7. Hukuk Dairesi 2023/697 E. , 2024/2496 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2021/254 E., 2022/354 K.
DAVA TARİHİ : 28.01.2008
KARAR : Vasiyetnamenin iptaline ilişkin davanın reddine, tenkis davasının kısmen kabul, kısmen reddine
Taraflar arasındaki vasiyetnamenin ve ıskatın iptali, terdiden tenkis davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay 3. Hukuk Dairesince Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; vasiyetnamenin iptaline ilişkin davanın reddine, tenkis davasının kısmen kabul, kısmen reddine karar verilmiştir.
Mahkeme kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; muris ...'ın 17.11.2007 tarihinde öldüğünü, ölmeden önce 05.09.2007 tarihinde noterde düzenlenen vasiyetname ile davacıları kendisine bakmadığı için mirasçılığından ıskat ettiğini, diğer mirasçıları olan davalılara ise aynı vasiyetle bağışlamada bulunduğunu, murisin davalıların baskıları neticesinde vasiyetnameyi düzenlediğini, ıskat sebeplerinin gerçeği yansıtmadığını, davacıların davalılar tarafından tehdit edilmiş olmaları nedeniyle muris babalarını ancak telefonla arayabildiklerini, murisin akli melekelerinin de yerinde olmadığını belirterek vasiyetnamenin iptali ile terdiden tenkis talebinde bulunmuştur.
II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde; davacıların murise karşı aile hukukundan doğan sorumluluklarını yerine getirmediğini, bu nedenle murisin davacıları mirastan ıskat ettiğini, davacıların uzun süren hastalığı süresince murisi arayıp sormadıklarını, ziyaretlerine gelmediklerini, muristen tiksindiklerini, davacılara kırgın olarak öldüğünü, akli melekelerinin yerinde olduğunu belirterek davanın reddini savunmuş, birleştirilen davada ise, vasiyetnamenin tenfizi talebinde bulunmuştur.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 21.01.2016 tarihli ve 2008/30 Esas, 2016/51 Karar sayılı kararıyla; vasiyetname tarihinde murisin fiil ehliyetine haiz olduğu, eşinin vefat ettiği ve murisin hastalandığı, hastalandıktan sonra davacıların murise bakıp ilgilenmedikleri, davalıların ilgilendiği, murisin bu nedenle davacıları mirasçılıktan çıkardığı, mirasçılıktan çıkarılan kimsenin tenkis davası da açamayacağı gerekçesiyle vasiyetnamenin iptali ve tenkis talebine ilişkin davacıların davasının reddine, birleşen davanın kabulü ile vasiyetnamenin tenfizine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar-birleşen davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 26.03.2019 tarihli ve 2017/13850 Esas, 2019/2573 Karar sayılı kararı ile; davacılar-birleşen davada davalıların vasiyetnamenin iptaline yönelik temyiz itirazlarının reddine karar verilerek diğer temyiz itirazlarının incelemesinde, davacıların mirasbırakana karşı aile hukukundan doğan yükümlülüklerini yerine getirdikleri, ıskattan yararlanan davalıların gösterilen sebebin doğruluğunu kanıtlayamadığı, bu nedenle mirasçılıktan çıkarmaya ilişkin tasarrufun mirasçının saklı payı dışında yerine getirileceği, başka bir ifade ile davacıların saklı paylarını isteyebileceği ve davaya tenkis davası olarak devam edilmesi gerektiği belirtilerek birleşen vasiyetnamenin yerine getirilmesi istemli davanın işbu davadan ayrılmasına ve tenkis davasının esasının incelenip ulaşılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerektiği gerekçeleriyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; vasiyetnamenin iptali yönünden verilen ilk karar kesinleştiğinden bu talep yönünden davanın reddine karar verildiği, davacıların miras bırakana karşı aile hukukundan doğan yükümlülüklerini yerine getirdikleri, bu nedenle saklı paylarını isteyebilecekleri gerekçesiyle davaya tenkis davası olarak devam edildiği, davacıların saklı paylarının murisin yapmış olduğu ölüme bağlı tasarruf ile ihlal edildiği sabit olduğundan sabit tenkis oranının hesaplandığı, kararın verildiği tarih itibariyle bilinen toptan eşya fiyat endeksleri uygulanmak suretiyle murisin ölüm tarihi itibariyle taşınmazların ürünlü değerleri esas alınarak yapılan hesaplama sonucunda; tenkis davasının kısmen kabul kısmen reddi ile davalı ... yönünden her bir davacı için 207.882,66’şar TL, davalı ... yönünden ise 138.115,53’er TL tenkis alacağına hükmedilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Dosya kapsamında ziraat bilirkişisinden pek çok defa rapor alındığını, bunlardan taşınmazların Şubat/ 2022 değerlerini hesaplayan raporda toplam değerin 6.362.629,56 TL; Eylül/2022 değerlerini hesaplayan raporda ise 8.442.395,25 TL olarak gösterildiğini, ancak mahkemece bu raporlar dikkate alınmayarak 2022/Eylül tarihindeki üfe üzerinden re'sen hesap yapıldığını ve toplam tutar olarak 3.619.042,66 TL’nin kabul edildiğini, tenkis alacağının bu tutar üzerinden hesaplandığını, mahkemece yapılan hesap ile bilirkişinin bildirdiği rayiç oran arasında fahiş fark olduğunu, aradan 15 yıllık süre geçtiğini, pandemi, enflasyon vb. durumlar nedeniyle hatalı karar verildiğini, reddedilen kısma yönelik hükmü temyiz ettiklerini, üfe güncellemesi ile tenkis bedelinin hesaplanamayacağını, Yargıtay kararlarında da usulün gösterildiğini, karar tarihindeki rayice göre tenkis bedelinin hesaplanması gerektiğini, bu nedenle kısmen ret kararının ve ferilerinin bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, vasiyetnamenin ve ıskatın iptali ile terdiden tenkis istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 510 uncu ve devamı maddeleri, 557 nci ve devamı maddeleri ile 560 ıncı ve devamı maddeleri
2. Tenkis (indirim) davası, miras bırakanın saklı payları zedeleyen ölüme bağlı veya sağlar arası kazandırmaların (tebberru) yasal sınıra çekilmesini amaçlayan, öncesine etkili, yenilik doğurucu (inşai) davalardandır. Tenkis davasının dinlenebilmesi için öncelikli koşul; miras bırakanın ölüme bağlı veya sağlar arası bir kazandırma işlemi ile saklı pay sahiplerinin haklarını zedelemiş olmasıdır. Saklı payların zedelendiğinden söz edilmesi ise kazandırma konusu tereke ile kazandırma (temlik) dışı terekenin tümü ile bilinmesiyle mümkündür. Tereke, miras bırakanın ölüm tarihinde bırakmış olduğu mameleki kıymetler ile, iadeye ve tenkise tabi olarak yaptığı kazandırmalardır. Bunlar terekenin aktifini oluşturur. Miras bırakanın borçları, bakmakla yükümlü olduğu kişilerin bir aylık nafakası, terekenin defterinin tutulması, mühürlenmesi, cenaze masrafları gibi giderler de pasifidir. Aktiften belirtilen borçların indirilmesi net terekeyi oluşturur. Tereke bu şekilde tesbit edildikten sonra mirasın açıldığı tarihteki fiyatlara göre değerlendirilmesi yapılarak parasal olarak miktarının tesbiti gerekir. (MK.565) Miras bırakanın Medeni Kanunun 564 üncü maddesinde belirlenen saklı paya tecavüz edip etmediği bulunan bu rakam üzerinden hesaplanır. Tasarruf oranı aşılmış ise tasarrufun niteliğine göre icap ederse kazandırma işleminde, saklı payları zedeleme kastının bulunup bulunmadığı objektif (nesnel) ve subjektif (öznel) unsurlar dikkate alınarak belirlenmelidir. Zira tasarruf oranını aşan her kazandırmada saklı payları zedeleme kastının varlığından söz edilemez.
3. Mutlak olarak tenkise tabi tasarruflarda (ölüme bağlı tasarruflar veya Medeni Kanunun 565 inci maddesinin 1, 2 ve 3 bentlerinde gösterilenler) veya saklı payın ihlal kastının varlığı kesin olarak anlaşılan diğerlerinde özellikle muayyen mal hakkında tenkis uygulanırken Medeni Kanunun 570 nci maddesindeki sıralamaya dikkat etmek davalı mahfuz hisseli mirasçılardan ise aynı kanunun 561 inci maddesinde yer alan mahfuz hisseden fazla olarak alınanla sorumluluk ilkesini gözetmek, dava konusu olup olmadığına bakılmayarak önce ölüme bağlı tasarruflarla davacının saklı payını tamamlamak, sonra sağlar arası tasarrufları dikkate almak gerekir. Bu işlem sırasında dava edilmeyen kişi veya tasarrufların tenkisi gerekeceği sonucu çıkarsa davacının onlardaki hakkını dava etmemesinin davalıyı etkilemeyeceği ve birden çok kişiye yapılan teberru tenkise tabi olursa 563 üncü maddede yer alan, alınanla mütenasip sorumluluk kuralı gözetilmelidir.
4. Davalıya yapılan tasarrufun tenkisine sıra geldiği takdirde tasarrufun tümünün değeri ile davalıya yapılan fazla teberru arasında kurulan oranda (Sabit Tenkis Oranı) tasarrufa konu malın paylaşılmasının mümkün olup olamayacağı (TMK m. 564) araştırılmalıdır. Bu araştırma sonunda tasarrufa konu mal sabit tenkis oranında bölünebilirse bu kısımların bağımsız bölüm halinde taraflar adına tesciline karar verilmelidir.
5. Tasarrufa konu malın sabit tenkis oranında bölünmezliği ortaya çıktığı takdirde sözü geçen 564 üncü maddedeki tercih hakkı gündeme gelecektir. Böyle bir durum ortaya çıkmadan davalının tercih hakkı doğmadan davalının tercihinin kullanması söz konusu olamaz. Daha önce bir tercihten söz edilmişse sonuç doğurmaz. O zaman davalıdan tercihi sorulmak ve 11.11.1994 günlü 4/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca sür'atle dava konusu olup sabit tenkis oranına göre bölünemeyen malın, karar tarihindeki rayice göre değeri belirlenmeli ve bu değerin sabit tenkis oranıyla çarpımından bulunacak naktin ödetilmesine karar verilmelidir.
3. Değerlendirme
Somut olayda; mahkemece vasiyetnamede gösterilen ıskat sebepleri ispatlanamadığı gerekçesiyle davaya tenkis davası olarak devam edilmiş ve davanın tenkis alacağı yönünden kısmen kabulüne karar verilmiştir. Hüküm, davacılar vekili tarafından tenkise konu taşınmazların rayiç değerlerinin hesaplanması usulüne itiraz edilerek temyiz edilmiştir. Yukarıda da belirtildiği üzere mahkemece usulüne uygun olarak murisin ölüm tarihindeki değerlere göre sabit tenkis oranının belirlenmesinden sonra, TMK 564 üncü maddesine göre taşınmazın karar tarihine en yakın bedeli saptanıp, süratle bu değerin sabit tenkis oranına çarpımı ile bulunacak değerin ödetilmesine karar vermekle yetinilmesi gerekir. Ne var ki mahkemece, tenkise konu taşınmazların murisin ölüm tarihindeki değerlerinin karar tarihine yakın ÜFE endeksleri ile güncellenmiş değerlerinin rayiç değer olarak kabul edilerek tenkis alacağının bu tutarlar üzerinden hesaplanması doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan nedenlerle;
Davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, temyiz olunan kararın BOZULMASINA,
Peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,
09.05.2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!