7. Hukuk Dairesi 2024/1356 E. , 2024/2081 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2022/379 E., 2024/18 K.
DAVA TARİHİ : 01.08.2018
KARAR : Davanın reddine
Taraflar arasında görülen ve istinaf incelemesinden geçen ön alım hakkından kaynaklanan tapu iptali ve tescil davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairemizce Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; davacıların Kocaeli ili, İzmit ilçesi, ... kain 3547 ada 4 parsel sayılı taşınmazında hissedar olduklarını ve taşınmaz üzerinde bulunan binanın maliki olduklarını, taşınmaz üzerindeki 2/3 hissenin 20.09.2017 tarihli satış işlemi ile davalı tarafa satılarak devir ve tescilinin yapıldığını öğrendiklerini, davalı ile diğer hissedarlar arasında gerçekleştirilen satışın usul ve yasaya uygun bir şekilde davacı müvekkillerine noter kanalı ile bildirilmediğini, davacıların kanuni şufa hakkını kullanmak istediklerini ve bu nedenle iş bu davayı açtıklarını belirterek, davalı adına kayıtlı 2/3 hissesinin iptali ile davacı müvekkilleri adına eşit oranda tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın haksız ve kötü niyetli olarak açıldığını, taşınmazda tapulama yapılmadan önce paydaşlar arasında fiili taksimin yapıldığını ve yapılmış olan fiili taksime uygun olarak da gerek müvekkiline paylarını satan hissedarların gerekse davacıların taşınmaz üzerinde tasarrufta bulunduklarını beyanla davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 12.11.2020 tarihli ve 2018/396 Esas, 2020/472 Karar sayılı kararıyla; fiili taksim olgusunun sabit olduğu, taşınmazın halen davalı ile davacılar ve tapu maliki ...'ın mirasçılarına intikal eden hisselerle kayıtlı olduğu, davacıların tapuda yapılan satış nedeniyle ön alım hakkını kullanmasının TMK'nın 2 nci maddesinde yer alan dürüst davranma kuralı ile bağdaşmayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 15.04.2021 tarihli ve 2021/35 Esas, 2021/652 Karar sayılı kararıyla; davacıların taşınmazda paydaş olduğu ve taşınmazın üzerindeki dört katlı yapının davacıların miras bırakanı tarafından inşa edildiği, halihazırda yapının davacıların kullanımında olduğu, güney kısmında bulunan boş alanın ise eldeki dosyada dinlenen tanık beyanları ve ekli dosyadaki tanık beyanları dikkate alındığında diğer hak sahiplerinin kullanımına bırakıldığı, güneyde bulunan bu kısmın davacılara ait olmayıp davalıların izni ile kullanılabilen boş bir alan olduğu gözetildiğinde halihazırda davalılar tarafından inşaat yapılarak kullanılmasa dahi davalılara tahsis edilen ayrı bir alan olduğu" gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizce, fiili taksim savunması yönünden davacıların kullanımında olan bir yer olduğu hususu sabit olsa da, davalıya pay satanlar yönünden taşınmazda kullanılan belli bir yer olup olmadığı hususunun netleştirilemediği, fiili taksim olgusu için açıklanan ilkelere göre bir araştırma yapılmadığından, eksik araştırma ve inceleme ile kurulan hükmün, bozulmasına karar verilmiştir.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Yargıtay bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sırasında dinlenilen tanıkların hem davacıların hem davalıya pay satanların kullandıkları yerlerin belli olduğu hususunda, birbiriyle örtüşen beyanlarda bulundukları ve dava konusu taşınmazda pay sahibi olan maliklerin kendi paylarına düşen kısımları fiilen taksim ederek kullanıldığı anlaşılmış olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Mahallinde keşif icra edilmeksizin yanılgılı değerlendirme ve tespitler ile usul, yasa ve yerleşik Yargıtay uygulamalarına aykırı bir şekilde ret kararı tesis edildiğini ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, ön alım hakkından kaynaklanan tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri,
Ön alım hakkı paylı mülkiyet hükümlerine tabi taşınmazlarda bir paydaşın taşınmaz üzerindeki payını kısmen veya tamamen üçüncü bir kişiye satması halinde diğer paydaşlara bu satılan payı öncelikle satın alma yetkisi veren bir haktır. Bu hak paylı mülkiyet ilişkisi kurulduğu anda doğar ve satışın yapılmasıyla kullanılabilir hale gelir.
Ön alım davasına konu payın ilişkin bulunduğu taşınmaz paydaşlarca özel olarak kendi aralarında taksim edilip her bir paydaş belirli bir kısmı kullanırken bunlardan biri kendisinin kullandığı yeri ve bu yere tekabül eden payı bir üçüncü şahsa satarsa, satıca zamanında bu yerde hak iddia etmeyen davacının tapuda yapılan satış nedeniyle ön alım hakkını kullanması Türk Medeni Kanunu'nun 2 nci maddesinde yer alan dürüst davranma kuralı ile bağdaşmaz. Kötü niyet iddiası 14.02.1951 tarihli ve 17/1 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca davanın her aşamasında ileri sürülebileceği gibi mahkemece de kendiliğinden nazara alınması gerekir. Bu gibi halde savunmanın genişletilmesi söz konusu değildir. Eylemli paylaşmanın varlığı halinde davanın reddi gerekir.
3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeple;
Davacılar vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Onama harcı peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
17.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!