WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 12 Temmuz 2026

YARGITAY 7. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

7. Hukuk Dairesi         2023/679 E.  ,  2024/893 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/2494 E., 2022/1989 K.
KARAR : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 32. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2019/509 E., 2021/603 K.

Taraflar arasındaki ölünceye kadar bakma sözleşmesine dayalı tapu iptal tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacılar dava dilekçesinde; murisleri ...'ın 11.07.2019 tarihinde vefat ettiğini, İstanbul ili, ... ilçesi, ... Mahallesi, 456 ada 48 No.lu parselde 1 No.lu bağımsız bölümün 100/147 hissesini 29.06.2018 tarihinde ölünceye kadar bakma akdi ile davalı'ya devrettiğini, davalının annesi olan ...'ın murisin yanında ve hizmetinde olduğunu; davalı, annesi .. ve kızı ... hakkında muris aleyhine sahte senet düzenlemek ve murisin şüpheli ölümüne sebebiyet vermek sebebiyle Cumhuriyet Savcılığına suç duyurusunda bulunduklarını, ölünceye kadar bakma akdinin şartlarının davalı tarafından yerine getirilmediğini ileri sürerek taşınmazın tapu kaydının iptali ile miras hisseleri oranında adlarına tescilini talep etmişlerdir.

II. CEVAP
Davalı cevap dilekçesinde; davacıların murisinin kendi isteği ile işlem yaptığını, davacıların murisle ilgilenmediğini, murisle annesi ... ve kendisinin ilgilendiğini, söz konusu senetle ilgili bilgisinin olmadığını açıklayarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davacılar vekili; murisin iradesinin fesada uğratıldığı konusunda mahkemenin araştırma yapmadığını, mahkemenin delillerini toplamadığını, davalının murise ait aracı üzerine geçirip üçüncü kişilere sattığını, onaylarının olmamasına rağmen davalı tanıklarının dinlendiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; miras bırakanın sağlığında akde aykırılıktan dolayı açmadığı davayı mirasçıların açmasına yasal olanak bulunmadığı, dinlenen davalı tanıklarının beyanları uyarınca da muris ile davalı ve annesi ...'nin ilgilendiği, kendi isteği ile taşınmaz devrini yaptığı, bu haliyle davalının ölünceye kadar bakma akdinin gereklerini yerine getirdiği, davacıların murisin imzasını taşıyan senedin sahte olduğu yönünde Cumhuriyet Savcılığına yaptığı suç duyurusunun ise başka bir hukuki uyuşmazlığın konusunu oluşturduğu gerekçeleriyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; aslında ölünceye kadar bakan tarafın davalı değil davalının annesi ...olduğunu, murisin işlem sırasında hür iradesiyle hareket etmediğini, muris ve davalı arasında ölünceye kadar bakma sözleşmesi olsa da murise sahte bono imzalatılması ve borçluymuş gibi gösterilmesi davalının sözleşmeye riayet etmediğini gösterdiğini, suç duyurusunun sonucunun beklenmesi gerektiğini; muris tarafından davalı ve ailesine oldukça geniş yetkiler tanınan bir vekaletname verildiğini, işlemin bu vekaletname ile mi yoksa murisin birebir işleme katılımı ile mi yapıldığı hususunun muallak olduğunu, tapu tescilinin gerçekleştiği tarihte murisin fiil ehliyetinin bulunup bulunmadığının araştırılmadığını, davalının dava konusu sözleşmede devletten vergi kaçırmak amacıyla muvazaa yaptığını da ikrar ettiğini, ...'ın kardeşi tarafından muris aleyhine sahte imza ile senet düzenlenip icraya konulduğu, ne hikmetse yalnızca huzurdaki dava konusu sözleşmede yer alan taşınmaz dışındaki mal varlıklarına da haciz konulduğunu ileri sürmüştür.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, ölünceye kadar bakma sözleşmesine dayalı tapu iptal tescil istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 31 inci, 297 inci, 140 ıncı maddesinin 1 inci fıkrası, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 36, 27, 39 uncu maddeleri ile 611 inci maddesi ve devamı maddeleri.

2. Hile (aldatma), genel olarak bir kimseyi irade beyanında bulunmaya, özellikle sözleşme yapmaya sevk etmek için onda kasten hatalı bir kanı uyandırmak veya esasen var olan hatalı bir kanıyı koruma yahut devamını sağlamak şeklinde tanımlanır. Hata da yanılma, hilede ise yanıltma söz konusudur. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 36 ıncı maddesinin 1. fıkrasında açıklandığı üzere taraflardan biri diğer tarafın kasıtlı aldatmasıyla sözleşme yapmaya yöneltilmişse yanılma (hata) esaslı olmasa bile aldatılan taraf için sözleşme bağlayıcı sayılamaz. Değinilen koşulların varlığı halinde aldatılan taraf hakkını kullanmak suretiyle hukuki ilişkiyi geçmişe etkili (makable şamil) olarak ortadan kaldırabilir ve verdiği şeyi geri isteyebilir.

Öte yandan, hile her türlü delille ispat edilebileceği gibi iptal hakkının kullanılması hiç bir şekle bağlı değildir. Aldatmanın öğrenildiği tarihten itibaren bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde karşı tarafa yöneltilecek bir irade açıklaması, def'i yahut dava yoluyla da kullanılabilir.

3. Sözleşmenin konusu, niteliği ve ödenecek miktar gibi hususlarda dikkatsizliği veya bilgisizliği sonucu gerçek iradesine uymayan beyanda bulunmak suretiyle esaslı hataya düşen tarafın sözleşme ile bağlı sayılamayacağı kuşkusuzdur. TBK'da tıpkı BK gibi esaslı hatanın (yanılmanın) tanımı yapılmamış, 31 inci ve 32 inci maddede sınırlayıcı olmamak üzere örnekler gösterilmiştir. Kısaca iç irade ile açıklanan irade arasındaki bilmeyerek yapılan uyumsuzluk olarak tanımlanan hatanın (yanılmanın) esaslı kabul edilebilmesi için, uygulamada ve bilimsel alanda ortaklaşa benimsendiği gibi, girişilen taahhüdün başlıca sebebini teşkil etmesi, daha açık söyleyişle hem yanılgıya düşen taraf, yönünden (sübjektif unsur), hem de iş hayatındaki dürüstlük kuralları (objektif unsur) açısından, hataya düşülmese idi böyle bir sözleşmenin hiç veya açıklanan biçimde yapılmayacağının ispatlanması zorunludur.

Bu koşulların varlığı halinde hataya düşen taraf, isterse iptal hakkını kullanmak suretiyle hukuki ilişkiyi geçmişe etkili (makable şamil) olarak ortadan kaldırılabilir ve verdiği şeyi geri isteyebilir. Yeter ki hatanın ileri sürülmesi TBK'nın 35 inci (BK'nin 25) ve TMK'nın 2 inci maddesinde hükme bağlanan dürüstlük kuralına aykırı olmasın.

Sözleşme yapılırken hataya düşen tarafın kusurlu bulunması sözleşmenin iptaline engel değildir. Ne var ki, TBK'nın 35 inci (BK'nın 26) maddesinde öngörüldüğü gibi hatayı bilmeyen veya bilecek durumda bulunmayan ve kusursuz olan karşı tarafın menfi, gerektiğinde müspet zararının ödenmesi gerekir.

Öte yandan, iptal hakkının kullanılması hiçbir şekle bağlı değildir. Hatanın öğrenildiği tarihten itibaren bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde, sözleşmenin karşı tarafına yöneltilecek tek taraflı bir irade açıklaması ile bildirilebileceği gibi def'i veya dava yoluyla da kullanılabilir. Ayrıca hatanın varlığı her türlü delille ispat edilebilir.

4. TBK'nın 37 inci maddesine göre, bir kimse, karşı tarafın veya üçüncü bir kişinin kendisi veya yakınlarının maddi veya manevi varlığına yönelik hukuka aykırı ve esaslı korkutması sonucu yaptığı sözleşme ile bağlı sayılamaz. TBK'nın 38 inci maddesinde belirtildiği üzere korkutmadan (ikrahtan) söz edilebilmesi için, tehdidin sözleşmeyi yapan kimsenin veya yakınlarının kişilik haklarına veya mal varlıklarına yönelik olması, korkutmaya maruz kalanın sübjektif durumuna göre ağır ve derhal meydana gelebilecek nitelik taşıması, haksız (hukuka aykırı) sayılması, illiyet bağının bulunması, yani sözleşmenin tehdidin yarattığı korku sonucu yapılması zorunludur. Bu koşulların varlığı halinde iradesi sakatlanan taraf, isterse iptal hakkını kullanmak suretiyle hukuki ilişkiyi geçmişe etkili (makable şamil) olarak ortadan kaldırılabilir.

İptal hakkının kullanılması hiçbir şekle bağlı değildir. Korkunun kalktığı tarihten itibaren bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde sözleşme karşı tarafa yöneltilecek tek taraflı sarih ve zımni bir irade açıklaması ile feshedilebileceği gibi def'i veya dava yoluyla da kullanılabilir. (TBK madde 39) Sözleşme iptal edilmekle yapıldığı andan itibaren ortadan kalkacağı için, yerine getirilen edim istihkak davası (tapulu taşınmazlarda iptal ve tescil davası), bunun mümkün olmadığı hallerde sebepsiz zenginleşme davası ile geri istenebilir.

7. TMK'nın 6 ıncı maddesinde; “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.”

8. HMK'nın 190 ıncı maddesinin birinci fıkrasında;“ispat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.” hükümleri düzenlemiştir.

3. Değerlendirme
1. HMK'nın 32 inci maddesi uyarınca hakimin davayı aydınlatma ödevi bulunmaktadır. Aynı kanunun 140 ıncı maddesinin üçüncü bendi gereğince hakim ön inceleme duruşmasında uyuşmazlığın ne olduğunu belirler ve tahkikat bu uyuşmazlık üzerinden yürütülür.

2. Dosya içeriği ve toplanan delillerden; davacılar ölünceye kadar bakma sözleşmesinin geçersizliği yanında, bakım alacaklısı mirasbırakanın sözleşme esnasındaki iradesinin fesada uğratıldığı iddiasına da dayanmışlar, bu yönde ceza takibatına girişilmesi yönünde başvurularda bulunduklarını bildirmişlerdir. Mahkemece bakım alacaklısının mirasçılarının bakım sözleşmesinin gereklerinin yerine getirilmediği yönünde dava açma haklarının bulunmadığı benimsenmek suretiyle yazılı şekilde karar verilmesinde bir isabetsizlik yoktur. Ancak dava dilekçesinde olaylar anlatılmak ve buna ilişkin deliller gösterilmek suretiyle aynı zamanda irade fesadına da dayanılmasına rağmen mahkemece HMK'nın 31 inci maddesi kapsamında uyuşmazlık konuları aydınlatılmamış, aynı kanunun 140 ıncı maddesinin üçüncü bendi gereğince ön inceleme duruşmasında bu yönde bir belirleme yapılmadan sonuca gidilmiştir. Oysa HMK 'nın 297 inci maddesi uyarınca mahkemece taleplerden her biri hakkında hüküm kurulması zorunludur.

3. Hâl böyle olunc; öncelikle dosyaya ölünceye kadar bakma sözleşmesi örneğinin sunulmasının sağlanması, irade fesadı hallerinden hangilerine dayandığı hususunun davacılara sorularak açıklattırılması, TBK'nın 39 uncu maddesi uyarınca hak düşürücü sürenin değerlendirilmesi, hak düşürücü sürenin aşılması halinde tarafların bildirdikleri tüm deliller toplanıp yukarıdaki ilkeler uyarınca araştırma ve değerlendirme yapılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yetinilerek yazılı şekilde karar verilmesi hatalıdır.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,

Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
15.02.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.