7. Hukuk Dairesi 2023/5877 E. , 2024/2993 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/606 E., 2021/2631 K.
DAVA TARİHİ : 05.06.2015
KARAR : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 3. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2015/265 E., 2020/42 K.
Taraflar arasındaki muhdesatın tespiti ve ecrimisilin istirdadı davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleştirilen davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı duruşmalı olarak davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 28.05.2024 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde davalı vekili Avukat ... geldi. Başka gelen olmadı. Açık duruşmaya başlandı. Gelenin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra açık duruşmanın bittiği bildirildi. İşin incelenerek karara bağlanması için Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Davacı vekili; 908 ada 9 parsel sayılı taşınmaz üzerindeki binanın 1988-1989 yıllarında ... tarafından yaptırılarak 1991 yılında ...'a satıldığını, Muzaffer tarafından da 2 kat ilave edilen bina ile birlikte arsanın 81 m2'lik kısmının 2004 yılında davacıya satıldığını, Bağcılar Belediyesi tarafından 1991 yılındaki imar uygulaması neticesinde bazı tapuların ortak olarak tapu kütüğüne kayıtlandığını, binanın yapımında hiçbir katkısı olmayan davalının, davacıdan ecrimisil adı altında para tahsil ettiğini ileri sürerek dava konusu taşınmaz ve üstündeki binanın davacıya ait olduğunun tespitini talep etmiştir, aşamada; arsa üzerinde istemde bulunmadıklarını, sadece binanın mülkiyetini istediklerini belirtmiştir.
3. Davacı vekili birleştirilen dava dilekçesinde; müvekkilinin tapuda 81/112, davalının ise 31/112 hisse sahibi olduğunu, taşınmazın bulunduğu bölgede belediye tarafından 1991 yılında yapılan ifraz çalışmaları sonucu parsellerde kaymalar olduğunu, bazı taşınmazların tapu kütüğüne ortak kaydedildiğini, davalının arsa vasıflı bu yerde sadece arsa payı olduğunu, üzerinde kurulu binada hak sahibi olmadığını, davalı tarafından davacı aleyhine ecrimisil alacakları olduğundan bahisle takip yapıldığını ve takibin kesinleştirildiğini, müvekkilinin hesabından 113.281,22 TL'nin dosyaya gönderildiğini ve alacaklı vekiline ödendiğini, davalının ecrimisil talep etme hakkı olduğu kabul edilse bile zamanaşımına uğradığını ileri sürerek haksız tahsil edilen 113.281,22 TL'nin yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
1. Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının taşınmazda hak sahibi olduktan 11 yıl sonra açtığı davanın zamanaşımına uğradığını, ortaklığın giderilmesi davasında herhangi bir muhdesat iddiasında bulunulmadan bu davanın açılması nedeniyle davacının kötüniyetli olduğunu, taşınmazdaki davalı payının yıllar önce bedeli babası tarafından ödenerek ...'den satın alındığını, 31.01.1990 tarihinde kardeşi adına, 20.12.1990 tarihinde ise davalı adına tescil edildiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
2. Birleştirilen davada davalı vekili; davacının taşınmazın bir kısım hissesini satın almasına rağmen vekil edenine ait kısmı yok sayma çabasında olduğunu, dava konusu binanın ruhsatsız olması nedeniyle davacının binaya tek başına sahip olamayacağını, davacının binayı kendisinin yapmadığını, başkası tarafından yapılan binayı satın aldığını, 10 yıllık zamanaşını süresi dolduktan sonra dava açıldığını, davacının icra dosyasından gönderilen tebligatlara itiraz etmeksizin borcu ödediğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesi yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında; "....dava konusu parselin bulunduğu bölümde imar uygulaması öncesinde de binanın mevcut olduğu, binaya ilişkin herhangi bir ruhsat ve projenin bulunmadığı, binanın ... tarafından yapılıp silsileli olarak el değiştirilmesi suretiyle arsasıyla birlikte bina olduğu vaziyette en son davacıya satıldığı, davacının satın aldığı tarihte binanın mevcut olduğu ve arsası ile birlikte satın alındığı, davacının halef olması nedeniyle önceki maliklerin imal ettiği binaların sahibi durumunda bulunduğu, taşınmazdaki 81/112 hissesi ile binanın oturduğu zemin alanının 81,23 m2 olmasının, bu iddiayı daha da teyit ettiği, davalının hissesi olarak gözüken 31/112 payın sadece arsada mevcut olduğu, üzerindeki binayı kapsamadığı, dava konusu binada davalının herhangi bir hakkı bulunmadığından sebepsiz olarak ödenen ecrimisilin de iadesinin gerektiği gerekçesiyle asıl dava ve birleştirilen davanın kabulüne" karar vermiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili; davaların zamanaşımına uğradığını, taşınmazın arzından başka ve sadece davacı lehine mülkiyete karar verilemeyeceğini, binanın tasarruf yetkisinin tek başına davacıya geçeceğini, oysa müşterek mülkiyet hükümleri gereği taşınmazın tamamında tüm paydaşların hak sahibi olduklarını, bir an için ecrimisil bedelinin iadesi gerekeceği düşünülse dahi beş yılı aşan kısmın eksik borç niteliğinde olacağını ve iadesinin istenemeyeceğini, icra dosyasına davacı tarafından yatırılan paranın dava değeri olarak gösterildiğini ancak kesintiler nedeniyle davalıya ödenen paranın daha az olduğunu, davalının eline geçmeyen paranın da istirdadına karar verildiğini, avukatlık ücreti, faiz ve yargılama giderlerinin hesabında tarafların paylarına göre hesaplama yapılmadığını ileri sürerek kararın kaldırılmasını ve davaların reddine karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesi yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili; Bölge Adliye Mahkemesinin muhdesatın aidiyetinin tespiti ile ilgili asıl davadaki İlk Derece Mahkemesi gerekçelerinin tamamını kaldırdığını, muhdesatın aidiyetinin tespiti konusunda bir gerekçe bildirmeksizin davacının gayrimenkulü işgal etmekte iyiniyetli olduğu gerekçesiyle birleştirilen davayı da kabul ettiğini, davacının birleştirilen davadaki istirdat taleplerinin dayanağının; ecrimisil ödemesine gerek olmadığı ve böyle bir sorumluluğunun bulunmadığı yönünde olduğunu, 5 yıllık zamanaşımının icra takibine itirazda ileri sürülebileceğini belirterek hükmün bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Asıl dava, muhdesatın tespiti; birleştirilen dava ecrimisilin istirdadı istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. Bir şeye malik olan kimse, o şeyin bütünleyici parçalarına da malik olur (4721 s.lı TMK. mad. 684/1). Arazi üzerindeki mülkiyet, kullanılmasında yarar olduğu ölçüde, üstündeki hava ve altındaki arz katmanlarını kapsar. Bu mülkiyet kapsamına, yasal sınırlamalar saklı kalmak üzere kalıcı yapılar, bitkiler ve kaynaklar da girer (TMK mad. 718). 22.12.1995 tarih ve 1/3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da vurgulandığı gibi Eşya Hukukunda, muhdesattan, bir arazi üzerinde kalıcı yapı ve tesisler ile bağ ve bahçe şeklinde dikilen ağaçları anlamak gerekir. Muhdesat, şahsi bir hak olup (TMK 722, 724, 729 m.ler), sahibine arazi mülkiyetinden ayrı bağımsız bir mülkiyet veya sınırlı bir ayni hak bahşetmez.
Taşınmaz üzerindeki kalıcı yapı, ağaç gibi bütünleyici parça niteliğindeki muhdesatların taşınmazın arzından ayrı bir mülkiyetinin varlığından söz edilemez. Açıklanan bu ilke ve esaslara göre, kural olarak muhdesatın arz malikinden başkasına aidiyetinin tespiti istenemez.
2. Tespit davası, kendine özgü davalardan olup dava sonucunda istihsal edilecek ilamın icra ve infaz kabiliyeti bulunmamaktadır. Bunun doğal sonucu olarak da bu davaların uygulama alanı sınırlıdır. Bilindiği üzere, tespit davalarının görülebilmesi için güncel hukuki yararın bulunması (6100 s.lı HMK mad.106/2) ve dava sonuçlanıncaya kadar da güncelliğini kaybetmemesi gerekir. Tespit davaları eda davalarının öncüsüdür, bu nedenle eda davası açılmasının mümkün olduğu hallerde, tespit davası açılmasında hukuki yararın bulunmadığı kabul edilmektedir. Hukuki yararın bulunması dava şartı olup, yargılamanın her aşamasında taraflarca ileri sürülebileceği gibi hakim tarafından da re'sen gözetilir. Hukuki yararın bulunmadığının tespiti halinde davanın, dava şartı yokluğu gerekçesiyle usulden reddine karar verilmelidir (HMK mad.114/1-h, 115).
3. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 718 inci maddesi.
3. Değerlendirme
Somut olayda; davacı, 1991 yılında dava dışı ... isimli kişiden babası tarafından alınan hissenin, imar uygulaması sonrası 2004 yılında kendisine satıldığını, ...'ün ve babasının hisselerinin taşınmazda imar uygulaması yapılmadan önce de var olduğunu, yine imar uygulaması öncesinde taşınmaz üzerinde bina olduğunu, devraldığı hissenin pay miktarı ile örtüşür miktarda binanın zemin oturum alanı olduğunu, binayı ...'ün yaptığını, ilk olarak hissesini babasına devrettiğini, babasından da kendisine üzerindeki bina dahil edilerek hisse satışının yapıldığını, binanın bu nedenle kendisine ait olduğunu, muhdesatın adına tespitini talep etmiştir.
Türk Medeni Kanunu'nun 718 inci maddesi uyarınca arazi üzerindeki mülkiyet hakkı yapıları, bitkileri ve kaynakları da kapsar. Kısaca, tapuda kayıtlı bir taşınmazın maliki kim ise, kural olarak üzerindeki yapılar da ona aittir. İstisnalar dışında araziyi ayrı, üzerindeki yapıyı ayrı düşünme olanağı yoktur. Bu durumda davacı, satın aldığı pay kadar üzerindeki binada hak sahibi olmuştur.
Hal böyle olunca; davacı tarafından binanın kendisi tarafından yapıldığı iddia edilmediğine göre mahkeme tarafından muhtesata yönelik talebin kabul edilmesi hatalı olduğundan hükmün bozulması gerekmiş, bozma sebebine göre birleştirilen davaya yönelik temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, bozma sebebine göre birleştirilen davadaki ecrimisil alacağına yönelik temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
17.100,00 TL Yargıtay duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
28.05.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!