WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 27 Haziran 2026

YARGITAY 7. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

7. Hukuk Dairesi         2024/1933 E.  ,  2024/2901 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/504 E., 2024/872 K.
DAVA TARİHİ : 08.12.2020
KARAR : Davanın kabulü
İLK DERECE MAHKEMESİ : Gümüşhacıköy Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2020/184 E., 2022/94 K.

Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen suya el atmanın önlenmesi davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairemizce Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı dava dilekçesinde özetle; köylerinde bulunan köy çeşmesinin suyunun kesilmesi üzerine su kaynağının bulunduğu davalıya ait 203 parsel sayılı tarla vasıflı taşınmazdan yerin altını 10 metre kazdıktan sonra suyu çıkardıklarını ve çıkan suyu köy çeşmesine bağladıklarını, suyun çıktığı taşınmaz maliki davalının su borularını keserek köy çeşmesinin akmasını engellediğini, köy halkının mağdur olduğunu, 203 No.lu parselde bulunan, köy halkınca hem içme suyu olarak, hem hayvanların sulanması ve tarla ve bahçe sulamasında kullanılan bu suya davalı tarafından yapılan müdahalenin önlenmesine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde, 203 parsel sayılı taşınmazdan çıkan suyun kadim su olmadığını, suyun davalıdan habersiz kazı çalışması yapılarak bulunmuş olduğunu, davalı köylünün su ihtiyacını karşılarken, kendisine çıkan sudan hiçbir pay verilmediğini, taşıma su ile su ihtiyacını karşıladığını, taşınmazdan çıkan davaya konu suya müvekkilinin ihtiyacı bulunduğunu, köydeki evinde şebeke suyu dahi olmayıp, tarlalarının da suya ihtiyaç duyduğunu belirterek, davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve numarası belirtilen kararıyla davanın kabulü ile davalının 203 parsel sayılı taşınmazın 2020/61 Değişik İş sayılı dosyasına sunulan 30.09.2020 havale tarihli fen bilirkişisi raporuna ekli krokide gösterilen yerden çıkan genel su niteliğindeki suya müdahalesinin men’ine; suyun aynı rapora ekli krokide gösterilen aynı yer 202 parsel sayılı su deposuna akıtılmak ve burada biriken suyun yine aynı raporda gösterilen aynı yer 174 parselde kayıtlı köy çeşmesine, Arpaderesi Köyü, Sarnıç Mahallesi sakinlerince ortak kullanılmak üzere akıtılmasına karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf yoluna başvurmuştur.

B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 30.09.2022 tarihli ve 2022/2151 Esas, 2022/2242 Karar sayılı kararıyla; davalı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden esas hakkında karar verilerek davanın reddine karar verilmiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Dairemizin 25.12.2013 tarihli ve 2022/6585 Esas, 2023/6519 Karar sayılı ilamında; "dava konusu suyun akıtıldığı köy çeşmesinden tüm köy halkının faydalandığı ve köy çeşmesinin tüm köyün yararına bir hizmet gerçekleştirdiği, davacının suya men’i müdahale davası açmakta aktif dava ehliyeti olduğu, dosya arasında bulunan Gümüşhacıköy Asliye Hukuk Mahkemesinin 2020/61 Değişik İş sayılı dosyasında, suyun en az aktığı dönemde keşif icra edildiği ve suyun debisinin jeoloji mühendisi bilirkişisi marifetiyle tespit ettirildiği, davacının günlük ihtiyacı olarak tespit edilen 3,6 ton suyun fazlasına ilişkin olarak 08.11.2021 tarihli jeoloji mühendisi bilirkişi raporundaki belirlemeler gözetilerek müdahalenin men’ine karar verilmesi ve gerekirse içme suyu ihtiyacının sulama suyu ihtiyacına nazaran öncelikli olduğu da gözetilerek herkesin ihtiyaçları oranında yararlanabileceği bir su rejimi kurulması yoluna gidilmesi gerektiği" gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

B. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile jeoloji mühendisi bilirkişi tarafından düzenlenen 08.11.2021 tarihli raporda, su rejiminin hangi yöntem ile yapılabileceği belirtilmiş ise de, davacı köy tüzel kişiliğine ait köy çeşmesine iletilecek suyun yöntemi belirlenip, kalan suyun davalıya hangi yöntemle iletileceğinin açıkça belirtilmemiş olması ile Yargıtay içtihatları kapsamında 7 günlük süre ve nöbetleşme esas alınarak davanın kabulü ile; davalının 203 parsel sayılı taşınmazın Gümüşhacıköy Asliye Hukuk Mahkemesinin 2020/61 Değişik İş sayılı dosyasına sunulan 28.09.2020 tarihli fen bilirkişisi raporuna ekli krokide "A" harfi ile gösterilen yerden çıkan genel su niteliğindeki suya müdahalesinin men'ine,

Davaya konu 17,3 ton suda, davacının ihtiyacı 13,7 ton, davalının ihtiyacı ise 3,6 ton olmakla, ihtiyaç durumuna göre,
a. Haftanın Pazartesi günü saat 12:00 den başlayarak kesintisiz olarak Salı, Çarşamba, Perşembe, Cuma ve Cumartesi günleri ise tam gün olmak üzere, Cumartesi günü saat 24:00'a kadar, davacı köy tüzel kişiliği tarafından suyun kullanılmasına,

b. Pazar günü 00:00'dan başlamak üzere tam gün, Pazartesi saat 12:00'a kadar, davalı tarafından suyun kullanılmasına, bu şekilde taraflar arasında 7 gün esasına uygun olarak su rejimi kurulmasına, karar verilmiştir.

VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; suyun kendiliğinden müvekkilin malik bulunduğu taşınmazın sınırı dışına çıkmadığını, özel su hükmünde olduğunu, müvekkilinin izni ve onayı olmaksızın arazisine girmek suretiyle kazı yapıldığını, burada bulunan kaynak suyunun drenaj suretiyle borularla kilometrelerce öteye köy çeşmesinin bulunduğu alana taşındığını, yeni bir rapor ile güncel su miktarı ve ihtiyaç durumunun belirlenmesi gerektiğini, kurulan su rejimine göre haftanın her günü sudan yararlanamadığını, kendi taşınmazından çıkan suyu kullanmaksızın günler geçirmesinin hakkaniyete aykırı olduğunu ileri sürerek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, suya el atmanın önlenmesi istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1. Türk Medeni Kanunu'nun 718 inci maddesi gereğince; arazi üzerindeki mülkiyet, kullanılmasında yarar olduğu ölçüde üstündeki hava ve altındaki arz katmanlarını kapsar. Bu mülkiyetin kapsamına yasal sınırlamalar saklı kalmak üzere yapılar, bitkiler ve kaynaklar da girer.

2. Bu madde hükmüne paralel olarak düzenlenen Türk Medeni Kanunu'nun 756 ncı maddesi gereğince de; "Kaynaklar, arazinin bütünleyici parçası olup bunların mülkiyeti ancak kaynadıkları arazinin mülkiyeti ile birlikte kazanılabilir. Başkasının arazisinde bulunan kaynaklar üzerindeki hak, bir irtifak hakkı olarak tapu kütüğüne tescil ile kurulur. Yeraltı suları, kamu yararına ait sulardandır. Arza malik olmak onun altındaki yeraltı sularına da malik olmak sonucunu doğurmaz. Arazi maliklerinin yer altı sularından yararlanma biçimi ve ölçüsüne ilişkin özel kanun hükümleri saklıdır."

3. Gerek Türk Medeni Kanunu'nun 718 inci maddesi gerekse 756/2 nci maddesinde sözü edilen kaynaklar, yeraltı sularından farklıdır.
4. Kaynak, kökeni yeraltı suyu olan tabî ve sürekli olarak yeryüzüne çıkan özel mülkiyete girecek nitelikte özel bir su olup, suni bir şekilde veya ara sıra yeryüzüne çıkan su, kaynak niteliğini kazanmaz ........Hukuku, Ankara 1978, s.618). Ayrıca, kaynaktan çıkan suyun yararı kamuya ait bir akarsu oluşturacak kadar bol çıkması halinde kaynak artık özel mülkiyete konu olamaz. Yine, yeraltı suyundan sondaj gibi suni yollarla çıkartılan sulardan yararlanma usulü de 167 sayılı Yeraltı Suları Kanunu'na tâbidir.

5. Başka bir ifadeyle kaynak suyu kendiliğinden kaynadığı arazinin hudutlarını aşacak debide ise ya da malikinin ihtiyaçlarını karşıladıktan sonra fazlası varsa genel su kabul edilir ve komşular da yararlanabilir. Bunun yanında kaynak suyu tapulu olmayan araziden (örneğin mera, orman vb.) çıkıyorsa suyun debisine bakılmaksızın genel sudur. Bu sudan ise kadim ve öncelik hakkı ihlal edilmemek suretiyle herkes ihtiyacı oranında yararlanabilir.

6. Özel su ise tapulu taşınmazdan çıkan ve sadece o taşınmazın ve malikinin kişisel ihtiyacını karşılamaya yeterli olan sudur. Arazinin mülkiyetine tâbi olan kaynak suyu yani özel su üzerinde, hak sahibi dilediği gibi tasarruf etme yetkisine sahiptir. Bu suyu kendisi kullanabileceği gibi kaynağındaki suyu kullanması hususunda bir başkasına irtifak hakkı da tanıyabilir. Ayrıca mülkiyet hakkına dayanarak kaynağa el atma varsa el atmanın giderilmesi için davalar açmak yetkisi de bulunmaktadır.

3. Değerlendirme
1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Onama harcı peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

23.05.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.