7. Hukuk Dairesi 2024/2121 E. , 2024/3114 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/2340 E., 2024/465 K.
DAVA TARİHİ : 25.02.2019
KARAR : Davanın tazminat istemi yönünden kabulü, tapu iptali ve tescil talebinin reddi
İLK DERECE MAHKEMESİ : Bursa 9. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2019/783 E., 2021/179 K.
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen 4721 sayılı TMK’nın 713/2 nci maddesine dayalı tapu iptal ve tescil, ikinci kademede tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairemizce, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın tapu iptal ve tescil istemi yönünden reddine, tazminat isteminin kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde, davacının dava konusu taşınmazı 03/08/1977 tarihli harici gayrimenkul satış senedi ile 1960 yılında vefat eden ...'ın tek mirasçısı ve oğlu olan ...'dan 50.000,00 TL'lik satış bedelini peşin ödeyerek satın aldığını, davacının gayrimenkulünü 03/08/1977 tarihinden beri 42 yıldır nizasız ve fasılasız kullanmakta olduğunu, ...'ın ise 1999 yılında vefat ettiğini, bu yeri çocuklarına bıraktığını, ...'ın çocuklarıyla görüşme sağlayamadıklarını, edinilen bilgiye göre 2012 yılında davalılar adına intikal görüldüğünü, resmi olarak bu şekilde olsa da davalıların hiçbir zaman fiili olarak bu yeri kullanmadığını, davalılar adına olan bu intikalin hukuksuz ve hükümsüz olduğunu, TMK'nın 713/1 ve 2 nci fıkralarına göre kazandırıcı zamanaşımı sebebiyle tapu kaydının davacı adına tescilini, bu mümkün olmadığı takdirde taşınmazın dava tarihi itibariyle rayiç bedelinin davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde; ayni hakların kazanılmasına esas olan ilkenin tescil ilkesi olduğunu, tescilsiz veya sicil dışı kazanmanın, ancak yasanın öngördüğü hallerde mümkün olabildiğinden istisnai nitelikte olduğunu, ...'ın taşınmazı 03/08/1977 tarihli adi sözleşme ile satın aldığını iddia ettiğini ancak satış işlemi gerçekleşmediğini, davalıların babası olan ...'ın vefat ettiğini ve Almanya'da ikamet etmesi nedeniyle 13 sene sonra 23/03/2012 tarihinde ise davalıların başvurusu üzerine ilgili taşınmazların kendilerine intikal ettiğini, 20 yıllık olağanüstü kazandırıcı zamanaşımı süresinin kesilmiş olduğu gibi TMK'nın 713 üncü maddesinde belirtilen olağanüstü kazanma şartlarının da gerçekleşmediğini, kadastro işlemi gerçekleşmiş yerler için muhtar satış sözleşmesinin herhangi bir geçerliliği bulunmadığını, terditli talep yönünden ise talebin kabulünün mümkün olmadığını, davanın reddini savunmuşlardır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 25.03.2021 tarihli kararıyla, davacının, davalılar aleyhine açtığı tapu iptali ve tescil davasının reddine, davacının, davalılar aleyhine alacağa ilişkin terditli davasının kabulü ile denkleştirici adalet ilkesine göre 49.098,01 TL alacağın davalılardan tapu payları oranında alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesinin 16.02.2022 tarih ve 2021/1079 Esas, 2022/198 Karar sayılı kararıyla; tarafların istinaf başvurusunun kabulü ile yeniden esas hakkında hüküm tesisi ile, davanın kabulüne, 112 ada 43 parsel sayılı taşınmaza ait tapu kaydının iptali ile davacı ... adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizin 04/10/2023 tarih ve 2022/3045 Esas, 2023/4437 Karar sayılı ilamı ile "dava konusu 1448 parsel sayılı taşınmazın, 1974 yılında yapılan kadastro çalışmaları sonucunda ölü olduğu belirtilerek ... adına tescil edildiği, beyanlar hanesine ... oğlu ... ölüdür şerhi düşüldüğü, 3402 sayılı Kanun uyarınca yapılan yenileme çalışmaları sonucu 112 ada 43 parsel numarasını alan taşınmazda yapılan tespit, muris ... adına değil tespit tarihinde murisin ölü olduğu belirtildiğinden aslında mirasçıları adına olup tapu malikinin kanun anlamında tanınan ve bilinen kişi olup tutanakta ölü olduğu yazılmış olduğundan muris ...'ın ölümünden itibaren olağanüstü kazandırıcı zamanaşımı süresine dayalı olarak tescil istenemeyeceği, bu sebeple davanın TMK'nın 713/2 nci maddesi kapsamında reddi gerekirken tescil hükmü kurulmasının doğru olmadığı, davacının aynı zamanda harici satış sözleşmesine de dayanmış ise de; kadastrosu kesinleşip tapu kaydı oluşmuş olan taşınmazın 03.08.1977 tarihli muhtar onaylı sözleşme ile devri geçersiz olduğundan bu devir uyarınca tapu iptali ve tescile de karar verilmesinin mümkün olmadığı, ne var ki, harici sözleşmede satıcı konumunda yer alan muris Hüseyin'in oğlu ...'a davacının 50.000,00 TL ödediği belirtilmiş olup davacı ikinci kademede tazminat isteminde bulunduğundan tazminat talebi yönünden olumlu veya olumsuz değerlendirme yapılarak sonucuna göre hüküm kurulması gerektiği" gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar vermiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının tapu iptali ve tescil talebinin reddine, terditli olarak ileri sürdüğü tazminat isteminin kabulü ile denkleştirici adalet ilkesine göre belirlenen 49.098,01 TL toplam alacağın davalıların 1/3 oranındaki tapu payları gözetilerek 16.366,00 TL'sinin davalı ...'dan; 16.366,00 TL'sinin davalı ...'dan; 16.366,01 TL'sinin ise davalı ...'ten tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1. Davalılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; kararın tapu iptal ve tescil yönünden hukuka uygun olup terditli olarak kabul edilen ve HMK'nın 26 ncı maddesinde düzenlenen talebe bağlılık ilkesine açıkça aykırılık teşkil ettiğini, davacının asli talebinin tapu iptal ve tescil olup feri talebi ise dilekçenin gerek açıklamalar kısmının 4 No.lu paragrafında gerekse de sonuç ve istem kısmında gayrimenkulün dava tarihi itibariyle rayiç bedelinin yasal faizi ile davalılardan tahsili olduğu halde denkleştirici adalet ilkesi gereğince hesaplanan bedele hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, yargılama giderleri konusunda verilen kararın da hatalı olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
2. Davacı vekili; 07.10.1974 tarihli kadastro tutanağına göre dava konusu taşınmaz ölüm tarihi belli olmayan ... adına kayıt ve tescil edilmekle birlikte ayrıca ...'ın mirasçılarının da kimler olduğu tutanak tarihinde kati olarak tespit edilemediğini, sonuç olarak tapu kayıt malikinin ... olduğunu, dava konusu taşınmazın 1977 yılından itibaren davacı tarafından kullanıldığını, tapu kaydı ... adına oluşturulan dava konusu taşınmazın ilk defa 2012 yılında intikal gördüğünü, davacının taşınmazı 1977 tarihinden 2012 intikal gördüğü tarihe kadar 35 sene kullandığını, halen zilyetliğinde olduğunu, davacının kanunun aradığı şekilde maliki 20 yıl önce ölmüş dava konusu taşınmazı iyiniyetli zilyet olarak nizasız ve fasılasız 20 yıldan fazla kullandığını ileri sürerek temyiz kanun yoluna başvurmuştur.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 713 üncü maddesinin 2 nci fıkrasına dayalı tapu iptal ve tescil, ikinci kademede tazminat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri,
2. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 713 üncü maddesi.
3. Değerlendirme
1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davacı vekili ile davalılar vekilince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Taraf vekillerinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan Bölge Adliye Mahkemesi kararının ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davalılara yükletilmesine,
Onama harcı davacıdan peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
03.06.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!