WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 30 Haziran 2026

YARGITAY 7. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

7. Hukuk Dairesi         2024/1064 E.  ,  2024/2441 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TARİHİ : 13.06.2012 - 05.11.2020
KARAR : Asıl ve birleştirilen davanın usulden reddine

Taraflar arasında görülen paydaşlar arası ecrimisil istemli davada verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay 1. Hukuk Dairesince Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın ve bozma ilamından sonra açılan birleştirilen davanın usulden reddine karar verilmiştir.

Mahkeme kararı asıl ve birleştirilen davalarda davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
1. Davacı vekili; bostan vasıflı 182 ada 50 parsel sayılı taşınmazda toplam 864/1920 pay sahibi olan maliklerin gaip olması nedeniyle kayyım tayin edildiğini, taşınmazın 1692 m²'lik bölümünün davalılarca konut ve işyeri olarak kullanıldığının tespit edildiğini, 01.01.2006 - 31.03.2011 tarihleri arası için ecrimisil ödemeleri konusunda davalılara tebligat yapıldığı halde sonuç alınamadığını ileri sürerek, işgalin başladığı 01.01.2006 tarihinden 31.12.2011 tarihine kadar toplam 93.796,00 TL ecrimisilin kademeli faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

2. Davacı vekili asıl davada verdiği 13.09.2013 tarihli ıslah dilekçesinde; davalıların işgal ettiği alanın miktarı bilirkişi raporunda açıkça gösterildiğinden dava konusunu 1629 m²'den 1681,83 m²'ye, ecrimisil miktarını da 104.081,96 TL'ye çıkararak fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davayı ıslah etmiştir.

3. Davacı vekili birleştirilen dava dilekçesinde; 2012 ve 2015 yılları arası ecrimisil bedelinin tahsili için ... aleyhine ilamsız icra takibi başlatıldığını, borçlunun itiraz ettiğini, bu itirazın tebliğ edilmediğini, 2019 yılında borçlunun vefat ettiğini, taşınmazın 1996 yılından itibaren muris ... tarafından işgal edildiğinin sabit olduğunu, 23.03.2015 tarihli ecrimisil ihbarnamesi ile işgalciye 15.319,00 TL ecrimisil tahakkuk ettirildiğini, ancak bugüne kadar herhangi bir ödeme yapılmadığını belirterek borçlunun yaptığı haksız ve hukuka aykırı itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesini, borçlunun kötü niyetli olduğunun sabit olması nedeni ile takip konusu alacağın % 20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkûm edilmesini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP
1. Davalılar vekili asıl davaya verdiği cevabında; Türk Medeni Kanunu'nun 713 üncü maddesindeki koşulların oluşması sebebi ile açtıkları tapu iptali ve tescil davasının beklenmesi gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.

2. Davalı ... birleştirilen davaya verdiği cevabında; davanın süresinde açılmadığını, zamanaşımı süresinin geçtiğini, intifadan men şartının yerine getirilmediğini, fiili kullanımlarının olmadığını dile getirmiştir.

3. Davalılar Şaziment, ......................davacının 2012 - 2015 yılları arası ecrimisil bedelinin ödenmesi için yapılan icra takibine Kadriye'nin süresinde itiraz ettiğini, davacının itirazı öğrendikten bir yıl sonra iptali için dava açması gerekirken açmadığını, bozma ilamında belirtildiği üzere Beykoz Sulh Hukuk Mahkemesinin 2003/886 Esas sayılı dosyasının 182 ada 50 parsel ile bağlantısı tespit edilse dahi davacının sadece 480/1920 hisse yönünden takibin iptalini isteyebileceği, zira Beykoz Sulh Hukuk Mahkemesinin 1996/297 Esas sayılı kararının Beykoz 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2005/307 Esas sayılı kararı ile kaldırıldığını, ancak davacının 864/1920 hisse için itirazın iptali davası açtığını belirterek davanın reddini savunmuştur.

III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 25.09.2013 tarihli kararında, davanın kabulüne karar vermiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Mahkemenin 25.09.2013 tarihli kararına karşı süresi içinde bir kısım davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 17.11.2015 tarihli ve 2014/4548 Esas, 2015/13192 Karar sayılı ilamında "....Beykoz Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2003/886 Esas sayılı kararının 182 ada 6 nolu parselle ilgili kayyımlık kararının yenilenmesine ilişkin olup dava konusu taşınmazla irtibatının ortaya konulamadığı, kayyım tayin kararına ilişkin Beykoz Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 1996/297 Esas sayılı dava dosyasının getirtilip dava konusu taşınmazdaki hangi paydaşlara kayyım tayin edildiğinin tespit edilmediği, yine aynı raporda belirtilen Beykoz 1.Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2000/30 Esas ve 2000/115 Karar sayılı dosyasının temin edilerek hangi paydaşlarla ilgili kayyımlık kararının kaldırıldığının belirlenmediği, öte yandan; mahallinde yapılan uygulama sırasında davalıların kullandıkları bölüm dışında kalan kısımlarda davacı tarafın kullandığı veya çekişmesiz kullanabileceği (veya tasarruf edebileceği) bölümün bulunup bulunmadığı üzerinde durulmadığı, çekişme konusu taşınmazın tapuda yazılı olan vasfı dikkate alınmadan ecrimisil hesaplaması yoluna gidildiği, kabule göre de dava tarihinde ölü olan davalı ... yönünden davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiği" belirtilerek hükmün bozulmasına karar vermiştir.

B. Mahkemece Bozma İlamına Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında "davacı kayyımın ortaklığın giderilmesi davasında tapu maliklerinin temsili için temsil kayyımı olarak atandığı, yönetim kayyımı olmadığından aktif husumet ehliyetinin bulunmadığı, asıl davanın davalısı Dudu'nun ise bozma ilamında belirtildiği üzere dava tarihinde ölü olması nedeniyle asıl davanın ve bozma sonrası açılan birleştirilen davanın usulden reddine" karar vermiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleştirilen davalarda davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı ... vekili; kararda bahsi geçen 1995/163 Esas ve 1996/297 Esas sayılı kararlarda yönetim kayyımı olarak atama yapıldığının sabit olduğunu, bahsi geçen eski kararlar temsil kayyımı olarak yorumlansa dahi sonrasında verilen Beykoz Sulh Hukuk Mahkemesinin 2003/886 Esas ve 2003/1109 Karar. , 2001/1201 Esas ve 2001/1234 Karar sayılı kayyımlık kararlarında açık ve net olarak 3561 sayılı Yasa uyarınca İstanbul Defterdarının adı yazılı şahısların paylarının idaresi için kayyım olarak tayin edildiğinin belirtildiğini, ...'ın taraf ehliyetinin bulunmadığından bahisle usulden ret kararı verilmiş olmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, idarece açılan ve lehlerine sonuçlanan örnek ecrimisil kararları olduğunu belirterek hükmün bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, paydaşlar arası ecrimisil; birleştirilen dava, icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası.

2. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 50 nci maddesi.
3. 3561 sayılı Mal Memurlarının ......................Kanun'un 2 nci maddesi: “22.11.2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu'nun 427 nci maddesine göre, bir kimsenin uzun süreden beri bulunamaması veya oturduğu yerin bilinememesi veya ortada bulunmayan ve miras açıldığında sağ olup olmadığı ispatlanamayan mirasçının payının resmen yönetilmesi amacıyla kayyım atanmasının gerektiği hallerde, vesayet makamı; bu kimselerin malları üzerinde Hazinenin hak ve menfaati bulunup bulunmadığını, mahallin en büyük mal memurluğundan araştırır. Hazinenin hak ve menfaatinin söz konusu olduğunun anlaşılması hâlinde, mahallin en büyük mal memurunu yönetim kayyımı tayin eder…” hükmünü; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 427 nci maddesi ise: “Vesayet makamı, yönetimi kimseye ait olmayan mallar için gereken önlemleri alır ve özellikle aşağıdaki hallerde bir yönetim kayyımı atar. Bir kimse uzun süreden beri bulunamaz ve oturduğu yer de bilinemezse…” hükümlerini ihtiva etmektedir .

3. Değerlendirme
1. Somut olaya gelince; Mahkemece her ne kadar ortaklığın giderilmesi davasında bir kısım paydaşın gaipliği nedeniyle onları temsil etmek üzere davacının kayyım olarak tayin edildiği, yönetim kayyımı olmadığı, temsil kayyımı olduğu, bu nedenle ecrimisil ve itirazın iptalini isteyemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de; davacının 3561 sayılı Yasa uyarınca temsil kayyımı olarak belirlenmesinden sonra Beykoz Sulh Hukuk Mahkemesinin 2001/1201 Esas ve 2001/1234 Karar sayılı ilamı ile yeni bir karar verilerek ......................................'un yine 3561 sayılı Yasa'nın 2 nci maddesi uyarınca kayyım tayin edilmesine karar verilmiştir. Kayyım tayinindeki bu değişiklik kararı da dikkate alındığında tayin edilen kayyımın vasfının yönetim kayyımı olduğu anlaşılmış olup artık temsil kayyımının davada taraf olamayacağından bahisle davanın reddine karar verilmesi doğru değildir.

2. Ne var ki yönetim kayyımı olarak atanmış olsa da; geri çevirme ilamımız üzerine dosya arasına alınan Beykoz 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2005/307 Esas sayılı kararında ... ve ... dışındaki mirasçılar yönünden kayyımlık kararının kaldırıldığı belirtildiğinden bu kararın kesinleşip kesinleşmediği araştırılarak kesinleşmiş olması halinde bu paydaşların da hisseleri yönünden davacının davada taraf olma ehliyeti bulunmadığı gözetilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir.

3. Yine aynı şekilde.................................. isimli hissedarlar yönünden Hazine kayyım atandıktan sonra Beykoz Sulh Hukuk Mahkemesinin 2003/886 Esas, 2003/1109 Karar sayılı ilamı ile 3561 sayılı Yasa'nın 2 nci maddesi uyarınca kayyımın değiştirilmesine karar verilmiş olup hükmün ilk paragrafında 182 ada 50 parsel yazıldıktan sonra hüküm sonucunda 182 ada 50 parsel yerine 182 ada 6 parsel yazıldığından ve eldeki davanın konusunu 182 ada 50 parsel oluşturduğundan hüküm sonucunun tavzih edilip edilmediği araştırılarak 182 ada 50 parsel ile bağlantı kurulması halinde bu değişiklik kararı ile kayyımın yönetim kayyımı olarak belirlendiği gözetilerek talebi hakkında bir hüküm kurulması gerekmektedir.

4. Dosya kapsamı itibarıyla kayyımlık kararının kaldırılmadığı ve 3561 sayılı Yasa uyarınca kayyımın yönetim kayyımı olarak tayin edildiği sabit olan Kotkosti oğlu Vasil mirasçıları ... ve ...'nın hisseleri yönünden işin esasının incelenerek talep sonucuna göre bir karar verilmesi gerekmektedir.

5. 1, 2, 3 ve 4 üncü bentlerde belirtilen sebepler doğrultusunda inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, hükmün bozulması gerekmiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Mahkeme kararının BOZULMASINA, sair hususların şimdilik incelenmesine yer olmadığına,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,

Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,

Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,

08.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.