sayfa 751, dipnot 111'le ilgili metin) (Bertan-age.-1183). Ancak hemen ve özellikle belirtilmek gerekir ki, mecra irtifakının tescilsiz iktisabına imkan veren bu istisnai hükümle, hakkın dayanağını teşkil eden mecra irtifakı sözleşmesi veya hakka sebep teşkil eden bir diğer hukuki işlemin usulünce düzenlenmesi gereği bertaraf edilmiş değildir. Aksi halde, mecra irtifakının doğduğu kabul olunamaz ve taşınmazın maliki Kanununu 683. maddesi uyarınca tecavüzün men'ini dava edebilir (... age.-90 dipnot 169'la ilgili metin ve orada anılan eserler). Bu ilkeler, Hukuk Genel Kurulunun 08.12.1978 gün ve 1/592 Esas, 1077 Karar sayılı ilamında da aynen vurgulanmıştır.
13. Zorunlu su mecra irtifakı kurulmasına ilişkin istemlerde, isteği öne süren kişinin, zorunlu su mecra hakkı kurulmasına ihtiyacı olup olmadığının belirlenmesi, taşınmazının bu ihtiyacını karşılama olanağı olup olmadığı hususunun açıklığa kavuşturulması, su ihtiyacı varsa bunu kendisinin aşırı zahmet ve gidere katlanarak başka yoldan sağlayıp sağlamayacağının araştırılması, bütün bunların yanında da zorunlu su irtifakı kurulacak kaynak sahibinin menfaatinin gözetilip gözetilmediği hususları üzerinde durulması gerekmektedir. O yüzden bu tür davalarda zorunlu su irtifakı kurulacak güzergâhtaki bütün taşınmaz malikleri ile kaynak sahibi davada taraf olarak yer almalıdır. Çünkü bu tür irtifakın da kesintisizlik ilkesine göre tesisi gerekir. Ayrıca mecranın niteliği, nasıl ve hangi araçlarla geçirileceği de belirlenerek kararda gösterilmelidir.
14. Diğer taraftan, irtifak hakkının bedeli, taşınmazların niteliğine göre uzman bilirkişiler aracılığıyla, objektif kıstaslar esas alınarak belirlenmeli ve bedel hükümden önce mahkeme veznesine depo ettirilmelidir.
15. Türk Medeni Kanunu'nun 744 üncü maddesi uyarınca; “Her taşınmaz maliki, uğrayacağı zararın tamamının önceden ödenmesi koşuluyla su yolu, kurutma kanalı, gaz ve benzerlerine ait boruların, elektrik hat ve kablolarının, başka yerden geçirilmesi olanaksız veya aşırı ölçüde masraflı olduğu takdirde, kendi arazisinin altından veya üstünden geçirilmesine katlanmakla yükümlüdür.”
16. Türk Medeni Kanunu'nun 718 inci maddesi gereğince; arazi üzerindeki mülkiyet, kullanılmasında yarar olduğu ölçüde üstündeki hava ve altındaki arz katmanlarını kapsar. Bu mülkiyetin kapsamına yasal sınırlamalar saklı kalmak üzere yapılar, bitkiler ve kaynaklar da girer.
17. Bu madde hükmüne paralel olarak düzenlenen Türk Medeni Kanunu'nun 756 ncı maddesi gereğince de; "Kaynaklar, arazinin bütünleyici parçası olup bunların mülkiyeti ancak kaynadıkları arazinin mülkiyeti ile birlikte kazanılabilir. Başkasının arazisinde bulunan kaynaklar üzerindeki hak, bir irtifak hakkı olarak tapu kütüğüne tescil ile kurulur. Yeraltı suları, kamu yararına ait sulardandır. Arza malik olmak onun altındaki yeraltı sularına da malik olmak sonucunu doğurmaz. Arazi maliklerinin yer altı sularından yararlanma biçimi ve ölçüsüne ilişkin özel kanun hükümleri saklıdır."
Gerek Türk Medeni Kanunu'nun 718 inci maddesi gerekse 756/2 nci maddesinde sözü edilen kaynaklar, yeraltı sularından farklıdır.
18. Kaynak, kökeni yeraltı suyu olan tabi ve sürekli olarak yeryüzüne çıkan özel mülkiyete girecek nitelikte özel bir su olup, suni bir şekilde veya ara sıra yeryüzüne çıkan su, kaynak niteliğini kazanmaz .............. Hukuku, Ankara 1978, s.618). Ayrıca, kaynaktan çıkan suyun yararı kamuya ait bir akarsu oluşturacak kadar bol çıkması halinde kaynak artık özel mülkiyete konu olamaz. Yine, yeraltı suyundan sondaj gibi suni yollarla çıkartılan sulardan yararlanma usulü de 167 sayılı Yeraltı Suları Kanunu'na tabidir.
19. Başka bir ifadeyle kaynak suyu kendiliğinden kaynadığı arazinin hudutlarını aşacak debide ise ya da malikinin ihtiyaçlarını karşıladıktan sonra fazlası varsa genel su kabul edilir ve komşular da yararlanabilir. Bunun yanında kaynak suyu tapulu olmayan araziden (örneğin mera, orman vb.) çıkıyorsa suyun debisine bakılmaksızın genel sudur. Bu sudan ise kadim ve öncelik hakkı ihlal edilmemek suretiyle herkes ihtiyacı oranında yararlanabilir.
20. Özel su ise tapulu taşınmazdan çıkan ve sadece o taşınmazın ve malikinin kişisel ihtiyacını karşılamaya yeterli olan sudur. Arazinin mülkiyetine tabi olan kaynak suyu yani özel su üzerinde, hak sahibi dilediği gibi tasarruf etme yetkisine sahiptir. Bu suyu kendisi kullanabileceği gibi kaynağındaki suyu kullanması hususunda bir başkasına irtifak hakkı da tanıyabilir. Ayrıca mülkiyet hakkına dayanarak kaynağa elatma varsa el atmanın giderilmesi için davalar açmak yetkisi de bulunmaktadır.
3. Değerlendirme
1. Mecra irtifakı kurulması isteğine ilişkin davalar, özünü komşuluk hukuku ilkelerinden alması nedeniyle yapılacak araştırma ve incelemede, öncelikle davacının mecra ihtiyacının bulunup bulunmadığı saptanmalıdır. İhtiyacın saptanması halinde de, çevre taşınmazların tamamının üzerinde irtifak hakkı kurmaya elverişli olup olmadığı incelenip, hukukun genel bir ilkesi olan “fedakârlığın denkleştirilmesi ilkesi” uyarınca taraf yararları da gözetilerek en az masrafı gerektiren ve bundan da en az zarar görecek kişi taşınmazı üzerinden mecra irtifakının bağlanacağı su, elektrik, gaz ve benzerine ait yol ya da kaynak ile yararına mecra hakkı kurulan taşınmaz arasında kesintisiz bağlantı sağlayacak şekilde kurulmalıdır.
2. Davacının istemi, kadastro tespiti sonrası davalıya ait taşınmazda kalan su kaynağından faydalanmaya yönelik olup mahkemece yapılan araştırma ve bilirkişi raporu hüküm kurmaya elverişli değildir. Bilirkişiler tarafından suyun niteliği, debisi ve nasıl taşınacağı açıklanmamış, kararın infazı aşamasında suya ilişkin ölçümlerin yapılarak infazın tamamlanacağı şeklinde hatalı kanaat bildirilmiştir. Mahkemece; ilgili hukuk bölümünde yapılan açıklamalar doğrultusunda davacının çekişme konusu su ile ilgili kadim faydalanma hakkı olup olmadığı, suyun niteliği (genel / özel su olup olmadığı) belirlenmeli, ayrıca mecra hakkı tesisinin nasıl kurulacağı ve suyun nasıl taşınacağına dair infaza elverişli bir hüküm kurulmalı; mecra hakkı tesisine karar verilmesi halinde belirlenen uygun güzergahtaki taşınmaz maliklerinin davaya katılımı sağlanarak yargılama yapılmalıdır. Yazılı hususlar değerlendirilmeden eksik inceleme ile hüküm kurulması doğru görülmemiş, hükmün bu nedenlerle bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Mahkeme kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,
05.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!