7. Hukuk Dairesi 2024/1430 E. , 2024/3468 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2014/153 E., 2023/359 K.
DAVA TARİHİ : 13.05.2010
KARAR : Davanın reddine
Taraflar arasındaki muris muvazaası hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescili, olmazsa tenkis istemine ilişkin davada verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay 1. Hukuk Dairesince kararın bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkeme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin babası ...'un 01.03.2010 tarihinde öldüğünü, geriye mirasçı olarak ilk evliliğinden olma çocuğu olan davacı ile ikinci evliliğinden sağ kalan eşi davalı ve ikinci evliliğinden olan dava dışı oğlu ...'un kaldığını, murisin emekli subay olduğunu, evlilikten sonra 1 parselde 11 numaralı bağımsız bölümün ve 2016 parselde 2 No.lu bağımsız bölümün alındığını ve yine davalı üzerine bir aracın alındığını, murisin 26 yıllık evliliği boyunca biriken parasını eşine vererek müvekkilinin saklı payına tecavüz eder şekilde taşınmazın alındığını ileri sürerek tapu kaydının iptaliyle veraset ilamı uyarınca payı oranında davacı adına tesciline; mümkün olmadığı halde veraset ilamı uyarınca payı nispetinde tenkisine karar verilmesini talep etmiştir
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; muris ...'un ölmeden önceki ikametgahının ... olması nedeniyle davanın bu yerleşim yeri mahkemesinde görülmesi gerektiğini, bu nedenle yetki itirazında bulunduklarını, ... taşınmazın 1991 yılında, Ulukent'teki taşınmazın ise 1996 yılında edinildiğini, tenkis davası açma hakkının 10 yıllık hak düşürücü süreye tabi olduğunu, bu sürenin geçtiğini, memur olarak çalışan müvekkilinin konut edindirme yardımı, Avrupa... ve ... Bankası tarafından verilen toplu konut kredisi olanaklarından yararlanmak için 1991 yılında giriş aidatını kendi birikiminden ödemek suretiyle ... bulunan... Konut Yapı Kooperatifine üye olduğunu, söz konusu konutun 1996 yılında teslim edildiğini, Avrupa İskan Fonu ve Toplu Konut Kredisi geri ödemelerinin 2004 yılına kadar sürdüğünü, müvekkilinin maaşının hemen hemen tamamının bu ödemelerde kullanıldığını, Müvekkilinin büyük halası ... 1986 yılında çocuksuz ölümü ile mirasının davalıya kaldığını, bu miras ile de dava konusu taşınmazların satın alma bedellerini ödediğini belirterek davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 17.12.2012 tarih ve 2010/314 E., 2012/906 K. sayılı kararı ile dava konusu taşınmazların muris tarafından davalıya temlik edilmediği, miras bırakan tarafından bizzat davalıya yapılan bir temlik bulunmadığı, muris muvazaasından söz edilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Mahkemenin 17.12.2012 tarihli ve 2010/314 E., 2012/906 K. sayılı kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 12.12.2013 tarihli ve 2013/8301 E., 2013/17861 K. sayılı ilâmında; miras bırakanın bedelini üçüncü kişiye ödeyerek sicil kaydının davalı adına tescilinin sağlanması gizli bağış (elden bağış) niteliğinde olup, 01.04.1974 tarih ve 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararının uygulama yeri olmadığı gözetildiğinde, mahkemece tapu iptali ve tescil isteğinin reddine karar verilmiş olması bu gerekçe ile sonucu itibariyle doğru olduğundan, davacının bu yöne değinen temyiz itirazları yerinde görülmemiş, temliki işlem gizli bağış (elden bağış) suretiyle yapıldığına göre, koşullarının bulunması halinde tenkise tabi olacağı kuşkusuz olduğundan terditli olan tenkis isteği yönünden bir değerlendirme yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinden kararın bozulmasına karar verilmiştir.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemece, yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında bozma ilamı doğrultusunda işlem yapılarak dava konusu taşınmazların muris tarafından davalıya temlik edilmediği,...'teki taşınmazın kooperatif üyeliği şeklinde, ... taşınmazın ise satış suretiyle davalı adına tescil edildiği, miras bırakan tarafından bizzat davalıya yapılan bir temlik bulunmadığından muris muvazaasından söz edilemeyeceği böylece davacının tapu iptal tescil talebinin reddine, toplanan deliller kapsamı ile dava konusu işlemin sağlararası bir tasarruf olması nedeniyle, tenkis davasının kabulü için murisin diğer mirasçılarından mal kaçırma veya onların saklı paylarını zedeleme kastıyla hareket ettiğinin ispatlanmasının gerektiği, ancak toplanan deliller kapsamına göre; iş bu hususta da dosyada bir bulgu ve delil bulunmadığı, ayrıca alınan bilirkişi raporlarında, tüm ihtimallere göre hesaplamaların yapıldığı ve buna rağmen davacının murisi tarafından yapılan tasarrufların Yargıtay bozma ilamı doğrultusunda hesaplandığında davacıya ait saklı payın ihlali niteliğinde bir tasarrufu olmadığı tespit edildiğinden tenkis talebinin de reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A.Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; muris muvazaasının ispatlandığını, yerel mahkemenin kendi ara kararına uygun olmayan bilirkişi raporuna göre hüküm kurduğunu, bilirkişi raporları arasındaki çelişkinin giderilmediğini, dava konusu taşınmazlara dair kıymet takdirlerinin zaman aşımına uğradığını, tenkis hesabının gereklerinin yerine getirilmediğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, muris muvazaasına dayalı tapu iptali ve tescil terditli tenkis istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 2 nci maddesinde öngörülen Hukuk Devletinin bir unsuru olarak hukuki güvenlik ilkesi, Devletin bireyin haklı beklentilerine uygun davranmasını, hukuka ve devlete olan güveni zedeleyici hususlardan kaçınılmasını gerektirir.
2. Mahkemeye etkili erişim hakkı, mahkemeye başvuru konusunda tutarlı bir sistemin var olmasını gerektirmektedir. (..., .../..., B. No: 51307/99, 23/1/2003, § 34).
3. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 09.05.1960 tarihli ve 1960/21 Esas, 1960/9 Karar sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:
"Usul Kanunumuzda bu şekildeki usule ait müktesep hakka ilişkin açık bir hüküm konulmuş değilse de Temyizin bozma kararının hakka ve usule uygun karar verilmesini sağlamaktan ibaret olan gayesi ve muhakeme usulünün hakka varma ve hakkı bulma maksadıyla kabul edilmiş olması yanında hukuki alanda istikrar gayesine dahi ermek üzere kabul edilmiş bulunması bakımından usule ait müktesep hak müessesesi; usul kanununun dayandığı ana esaslardandır ve amme intizamıyla da ilgilidir."
4. Yargıtay içtihatları ile kabul edilen “usuli kazanılmış hak” olgusunun, birçok hukuk kuralında olduğu gibi yine Yargıtay içtihatları ile geliştirilmiş istisnaları bulunmaktadır. Mahkemenin bozmaya uymasından sonra yeni bir İçtihadı Birleştirme Kararı (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı YİBK) ya da geçmişe etkili bir yeni kanun çıkması karşısında, Yargıtay bozma ilamına uyulmuş olmakla oluşan usuli kazanılmış hak hukukça değer taşımayacaktır. Benzer şekilde, uygulanması gereken bir kanun hükmünün, hüküm kesinleşmeden önce Anayasa Mahkemesince iptaline karar verilirse, usuli kazanılmış hakka göre değil, Anayasa Mahkemesinin iptal kararından sonra oluşan yeni duruma göre karar verilebilecektir (HGK'nın 21.01.2004 gün ve 2004/10-44 E., 19 K.; 03.02.2010 gün ve 2010/4-40 Esas, 2010/54 Karar sayılı kararları).
5. 4721 sayılı Kanun'un 564 üncü maddesi şöyledir:
"Değerinde azalma meydana gelmeksizin bölünmesine olanak bulunmayan belirli bir mal vasiyeti tenkise tâbi olursa, vasiyet alacaklısı, dilerse tenkisi gereken kısmın değerini ödeyerek malın verilmesini, dilerse tasarruf edilebilir kısmın değerini karşılayan parayı isteyebilir.
Tasarruf konusu malın vasiyet alacaklısında kalması durumunda, malın tenkis sebebiyle vasiyet borçlusuna verilmesi gereken, aksi hâlde tasarruf oranı içinde kalan kısmının karar günündeki değerinin para olarak ödetilmesine karar verilir.
Bu kurallar, sağlararası kazandırmaların tenkisinde de uygulanır."
3. Değerlendirme
1. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen davada Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Mahkemece, bozma ilamı doğrultusunda araştırma ve inceleme yapılarak verilmiş olan karar usul ve yasaya uygun bulunduğundan yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Onama harcı peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
HUMK'nın 440/III- 1 inci bendi gereğince ilama karşı kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,
Dosyanın kararı veren Mahkemesine gönderilmesine,
13.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!