WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 05 Temmuz 2026

YARGITAY 7. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

7. Hukuk Dairesi         2024/1555 E.  ,  2024/2733 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2018/166 E., 2023/812 K.
DAVA TARİHİ : 15.07.2015
KARAR : Davanın reddine

Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve temyiz incelemesinden geçen meranın aidiyetinin tespiti ve sınırlandırılması davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesince Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkeme kararı davacı vekili tarafından duruşma istemli olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne, duruşma isteminin miktar itibariyle reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı dava dilekçesinde; ... ilçesi, ... Köyü, 190 ada 1 parselde kayıtlı bulunan mera olarak kullanılan taşınmazın 100 yılı aşkın süredir Çatalzeytin ilçesi, ... Köyü halkı tarafından kullanılmakta iken, kadastro tespiti ile anılan taşınmazın tamamının Kastamonu ili, ... ilçesi, ... Köyü adına tescil edildiği, dava konusu ... köyü 190 ada 1 parsel sayılı taşınmaza ait tapunun iptal edilerek Çatalzeytin ilçesi ... köyü adına tapuda tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı ... adına köy muhtarının verdiği cevap dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın, ... köyü hudutlarında kaldığı, ... ilçesi hudutları dahilinde bulunan bu taşınmazın, tapu kayıtlarının incelenmesinde bu hususun açıkça ortaya çıkacağı çok uzun yıllardır bu taşınmazın ... köyü tarafından kullanıldığının herkesçe bilinen bir gerçek olduğu, bu nedenle davanın reddini savunmuştur.

III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 19.04.2016 tarihli ve 2015/258 Esas, 2016/207 Karar sayılı ilamı ile davanın reddine dair verilen karara karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesinin 20.12.2017 tarihli ve 2016/15204 Esas, 2018/9561 Karar sayılı ilamı ile; dava konusu 190 ada 1 parsel sayılı taşınmazın 14.01.2008 tarihinde davalı köy adına mera olarak sınırlandırıldığı, davacının kadimlik iddiası ile taraf köylere ait tahsisli mera olup olmadığı ve mahkeme kararı bulunup bulunmadığının araştırılması gerektiği gerekçeleriyle Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.

B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin 24.10.2023 tarihli ve 2018/166 Esas, 2023/812 Karar sayılı kararı ile; davanın reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili duruşma istemli olarak temyiz talebinde bulunmuş, Dairemizce duruşma isteminin miktar itibariyle reddine karar verilmiştir.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; keşifte davalı ve davacı tanıklarının dava konusu taşınmazı ... köyünün kullandığını beyan etmelerine rağmen yerel mahkemenin anılan davayı reddetmesi bozma sebebi olduğunu, dava konusu taşınmazı bilmemelerine rağmen davalı tanıklarının beyanlarına itibar edilerek davanın reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, davacı köyün 146 yıl önce Artvin, Batum ve Acara bölgelerinden gelen ataları tarafından kurulan kadim bir köy olduğunu, dava konusu meranın kadim kullanım hakkının davacı köyde olduğunu ileri sürerek hükmün bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, meranın aidiyetinin tespiti ve sınırlandırılması istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1. Mera, bir veya birden fazla köy veya kasaba halkına bağımsız veya birlikte tahsis edilmiş ya da kadimden beri hayvan otlatmak amacıyla kullanılan, hak sahiplerinin üzerinde intifa hakkı olan arazi parçasıdır. Devletin hüküm ve tasarrufu altında olan mera, yaylak ve kışlaklar özel mülkiyete geçirilemez, amacı dışında kullanılamaz, zamanaşımı uygulanamaz, sınırları daraltılamaz (4342 sayılı Mera Kanunu m.3,4).
2. 31.05.1965 tarihli ve 4/2 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ile; “...tek başına bir köye ait bulunan mera, yaylak ve kışlakların tümünün veya bir parçasının bir başka köy sınırı içine alınmış olması halinde, sınır değişikliğinin ikinci köye bir yararlanma hakkı sağlamayacağı ve ilk köyün eskiden olduğu gibi bu yerlerden tek başına yararlanacağı” öngörülmüş olup, bu karar 4342 sayılı Mera Kanunu'nun 29 uncu maddesi ile de yasa hükmü haline gelmiştir. Böylece, bir köy ya da belediye sınırları içinde kalan mera, yaylak ve kışlaklar üzerinde bir başka köy veya belediyenin de intifa hakkı olabileceği kabul edilmiş, idari sınırların aidiyetin belirlenmesinde önemi olmadığı vurgulanmıştır..." İdari sınırlar sadece yetkili mahkemenin saptanmasında önem arz eder.
3. Meraya el atmanın önlenmesi, sınırlandırılması davaları kadim yararlanma hakkı olan köy veya belediye tüzel kişiliği ya da taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olması nedeniyle Hazine tarafından açılabilir. Aynı şekilde, bir yerin mera olduğu iddiasıyla köy veya belediye tüzel kişiliğinin ya da Hazinenin tapu iptali ve sınırlandırma istemiyle dava açmasına olanak vardır.
4. Mera, yaylak ve kışlak davalarında, tahsise ya da kadim kullanma hakkına dayanılabilir. Tahsise dayanıldığında, dayanak belgelerin, ayrıca karşı tarafın savunmasında ileri sürdükleri kayıtların tüm geldileri ile birlikte merciinden getirtilmesi, kadimlik iddiası varsa bu hususun araştırılması, gerektiğinde köyün kuruluş tarihinin İçişleri Bakanlığından sorulması ve köyün kadim ya da muhdes olup olmadığının saptanması gerekir.
5. Keşifte dinlenecek yerel bilirkişi ve tanıkların çekişmeli mera veya yayla ile herhangi bir yararlanma ilişkisi bulunmayan, yansız anlatımda bulunabilecek, yöreyi iyi bilen ve çevre köy ya da kasabalarda yaşayan yaşlı kişilerden seçilmesi gerekir.
6. Mahkemece yapılacak keşifte; tahsise dayanılıyorsa tahsis kayıtlarının yerel bilirkişi ve tanıklar aracılığı ile uygulanması, dava konusu yeri kapsayıp kapsamadığının belirlenmesi, taşınmazın mera olmadığı iddiasının bulunması halinde varsa çevre taşınmazlara ait kayıtlar da uygulanarak dava konusu yeri ne şekilde okuduğunun çevre taşınmazlarla toprak yapısı kıyaslanarak uzman bilirkişiler aracılığı ile uyuşmazlığa konu yerin ve niteliğinin saptanması gerekir.
7. Kadimlik iddiasında ise, yerel bilirkişi ve tanıklara taşınmazın kim tarafından ve ne şekilde kullanıldığı ve sınırları sorularak sonuca gidilmelidir.
3. Değerlendirme
1. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Onama harcı davacıdan peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,

Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,

Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,

20.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.