WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 07 Haziran 2026

YARGITAY 7. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

7. Hukuk Dairesi         2023/597 E.  ,  2024/1338 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/1403 E., 2022/1663 K.
KARAR : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Pazar(Rize) 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2020/398 E., 2022/304 K.

Taraflar arasındaki asıl davada el atmanın önlenmesi, kâl, tazminat ve ecrimisil, karşı davada temliken tescil davalarından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl davanın kısmen kabulüne, karşı davanın ise reddine karar verilmiştir.

Kararın davalı-karşı davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı-karşı davacı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 05.03.2024 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.

Belli edilen günde temyiz eden davalı-karşı davacı vekili Avukat ..., karşı taraftan davacı-karşı davalı vekili Avukat ... geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Gelenlerin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra açık duruşmanın bittiği bildirildi. İşin incelenerek karara bağlanması için Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı-karşı davalı vekili; dava konusu 118 ada 6, 7 ve 124 ada 3 parsel sayılı taşınmazların vekil edeni adına kayıtlı olduğunu, davalının niza konusu yerlere haksız şekilde müdahale ettiğini, 118 ada 7 parsel üzerinde bulunan eski yapının davalı tarafından yıkıldığı ve ihtarnameye rağmen işgalin sonlandırılmadığını belirterek el atmanın önlenmesine, 118 ada 7 parsel üzerindeki yapının kâl’ine, eski yapının yıkılması nedeniyle oluşan zararın tahsiline ve ecrimisile karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı-karşı davacı vekili; dava konusu taşınmazların müvekkilinin kök murisine ait olup davacı-karşı davalının kayınpederi olan ...’nin hukuka ve ahlaka aykırı yollarla kendi üzerine kayıt ettirdiğini, müvekkilinin hak sahibi olduğunu, iyi niyetli ve malik sıfatıyla geçmişten günümüze kadar tasarruf ettiğini, eski yapının vekil edeni tarafından yıkılmadığını, 1990 senesinde betonarme yapı yapıldığını, yerlerin mirasçılar arasında paylaşılarak kullanıldığını belirterek davanın reddini savunmuş, karşı davasında; dava konusu taşınmazların kadastro tespiti öncesi ve sonrasında vekil edeni ile murisleri tarafından tasarruf edildiğini, imar ve ihya çalışmalarının kendileri tarafından gerçekleştirildiğini, 1990 senesinde betonarme bina yapıldığını, çay tarlaları, kivi bahçesi ve meyve ağaçlarının yetiştirilmesi esnasında herhangi bir itiraz ile karşılaşmadıklarını, vekil edenin iyi niyetli olup taşınmazların kendisine ait olduğu inancıyla hareket ettiğini ve temliken tescil haklarının olduğunu belirterek öncelikle dava konusu taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile müvekkil adına tesciline, bunun kabul edilmemesi halinde yapının kurulu bulunduğu taşınmaza ait tapu kaydının iptali ile müvekkil adına tesciline veya müvekkil lehine irtifak hakkı tesisine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile özetle;
1. Davalı-karşı davacının iyi niyetli olduğunu ispat edememesi nedeniyle temliken tescil şartlarının oluşmadığı,

2. Davalı-karşı davacının davacı-karşı davalıya ait taşınmazlara haksız şekilde müdahale ettiği,

3. Dava konusu 118 ada 6 ve 124 ada 3 parsel sayılı taşınmazlarda gelir getirici herhangi bir üretim bulunmaması nedeniyle bu parsellere yönelik ecrimisil talebinin yerinde olmadığı, 118 ada 7 parsel sayılı taşınmazın ise bir kısmının çay bahçesi ve kivilik olarak tasarruf edildiği,

4. Yapı malikinin iyi niyetli olmaması halinde yıkımın fahiş zarar doğurup doğurmadığına bakılmaksızın tecavüzlü yapının kâl’i gerektiği,

5. Dava konusu 118 ada 7 parsel sayılı taşınmaz içerinde bulunan ve A harfi ile gösterilen yapının davalı tarafından herhangi bir hakka dayanmaksızın ve iyi niyet olmaksızın inşâ edildiği gerekçesiyle asıl davanın kısmen kabul kısmen reddine, karşı davanın ise reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı-karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davalı-karşı davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle;
1. Verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu,

2. Eksik inceleme ve hatalı değerlendirme ile hüküm kurulduğu,

3. Temliken tescile yönelik iyi niyet koşulunun tereddüte mahal bırakılmayacak şekilde ispat edildiği,

4. Çay ekimi, kivi bahçesinin oluşturulması ve inşaat yapımının davacıların murisleri zamanında, onların bilgi ve görgüleri dahilinde gerçekleştirildiğinin bir kısım davacı tanıkları tarafından da ifade edildiği,

5. Müvekkilin hak sahibi ve tapuda kayıt maliki olduğu düşüncesiyle kadastro tespiti öncesi ve sonrasında (70 küsur yıl) malik sıfatıyla tasarrufta bulunduğu,

6. Müvekkilinin iyi niyetli olup davacı veya murislerinin hiçbir itirazları olmadığı,

7. Davalı-karşı davacı dava konusu yapıyı iyi niyetle inşâ ettiği gibi binayı yapmakta haklı sebebe de dayandığı,

8. Kural olarak iyi niyetin ispatı 14.02.1951 tarihli ve 17/1 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca yapı malikine ait ise de iyi niyet sav ve savunması def’i olmayıp itiraz niteliği taşıdığından ve kamu düzeni ile ilgili bulunduğundan Mahkemece kendiliğinden gözetilmesi gerektiği,

9. Dava konusu taşınmazların müvekkilin kök murisine ait olmasına rağmen davacı-karşı davacının kayınpederi olan ...’nin hukuka ve ahlaka aykırı yollarla kendi üzerine kayıt ettirdiği,

10. Arazinin bugünkü haline ulaşmasının vekil edeni tarafından sağlandığı,

11. Yapı ve asgari levazım bedelinin zemin değerinden yüksek tespit edildiği,

12. TMK’nın 723 üncü maddesinin birinci fıkrasına göre malzeme sökülüp alınmazsa arazi malikinin malzeme sahibine uygun bir tazminat ödemekle yükümlü olduğu,

13. Ayrıca TMK’nın 723 üncü maddesinin birinci fıkrasına göre ise yapıyı yaptıran arazi maliki iyiniyetli değilse malzeme sahibinin uğradığı zararın tamamının tazmin edilmesi gerektiği,

14. Ecrimisil yönünden vekil edenin kötü niyetli olmadığı gibi uzun süreli kullanım nedeniyle zımni muvafakatin bulunduğu,

15. Dava konusu edilen taşınmazların tapudaki nitelikleri dikkate alınarak ecrimisil hesabı yapılmadığı,

16. Kâl istemi yönünden fahiş zarar unsurunun bulunup bulunmadığının araştırılmadığı,

17. Hem yıkım kararından dolayı tarafların menfaat durumları hem de genel ekonomik menfaatler değerlendirilerek fahiş zarar konusunda bir karar verilmesi gerektiği,

18. Müvekkil tarafından yapılan inşaata arazi maliki tarafından açık veya örtülü rıza gösterildiği,

19. Rızanın söz konusu olması durumunda yıkımın talep edilemeyeceği,

20. Terditli talepleri içerisinde yer alan irtifak hakkı tesisi hakkında kararda Mahkemece gerekçeli açıklama yapılmadığı ileri sürülerek istinaf başvurusunda bulunmuştur.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile özetle;
1. Dava konusu taşınmazlarda davacının tam hisse ile malik olduğu ve davalının herhangi bir hakka dayanmaksızın taşınmazlara haksız müdahalede bulunduğu,

2. Çapa bağlanmış yerlerde iyi niyetin ispat şekli kısıtlanarak adeta resmi belgelerle ispat edilmesi gerektiğinin benimsendiği,

3. Çaplı yere yapı yapan ve ağaç diken malzeme sahibi davalı-karşı davacının iyi niyetli olarak kabul edilmesinin mümkün olmadığı,

4. Diğer koşullar değerlendirilmeksizin yıkım talebinin kabulüne ve temliken tescil talebinin ise reddine karar verilmiş olmasının yerinde olduğu,

5. El atmanın önlenmesi ve ecrimisil taleplerine ilişkin hükmün isabetli olduğu gerekçesiyle davalı-karşı davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı-karşı davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı-karşı davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; cevap ve karşı dava dilekçeleri, dosya kapsamındaki beyanlar ve istinaf sebeplerine benzer gerekçeler ile Bölge Adliye Mahkemesinin karar ve gerekçesinin yerinde olmadığı ileri sürülerek hükmün bozulması istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Asıl dava, mülkiyet hakkına dayalı el atmanın önlenmesi, kâl, ecrimisil ve tazminat, karşı dava ise temliken tescil isteğine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri,

2. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 683, 722, 723, 724 ve 995 inci maddeleri.

3. Değerlendirme
1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı-karşı davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

17.100,00 TL Yargıtay duruşma vekalet ücretinin davalı-karşı davacıdan alınarak davacı-karşı davalıya verilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

05.03.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.