WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 07 Haziran 2026

YARGITAY 7. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

7. Hukuk Dairesi         2023/775 E.  ,  2024/1332 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/3074 E., 2022/3185 K.
KARAR : Kısmen kabul kısmen reddine
İLK DERECE MAHKEMESİ : Samsun 4. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2022/127 E., 2022/443 K.

Taraflar arasındaki el atmanın önlenmesi ve ecrimisil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince ecrimisil talebinin kabulüne ve el atmanın önlenmesi davası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, ecrimisil talebinin reddine ve el atmanın önlemesi davası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından duruşmalı temyiz istenilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 05.03.2024 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.

Belli edilen günde davacı adına vekili Av. ... ile karşı taraftan davalı vekili Av. ... geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Gelenlerin sözlü açıklamaları dinlenildi. İşin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen 05.03.2024 tarihinde Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; dava konusu 390 ada 2 parsel sayılı taşınmaz üzerinde yer alan 6 numaralı bağımsız bölümün davacı adına kayıtlı olup 15.10.2020 tarihinde tebliğ edilen ihtarnameye rağmen davalı tarafından haksız şekilde kullanılmaya devam edildiğini belirterek el atmanın önlenmesine ve ecrimisile karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmaza yönelik haksız müdahalenin bulunmadığını, önceki malikin (davalının ölen eşi ...’in halası) ... olduğunu, gayrimenkulde müvekkil, eşi, kızı ve eşinin halasının senelerce beraber yaşadığını, 15.10.2020 tarihinde tebliğ edilen ihtarname ile niza konusu evin davacıya devredildiğinin öğrenildiğini, taraflar arasında husumet bulunduğunu, davanın reddi gerektiğini, aksinin kabulü halinde 15.10.2020 (ihtar) tarihinden itibaren hesaplamanın yapılmasını talep ettiklerini, müvekkilinin ev yapılırken bir çok masraf yaptığını ve alacak kalemlerinin mahsup edilmesi gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile özetle; davalının davacıya ait taşınmazı kullanmasının haklı bir sebebe dayanmadığı, taşınmazın 01.01.2022 tarihinde tahliye edildiği gerekçesiyle davanın kabulüne, 15/10/2020-01/02/2021 tarih aralığı için 6.259,68 TL ecrimisil bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, el atmanın önlenmesi talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, eksik inceleme ve hatalı değerlendirme ile hüküm kurulduğunu, cevap dilekçesinde açıkça tanık deliline dayanılmasına rağmen tanıklarının dinlenmediğini, savunma yolu ile talep edilen zorunlu ve faydalı masraflar hakkında hüküm kurulmadığını, dava konusu taşınmazın vekil edenin ölen eşi ... ile önceki malik ... arasında yapılan 20.10.2015 tarihli kira sözleşmesi kapsamında kullanıldığını, davalının söz konusu meskende kiracı olup davacın TBK’nın 310 uncu maddesi gereğince 28.12.2018 tarihinden itibaren kira sözleşmesinin tarafı bulunduğunu ileri sürerek istinaf başvurusunda bulunmuştur.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile özetle;

1. Somut olayda, davalının eşi olan ... ile önceki malik ... arasında 20/10/2015 tarihli kira sözleşmesi bulunduğu, ...'ın 01/11/2016 tarihinde ölmesine rağmen davalının taşınmazda oturmaya devam ettiği ve önceki malik ...'ın ise dava konusu yeri davacı ...'ya 28/12/2018 tarihinde devrettiği,

2. TBK’nın 310 uncu maddesi gereği sözleşmenin kurulmasından sonra kiralanan herhangi bir nedenle el değiştirirse yeni malikin kira sözleşmesinin tarafı olacağı,

3. Aynı yasanın 356 ıncı maddesi uyarınca kiracı ile aynı konutta oturan mirasçılarının sözleşmeye uydukları sürece taraf olarak kira sözleşmesini sürdürebilecekleri,

4. Davalının mirasçısı olarak taşınmazda oturmaya devam ederek kira sözleşmesini devam ettirdiği,

5. Yeni malik olan davacının ilgili kira sözleşmesinin tarafı olmakla kira sözleşmesinin feshi sağlanmadan davalı tarafa haksız el atmadan ötürü el atmanın önlenmesi ve ecrimisil istemlerinde bulunamayacağı,

6. Davalının yargılama aşamasında dava konusu taşınmazı tahliye ettiği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, ecrimisil talebinin reddine, el atmanın önlenmesi davası hakkında ise karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen karara karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle;

1. Bölge Adliye Mahkemesi kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, eksik inceleme ve hatalı değerlendirme ile hüküm kurulduğunu,

2. HMK’nın 357 inci maddesi uyarınca İstinaf Mahkemesince resen göz önünde tutulacaklar dışına İlk Derece Mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunmaların dinlemeyeceği ve yeni delillere dayanılamayacağını,

3. Anılan maddeye göre davalının istinaf dilekçesinde sunmuş olduğu kira sözleşmesi daha öncesinde İlk Derece Mahkemesine sunulmadığı için dikkate alınmaması gerekirken Bölge Adliye Mahkemesince HMK'nın 141 inci maddesine riayet edilmeyerek ilgili sözleşmesi temel alınarak sonuca gidildiğini,

4. Davalının yargılama aşamasında ve de cevap dilekçelerinde kira sözleşmesini dile getirmediğini,

5. Kira sözleşmesindeki imzanın müteveffa (önceki malik) ...'a ait olmadığını,

6. Abonelik sözleşmelerinin de geçersiz olup delil olarak nitelendirilemeyeceğini,

7. Davacının yeni malik sıfatıyla hiçbir zaman hayali kira sözleşmesinin tarafı bulunmadığını,

8. Sonradan ileri sürülen ve delillerde belirtilmeyen tüm delil, bilgi ve belgelere itiraz ettiklerini,

9. Davalının taşınmazda oturmasına vekil edeninin muvafakat etmediğini,

10. Vekalet ücreti yönünden verilen kararın hatalı olduğunu ileri sürerek hükmün bozulması istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, mülkiyete dayalı el atmanın önlenmesi ve ecrimisil isteğine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri,

3. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 683 üncü ve 995 inci maddeleri,

4. 6100 sayılı Kanun hükümleri uyarınca ilk derece yargılaması dilekçeler teatisi, ön inceleme, tahkikat, sözlü yargılama ve hüküm olmak üzere beş aşamadan oluşur. Dava dilekçesinin verilmesiyle bahsi geçen ilk aşama başlamış olur.

5. Dava dilekçesinde hangi hususların yer alacağı 6100 sayılı Kanun'un 119 uncu maddesinde ayrıntılı biçimde düzenlenmiştir. Buna göre dava dilekçesinde; mahkemenin adını, dava konusu ve mal varlığı haklarına ilişkin davalarda dava konusunun değeri, iddianın dayanağı olan tüm vakıaların sıra numarası altında açık özetleri ve iddia edilen her bir vakıanın hangi delille ispat edileceği ve dayanılan hukuki sebeplerin (maddi vakıaları) açıklanması zorunludur. Aynı maddenin ikinci fıkrasında ise; birinci fıkrada az önce açıklanan (a), (d), (e), (f) ve (g) bentleri dışında kalan hususların eksik olması hâlinde, hâkim davacıya eksikliği tamamlaması için bir haftalık kesin süre vereceği, bu süre içinde eksikliğin tamamlanmaması hâlinde davanın açılmamış sayılacağı düzenlenmiştir. Öte yandan davalı da, dava dilekçesinin tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde cevap dilekçesini sunmalı (6100 sayılı Kanun, HMK md. 127/1); yine cevap dilekçesinde, savunmasının dayanağı olan bütün vakıaların sıra numarası altında açık özetlerini, her bir vakıanın hangi delillerle ispat edileceğini göstermeli ve taleplerini belirtmelidir (6100 sayılı Kanun, HMK md. 129). Dava ve cevap dilekçelerinin kapsamına ilişkin ilkelerin tamamlayıcısı niteliğinde olan 136/2 nci maddesi gereğince; davacının cevaba cevap, davalının da ikinci cevap dilekçesi hakkında, dava ve cevap dilekçelerine ilişkin hükümler, niteliğine aykırı düşmediği sürece kıyasen uygulanacaktır. Davalının süresi içerisinde cevap dilekçesi vermemesi sonucunda davacının da artık 136 ıncı maddesinin birinci fıkrasına göre cevaba cevap dilekçesi veremeyeceğinin tâbi bulunması karşısında, davalının hiç cevap dilekçesi vermemiş olması hâlinde hâkim, 136 ve devamı maddelerine göre dilekçelerin karşılıklı verilmesi aşamasının tamamlanması nedeniyle ön inceleme aşamasına geçecek ve kanundan kaynaklı istisnai hâller dışında görülmekte olan davaya ilişkin taraflar açısından iddia ve savunmayı değiştirme veya genişletme yasağı başlamış olacaktır. Nitekim benzer ilkeler Hukuk Genel Kurulunun 05.10.2021 tarihli ve 2017/2-2649 Esas, 2021/1148 Karar; 13.02.2020 tarihli ve 2017/2-1288 Esas, 2020/143 Karar ile 30.09.2020 tarihli ve 2017/2-2716 Esas, 2020/705 Karar sayılı kararlarında da benimsenmiştir.

6. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “İddia ve savunmanın genişletilmesi veya değiştirilmesi” başlıklı 141 inci maddesi 22.07.2020 tarih ve 7251 sayılı Kanun’un 15 inci maddesi ile yapılan değişiklikten önceki hâliyle; “(1) Taraflar, cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçeleri ile serbestçe; ön inceleme aşamasında ise ancak karşı tarafın açık muvafakati ile iddia veya savunmalarını genişletebilir yahut değiştirebilirler. Ön inceleme duruşmasına taraflardan biri mazeretsiz olarak gelmezse, gelen taraf onun muvafakati aranmaksızın iddia veya savunmalarını genişletebilir yahut değiştirebilir. Ön inceleme aşamasının tamamlanmasından sonra iddia veya savunma genişletilemez yahut değiştirilemez. (2) İddia ve savunmanın genişletilip değiştirilmesi konusunda ıslah ve karşı tarafın açık muvafakati hükümleri saklıdır” hükmünü taşımakta iken 22.07.2020 tarih ve 7251 sayılı Kanun’un 15 inci maddesi ile “Taraflar, cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçeleri ile serbestçe iddia veya savunmalarını genişletebilir yahut değiştirebilirler. Dilekçelerin karşılıklı verilmesinden sonra iddia veya savunma genişletilemez yahut değiştirilemez. (2) İddia ve savunmanın genişletilip değiştirilmesi konusunda ıslah ve karşı tarafın açık muvafakati hükümleri saklıdır” şeklinde yeniden düzenlenmiştir.

7. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 141 inci maddesine göre; tarafların karşılıklı dilekçelerini verdikleri aşamada, herhangi bir sınırlamaya bağlı olmaksızın uyuşmazlığın genel çerçevesi içinde iddia ve savunmalarını değiştirebilecekleri kabul edilmiştir. Dilekçelerin karşılıklı verilmesi aşamasında bu yasağın uygulanmaması ile tarafların dilekçelerinde rahat, doğru ve sağlıklı bir iddia ve savunma bütünü oluşturmalarını sağlamak ve ayrıca maddi ve hukuki nitelendirmeleri uyuşmazlığı çözecek doğrulukta ortaya koymaları amaçlanmaktadır. Şüphesiz ki bu imkân, sadece cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçesi ile söz konusudur. Bu iki dilekçeden sonra, hangi ad altında olursa olsun verilecek dilekçeler, sınırlama ve yasak kapsamında kabul edilmelidir. Madde gerekçesinde ön inceleme duruşma tutanağının “yargılamanın yol haritası” olma özelliği vurgulanmıştır.

8. Hukuk Muhakemeleri Kanununun “Islahın zamanı ve şekli” başlıklı, 177 inci maddesine göre, ıslah, tahkikatın sona ermesine kadar, sözlü veya yazılı olarak yapılabilir. Karşı taraf duruşmada hazır değilse veya ıslah talebi duruşma dışında yapılıyorsa, bu yazılı talep veya tutanak örneği, haber vermek amacıyla karşı tarafa bildirilir.

3. Değerlendirme
1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesi ile 369 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Dosya içeriği ve toplanan delillerden, dava konusu 390 ada 2 parsel sayılı taşınmaz üzerinde yer alan 6 numaralı bağımsız bölümün davacı adına kayıtlı olup dairenin yargılama aşamasında tahliye edildiği anlaşılmaktadır. Kural olarak mülkiyete değer verilmek suretiyle sonuca gidilmesinde herhangi bir isabetsizlik bulunmamaktadır.

3. Somut olayda, cevap dilekçelerinde kira ilişkisine dayanılmadığı gibi davalı vekili 03.09.2021 havale tarihli bilirkişi raporuna karşı itiraz dilekçesinde; “.. Taraflar arasında bir kira sözleşmesi de mevcut değildir. Davalı önceki malikin rızası ile orada oturmaktadır...” şeklinde beyanda bulunmuştur.

4. Davalı vekili, 11.01.2022 tarihli istinaf dilekçesinde ilk kez kira sözleşmesi deliline dayanmıştır.

5. Az yukarıda izah edildiği üzere Hukuk Muhakemeleri Kanununun 141 inci maddesi uyarınca dilekçelerin karşılıklı verilmesinden sonra savunmanın genişletilip değiştirilebilmesi ıslah veya karşı tarafın açık muvafakati ile mümkündür.

6. Davacının, davalının savunmasını değiştirmesine ya da genişletmesine muvafakati yoktur. Öte yandan, davalı yanın kira ilişkisine dayanabilmesi için ilgili maddede öngörülen vakıalar doğrultusunda savunma konusu ettiği vakıaları ıslah ettiğine dair HMK’nın 177 inci maddesine uygun bir ıslah işlemi de bulunmamaktadır.

7. Davalı vekilinin 11.01.2022 tarihli istinaf itirazlarına ilişkin dilekçesinde kira ilişkisinden bahsetmesi usulüne uygun bir ıslah niteliğinde olmadığı gibi ıslah ancak tahkikatın sona ermesine kadar yapılabilir. O halde, davalının kira ilişkisine yönelik savunması dilekçelerin karşılıklı verilmesinden ve tahkikat tamamlandıktan sonra öne sürmüş olup, usulüne uygun bir ıslah ve karşı tarafın açık muvafakati bulunmadığından davalının belirtilen iddiası savunmanın genişletilmesi yasağı kapsamındadır.

8. Yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler ve davacı tarafça yeni delil sunulmasına açık muvafakat verilmediği de gözetildiğinde; Kira sözleşmesi delili hükme esas alınarak karar verilmesi doğru değildir.

9. Hal böyle olunca; Mahkemece, el atmanın önlenmesi yönünden davacının dava tarihi itibariyle haklı olduğu da gözetilerek tarafların talepleri, toplanan ve toplanacak deliller birlikte değerlendirilip sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olduğundan, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

17.100,00 TL Yargıtay duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

05.04.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.