WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 09 Haziran 2026

YARGITAY 7. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

7. Hukuk Dairesi         2024/1202 E.  ,  2024/1880 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2021/186 E., 2023/849 K.
DAVA TARİHİ : 21.03.2013
KARAR : Davanın reddi

Taraflar arasında görülen el atmanın önlenmesi ve ecrimisil istemine ilişkin davada verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay 8. Hukuk Dairesince Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.

Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.

Mahkeme kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde, müvekkillerinin paydaş maliki oldukları 948 ada 11 parsel sayılı taşınmazda davalıların haksız kullanımı olduğunu belirterek, el atmanın önlenmesini ve ecrimisil ödenmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde, dava konusu taşınmazın paydaş maliklerinden olan müvekkillerinin kendi paylarından daha fazla kullanımları bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.

III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 26.05.2016 tarihli ve 2013/146 Esas 2016/195 Karar sayılı kararıyla, ecrimisile ilişkin davanın reddine, men’i müdahaleye ilişkin davanın kabulü ile 948 ada 11 parsel sayılı taşınmazda (17.02.2014 tarihli krokile raporda (B) harfi ile gösterilen sarı boyalı bölümde) davacıların payına davalıların el atmalarının önlenmesine karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 14.12.2020 tarihli ve 2018/7046 Esas, 2020/8185 Karar sayılı kararıyla; dava konusu taşınmazda tarafların paydaş olduğu 948 ada 11 parsel sayılı taşınmazın 308 m2'lik kısmı olup sözkonusu alanın hükme esas alınan 17.02.2014 havale tarihli fen raporunda (B) harfi ile gösterildiği, Mahkemece temyize konu kararın gerekçesinde; davalıların dava konusu taşınmazdaki hisseleri karşılığının toplam 717.02 m2 olduğu halde fiilen kullandıkları alanın 807 m2 olduğu, bu şekilde 89.98 m2 hisselerinden fazla alan kullanarak davacıların taşınmazdan yararlanmalarına engel olduklarından bahisle davanın kabulüne karar verildiği ancak hüküm fıkrasında 17.02.2014 tarihli fen raporunda (B) harfi ile gösterilen alanın tamamı için el atmanın önlenmesine karar verilmek suretiyle hüküm ve gerekçe arasında çelişki oluşturulduğu anlaşıldığından, hükmün diğer yönleri incelenmeksizin bu nedenle bozulmasına karar verilmiştir.

B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalının taşınmazda davacıların payına el atması olmadığına fiili zemin ölçümü ile kanaat edildiği, önceden el atma olduğu kanaatine ulaşan raporların yeri fiilen ölçmeden hazırlanmış olduğu, fiili zemin ölçümü yapıldığında el atma olmadığının açıkça anlaşıldığı belirtilerek, davanın reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyizinde; bozma kararından önce davalılar tarafından kullanılan yerin tespit edilmiş olduğunu, el atma olgusunun sabit olduğunu, bozmadan sonra alınan bilirkişi raporlarında kullanım alanında farklılık bulunduğunu, önceki hükmün küçük bir hesap hatası nedeniyle bozulduğunu ve mahkemenin bu hatayı düzelterek tekrar hüküm kurması gerekirken tekrar keşfe çıkıp araştırma yapmasının hatalı olduğunu ileri sürerek, kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, paydaşlar arasında el atmanın önlenmesi ve ecrimisil istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası.

2. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun, “Mülkiyet hakkının içeriği” başlıklı 683 üncü maddesi, “İyiniyetli olmayan zilyet bakımından” başlıklı 995 inci maddesi.

3. Dava konu taşınmazda taraflar paydaştırlar. Paylı mülkiyette taşınmazdan yararlanamayan paydaş, engel olan öteki paydaş veya paydaşlardan her zaman payına vaki el atmanın önlenmesini ve/veya ecrimisil isteyebilir. Elbirliği mülkiyetinde de paydaşlardan biri öteki paydaşların olurlarını almadan veya miras şirketine temsilci atanmadan tek başına ortak taşınmazdan yararlanmasına engel olan ortaklar aleyhine ecrimisil davası açabilir. Ancak, o paydaşın, payına karşılık çekişmesiz olarak kullandığı bir kısım yer varsa açacağı ecrimisil davasının dinlenme olanağı yoktur. Yerleşmiş Yargıtay içtihatlarına ve aynı doğrultudaki bilimsel görüşlere göre payından az yer kullandığını ileri süren paydaşın sorununu, kesin sonuç getiren taksim veya ortaklığın satış yoluyla giderilmesi davası açmak suretiyle çözümlemesi gerekmektedir.

4. Öte yandan, yurdumuzda sosyal ekonomik nedenlerle kırsal kesimlerden kentlere aşırı akım, nüfus çoğalması, büyük mesken ve işyeri ihtiyacı nedeniyle hızlı yapılaşma karşısında görevli mercilerin aciz kalmaları veya çeşitli nedenlerle göz yummaları sonucu, izinsiz, ruhsatsız, resmi kayıtlara bağlanmayan büyük yerleşim alanları oluştuğu, bu arada paylı taşınmazların tapuda resmi ifrazları yapılmadan paydaşlar arasında haricen veya fiilen taksim edilip üzerlerine büyük mahalleler hatta beldeler yapıldığı bir gerçektir. Bilindiği üzere TMK 706, BK 2l3, TK 26. maddeleri hilafına tapulu taşınmazlarda harici veya fiili taksim ile payların mülkiyeti ana taşınmazdan ayrılamaz. Öte yandan, yurdumuzda sosyal ekonomik nedenlerle kırsal kesimlerden kentlere aşırı akım, nüfus çoğalması, büyük mesken ve işyeri ihtiyacı nedeniyle hızlı yapılaşma karşısında görevli mercilerin aciz kalmaları veya çeşitli nedenlerle göz yummaları sonucu, izinsiz, ruhsatsız, resmi kayıtlara bağlanmayan büyük yerleşim alanları oluştuğu, bu arada paylı taşınmazların tapuda resmi ifrazları yapılmadan paydaşlar arasında haricen veya fiilen taksim edilip üzerlerine büyük mahalleler hatta beldeler yapıldığı bir gerçektir. Ne var ki, taşınmazın kullanma biçimi tüm paydaşlar arasında varılan bir anlaşma ile belirlenmiş yada fiili bir kullanma biçimi oluşmuş, uzun süre paydaşlar bu durumu benimsemişlerse kayıtta paylı, eylemsel olarak (fiilen) bağımsız bu oluşumun tapuda yapılacak resmi taksime veya şuyun satış suretiyle giderilmesine yahut o yerde bir imar uygulaması yapılmasına kadar korunması, "akde vefa" kuralının yanında TMK 2. maddesinde düzenlenen iyi niyet kuralının da bir gereğidir. Aksi halde, pek çok kimse zarar görecek toplum düzeni ve barışı bozulacaktır.

5. O halde, paydaşlar arasındaki el atmanın önlenmesi davalarında öncelikle tüm paydaşları bağlayan harici bir taksim sözleşmesi ve özel bir parselasyon planın olup olmadığı veya fiili kullanma biçiminin oluşup oluşmadığı üzerinde özenle durulmalı, varsa çekişmeli yerin kimin kullanımına terkedildiği saptanılmalı, harici veya fiili taksim yoksa uyuşmazlık yukarıda değinildiği gibi, TMK müşterek mülkiyet hükümlerine göre çözümlenmelidir.

3. Değerlendirme
Dosyanın incelenmesinde; dava konusu 948 ada 11 parsel sayılı taşınmazda tüm paydaşları bağlayan bir fiili kullanma biçiminin oluşup oluşmadığı, oluşmuşsa çekişmeli bölümün kim veya kimlerin paylarına isabet ettiği ve kimler tarafından kullanıldığı, oluşmamışsa taşınmazda davacının kullanabileceği yer bulunup bulunmadığı hususlarının mahkemece yeterince açıklığa kavuşturulmadığı anlaşılmaktadır.

Hâl böyle olunca, yukarıda "İlgili Hukuk" bölümü 3 üncü bendinde değinilen ilkelere göre araştırma ve inceleme yapılarak, tarafların bildirdikleri tüm delillerin toplanması, yerinde uzman bilirkişiler aracılığıyla keşif yapılamak suretiyle tüm paydaşları bağlayan fiili kullanma biçiminin oluşup oluşmadığının, oluşmuş ise kimin nereyi kullandığının belirlenip krokiye yansıtılması, fiili kullanma biçimi oluşmamışsa davacının payına karşılık taşınmazda kullandığı veya kullanabileceği yer bulunup bulunmadığının kuşkuya yer bırakmayacak şekilde saptanarak, varılacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken, eksik soruşturmayla yetinilerek yazılı olduğu üzere hüküm kurulmuş olması doğru değildir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan kararın BOZULMASINA,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,

Dosyanın kararı veren Mahkemesine gönderilmesine,

Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,

01.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.