WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 19 Haziran 2026

YARGITAY 7. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

7. Hukuk Dairesi         2023/773 E.  ,  2024/1189 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/3094 E., 2022/3186 K.
KARAR : Davanın reddine
İLK DERECE MAHKEMESİ : Taşova Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2022/45 E., 2022/221 K.

Taraflar arasındaki inançlı işleme dayalı tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkil ile davalılar arasında 16.10.2017 tarihli protokol düzenlendiğini, protokole göre 173 ada 2 parsel sayılı taşınmazın %50'sinin ...'a, %25'inin ...'a ve %25'inin de ...'e ait olacağı halde, ihale ile satın alınan dava konusu taşınmazın müvekkili adına tescil edilmediğini belirterek, 173 ada 2 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptali ile müvekkili adına tesciline, aksi halde 16.10.2017 tarihli protokol gereğince 100.000,00 TL cayma bedelinin ihtarname tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
1. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı süresinin geçtiğini, protokolün hukuki geçerliliğinin bulunmadığını, protokolde taşınmazın aidiyetine dair ibare geçmediğini, sadece fiili olarak bir paylaşımdan bahsedildiğini, bu anlamda protokolün tapuda devir yükümlülüğü içermediğini, taşınmaz ihale bedelinin davacı tarafından ödenmediğini belirterek davanın reddini istemiştir.

2. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; sözleşmenin şekil şartlarını taşımadığını, protokol gereği davacının ödemesi gereken ihale bedelini ödemediğini ve cezai şartın geçersiz olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; protokolün inanç sözleşmesi niteliğinde olmadığı, ihale sonrası davalılar tarafından satın alınan ve davacının ödemede bulunduğunu ispat edememesi karşısında davanın esastan reddine, davalılar kendilerini ayrı ayrı vekil ile temsil ettirmiş olduklarından davanın niteliği gereği nispi vekalet ücreti takdirine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde;
1. Protokol başlıklı sözleşmenin inanç sözleşmesi niteliğinde olup geçerli olduğunu,

2. İnanç sözleşmesinde şekil şartı bulunmadığını,

3. Cayma bedeli talebinin hatalı yorumlandığını ve reddedildiğini,

4. Bölge Adliye Mahkemesinin vekalet ücretini fazla hesapladığını,

5. Re'sen belirlenecek hususların da dikkate alınması gerektiğini ileri sürerek, eksik incelemeye dayalı kararın kaldırılmasını istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; 16.10.2017 tarihli protokolün inançlı temlik sözleşmesi olmadığı ve ihalede taşınmazı daha uyguna almaya yönelik resmi şekilde yapılmayan taşınmaz satımına ilişkin olduğu, ayrıca dürüstlük kuralına da aykırı olduğu, geçersiz protokolde düzenlenen cayma bedelinin de geçersiz olup istenemeyeceği gerekçesiyle davanın reddi kararının isabetli olduğu, ancak mahkemece kaldırma kararından önce verilen hükümde davalı lehine 10.904,51 TL vekalet ücreti verildiği ve bu kararı sadece davacı taraf istinaf etmiş olduğundan kararın kaldırılmasından sonra harç tamamlaması yapıldıktan sonra davacının kazanılmış hakkının ihlal edilerek davalılar lehine daha yüksek vekalet ücreti takdirinin hatalı bulunduğu gerekçesiyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılmasına karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesindeki itirazlarını tekrar ederek, eksik incelemeye dayalı kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, inançlı işleme dayalı tapu iptal ve tescil ile olmadığı takdirde alacak davasında, taraflar arasında düzenlenen protokolün niteliği ve geçerli olup olmadığı ile ilgilidir.

2. İlgili Hukuk
1. 05.02.1947 tarihli ve 20/6 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı,

2. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 188, 202, 225 ve devamı maddeleri,

3. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 09.12.2015 tarihli ve 2014/14-516 E., 2015/2838 K. sayılı kararı,

4. 6098 sayılı Borçlar Kanunu'nun 125. maddesi.

3. Değerlendirme
1. İnançlı işlemler, inananın teminat oluşturmak veya yönetilmek üzere mal varlığı kapsamındaki bir şey veya hakkını, inanılana devretmesi ve inanılanın da inanç anlaşmasındaki koşullara uygun olarak inanç konusu şeyi kullanmasını, amaç gerçekleştiğinde ise belirlenen şekilde inanana iade etmesini içeren işlemlerdir. İnançlı bir işlem ile inanan, sahibi olduğu bir mülkiyet veya alacak hakkını inanılana kazandırıcı bir işlemle devretmekte ancak borçlandırıcı bir sözleşme ile de onu bazı yükümlülükler altına sokmaktadır. İnançlı işlemin taraflarını, inanan ve inanılan oluşturur. Bir hakkı ya da nesneyi, güvendiği bir kişiye inançlı olarak devreden kimseye “inanan” adı verilir. Devredilen hak veya nesneyi, kendisine ait bir hak olarak kendi yararına, doğrudan doğruya ve dolaylı olarak kullanan kişiye de “inanılan” denir. İnananın, inanılana inançlı olarak kazandırdığı hak ya da nesne ise “inanç konusu şey” olarak nitelenir. İnançlı bir işlemde, kazandırıcı işlemin tarafları ile borç doğuran anlaşmanın tarafları aynıdır. İnançlı işlemde inanılan, hakkını kullanırken kararlaştırılan koşullara uymayı, amaç gerçekleşince veya süre dolunca hak veya nesneyi tekrar inanana (veya onun gösterdiği üçüncü kişiye) devretmeyi yüklenmektedir. İnançlı işlem, kazandırmayı yapan kişiye yani inanana belirli şartlar gerçekleşince, kazandırmanın iadesini isteme hakkı sağlayan bir sözleşmedir. Bu yükümlülüğün yerine getirilmemesi halinde bunun dava yoluyla hükmen yerine getirilmesi istenebilir.

2. İnanç sözleşmesi, 05.02.1947 tarihli ve 20/6 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca ancak, yazılı delille kanıtlanabilir. Bu yazılı delil, tarafların getirecekleri ve onların imzalarını taşıyan bir belge olmalıdır. Açıklanan nitelikte bir yazılı delil bulunmasa da, taraflar arasındaki uyuşmazlığın tümünü kanıtlamaya yeterli sayılmamakla beraber bunun vukuuna delalet edecek karşı tarafın elinden çıkmış (inanılan tarafından el ile yazılmış fakat imzalanmamış olan bir senet veya mektup, daktilo veya bilgisayarla yazılmış olmakla birlikte inanılanın parafını taşıyan belge, usulüne uygun onanmamış parmak izli veya mühürlü senetler gibi) “delil başlangıcı” niteliğinde bir belge varsa 6100 sayılı HMK’nın 202. maddesi uyarınca inanç sözleşmesi “tanık” dahil her türlü delille ispat edilebilir. Yazılı delil veya “delil başlangıcı” yoksa inanç sözleşmesinin ikrar (HMK m.188) yemin (HMK m.225 vd.) gibi kesin delillerle de ispat edilmesi olanaklıdır. Davacının yemin deliline dayanması halinde hakimin davacıya bu hakkını hatırlatması gerekir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 09.12.2015 tarihli ve 2014/14-516 E., 2015/2838 K. sayılı kararı da bu doğrultudadır.)

3. İnanç sözleşmesinden ... davalar için özel bir zamanaşımı süresi öngörülmediğinden Borçlar Kanunu'nun 125. maddesi hükmü gereğince inanç sözleşmesinden kaynaklanan davalarda zamanaşımı süresi on yıl olarak kabul edilmektedir.

4. Yukarıda açıklanan ilkeler gereğince somut olay incelendiğinde, dosya kapsamında bulunan beyanlar ile 16.10.2017 tarihli protokol başlıklı belgeden anlaşıldığı üzere, ihale ile satın alınan 173 ada 2 parsel sayılı taşınmazın belirtilen oranda davacıya ait olacağına dair yazılı belge düzenlenmiştir. Mahkemece taraflar arasındaki ilişkinin inanç ilişkisi olduğu değerlendirilerek karar verilmesi gerekirken, hukuki nitelendirmede hataya düşülerek verilen karar doğru görülmemiş, hükmün bozulması gerekmiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,

Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

28.02.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.