7. Hukuk Dairesi 2024/1103 E. , 2024/2118 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2023/47 E., 2023/590 K.
DAVA TARİHİ : 18.06.2007
KARAR : Davanın kısmen kabulüne kısmen reddine
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen çaplı taşınmaza el atmanın önlenmesi ve yıkım; davalı tarafça cevap dilekçesiyle ileri sürülen temliken tescil istemli davada verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairemizce Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne, temliken tescil isteminin reddine karar verilmiştir.
Mahkeme kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı ...; murisi...’a ait 2209 ada 13 parsel sayılı taşınmaza, komşu 5 parsel sayılı taşınmaz maliki olan davalının taşkın yapı yapmak suretiyle müdahalede bulunduğunu ileri sürerek; davalının çekişme konusu 13 parsel sayılı taşınmaza yönelik el atmasının önlenmesini ve taşkın kısmın yıkımını talep etmiş; çekişmeli taşınmazda elbirliği halinde malik olan diğer paydaşlar yargılama sırasında davaya muvafakat etmişler ve dahil edilmişlerdir.
II. CEVAP
Davalı; dava konusu binanın kendisi tarafından yapılmadığını, 32 yıl önceki maliklerince inşaa edildiğini, öncelikle davanın reddedilmesi gerektiğini, öte yandan yıkım isteğinin binaya zarar vereceğini, bu nedenle tecavüzün saptanması halinde iyiniyetli olması nedeniyle tecavüzlü kısmın bedeli karşılığında adına tescilini, temliken tescil isteği olduğundan diğer paydaşların da davaya dahil edilmesini istemiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 10.12.2020 tarihli ve 2018/537 Esas, 2020/242 Karar sayılı kararıyla; davanın temliken tescil istemi yönünden kabulüne karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Mahkemenin 10.12.2020 tarihli ve 2018/537 Esas, 2020/242 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizin 26.04.2022 tarih ve 2021/4120 Esas, 2022/3153 Karar sayılı ilamında;
"...Savunma yolu ile temliken tescil isteyen davalı, dava konusu binanın kendisi tarafından yapılmadığını, 32 yıl önceki maliklerince inşaa edildiğini, yıkım isteğinin binaya zarar vereceğini ve iyiniyetli olduğunu ileri sürmüş ise de, elattığı taşınmazın başkasının mülkü olduğunu bilmediğini veya beklenen tüm dikkat ve özeni göstermesine rağmen bilebilecek durumda olmadığını ispatlayamadığı, bu durumda iyiniyetin varlığı kabul edilemeyeceğinden TMK'nın 725 inci maddesindeki temliken tescil koşullarının gerçekleşmediği, elatmanın önlenmesini isteyen davacılara ait 13 parsel sayılı çaplı taşınmaza bina yapılmak suretiyle tecavüzde bulunulduğu anlaşıldığından, elatmanın önlenmesi ve kâl isteminin kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde sonuca gidilmesinin doğru görülmediği..." gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesi, başlıkta tarih ve sayısı belirtilen kararında;
"...Savunma yolu ile temliken tescil isteyen davalının elattığı taşınmazın başkasının mülkü olduğunu bilmediğini veya beklenen tüm dikkat ve özeni göstermesine rağmen bilebilecek durumda olmadığını ispatlayamadığı, bu durumda iyiniyetin varlığı kabul edilemeyeceğinden TMK'nın 725 inci maddesindeki temliken tescil koşullarının gerçekleşmediği, davacıların davasında haklı olduğu kabul edilerek davalının temliken tescil talebinin reddi gerektiği; düzenlenen 12.03.2008 tarihli rapor ve krokide "B" harfi ile gösterilen ve kömürlük ve bahçe olarak el atıldığı tespit edilen 53.55 m2 kısmın yargılama sırasında kaldırıldığı, bu kısma yapılan müdahalenin son bulduğu, bu kısım yönünden davanın konusuz kaldığı, dosya kapsamına göre, davalının binası nedeniyle davacıların taşınmazının 47,30 m2'lik bölümüne yönelik müdahalenin devam ettiği ve davacıların davalarında haklı oldukları..." gerekçesiyle;
-Asıl davanın kısmen kabulüne;
-Dava konusu İstanbul ili, Pendik ilçesi, ... Mahallesi, 2209 ada 13 parselde kayıtlı taşınmazın fen bilirkişisi tarafından düzenlenen 02.01.2012 tarihli rapor ve krokisinde yeşil renk ve "A" harfi ile gösterilen 47,30 m2lik bölümüne davalının elatmasının önlenmesine ve bu kısım içinde yer alan binanın kal'ine (sökülüp kaldırılmasına),
-Fen bilirkişisince düzenlenen 12.03.2008 tarihli raporda "B" harfiyle gösterilen kısım yönünden; konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına,
-Davalının temliken tescil talebinin reddine; karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili; bozma üzerine verilen ikinci kararda, taşınmazı tapu kaydına güvenerek üzerindeki iki buçuk katlı bina ile 23.06.1998 tarihinde satın aldığı ve o günden beri kesintisiz kullandığı belirlenmek suretiyle müvekkilinin iyiniyetini dava tarihine kadar koruduğunun anlaşıldığını, yabancı uyruklu olup Türkçeyi dahi zor konuşması sebebiyle davacıya ait taşınmaza tecavüz ettiğini bilmesinin müvekkilinden beklenmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, müvekkilinin iyiniyetinin neden ispat edilememiş olduğuna ilişkin mahkemece yeterli bir gerekçe belirtilmediğini, oysaki tüm dosya kapsamıyla müvekkilinin iyiniyetinin ispatlanmış olduğunu, yıllarca oturduğu halde davacılardan hiçbir şikayet duymayan, olumsuz bir bildirimde bulunmayarak oturmasına zımnen izin verilen müvekkilinden bu duruma vakıf olmasının beklenemeyeceğini, tüm bu vasıtalarla iyiniyetin ispatlanmış olduğunu, çekişme konusu yapıda ise herhangi bir zarar ve eksilme olmadığını ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık; çaplı taşınmaza el atmanın önlenmesi ve yıkım isteğine ilişkin olup, davalı savunma yoluyla Türk Medeni Kanunu'nun 725 inci maddesi uyarınca taşkın bölüm bakımından temliken tescil isteminde bulunmuştur.
2. İlgili Hukuk
1. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun, “Mülkiyet hakkının içeriği” kenar başlıklı 683 üncü maddesinin 2 inci fıkrası hükmüne göre; “Malik, malını haksız olarak elinde bulunduran kimseye karşı istihkak davası açabileceği gibi, her türlü haksız elatmanın önlenmesini de dava edebilir.”
2. Yasal ayrıcalıklar dışında, TMK’nın 684/1 ve 718/2 inci maddeleri hükümlerine göre, arazinin mülkiyeti ve buna bağlı olan tasarruf hakkı o arazide kalıcı olmak koşuluyla yapılan şeyleri de kapsar TMK’nın 725 inci maddesinde bu kuralın istisnalarından birisi düzenlenmiş, böylece muhdesatla arasındaki bağlantı kesilmiş bina sahibine bazı koşulların oluşması halinde ayrılmaz parça niteliğindeki taşkın yapı için üzerinde bulunduğu taşınmaza malik olabilme olanağı tanınmıştır.
Bunun için, tapuya kayıtlı özel mülkiyete konu bir taşınmaz üzerinde, temelli kalması amacıyla yapılan binanın ayrılmaz parçası yine tapuda kayıtlı üçüncü kişiye ait taşınmaza taşkın yapılmış olmalıdır.
Taşkın inşaat, taşkın yapı ile iki komşu taşınmazı fiilen birleştirmekte, ekonomik bir bütünlük oluşturmaktadır. Bu özelliğinden dolayı taşkın yapıya dayanan temliken tescil isteği taşınmaza bağlı kişisel hak niteliğindedir. Taşılan arazi malikinin devir borcu eşyaya bağlı bir borç olduğundan inşaat maliki hakkını taşılan arazinin her malikine karşı kullanabilir. Yeni malikler de Türk Medeni Kanununun 725 inci maddesinde belirtilen haklardan yararlanabilecekleri gibi borçlardan da sorumlu olur.
Bu tür davalarda taşkın yapıyı yapan kişinin taşınmazı lehine, taşırılan arazi üzerinde bir irtifak hakkı yoksa durum ve koşullar da haklı gösterdiği takdirde taşkın yapıyı yapan kimse, taşan kısım için uygun bir bedel karşılığında irtifak hakkı kurulmasını veya bu kısmın bulunduğu arazi parçasının mülkiyetinin kendisine devredilmesini isteyebilir.
TMK’nın 725 inci maddesine dayanılarak tescil talebinde bulunulabilmesi bazı koşulların varlığına bağlıdır;
a) Birinci koşul, malzeme sahibinin iyiniyetli olmasıdır.
TMK’nın 725 inci maddesi hükmünden açıkça anlaşılacağı üzere, taşkın yapının bulunduğu arazi parçasının mülkiyetinin yapı sahibine verilebilmesi için öncelikli koşul iyiniyettir. Öngörülen iyiniyetin TMK’nın 3 üncü maddesinde hükme bağlanan sübjektif iyiniyet olduğunda da kuşku yoktur.
Bu kural; taşkın inşaatı yapan kimsenin, elattığı taşınmazın başkasının mülkü olduğunu bilmemesini veya beklenen tüm dikkat ve özeni göstermesine karşılık bilebilecek durumda olmamasını ya da taşkın inşaat yapmakta haklı bir sebebinin bulunmasını ifade eder.
İyiniyetin varlığı iddia ve savunmaya bakılmaksızın mahkemece re’sen araştırılmalıdır. Ne var ki, 14.02.1951 tarihli ve 17/1 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında belirtildiği gibi olay ve karinelerden, durumun özelliklerine göre kendisinden beklenen dikkat ve özeni göstermemiş olduğu açık bulunan taşkın inşaat sahibinin temliken tescil talebinde bulunması mümkün değildir. Çünkü bu gibi durumlarda kötüniyet karşı tarafın ispatı gerekmeden belirlenmiş olur. Ayrıca iyiniyet inşaatın başladığı andan tamamlandığı ana kadar devam etmelidir.
İyiniyet koşulunun gerçekleşmediği durumlarda diğer koşulların gerçekleşip gerçekleşmediğinin araştırılmasına gerek bulunmamaktadır.
3. Değerlendirme
1. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
18.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!