WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 12 Temmuz 2026

YARGITAY 7. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

7. Hukuk Dairesi         2023/76 E.  ,  2024/889 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2019/2726 E., 2022/1651 K.
KARAR : Davalı vekilinin başvurusunun esastan reddine, davacı vekilinin başvurusun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararınınkaldırılarak yargılama giderleri ve vekalet ücreti yönündenyapılan düzeltme ile davanın kabulüne
İLK DERECE MAHKEMESİ: Batman 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2017/309 E., 2019/536 K.

Taraflar arasındaki muhdesatın aidiyetinin tespiti istemli davadan dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın, davacı vekili ile davalı vekili tarafından ayrı ayrı istinaf edilmesi üzerine; Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun ise kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak yargılama giderleri ve vekalet ücreti yönünden yapılan düzeltme ile davanın kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davaya konu 110 ada 1 parsel sayılı taşınmazda müvekkili tarafından meydana getirilen bağ, bahçe ve çeşitli meyve ağaçlarının bulunduğunu, adı geçen taşınmazın Sanayi ve Ticaret Bakanlığı'nın 01.04.2014 tarihli ve 1176 sayılı Kararı ile Batman Organize Sanayi Bölgesi 4. ilave alanı projesi kapsamı içinde kaldığını, bu itibarla kamulaştırma hak ve talepleri nedeniyle müvekkilinin bu davayı açmakta hukuki menfaatinin bulunduğunu belirterek taşınmaz üzerindeki yapı, ağaç ve bahçe gibi muhdesatların müvekkiline aidiyetinin tespitini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının davayı açmakta hukuki yararının bulunmadığını, bunun için bir kamulaştırma işleminin veya ortaklığın giderilmesi davasının bulunmasının gerektiğini, söz konusu alanın kamulaştırma kapsamında olup olmadığının, kamulaştırma kapsamında ise hangi tarihte kamulaştırma kapsamına alınacağının araştırılmasının gerektiğini, dava konusu yerin kamulaştırma alanında kalmadığının tespit edilmesi halinde ise davanın reddinin gerektiğini, taşınmazı kullanan kişilerin işgalci sıfatında olduğunu, davanın haksız kazanç niteliğinde olduğunu ve davanın Batman Organize Sanayi Bölgesi tüzel kişiliğine ihbar edilmesinin gerektiğini belirterek davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Batman 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 03.07.2019 tarihli ve 2017/309 Esas, 2019/536 Karar sayılı kararında belirtilen; "...gerek tanık beyanlarıyla gerek yapılan keşif sonucunda dava konusu taşınmaz üzerinde belirlenen muhdesatın davacı tarafından meydana getirildiğinin sabit olduğu..." gerekçesiyle davanın kabulüne, 04.04.2019 tarihli fen bilirkişisi raporunda kroki ile 18.04.2019 tarihli ziraat bilirkişisi raporunda belirtilen 247 fıstık, 178 üzüm, 11 badem, 10 dut, 3 çam, 45 incir, 10 nar ve 10 akasya ağacının davacı ... tarafından meydana getirildiğinin tespitine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde, davacı vekili ile davalı vekili ayrı ayrı istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.

B. İstinaf Sebepleri
1. Davacı vekili yönünden;
-Eldeki davada ıslah olmamasına rağmen bilirkişi raporundaki bedelin dava değeri olarak belirlenmesinin hatalı olduğunu,

-Lehlerine vekalet ücretine karar verilmediğini,

-Ayrıca yargılama giderinin de müvekkilinden alındığını belirerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

2. Davalı vekili yönünden;
-Davacı tarafın eldeki davayı açmakta hukuki yararının bulunmadığını,

-Taşınmazın müvekkili adına kayıtlı olan tapulu bir taşınmaz olduğunu,

-Davacının bu taşınmazla ilgili herhangi bir hak iddiasında bulunamayacağını,

-Davacının taşınmazda işgalci olduğunu,
-Davanın Batman Organize Sanayi Bölgesi Tüzel Kişiliğine ihbar edilmesine yönelik talebinin yerine getirilmediğini,

-Taşınmaz üzerinde belirlenen muhdesat bedelinin oldukça fahiş olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesinin 25.10.2022 tarihli ve 2019/2726 Esas, 2022/1651 Karar sayılı kararında belirtilen "...dava konusu taşınmaz ile ilgili kamulaştırma işlemi bulunduğundan davacının davayı açmakta hukuki yararının bulunduğu, İlk Derece Mahkemesi tarafından usulüne uygun olarak keşif icrasından sonra davaya konu taşınmaz üzerindeki muhdesatın teknik bilirkişiler tarafından tespit edildiği ve keşif mahallinde alınan tanık beyanlarından davaya konu taşınmaz üzerindeki muhdesatın davacı tarafından meydana getirildiğinin sabit olduğu, İlk Derece Mahkemesi tarafından davanın kabulüne karar verilmiş olmasında herhangi bir isabetsizliğin bulunmadığı, ancak davanın kabulüne karar verilmiş olmasına rağmen kendisini vekille temsil eden davacı lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi ile harç ve yargılama giderlerinin davacıya yüklenmesinin hatalı olduğu..." gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddi, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile;
a. Davacının Batman 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/309 Esas, 2019/536 Karar sayılı ve 06.11.2019 tarihli ek kararına yönelik istinaf başvurusunun kabulü ile ek kararın kaldırılmasına,

b. Batman 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/309 Esas, 2019/536 Karar sayılı ve 03.07.2019 tarihli ilamına yönelik davalı Hazine vekilinin istinaf başvurusunun reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile; kararın vekalet ücreti, harç ve yargılama yönünden düzeltilip HMK'nın 353/1-b/2 maddesi gereğince yeniden esas hakkında karar verilerek;
"1. Açılmış bulunan davanın kabulü ile; 04.04.2019 tarihli fen bilirkişisi raporunda kroki ile 18.04.2019 tarihli ziraat bilirkişisi raporunda belirtilen 247 fıstık, 178 üzüm, 11 badem, 10 dut, 3 çam, 45 incir, 10 nar ve 10 akasya ağaçlarının davacı ... tarafından meydana getirildiğinin tespitine,

2. Davacı tarafından yatırılan peşin harcın karar kesinleştiğinde ve istek halinde davacıya iadesine,

3. Davalı harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,

4. Davacı kendini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ye göre 23.753,74 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

5. Davacının yapmış olduğu yargılama gideri 1.449,48 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

6. Davalının yapmış olduğu yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,

7. Tarafların yatırmış olduğu gider avansından arta kalan kısımların kararın kesinleşmesinden sonra talep halinde yatıranlara iadesine,

8. İstinaf eden davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde iadesine,

9. İstinaf eden davacı tarafından yapılan istinaf yargılama gideri toplam 197,45 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine" karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde, davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
1. Davacı tarafın eldeki davayı açmasında hukuki yararının bulunmadığını,

2. Taşınmazın müvekkili adına kayıtlı olan tapulu bir taşınmaz olduğunu,

3. Davacının bu taşınmazla ilgili herhangi bir hak iddiasında bulunamayacağını,

4. Davacının taşınmazda işgalci olduğunu,

5. Davanın Batman Organize Sanayi Bölgesi Tüzel Kişiliğine ihbar edilmesine yönelik talebinin yerine getirilmediğini,

6. Taşınmaz üzerinde belirlenen muhdesat bedelinin oldukça fahiş olduğunu,

7. Müvekkilinin yasal hasım olduğunu, aleyhine yargılama gideri ile vekalet ücretine hükmedilemeyeceğini,

8. Öte yandan eldeki davanın açılmasında müvekkilinin kusurunun bulunmadığını ve nispi oran üzerinden vekalet ücretine hükmedilmesinin doğru olmadığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, muhdesatın aidiyetinin tespiti istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1. Bir şeye malik olan kimse, o şeyin bütünleyici parçalarına da malik olur (4721 s.lı TMK 684/1 m). Arazi üzerindeki mülkiyet, kullanılmasında yarar olduğu ölçüde, üstündeki hava ve altındaki arz katmanlarını kapsar. Bu mülkiyet kapsamına, yasal sınırlamalar saklı kalmak üzere kalıcı yapılar, bitkiler ve kaynaklar da girer (TMK 718 m). 22.12.1995 tarih ve 1/3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da vurgulandığı gibi eşya hukukunda, muhdesattan, bir arazi üzerinde kalıcı yapı ve tesisler ile bağ ve bahçe şeklinde dikilen ağaçları anlamak gerekir. Muhdesat, şahsi bir hak olup (TMK 722, 724, 729 m.ler), sahibine arazi mülkiyetinden ayrı bağımsız bir mülkiyet veya sınırlı bir ayni hak bahşetmez. Taşınmaz üzerindeki kalıcı yapı, ağaç gibi bütünleyici parça niteliğindeki muhdesatların taşınmazın arzından ayrı bir mülkiyetinin varlığından söz edilemez. Açıklanan bu ilke ve esaslara göre, kural olarak muhdesatın arz malikinden başkasına aidiyetinin tespiti istenemez.

2. Tespit davası, kendine özgü davalardan olup dava sonucunda istihsal edilecek ilamın icra ve infaz kabiliyeti bulunmamaktadır. Bunun doğal sonucu olarak da bu davaların uygulama alanı sınırlıdır. Bilindiği üzere, tespit davalarının görülebilmesi için güncel hukuki yararın bulunması (6100 s.lı HMK 106/2 m) ve dava sonuçlanıncaya kadar da güncelliğini kaybetmemesi gerekir. Tespit davaları eda davalarının öncüsüdür, bu nedenle eda davası açılmasının mümkün olduğu hâllerde, tespit davası açılmasında hukuki yararın bulunmadığı kabul edilmektedir. Hukuki yararın bulunması dava şartı olup, yargılamanın her aşamasında taraflarca ileri sürülebileceği gibi, hâkim tarafından da re'sen gözetilir. Hukuki yararın bulunmadığının tespiti hâlinde davanın, dava şartı yokluğu gerekçesiyle usulden reddine karar verilmelidir (HMK 114/1-h, 115 m.)

3. Öğretide ve Yargıtayın devamlılık gösteren uygulamalarında, taşınmaz hakkında derdest ortaklığın giderilmesi davasının, kentsel dönüşüm uygulamasının ya da kamulaştırma işleminin bulunması gibi istisnai durumlarda muhdesatın tespiti davasının açılmasında güncel hukuki yararın bulunduğu kabul edilmektedir.

3. Değerlendirme
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2. Davacı taraf, haklı ve hukuki sebebe dayalı olmaksızın Hazine'ye ait yerde muhdesat oluşturmak suretiyle eldeki davayı açmış olduğundan davalı Hazine'nin eldeki davanın açılmasında herhangi bir etkisi olmaması sebebiyle yargılama giderleriyle sorumlu tutulamayacağı gözetilmeden mahkemece aksi yönde karar verilmiş olması bozmayı gerektirmektedir. Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekmektedir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Davalı tarafın diğer temyiz itirazlarının REDDİNE,

2. Davalı tarafın Bölge Adliye Mahkemesi kararına yönelik temyiz itirazının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının hüküm fıkrasında yer alan 4. ve 5. maddelerin tamamının çıkartılması suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
15.02.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.