WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 22 Haziran 2026

YARGITAY 7. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

7. Hukuk Dairesi         2024/1811 E.  ,  2024/2942 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2019/395 E., 2023/436 K.
ASIL DAVADA DAVACI : ... vekili Avukat ...,
DAVA TARİHİ : 24.10.2005
KARAR : Asıl davada vasiyetnamenin iptali talebinin reddine, tenkis
talebinin kabulüne, birleştirilen davada yeniden hüküm tesisine yer olmadığına

Taraflar arasındaki asıl ve birleştirilen davalarda vasiyetnamenin iptali ve tenkise ilişkin verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay 3. Hukuk Dairesince, Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; asıl davada vasiyetnamenin iptali talebinin reddine, tenkis talebinin kabulüne, birleştirilen davada yeniden hüküm tesisine yer olmadığına karar verilmiştir.
Mahkeme kararı davalı vekili ve davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
1. Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde; mirasbırakan ...'ın 19.10.1952 yılında İsveç'de, kilise nikahı ile annesi ...Linde ile evlendiğini, müvekkilinin İsveç'te annesinin hanesine kayıtlı olduğunu, baba olarak ...'ın göründüğünü, bu nedenle ...'ın mirasçısı olduğunu, ancak mirasbırakanın Türkiye'de nüfus kayıtlarında bekar olarak görünmesi nedeniyle soybağının ve mirasçılığın tespiti için gerekli davaları açtığını, mirasbırakanın İzmir .... Noterliği'nce düzenlenen 12.04.1995 tarihli vasiyetnamesi ile malvarlığını davalı kuruma bıraktığını, dava konusu vasiyetnamenin şarta bağlı bir vasiyetname olduğunu ancak davalı kurumun bu şartların hiçbirini yerine getirmediğini, hayatta olduğu sürece mirasbırakan ile ilgilenmediğini, ayrıca mirasbırakanın vasiyetnamesinin tanzimi sırasında ve ondan önceki dönemde, hukuki işlem yapma ehliyetine haiz olmadığını bunun yanında bu vasiyetname ile saklı payının da ihlal edilmiş olduğunu ileri sürerek, dava konusu vasiyetnamenin iptaline, olmazsa vasiyetin mahfuz hisseleri oranında tenkisine karar verilmesini talep etmiştir.

2. Birleştirilen davada davacı vekili dava dilekçesinde; mirasbırakan ...'ın ... ... (...) ile 01.03.1956 yılında yaptığı evlilik öncesindeki ilişki çerçevesinde, 18.01.1956 tarihinde doğmuş kızı olduğunu, mirasçılığın tespiti ile ilgili davaların devam ettiğini, mirasbırakanın yapmış olduğu düzenleme şeklindeki vasiyetin geçersiz olduğunu, zira 71 yaşındayken bu şekilde önemli bir hukuki işlem yapabilmek için gerekli hukuki ehliyete sahip olup olmadığının tam teşekküllü bir hastaneden alınacak heyet raporu ile belirlenmesi gerektiğini ancak bu işlemin yapılmadığını, vasiyetnamenin tanzim edildiği sırada, hukuki ehliyetinin yerinde olmadığına dair önemli kanıtlar bulunduğunu, şartlı olarak düzenlenen vasiyetnamede belirtilen şartların davalı kurum tarafından yerine getirilmediğini, ayrıca saklı payının da vasiyetname ile ihlal edildiğini belirterek, dava konusu vasiyetnamenin iptaline, kabul görmemesi durumunda ise, saklı payı oranında tenkisine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının öncelikle mirasçılık sıfatının ispat etmesi gerektiğini, mirasçılık sıfatının ispat edilmesi durumunda ise davanın esastan reddinin gerektiğini, mirasbırakanın İzmir .... Noterliğince düzenlenen 12.04.1995 tarih ve 6766 sayılı resmi vasiyetnamesi ile ... lehine vasiyette bulunduğunu, mirasbırakanın 02.02.2000 tarihinde ölümü üzerine, Bornova Sulh Hukuk Hakimliğinin 2000/414 Esas sayılı dosyası ile vasiyetnamenin açılıp okunması ve 2000/28 tereke sayılı dosyası ile de terekesinin toplanması için davaların açıldığını, dava dilekçesinde belirtilen, vasiyetnamenin şarta bağlı olduğunun iddiasının gerçeği yansıtmadığını, mirasbırakanın, vasiyetnamenin düzenlendiği sırada hukuki tasarruflara ehil bulunduğunu, müteveffanın tasarruf ehliyetini etkileyen bir sağlık sorunu bulunmadığını ileri sürerek davanın reddini istemiştir.

III. MAHKEME KARARI:
Mahkemenin 22.03.2016 tarihli ve 2005/441 Esas, 2016/214 Karar sayılı kararıyla; asıl davada vasiyetnamenin iptali talebinin reddine, tenkis talebinin kabulü ile 32.957,97 TL alacağın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, birleştirilen davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Mahkemenin 22.03.2016 tarihli ve 2005/441 Esas, 2016/214 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 28.05.2018 tarihli ve 2016/17651 Esas, 2018/5867 Karar sayılı ilamı ile bütün temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan hükmün onanmasına,

3. Davacı vekilinin vasiyetnamenin tenkisi istemine ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; mahkemece tenkis raporu olarak hükme esas alınan 30.05.2013 tarihli raporun yalnızca murisin ölüm tarihindeki malvarlığı değerine göre sabit tenkis oranının belirlenmesine ilişkin ara bir rapor olduğu, bahsi geçen rapora dayalı olarak tenkis hükmü kurulması doğru görülmediği, tenkis konusunda uzman bilirkişiden rapor alınarak, davacı bakımından saklı payına tecavüz olup olmadığının belirlenmesi gerektiği gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemece, yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında asıl dosyada vasiyetnamenin iptali talebinin reddine, tenkis talebinin kabulü ile 3.557.072,49 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, birleştirilen dosyada yeniden hüküm tesisine yer olmadığına karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili ve davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
1. Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; tenkis hesabında esas alınan değerlerin yüksek belirlendiğini, dava konusu vasiyetname mirasçı tayinini içerdiği halde Mahkemece muayyen mal vasiyeti varmış gibi tenkis hesabı yapıldığını, Mahkemece tüm tereke hakkında saklı pay oranında tenkise karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek temyiz yasa yoluna başvurmuştur.

2. Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; tenkis hesabında esas alınan değerlerin düşük belirlendiğini, Mahkemece ölüm tarihinden itibaren faiz verilmesi gerektiğini kararın davalı lehine bozulması istemi ile temyiz yasa yoluna başvurmuştur.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, tenkis istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1.4722 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanunun 17. maddesinde, mirasçılık ve mirasın geçişinin miras bırakanın ölüm tarihinde yürürlükte olan hükümlere göre belirleneceği öngörülmüştür. Miras bırakan 01.01.2002 tarihinden önce ölmüşse 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi hükümlerinin, 01.01.2002 tarihinden sonra ölmüşse 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun ilgili hükümleri uygulanır.

2. 743 sayılı Türk Kanuni Medenisi'nin 463 üncü maddesi şöyledir:
"Muris, terekenin tamamı yahut şayi bir cüzü için bir veya bir kaç kimseleri mirasçı nasbedebilir. Terekenin tamamı veya şayi bir cüzünü almak üzere bir şahsı tayin eden her tasarruf, mirasçı nasbı hükmündedir."

3. 743 sayılı Türk Kanuni Medenisi'nin 539 uncu maddesi şöyledir:
"Miras açılınca, mirasçılar onun tamamına sahip olurlar. Kanunda açıkça yazılı haller müstesna olmak üzere, mütevaffanın alacakları ve bilcümle hakları ve zilyed bulunduğu malları, mirasçılarına intikal eder ve bu mirasçılar müteveffanın borçlarından şahsan mesul olurlar.

Mansup mirasçıların iktisabı, kendilerini nasbeden muteveffanın vefatından başlar. Kanuni mirasçılar, zilyedlik hükümlerine tevfikan mansup mirasçıların hisselerini teslime mecburdurlar."

4.743 sayılı Türk Kanuni Medenisi'nin 506 ıncı maddesi şöyledir:
"Kıymetine noksan gelmeksizin taksimi kabil olmayan muayyen bir mal vasiyet edilip te işbu vasiyet tenkise tabi olursa; lehine vasiyet yapılan kimse, dilerse tasarruf nisabı miktarını nakden alır dilerse tenkisi lazımgelen miktarın kıymetini verip o malı talep eder."

3. Değerlendirme
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmediğinden reddi gerekmiştir.

2. Davalı vekilinin temyiz itirazlarına gelince; davacı dava dilekçesinde mirasbırakan ...'ın düzenlemiş olduğu İzmir .... Noterliğinin 12.04.1995 tarihli vasiyetnamesinin tenkisini talep etmiştir. Dava konusu vasiyetnamenin içeriğinden mirasbırakanın ölümü ile geride bıraktığı tüm malvarlığını davalıya vasiyet ettiği anlaşılmaktadır. Dolayısıyla mirasbırakan, davalıya belirli mal vasiyetinde bulunmamış, mirasçı atamıştır. O halde terekenin aktifini oluşturan taşınır taşınmazlar yönünden 743 sayılı Türk Kanuni Medenisi'nin 506 ıncı maddesini uygulama imkanı yoktur. Bu bakımdan Mahkemece terekeye yönelik 743 sayılı Türk Kanuni Medenisi'nin 506 ncı maddesi uyarınca tenkis hesabı yapılması doğru değildir. Nitekim vasiyetname ile mirasçı atanmış olduğundan, davalı mirasbırakanın külli halefidir. Mirasın açılması ile terekenin tümüne sahip olacaktır. (Aynı yönde Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 13.06.2007 tarih ve 2006/16512 Esas, 2007/10134 Karar sayılı kararı) Mahkemece yapılması gereken iş, vasiyetname ile mirasçı atanan davalıya karşı açılan tenkis davasının kabulü halinde davacının saklı payı oranında tenkise karar vermek gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Mahkeme kararının BOZULMASINA,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,

Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,

Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,

27.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.