WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 18 Haziran 2026

YARGITAY 7. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

7. Hukuk Dairesi         2024/1620 E.  ,  2024/2326 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2023/324 E., 2024/135 K.
DAVA TARİHİ : 06.02.2013
KARAR : Kısmen kabul, kısmen ret

Taraflar arasındaki harici satışa dayalı tapu iptali ve tescil, ikinci kademede tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairemizce Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiştir.
Mahkeme kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin harici satış sözleşmeleri ile dava konusu arsa üzerinde yer alan 1 ve 2 No.lu daireleri ayrı ayrı satın aldıklarını, davalının sözleşmede kararlaştırılan bedelleri tahsil etmesine rağmen tapuda devretmediğini belirterek, öncelikle tapu iptali ve tescile, aksi hâlde ödeme bedellerinin o tarihteki alım gücü dikkate alınarak bugünkü USD karşılığı olarak hesaplanıp yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde, davanın reddini savunmuştur.
III. MAHKEME KARARI:
Mahkemenin 26.05.2022 tarih ve 2019/674 Esas, 2022/391 Karar sayılı kararıyla; davacının tapu iptali ve tescil yönünden talebinin reddine, 44.194,66 TL tazminatın dava tarihi olan 15.08.2012'den itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacı ...'a verilmesine, 39.086,67 TL'nin dava tarihi olan 15.08.2012'den itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı ...'a verilmesine ve fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Dairemizin 07.02.2023 tarihli ve 2022/6865 Esas, 2023/688 Karar sayılı ilamında; "...davacılardan ... harici satım sözleşmesi uyarınca davalıya satış bedeli olarak 12.000,00 USD ödendiği iddiasını usulüne uygun şekilde ispat edememiştir. Bu davacı yönünden davalının kabulünde olan miktar üzerindeki ödemeye ilişkin olarak yemin teklif etme hakkı olduğu hatırlatılmalıdır. O hâlde mahkemece, öncelikle (davacılardan Muzaffer yönünden) Kartal 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2006/478 Esas sayılı dava dosyası ikmal edilerek var ise içindeki senet ve diğer deliller değerlendirilerek ilgili davacı yönünde yemin deliline gerek olup olmadığına karar verilmesi, davacılardan Muzaffer açısından da yemin delilinin baz alınması gerektiği anlaşılması hâlinde, ispat yükü üzerinde bulunan ancak, davalının satış bedeli olarak ödendiğini kabul ettiği 4.500,00 TL ve 3.200,00 TL üzerindeki miktarlara yönelik iddiasını yazılı delillerle ispat edemeyen davacılara, davalının kabulünde olan miktar üzerindeki ödemeye ilişkin olarak yemin teklif etme hakkı olduğu hatırlatılıp, (önceki bozma ilâmı doğrultusunda ve kazanılmış haklar da gözetilerek) oluşacak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir." gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar vermiştir.

B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin, yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında Kartal 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2006/478 Esas sayılı dava dosyasında yer alan senetlerin arkasındaki yazılı beyanlar değerlendirildiğinde teminat amacıyla verilmiş bonolar olduğu, davalının samimi kabul beyanı da dikkate alındığında ödemenin davacı tarafça ispatlanamadığı değerlendirilmekle davacı tarafa yemin hakkı hatırlatıldığı, 22.02.2024 tarihli duruşmada davalı ...'a yemin eda ettirildiği, davalının "dava konusu olan dairelerden ...'a sattığı daireden 4.500,00 TL, ...'a sattığı daireden yalnızca 3.200,00 TL aldığına dair yemin ettiği" gerekçesiyle, davacıların tapu iptal ve tescil talebinin reddine, davacıların bedelin iadesi isteminin kısmen kabulü ile; 44.194,66 TL'nin dava tarihi olan 15.08.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı ...'a verilmesine, 39.086,67 TL'nin dava tarihi olan 15.08.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı ...'a verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; tescil talebinin korunması gerektiğini, yapılan hesaplamanın çok kıt ve yetersiz olduğunu, bilirkişinin 05.11.2020 tarihli raporunda 9.000 USD senet bedeli dosyada olmadığı için 4.500,00 TL üzerinden hesap yaptığını bildirdiğini, mahkemece bu senetler hakkında teminat amacıyla verilmiş bonolar olduğu gerekçesine yer verildiğini ancak, davacılar ile davalı arasında dava konusu taşınmazların satımı dışında teminat gösterilmesini gerektirir herhangi bir ilişki olmadığını ve denkleştirici adalet ilkesinin eksik ve yetersiz uygulandığını ileri sürerek, kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, harici satışa dayalı tapu iptali ve tescil, olmazsa bedelin iadesi istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun, “Hukukî işlem” kenar başlıklı 706 ncı maddesinin ilgili bölümü şöyledir:
“Taşınmaz mülkiyetinin devrini amaçlayan sözleşmelerin geçerli olması, resmî şekilde düzenlenmiş bulunmalarına bağlıdır...”

2. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun “Şekil” kenar başlıklı 237 nci maddesi söyledir:
“Taşınmaz satışının geçerli olabilmesi için, sözleşmenin resmî şekilde düzenlenmesi şarttır.
Taşınmaz satışı vaadi, geri alım ve alım sözleşmeleri, resmî şekilde düzenlenmedikçe geçerli olmaz.
Ön alım sözleşmesinin geçerliliği, yazılı şekilde yapılmış olmasına bağlıdır”

3. 2644 sayılı Tapu Kanunu'nun 26 ncı maddesinin ilgili bölümü şöyledir:
“Mülkiyete, mülkiyetin gayrı ayni haklara ve müşterek bir arzın hissedarları veya birbirine muttasıl gayrimenkullerin sahipleri arasında bunlardan birinin veya bir kaçının o gayrimenkul üzerinde mevcut veya inşa edilecek binanın, muayyen bir katından veya dairesinden yahut müstakillen istimale elverişli bir bölümünden munhasıran istifadesini temin gayesiyle Medeni Kanun'un 753. maddesi hükümlerine göre irtifak hakkı tesisine veya tesisi vadine mütedair resmi senetler tapu sicil müdürü veya tapu sicil görevlileri tarafından tanzim edilir..."

4. Davacı, iptal ve tescile ilişkin isteğinin kabul edilmemesi hâlinde ödediği bedel yönünden tazminat talebinde bulunmuştur. Kural olarak, 10.07.1940 tarih ve 2/77 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararına göre harici satışın hüküm ifade etmemesi durumunda taraflar verdiklerini geri alabilirler. Bilindiği üzere geçerli bir sebebe dayanmaksızın bir kişinin mal varlığından diğerinin mal varlığına kayan değerlerin eksiksiz iadesi denkleştirici adalet düşüncesine dayanır. Denkleştirici adalet ilkesi ise, haklı bir sebep olmaksızın başkasının mal varlığından istifade ederek kendi mal varlığını artıran kişinin elde ettiği bu kazanımı geri vermek zorunda olduğunu ve eski hâle getirmede mal varlığında artış olan tarafın yükümlülüğünün bulunduğunu ifade eder.

5. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun, “İspat yükü” kenar başlıklı 6 ncı maddesi söyledir:
“Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.”

6. Gerek doktrinde, gerek Yargıtay içtihatlarında kabul edildiği üzere ispat yükü hayatın olağan akışına aykırı durumu iddia eden ya da savunmada bulunan kimseye düşer. Öte yandan, ileri sürdüğü bir olaydan kendi yararına haklar çıkarmak isteyen kimse iddia ettiği olayı kanıtlaması gerekir.

7. Yemin, taraflardan birinin davanın çözümünü ilgilendiren bir olayın doğru olup olmadığı konusunu, kanunda belirtilen usule uyarak, mahkeme önünde, kutsal sayılan değerlerle teyit eden ve kesin delil vasfı yüklenmiş sözlü açıklamalardır (03.03.2017 tarihli ve 2015/2 Esas, 2017/1 Karar sayılı YİBK). Bir ispat vasıtası olan yeminin konusu HMK'nın 225 inci maddesine göre davanın çözümü bakımından önem taşıyan, çekişmeli olan ve kişinin kendisinden kaynaklanan vakıalardır. Görüleceği üzere yemin, tarafın kendisinden kaynaklanan (ondan sadır olan) vakıalar hakkında verilebilir. Yemin delilinin kesin bir delil olması yani, hâkimi bağlaması ve bunun ötesinde uyuşmazlığı kesin bir şekilde çözmesi nedeniyle, yemin sorusunun yeteri kadar açık bir şekilde tespit edilmesi gerekmektedir.

8. Yemin teklif eden taraf, karşı tarafa hangi vakıalar hakkında yemin önerdiğini mahkemeye bildirir, yemin sorusunu ve formülünü ise hâkim hazırlar. Yemin sorusunun hazırlanmasında, hâkim yemin teklif edenin belirttiği hususlardan yararlanır. Yemin sorusunun isabetli ve doğru hazırlanması gerekir. Hâkim, yemin metnini hazırlarken, yemin metninin olaya uygun olmasına dikkat eder. Aksi takdirde hazırlanan yemin metnine göre yapılan yemin amacına ulaşmayabilir. Hâkim yemin metnini hazırlarken, yemin teklif edenin iradesi çerçevesinde hareket etmeli; karşı taraf da yemini, kendisine teklif edilen yemin çerçevesinde eda etmelidir.

3. Değerlendirme
1. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Davacılar vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Onama harcı peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,

Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,

Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,

02.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.